Bizler... Çanakkale’nin kan gölüne dönmüş siperlerinde parçalananlar, Sarıkamış’ın dağlarında buz kesenler, Dumlupınar’da göğsünü siper edenler... Ve bu vatanın dağında, taşında, Gabar’da, Cudi’de, Bestler-Dereler’de, Kuzey Irak’ın zifiri kayalıklarında PKK terör örgütüyle, o kalleş pusularla boğuşurken bağrı delinen, bayrağa sarılı tabutlarla baba ocaklarına dönen şehitleriz! Diyarbakır’dan Trabzon’a, İzmir’den Kars’a kadar bu ülkenin haritasını canıyla, kanıyla mühürleyen o "kefensizler" meclisiyiz.
Yıllar önce, yine bir "çözüm" adı altında devletin temelleri tartışmaya açıldığında, toprağın altından tarihin sarsıcı sesiyle haykırmıştık: "Sizler uyuyorsanız, biz kalkalım!"
Meğer size çok bile pay biçmişiz. Meğer sizinki geçici bir uyku değil, basiretin ve milli şuurun tamamen kelepçelendiği derin bir hareketsizlikmiş!
Bugün Meclis çatısı altında "Toplumsal Bütünleşme" ve "Milli Dayanışma" süslü ambalajlarıyla önünüze konan o "Çerçeve Yasa" kumpasını izlerken takındığınız o pişkin, o omurgasız ve sessiz tutum karşısında, biz toprağın altında mahcubuz!
Sınırın hemen ötesinde tırlarla yığılan ABD silahlarını, İsrail’in ve emperyalist odakların tıkır tıkır işleyen harita planlarını göre göre; binlerce arkadaşımızın kanını döken o katiller sürüsüyle ve onların uzantılarıyla Meclis’te kanun pazarlığı yapılmasına "strateji", "konjonktür" diyen akıllara gıkınızı çıkarmıyorsunuz! Biz dağlarda kanımızın son damlasına kadar o kalleşlerle dövüşürken, siz Meclis salonlarında bu duruma kanun kılıfı uyduranları izliyorsunuz! Dün "Yetmez Ama Evet" diyerek devleti kumpasçı çetelere teslim eden zihniyet neyse, bugün ekranlarda "süreci lehimize çevirelim" diye kıvıranlar da odur! Ve siz, tüm bu yaşananları sıradan bir tiyatro gibi izlemeye devam ediyorsunuz!
TBMM Adalet Komisyonu’nda Çanakkale’nin vekili Rıdvan Uz ve İYİ Parti kadroları sabaha kadar, tam 18 saat boyunca cansiperane barikat kurup, "Adil olacaksınız!" diye o komisyon başkanının ve bu tasarıyı zorla geçirmek isteyenlerin yüzüne haykırırken; "kifayet-i müzakere" oyunuyla muhalefeti boğmaya çalışanların telaşına baksanıza...
Gözümüzün içine baka baka 'yeni' diye ortaya çıkıp, millete umut ambalajı satan ama ilk virajda DEM, AKP ve MHP'nin kurduğu o karanlık dümenin doğrudan yedek kulübesine kurulan, iktidar ve uzantılarının iklimine göre yelken açan o omurgasız siyasal oluşumlara, o sahte muhalif tiplemelere yazıklar olsun! Dün ilkesellikten bahsedenlerin, bugün Meclis koridorlarında aynı kirli pazarlık masasının kenarına nasıl da iştahla tünediklerini izliyoruz. Kendini 'yeni' zanneden ama aslında eski teslimiyetçi kafa yapısının yeni bir taşeronundan ibaret olan bu yapıların; DEM’in, AKP’nin ve MHP’nin el ele verip milli bütünlüğü tasfiye etme operasyonuna meze olmaktan öteye gidememeleri tam bir utanç vesikasıdır. Adamlara ayıp ettiniz! Bıraksaydınız ya; bu ortaklık el ele verip uğruna şehit düştüğümüz vatanın üniter yapısını yangından mal kaçırır gibi Meclis'ten geçirselerdi! Ne diye o tasarıyı dayatanların keyfini, "yeni siyaset" kılıfıyla iktidarın şemsiyesine sığınan uyanıkların ve sizin o konforlu uyuşukluğunuzu bozuyorlar ki? Bu millete, devlete ve şehit kanına ihanet eden tüm bu yapıların, o sahte 'yeni' tiplemelerin derhal o omurgasız tutumlarını terk edip Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tavizsiz, milli ve tam bağımsızlıkçı çizgisine dönmelerini umut etmekten başka çare kalmamıştır!
Biz Çanakkale’den terörle mücadele dağlarına kadar toprağın altında yatanlar olarak karar verdik: Sakın ola ki kalkmayın!
Şimdi biz o kabirlerimizden fırlayıp gelsek; kurşun yemiş bedenlerimizle, boynumuzda al bayrakla Meclis’in kapısına dayansak... Devleti peşkeş çektiğiniz o okyanus ötesi efendilerinize sığınıp bizi "düzeni bozan marjinaller" diye kenara itersiniz! Atatürk’ün Bursa Nutku’nu yüzünüze çarpsak, "Günün sosyolojisine, 'yeni sürece' uymuyor" deyip bizi bir kanun maddesiyle tekrar toprağa gömmeye kalkarsınız!
O yüzden hiç istifinizi bozmayın!
Okyanus ötesinden yazılan senaryoları Meclis salonlarında alkışlamaya, kanımızı emen terör odaklarıyla el sıkışılırken ekran karşısında izlemeye ve memleket gözünüzün önünde pazarlanırken uyumaya devam edin!
Biz Çanakkale'de toprağa düşenlerle; Cudi'de, Gabar'da şehit olan Jandarma Mehmetler, Polis Ahmetler olarak toprağın altında yan yana, sizin bu duyarsızlığınızı izleyerek kahrımızdan bir kez daha ölmeye razıyız. Ne de olsa biz kalkarsak, sizin o muazzam rahatlığınızın ve vurdumduymazlığınızın tadı kaçar.
Uyumaya devam edin efendiler, uyanırsanız mazallah vatanı ve şerefi hatırlamanız gerekir..
