Taner ARÇUKOĞLU
Köşe Yazarı
Taner ARÇUKOĞLU
 

SOĞUK BALKONDA SICAK BİR UTANÇ...

Balkonumda iki koltuk var. Her gece o koltuklara biraz mama bırakırım. Gelirler, yerler, sessizce giderler. Kimseye yük olmazlar. Kimseye zarar vermezler. Ama bu gece başka bir şeye şahit oldum. Perdenin arasından baktığımda iki kedi koltukta birbirine sarılmıştı. Önce biri diğerini, tepeden tırnağa — abartmıyorum — özenle yaladı. Sonra diğeri aynı şekilde karşılık verdi. Ardından birbirlerine yaslanıp uyudular. Sessizce. Güvenerek. Sığınarak. Daha önce de bir köpekle bir kedinin yan yana, birbirine temas ederek uyuduğunu görmüştüm. İnsanların birbirini boğazladığı bir çağda, sokakta yaşayan hayvanların birbirine sarılarak hayatta kalmaya çalışması… Bu bir tesadüf değil. Sokak hayvanları hayatın en sert yüzüyle karşı karşıya. Açlık, soğuk, hastalık… Bir de vicdan ve merhamet yoksunu insanların gazabı. Tekmelenen, taşlanan, korkutulan… Yine de birbirlerine düşman olmuyorlar. Tam tersine, birbirlerine tutunuyorlar. Çünkü biliyorlar: Bu dünyada tek başına kalmak ölüm demek olabilir. Birlikte durmak ise yaşamaktır. Biz neyi öğrendik? Utanmamayı. En küçük çıkar meselesinde yılların hukukunu yakmayı… Bir koltuk için emeği görmezden gelmeyi… Bir mevki uğruna dostluğu harcamayı… Bir ego adına hatıraları inkâr etmeyi… Ve sonra hiçbir şey olmamış gibi dürüstlük nutukları atmayı. Omurgasızlık artık saklanan bir kusur değil; neredeyse planlı bir yükselme yöntemi. Dün omuz omuza yürüdüğünü bugün tanımamak, birlikte verilen emeği kendi hanene yazmak ve bunu yaparken tek bir mahcubiyet duymamak… Çürüme tam da burada başlıyor. Adına siyaset deniliyor. Oysa siyaset ilke ister. İlke yoksa geriye sadece hesap kalır. Hesabın olduğu yerde ise vefa barınmaz, güven tutunamaz. Sokaktaki hayvanlar bile, insanın öfkesinden korunmak için birbirine sarılıyor. Biz ise kendi hırsımızdan korunamıyoruz. Onlar sevgiyle güçleniyor. Biz menfaatle ağırlaşıyoruz. Bir balkonda iki koltuk. Biraz mama. Ve iki canlının birbirine sarılarak uyuduğu bir gece… Belki de asıl utanç şu: Soğuk bir balkonda birbirine sarılan iki kedi, birçok insandan daha onurlu bir dayanışma sergiliyor. Demek ki mesele sokak değil. Mesele kalp. Kalp sertleştiğinde, koltuklar ne kadar yumuşak olursa olsun insan yine düşüyor.
Ekleme Tarihi: 24 Şubat 2026 -Salı
Taner ARÇUKOĞLU

SOĞUK BALKONDA SICAK BİR UTANÇ...

Balkonumda iki koltuk var.
Her gece o koltuklara biraz mama bırakırım. Gelirler, yerler, sessizce giderler. Kimseye yük olmazlar. Kimseye zarar vermezler.

Ama bu gece başka bir şeye şahit oldum.

Perdenin arasından baktığımda iki kedi koltukta birbirine sarılmıştı. Önce biri diğerini, tepeden tırnağa — abartmıyorum — özenle yaladı. Sonra diğeri aynı şekilde karşılık verdi. Ardından birbirlerine yaslanıp uyudular. Sessizce. Güvenerek. Sığınarak.

Daha önce de bir köpekle bir kedinin yan yana, birbirine temas ederek uyuduğunu görmüştüm.

İnsanların birbirini boğazladığı bir çağda, sokakta yaşayan hayvanların birbirine sarılarak hayatta kalmaya çalışması…
Bu bir tesadüf değil.

Sokak hayvanları hayatın en sert yüzüyle karşı karşıya.
Açlık, soğuk, hastalık…
Bir de vicdan ve merhamet yoksunu insanların gazabı.

Tekmelenen, taşlanan, korkutulan…
Yine de birbirlerine düşman olmuyorlar.
Tam tersine, birbirlerine tutunuyorlar.

Çünkü biliyorlar:
Bu dünyada tek başına kalmak ölüm demek olabilir.
Birlikte durmak ise yaşamaktır.

Biz neyi öğrendik?

Utanmamayı.

En küçük çıkar meselesinde yılların hukukunu yakmayı…
Bir koltuk için emeği görmezden gelmeyi…
Bir mevki uğruna dostluğu harcamayı…
Bir ego adına hatıraları inkâr etmeyi…

Ve sonra hiçbir şey olmamış gibi dürüstlük nutukları atmayı.

Omurgasızlık artık saklanan bir kusur değil;
neredeyse planlı bir yükselme yöntemi.
Dün omuz omuza yürüdüğünü bugün tanımamak,
birlikte verilen emeği kendi hanene yazmak
ve bunu yaparken tek bir mahcubiyet duymamak…

Çürüme tam da burada başlıyor.

Adına siyaset deniliyor.
Oysa siyaset ilke ister.
İlke yoksa geriye sadece hesap kalır.
Hesabın olduğu yerde ise vefa barınmaz, güven tutunamaz.

Sokaktaki hayvanlar bile, insanın öfkesinden korunmak için birbirine sarılıyor.
Biz ise kendi hırsımızdan korunamıyoruz.

Onlar sevgiyle güçleniyor.
Biz menfaatle ağırlaşıyoruz.

Bir balkonda iki koltuk.
Biraz mama.
Ve iki canlının birbirine sarılarak uyuduğu bir gece…

Belki de asıl utanç şu:
Soğuk bir balkonda birbirine sarılan iki kedi,
birçok insandan daha onurlu bir dayanışma sergiliyor.

Demek ki mesele sokak değil.

Mesele kalp.

Kalp sertleştiğinde,
koltuklar ne kadar yumuşak olursa olsun
insan yine düşüyor.

Yazıya ifade bırak !

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.