Takvimler 4 Nisan’ı gösterdiğinde, ekranlarımıza patili dostlarımızın şirin fotoğrafları, altına iliştirilmiş süslü püslü sevgi sözcükleri ve "vicdan" temalı grafik tasarımlar düşmeye başlar. Belediye başkanlarından kurumsal şirketlere, bireysel kullanıcılardan sözde kanaat önderlerine kadar herkes bir "merhamet yarışı" içindedir. Ancak bu renkli piksellerin arkasında, gri ve soğuk bir gerçeklik yatmaktadır: Biz sizin samimiyetinizi, artık ses gelmeyen o ıssız sokaklardan tanıyoruz.
Kağıt Üstünde Sevgi, Sokakta Sürgün
Sokak hayvanları günü ilan etmek, ancak o sokaklarda bir "yaşam" varsa anlamlıdır. Hayvanları barınak adı verilen toplama kamplarına hapsetmek, bilinmeze sürmek ya da yaşam haklarını ellerinden almak için her türlü bürokratik yolu mübah görenlerin bugün kutlama mesajı yayımlaması, trajikomik bir tiyatrodan ibarettir.
Sessizleştirilen Şehirler: Bir şehri modernleştirmek; oradaki ağaçları kesmek ve canlıları yok etmek değil, onlarla uyum içinde yaşayabilmektir.
İçi Boşaltılmış Sembolizm: 364 gün boyunca görmezden gelinen, besleme alanları tahrip edilen ve şiddete uğradığında yasaların arkasından dolanılan canlar için 1 gün "farkındalık" yapmak, vicdan azabını bastırma çabasıdır.
Takvimler Sahte, Acılar Gerçektir
Sokakları beton yığınlarına çevirip, o betonların üzerine "Can dostlarımızın yanındayız" afişleri asmak, kaybettiğimiz her bir canın hatırasına yapılmış en büyük saygısızlıktır. Bizim için 4 Nisan bir kutlama değil, bir yas ve hesaplaşma günüdür.
"Bir toplumun ahlaki gelişmişliği ve gelişimi, hayvanlara nasıl davrandığıyla ölçülür." — Mahatma Gandhi
Bugün paylaştığınız o pırıltılı görseller, boşalttığınız sokakların, dindirdiğiniz havlamaların ve söndürdüğünüz hayatların üzerini örtmeye yetmeyecek. Sizin samimiyetiniz, seçim dönemlerinde verilen vaatlerle sınırlıyken; bizim acımız, her sabah mama kabı boş kalan, her gece sığınacak bir yer arayan ve her gün katliam yasalarına karşı direnen canların gerçeğidir.
Sonuç: Vitrin Değil, Vicdan İstiyoruz
Sokak hayvanları günü, onları sokaklardan temizlemek isteyenlerin reklam malzemesi olamaz. Eğer gerçekten samimiyseniz;
Popülist politikaları değil, etik ve bilimsel kısırlaştırmayı savunun.
"Satın alma sahiplen" sloganını sadece yazmayın, hayata geçirin.
Yaşam hakkını pazarlık konusu yapmaktan vazgeçin.
Unutmayın; sokakları sessizliğe mahkûm edip o sessizliğin üzerine bayram ilanları asanları, ne tarih affedecek ne de o dilsiz dostlarımızın ahı. Sizin takvimleriniz sahte, bizim yasımız gerçektir.
