Taner ARÇUKOĞLU
Köşe Yazarı
Taner ARÇUKOĞLU
 

Siyasetin Tasfiyesi: İlkesizlik Pazarı ve Omurgasızlar Kastı

Bugün Türkiye’de kitlelerin karşı karşıya kaldığı en büyük tehlike, sadece ekonomik buhran ya da geleceksizlik girdabı değil ,asıl tehlike, bu sorunları çözmesi gereken siyaset kurumunun bizzat kendisinin bir "sorun ve kirlilik kaynağı" haline gelmiş olmasıdır. Açık konuşalım: Bu ülkede bir şey değişecekse, köklü bir dönüşüm yaşanacaksa bu ancak ve ancak siyaset eliyle olacaktır. Toplumsal hayatın, hukukun ve ekonominin düzelmesinin yegâne yolu siyasetin temizlenmesidir. Tam da bu yüzden, siyaseti içine düştüğü bu foseptikten çıkarmak, onu sağlıklı ve ahlaki bir zemine oturtmak lüks değil, bir ölüm kalım meselesidir. Ancak mevcut manzara, bir hizmet yarışından ziyade bir panayır yerini, daha da net bir ifadeyle bir "ilkesizlik pazarını" andırmaktadır. Masa Masa Dolaşanlar ve Siyasi Turizm Siyaset sahnesi, ne yazık ki fikri takip yeteneğini kaybetmiş, ideolojik namusunu vestiyere bırakmış aktörlerin işgali altındadır. Rüzgârın estiği yöne doğru yelken açmayı "siyasi zekâ", güce tapınmayı "realizm" olarak pazarlayan bu güruh, siyaseti bir inanç ve dava alanı olmaktan çıkarıp bir "kariyer ve geçim kapısı" haline getirmiştir. Kendi kişisel ajandaları, koltuk hesapları ve şahsi menfaatleri için parti parti gezen siyasi turistler, sabah başka akşam başka konuşan fırıldaklar, toplumun siyasete olan inancını hadım etmektedir. Vatandaş ay sonunu getiremezken, gençler bu ülkeden kaçmanın yollarını ararken; makam pazarlıkları yapan, "Ben ne koparırım?" hesabı güden bu asalak anlayış, siyaset kurumunun üzerindeki en büyük yüktür. Hakiki Mücadeleyi ve Namuslu Siyasetçiyi Ayırmak Ancak bu sert eleştirileri yaparken, çok keskin ve adil bir çizgiyi de çekmek zorundayız. Siyaset arenasının bu toz dumanı ve kirliliği içinde; gerçekten namusuyla, şerefiyle, onuruyla bu memleket için, vatan için, ay yıldızlı bayrak için mücadele eden siyasetçileri bu güruhtan tamamen ayrı bir yere koyuyoruz. Çünkü biliyoruz ki, her türlü baskıya, zorluğa ve teklife rağmen çizgisini bozmayan, milletin emanetine halel getirmeyen vatansever siyasetçiler bu ülkenin asıl teminatıdır. Onlar; siyaseti bir zenginleşme aracı değil, millete hizmet etmenin ibadet sayıldığı bir zemin olarak görürler. Onların varlığı, siyaset kurumunun tamamen çürümesini engelleyen en büyük panzehirdir. Bu ülkenin dürüst, ilkeli ve şerefli siyasetçilere şükran ve saygı borcu vardır. Asıl Mücadele Kiminle? Bizim kavgamız, hayatını memlekete adamış bu namuslu insanlarla değil; siyaseti kirleten, rüzgâra göre yön değiştiren, bir gün orada bir gün burada masa masa dolaşan omurgasızlarladır. Siyasetin sağlıklı bir zemine oturması, bu asalak kastın radikal bir şekilde tasfiye edilmesi ve meydanın yeniden o namuslu vatan evlatlarına bırakılmasıyla mümkündür. Sonuç: Pusulası Millet Olanların Dönemi Toplum, bu tiyatro oyunundan, bu gündüz kuşağı polemiklerinden ve samimiyetsizlikten tiksinme noktasına gelmiştir. Halk, kimin gerçekten memleket için kavga ettiğini, kimin ise sadece kendi ikbalinin peşinde koştuğunu çok iyi görmektedir. Türkiye’nin geleceği; rüzgârgülleriyle, fırıldaklarla ve şahsi hesap yapan fırsatçılarla inşa edilemez. Bu ülke; bayrağı namusu bilen, vatanını ve milletini her şeyin üzerinde tutan o temiz, ilkeli ve şerefli insanların omuzlarında yükselecektir. Siyaseti kirli ellerden temizleyip, hakkıyla yapanların hakkını teslim etmek bu ülkenin namus borcudur.    
Ekleme Tarihi: 02 Temmuz 2026 -Perşembe
Taner ARÇUKOĞLU

Siyasetin Tasfiyesi: İlkesizlik Pazarı ve Omurgasızlar Kastı

Bugün Türkiye’de kitlelerin karşı karşıya kaldığı en büyük tehlike, sadece ekonomik buhran ya da geleceksizlik girdabı değil ,asıl tehlike, bu sorunları çözmesi gereken siyaset kurumunun bizzat kendisinin bir "sorun ve kirlilik kaynağı" haline gelmiş olmasıdır. Açık konuşalım: Bu ülkede bir şey değişecekse, köklü bir dönüşüm yaşanacaksa bu ancak ve ancak siyaset eliyle olacaktır. Toplumsal hayatın, hukukun ve ekonominin düzelmesinin yegâne yolu siyasetin temizlenmesidir. Tam da bu yüzden, siyaseti içine düştüğü bu foseptikten çıkarmak, onu sağlıklı ve ahlaki bir zemine oturtmak lüks değil, bir ölüm kalım meselesidir.

Ancak mevcut manzara, bir hizmet yarışından ziyade bir panayır yerini, daha da net bir ifadeyle bir "ilkesizlik pazarını" andırmaktadır.

Masa Masa Dolaşanlar ve Siyasi Turizm
Siyaset sahnesi, ne yazık ki fikri takip yeteneğini kaybetmiş, ideolojik namusunu vestiyere bırakmış aktörlerin işgali altındadır. Rüzgârın estiği yöne doğru yelken açmayı "siyasi zekâ", güce tapınmayı "realizm" olarak pazarlayan bu güruh, siyaseti bir inanç ve dava alanı olmaktan çıkarıp bir "kariyer ve geçim kapısı" haline getirmiştir.

Kendi kişisel ajandaları, koltuk hesapları ve şahsi menfaatleri için parti parti gezen siyasi turistler, sabah başka akşam başka konuşan fırıldaklar, toplumun siyasete olan inancını hadım etmektedir. Vatandaş ay sonunu getiremezken, gençler bu ülkeden kaçmanın yollarını ararken; makam pazarlıkları yapan, "Ben ne koparırım?" hesabı güden bu asalak anlayış, siyaset kurumunun üzerindeki en büyük yüktür.

Hakiki Mücadeleyi ve Namuslu Siyasetçiyi Ayırmak
Ancak bu sert eleştirileri yaparken, çok keskin ve adil bir çizgiyi de çekmek zorundayız. Siyaset arenasının bu toz dumanı ve kirliliği içinde; gerçekten namusuyla, şerefiyle, onuruyla bu memleket için, vatan için, ay yıldızlı bayrak için mücadele eden siyasetçileri bu güruhtan tamamen ayrı bir yere koyuyoruz.

Çünkü biliyoruz ki, her türlü baskıya, zorluğa ve teklife rağmen çizgisini bozmayan, milletin emanetine halel getirmeyen vatansever siyasetçiler bu ülkenin asıl teminatıdır. Onlar; siyaseti bir zenginleşme aracı değil, millete hizmet etmenin ibadet sayıldığı bir zemin olarak görürler. Onların varlığı, siyaset kurumunun tamamen çürümesini engelleyen en büyük panzehirdir. Bu ülkenin dürüst, ilkeli ve şerefli siyasetçilere şükran ve saygı borcu vardır.

Asıl Mücadele Kiminle?
Bizim kavgamız, hayatını memlekete adamış bu namuslu insanlarla değil; siyaseti kirleten, rüzgâra göre yön değiştiren, bir gün orada bir gün burada masa masa dolaşan omurgasızlarladır. Siyasetin sağlıklı bir zemine oturması, bu asalak kastın radikal bir şekilde tasfiye edilmesi ve meydanın yeniden o namuslu vatan evlatlarına bırakılmasıyla mümkündür.

Sonuç: Pusulası Millet Olanların Dönemi
Toplum, bu tiyatro oyunundan, bu gündüz kuşağı polemiklerinden ve samimiyetsizlikten tiksinme noktasına gelmiştir. Halk, kimin gerçekten memleket için kavga ettiğini, kimin ise sadece kendi ikbalinin peşinde koştuğunu çok iyi görmektedir.

Türkiye’nin geleceği; rüzgârgülleriyle, fırıldaklarla ve şahsi hesap yapan fırsatçılarla inşa edilemez. Bu ülke; bayrağı namusu bilen, vatanını ve milletini her şeyin üzerinde tutan o temiz, ilkeli ve şerefli insanların omuzlarında yükselecektir. Siyaseti kirli ellerden temizleyip, hakkıyla yapanların hakkını teslim etmek bu ülkenin namus borcudur.

 


 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.