Taner ARÇUKOĞLU
Köşe Yazarı
Taner ARÇUKOĞLU
 

Atatürk’ten Türk Milleti’ne; Gaflete Karşı İhtarname!..

30 Ağustos Zafer Bayramı Vesilesiyle Türk Milleti’ne Sesleniş Türk Milleti’ne, Öz Evlatlarıma ve Yarınların Sarsılmaz Teminatı Türk Gençliğine; "Yüzyılların yükünü omuzlarında taşıyan, tarihi zaferlerle yazılmış asil milletim! Bugün, 30 Ağustos’un yıl dönümünde; Dumlupınar’da, Kütahya’da, 'Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır' diyerek şahlanan o aziz ve tavizsiz ruhu yeniden ihya etmek ve gerçekleri yüzünüze haykırmak için sizlere sesleniyorum. Hani ben size Dumlupınar’ın tepe noktalarından bakarken seslenmiştim: 'Milletimizin istiklal ve hürriyet davası için harcadığı emekler, döktüğü kanlar hiçbir zaman boşa gitmemiştir ve gitmeyecektir!' Büyük Taarruz, sadece düşmanın denize döküldüğü basit bir askeri muzafferiyet değildir; o gün oraya gömdüğümüz şey, Türk milletinin boynuna geçirilmek istenen esaret zinciridir. O zafer, 'Ya istiklal ya ölüm!' diyen çelikten bir iradenin, emperyalizmin yüzüne indirilmiş en ağır tokatıdır! Bugün bakıyorum da milletçe; dünyada ve bölgemizde yaşanan amansız çalkantıların, puslu havaların ve ahlaki krizlerin ortasında yalpalıyorsunuz. Yüz yıllık mirasımın, öz evlatlarım dediğim kurumların ve 'en büyük eserim' dediğim Cumhuriyetin ne hale getirildiğini büyük bir buruklukla ve öfkeyle izliyorum! Zaman zaman ümitsizliğe kapıldığınızı, cehaletin, sahte kurtarıcıların, menfaat odaklarının ve yabancı başkentlerden medet umanların karanlığında bocaladığınızı görüyorum. Ancak zihninize, vicdanınıza kazımanız gereken bir başka hakikat daha vardır: Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat büyük olarak görüp değer verdiği insanlardan vefasızlık, felaket görmesi ondan daha acıdır. Bu, kalp ve vicdanlar için onulmaz bir yaradır. Zihniyetler vardır ki; Cumhuriyeti 'yenilik' adı altında eğip bükerek, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler! İşte bu yarayı açanları tanıyınız: Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Bugün Atatürk adını siper edip onun ilkelerini kendi sığ emellerine alet edenlere, yabancı devletlerin raporlarına imza atıp medet uman harici ve dahili bedbahtlara bakın! Cumhuriyetin kurucu değerlerini ve tavizsiz ilkelerini dış mihrakların icazetine teslim edenler; mandacılığı ve himayeyi örtülü şekilde yeniden bu millete dayatan şaşkınlardır! Onlar; gafletin, dalaletin ve apaçık bir bedbahtlığın çukurundadırlar! Ve bu millete en büyük felaketi, en derin vefasızlığı yaşatanlar da onlardır. Ne acıdır ki bugün, Cumhuriyetin ve bağımsızlığın harcıyla kurulan bu devlette, vatanın birliğine kasteden tarihsel felaketler karşısında bocayan, tavizsiz bir milli duruş sergilemek yerine muğlak söylemlere sığınan anlayışlar türemiştir. İstiklal Mahkemeleri’nin adil terazisinden geçmiş, devletin varlığına kastetmiş odaklara açıkça 'hain' diyemeyecek kadar kararsızlığa düşenler, bu vatanın hangi değerler uğruna kurulduğunu unutmuş olanlardır. Tarihin ve milletin vicdanında mahkûm olmuşlara karşı net bir tavır alamayanlar, benim fikri mirasımı ve Cumhuriyetin temel ilkelerini temsil edemezler! Bu yoldan çıkanların, Cumhuriyeti eğip bükenlerin, başına 'demokratik cumhuriyet' ya da farklı sıfatlar ekleyerek onu farklı şekilde yorumlamaya, içini boşaltmaya kalkanların oyununu bozunuz! Benim size bıraktığım Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir sıfata, hiçbir gizli ajandaya, hiçbir küresel odanın yorumuna muhtaç değildir! O, 'kayıtsız şartsız milletin' olan, tam bağımsız, laik ve çağdaş bir halk idaresidir. Onu 'Çerçeve' yasalarla sığ bir anayasaya hapsetmeye ya da başka rejimlerin provası yapmaya kalkanlar, kalp ve vicdan yarası açan vefasızların ta kendileridir. Ben size Kütahya’da, öğretmenlerin ve aydınların huzurunda ne söylemiştim? 'Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir, fikir adamlarıdır, akıldır, ilimdir!' Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir; başka yol arayanlar koyu bir cehaletin ve gafletin kucağındadır. Şahsi ikballerini milletin ali menfaatlerinin üstünde tutanlar, küresel odakların metinlerine imza atanlar, Türk milletinin mukadderatını tayin edemezler! Bir ülkeyi sadece cephede değil; sanayide, teknolojide, sanatta ve masada dimdik duran tam bağımsız bir iradeyle zafere ulaştırdığınız zaman devlet olursunuz! Ey Türk Gençliği Ey Vatanseverler Hitabım sadece bugünün gençlerine değildir; Bu vatan için canını feda etmeye hazır olan her yaştan Türk ferdinedir! Etrafını saran bu gaflet çemberi, sahte dostlar ve maskeli bedbahtlar seni asla yıldırmasın, şaşırtmasın! Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş olabilir. Bütün bu ahval ve şeraitten daha elim ve daha vahim olan durumlarda dahi, muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! Dünyanın gidişatı ne olursa olsun, hangi süslü yalanlar söylenirse söylensin; sen yüzünü yabancı raporlara, sahte ittifaklara, Cumhuriyeti eğip büken 'Çerçeve'ci şaşkınlara, zihniyetini satmış 'yenilikçi' geçinen gafillere ve küresel efendilere değil; akla, hürriyete, milli egemenliğe ve Cumhuriyetin sarsılmaz ilkelerine döneceksin! Biz 30 Ağustos’ta imkânsızı başardık; çünkü başka hiçbir güce değil, yalnızca kendi bileğimize ve milletimizin bükülmez iradesine güvendik. Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak, o vefasızlığı gösteren iç bedbahtların, Cumhuriyeti eğip bükenlerin elinden kurtaracak ve yukarılara taşıyacak olan sizlersiniz. Zafer; korkakların, icazet arayanların, bu millete felaket getirenlerin değil, 'Zafer benimdir' diyebilen cesurların hakkıdır. 30 Ağustos Zafer Bayramınız kutlu olsun!" Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Ekleme Tarihi: 28 Ağustos 2026 -Cuma
Taner ARÇUKOĞLU

Atatürk’ten Türk Milleti’ne; Gaflete Karşı İhtarname!..

30 Ağustos Zafer Bayramı Vesilesiyle Türk Milleti’ne Sesleniş
Türk Milleti’ne, Öz Evlatlarıma ve Yarınların Sarsılmaz Teminatı Türk Gençliğine;

"Yüzyılların yükünü omuzlarında taşıyan, tarihi zaferlerle yazılmış asil milletim!

Bugün, 30 Ağustos’un yıl dönümünde; Dumlupınar’da, Kütahya’da, 'Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır' diyerek şahlanan o aziz ve tavizsiz ruhu yeniden ihya etmek ve gerçekleri yüzünüze haykırmak için sizlere sesleniyorum.

Hani ben size Dumlupınar’ın tepe noktalarından bakarken seslenmiştim: 'Milletimizin istiklal ve hürriyet davası için harcadığı emekler, döktüğü kanlar hiçbir zaman boşa gitmemiştir ve gitmeyecektir!' Büyük Taarruz, sadece düşmanın denize döküldüğü basit bir askeri muzafferiyet değildir; o gün oraya gömdüğümüz şey, Türk milletinin boynuna geçirilmek istenen esaret zinciridir. O zafer, 'Ya istiklal ya ölüm!' diyen çelikten bir iradenin, emperyalizmin yüzüne indirilmiş en ağır tokatıdır!

Bugün bakıyorum da milletçe; dünyada ve bölgemizde yaşanan amansız çalkantıların, puslu havaların ve ahlaki krizlerin ortasında yalpalıyorsunuz. Yüz yıllık mirasımın, öz evlatlarım dediğim kurumların ve 'en büyük eserim' dediğim Cumhuriyetin ne hale getirildiğini büyük bir buruklukla ve öfkeyle izliyorum! Zaman zaman ümitsizliğe kapıldığınızı, cehaletin, sahte kurtarıcıların, menfaat odaklarının ve yabancı başkentlerden medet umanların karanlığında bocaladığınızı görüyorum.

Ancak zihninize, vicdanınıza kazımanız gereken bir başka hakikat daha vardır: Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat büyük olarak görüp değer verdiği insanlardan vefasızlık, felaket görmesi ondan daha acıdır. Bu, kalp ve vicdanlar için onulmaz bir yaradır.

Zihniyetler vardır ki; Cumhuriyeti 'yenilik' adı altında eğip bükerek, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler! İşte bu yarayı açanları tanıyınız: Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.

Bugün Atatürk adını siper edip onun ilkelerini kendi sığ emellerine alet edenlere, yabancı devletlerin raporlarına imza atıp medet uman harici ve dahili bedbahtlara bakın! Cumhuriyetin kurucu değerlerini ve tavizsiz ilkelerini dış mihrakların icazetine teslim edenler; mandacılığı ve himayeyi örtülü şekilde yeniden bu millete dayatan şaşkınlardır! Onlar; gafletin, dalaletin ve apaçık bir bedbahtlığın çukurundadırlar! Ve bu millete en büyük felaketi, en derin vefasızlığı yaşatanlar da onlardır.

Ne acıdır ki bugün, Cumhuriyetin ve bağımsızlığın harcıyla kurulan bu devlette, vatanın birliğine kasteden tarihsel felaketler karşısında bocayan, tavizsiz bir milli duruş sergilemek yerine muğlak söylemlere sığınan anlayışlar türemiştir. İstiklal Mahkemeleri’nin adil terazisinden geçmiş, devletin varlığına kastetmiş odaklara açıkça 'hain' diyemeyecek kadar kararsızlığa düşenler, bu vatanın hangi değerler uğruna kurulduğunu unutmuş olanlardır. Tarihin ve milletin vicdanında mahkûm olmuşlara karşı net bir tavır alamayanlar, benim fikri mirasımı ve Cumhuriyetin temel ilkelerini temsil edemezler!

Bu yoldan çıkanların, Cumhuriyeti eğip bükenlerin, başına 'demokratik cumhuriyet' ya da farklı sıfatlar ekleyerek onu farklı şekilde yorumlamaya, içini boşaltmaya kalkanların oyununu bozunuz! Benim size bıraktığım Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir sıfata, hiçbir gizli ajandaya, hiçbir küresel odanın yorumuna muhtaç değildir! O, 'kayıtsız şartsız milletin' olan, tam bağımsız, laik ve çağdaş bir halk idaresidir. Onu 'Çerçeve' yasalarla sığ bir anayasaya hapsetmeye ya da başka rejimlerin provası yapmaya kalkanlar, kalp ve vicdan yarası açan vefasızların ta kendileridir.

Ben size Kütahya’da, öğretmenlerin ve aydınların huzurunda ne söylemiştim? 'Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir, fikir adamlarıdır, akıldır, ilimdir!' Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir; başka yol arayanlar koyu bir cehaletin ve gafletin kucağındadır. Şahsi ikballerini milletin ali menfaatlerinin üstünde tutanlar, küresel odakların metinlerine imza atanlar, Türk milletinin mukadderatını tayin edemezler! Bir ülkeyi sadece cephede değil; sanayide, teknolojide, sanatta ve masada dimdik duran tam bağımsız bir iradeyle zafere ulaştırdığınız zaman devlet olursunuz!

Ey Türk Gençliği Ey Vatanseverler

Hitabım sadece bugünün gençlerine değildir; Bu vatan için canını feda etmeye hazır olan her yaştan Türk ferdinedir! Etrafını saran bu gaflet çemberi, sahte dostlar ve maskeli bedbahtlar seni asla yıldırmasın, şaşırtmasın! Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş olabilir. Bütün bu ahval ve şeraitten daha elim ve daha vahim olan durumlarda dahi, muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Dünyanın gidişatı ne olursa olsun, hangi süslü yalanlar söylenirse söylensin; sen yüzünü yabancı raporlara, sahte ittifaklara, Cumhuriyeti eğip büken 'Çerçeve'ci şaşkınlara, zihniyetini satmış 'yenilikçi' geçinen gafillere ve küresel efendilere değil; akla, hürriyete, milli egemenliğe ve Cumhuriyetin sarsılmaz ilkelerine döneceksin! Biz 30 Ağustos’ta imkânsızı başardık; çünkü başka hiçbir güce değil, yalnızca kendi bileğimize ve milletimizin bükülmez iradesine güvendik.

Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak, o vefasızlığı gösteren iç bedbahtların, Cumhuriyeti eğip bükenlerin elinden kurtaracak ve yukarılara taşıyacak olan sizlersiniz.

Zafer; korkakların, icazet arayanların, bu millete felaket getirenlerin değil, 'Zafer benimdir' diyebilen cesurların hakkıdır. 30 Ağustos Zafer Bayramınız kutlu olsun!"

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.