Geceydi.
Ayaz, sokakların kemiklerini kıran türden bir soğuk bırakmıştı şehrin üzerine.
Yollar boştu.
Rüzgâr, duvar diplerinde ıslık çalıyordu.
Herkes evine çekilmişti.
Isınan odalarda, battaniyelerin altında, güvenli hayatlarımızın içinde…
Dışarıda ise kimsenin fark etmediği küçük bir mücadele yaşanıyordu.
Bir yol kenarında bir köpek duruyordu.
Hareketsiz.
Ne sağa gidiyordu ne sola.
Ne koşuyor ne saklanıyordu.
Sanki zamanı durmuş gibiydi.
Arabalar geçiyor, farlar yüzünü aydınlatıyor, korna sesleri gecenin sessizliğini deliyordu.
Ama o yerinden kıpırdamıyordu.
İlk bakışta anlamsız bir inat gibi duruyordu bu.
“Kaçsana…” der insan.
“Canını kurtarsana…”
Ama bazı canlılar canını kurtarmayı seçmez.
Bazıları başkasının canını kurtarmayı seçer.
Yaklaşıldığında gerçek ortaya çıktı.
Vücudunun altında, kara gömülmüş küçücük bir yavru vardı.
Henüz dünyaya tutunmayı bile öğrenememiş bir nefes…
Titreyen, zayıf, donmak üzere bir hayat.
Büyük köpek onu siper etmişti.
Kendi bedenini battaniye yapmıştı.
Soğuk ona işliyor, rüzgâr onu kesiyor, buz önce onun kemiklerine oturuyordu.
Ama altındaki yavru biraz daha sıcak kalıyordu.
O yüzden kalkmadı.
O yüzden kaçmadı.
O yüzden saatlerce aynı yerde bekledi.
Havlamadı.
Yardım istemedi.
Kimseye kendini acındırmadı.
Çünkü bazı fedakârlıklar sessiz yapılır.
Gösterişsiz.
Tanıksız.
Alkışsız.
Biz insanlar sevgiyi hep gürültüyle karıştırıyoruz.
Büyük cümleler kuruyoruz.
Yeminler ediyoruz.
Fotoğraflar paylaşıyoruz.
“Seni bırakmam” diyoruz.
Sonra ilk zorlukta çekip gidiyoruz.
Oysa gerçek sevgi konuşmaz.
Dayanır.
Üşür.
Acı çeker.
Ama yerinden ayrılmaz.
Çünkü sevgi bazen bir duygu değildir.
Bir karardır.
Gitmemek kararı.
Kalmak kararı.
Bedeli ne olursa olsun.
O köpek o gece kahraman olmaya çalışmadı.
Sadece yavrusunu korudu.
Belki adı yoktu.
Belki sahibi yoktu.
Belki kimse onu tanımıyordu.
Ama yaptığı şey, insanlığın unuttuğu bir gerçeği hatırlattı:
Sadakat bağırmaz.
Gerçek sevgi gösteri sevmez.
Fedakârlık alkış beklemez.
Bazen sevgi sadece şudur:
Gitmemek.
Bırakmamak.
Kendini siper etmek.
Dünya ne kadar sert olursa olsun
“Ben buradayım” diyebilmek.
