Taner ARÇUKOĞLU
Köşe Yazarı
Taner ARÇUKOĞLU
 

Loğ Taşı ; Bir Damın Üzerinde Duran Zaman

Anadolu’da zaman, acele etmez. Koşmaz, taşmaz… Bir loğ taşının ağırlığında, ağır ağır ilerler. Çünkü bu topraklarda zaman, insanın omzuna değil; sabrına basar. Loğ taşı yalnızca bir yapı aracı değildir. O, kış gelmeden önce yapılan son hazırlıktır. Kar düşmeden tamamlanması gereken bir emektir. Çatının üstünde dönen her turda, “Bu ev ayakta kalacak” diyen bir iradedir. Babalar, sabahın ayazında damın üzerine çıkar. Eller çatlamış, yüzler serttir ama bakışlar sakindir. Çünkü bilirler: Dam çökerse, umutsuzluk sızar içeri. Anneler aşağıda bekler. Bir yandan çocukları çağırır, bir yandan dudaklarının arasından eksik olmayan o sessiz dua dökülür. Loğ taşının her dönüşünde, ev biraz daha yuva olur. Beton bilmez bunları. Beton acelecidir, hızlıdır, ruhsuzdur. Oysa kerpiç evler nefes alır. Toprakla taşın buluştuğu o tok ses, bir mühür gibidir: “Burada emek var. Burada hayat var.” Loğ taşı dönerken sadece dam sıkışmaz; Hatıralar da yerli yerine oturur. Dededen kalma sözler, soba başında anlatılan hikâyeler, Bir kış daha atlatmanın sessiz gururu… Bugün o taşların çoğu bir kenara bırakıldı. Yerlerine makineler, ölçüler, standartlar geldi. Ama hiçbir beton, bir loğ taşının bıraktığı izi taşıyamadı. Çünkü loğ taşı ağırdır. Ama ağırlığı taşta değil, hatıradadır. Ve Anadolu’da zaman, hâlâ o hatıraların üzerinden yürür. Ağır… Sessiz… Ama dimdik.
Ekleme Tarihi: 02 Ocak 2026 -Cuma
Taner ARÇUKOĞLU

Loğ Taşı ; Bir Damın Üzerinde Duran Zaman

Anadolu’da zaman, acele etmez.
Koşmaz, taşmaz…
Bir loğ taşının ağırlığında, ağır ağır ilerler. Çünkü bu topraklarda zaman, insanın omzuna değil; sabrına basar.

Loğ taşı yalnızca bir yapı aracı değildir.
O, kış gelmeden önce yapılan son hazırlıktır.
Kar düşmeden tamamlanması gereken bir emektir.
Çatının üstünde dönen her turda, “Bu ev ayakta kalacak” diyen bir iradedir.

Babalar, sabahın ayazında damın üzerine çıkar.
Eller çatlamış, yüzler serttir ama bakışlar sakindir.
Çünkü bilirler:
Dam çökerse, umutsuzluk sızar içeri.

Anneler aşağıda bekler.
Bir yandan çocukları çağırır, bir yandan dudaklarının arasından eksik olmayan o sessiz dua dökülür.
Loğ taşının her dönüşünde, ev biraz daha yuva olur.

Beton bilmez bunları.
Beton acelecidir, hızlıdır, ruhsuzdur.
Oysa kerpiç evler nefes alır.
Toprakla taşın buluştuğu o tok ses, bir mühür gibidir:
“Burada emek var. Burada hayat var.”

Loğ taşı dönerken sadece dam sıkışmaz;
Hatıralar da yerli yerine oturur.
Dededen kalma sözler, soba başında anlatılan hikâyeler,
Bir kış daha atlatmanın sessiz gururu…

Bugün o taşların çoğu bir kenara bırakıldı.
Yerlerine makineler, ölçüler, standartlar geldi.
Ama hiçbir beton, bir loğ taşının bıraktığı izi taşıyamadı.

Çünkü loğ taşı ağırdır.
Ama ağırlığı taşta değil, hatıradadır.
Ve Anadolu’da zaman, hâlâ o hatıraların üzerinden yürür.

Ağır…
Sessiz…
Ama dimdik.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.