Anasayfa
Yazarlar
N.Ebru SAKALLI
Yazı Detayı
Bu yazı 1131 kez okundu.
Cambaza Bakmaktan Yorulmadık mı?
"Makus Talih" Neden Dönmüyor?
Bundan tam bir asır önce, 1919’un o puslu atmosferinde bir aslan kükredi. Yanında inançlı bir ordu, zihninde ise tek bir rota vardı: İlim, fen ve medeniyet. 57 yıllık ömrünü bir milletin "insanca" yaşaması uğruna feda ederken, ne halkına yalan söyledi ne de kirli oyunlara tenezzül etti. O, bir toplumun zihnini özgürleştirmek için yola çıkmıştı; bugünün "toplum mühendisleri" ise o zihinleri nasıl esir alacağının hesabını yapıyor.
Peki, ne oldu bize? Neden her sabah sanatla, felsefeyle ya da bilimsel bir atılımla değil de, kasten kurgulanmış bir kaosla uyanıyoruz?
Algı Yönetimi: Bir Ulusal Sirk Sahnesi
Sanki devasa bir sirkte yaşıyoruz. Her gün yeni bir "cambaz" çıkarılıyor meydana. Biz cambaza bakarken; cebimizdeki para eriyor, adalet mekanizması gıcırdıyor, ülkenin demografik yapısı tanımadığımız gölgelerle doluyor. Toplumun algısı öylesine işlevsiz hale getirildi ki, artık büyük resmi görmeyi bıraktık, bize sunulan piksellerle kavga ediyoruz.
Ekonomi mi? Boş verin.
Adalet mi? Başka bahara.
Milli Güvenlik mi? Sırası değil.
Bakın, gündemimizde ne var: Bir belediye başkanının otel odasındaki skandalı... İsviçre’de ya da Finlandiya’da bu türden magazinel bir "yemle" koca bir halkı kandıramaz, asıl sorunları halı altına süpüremezsiniz. Ama bizde, toplumun sinir uçlarıyla oynamak bir sanat haline getirildi.
Zeka Testi Olarak "Gündem"
Bir ülkenin gündemi, o toplumun zekasına biçilen değerdir. Eğer biz, her gün patlak veren ve bir gün sonra unutulan yapay krizlerle savruluyorsak, oyun kurucular bizi "duygularıyla yönetilen bir kitle" olarak kodlamış demektir. Akıl devre dışı bırakıldığında, yerini sloganlar ve suni düşmanlıklar alır.
Sormamız gereken asıl soru şudur:
Biz ne zaman "duygusal tepki veren bir yığın" olmaktan çıkıp, "sorgulayan bir toplum" olacağız? Ne zaman kaosun değil, üretimin ve düşüncenin parçası olmayı talep edeceğiz?
Makus Talih ve Büyük Uyanış
O aslanın bize bıraktığı miras, sadece bir toprak parçası değil, bir akıl yürütme biçimiydi. Şimdilerde ise ülke, her gün yeni bir planın, yeni bir projenin laboratuvarı gibi çalkalanıyor; tabiri caizse "ayrana döndürülüyoruz".
Bu makus talih, biz önümüze konulan her habere inanmayı bıraktığımızda; "Cambaza bak!" diyenlerin elini tuttuğumuzda değişecek. Zihnimizin ele geçirildiğini fark ettiğimiz an, o aslanın 1919’da yaktığı meşale yeniden aydınlatacak yolumuzu.
Aksi takdirde, biz uşakların skandallarını konuşurken, efendiler soframızdaki son ekmeği de almaya devam edecek.
Uyanmak için daha kaç cambazın ipte yürümesini bekleyeceğiz?
Ekleme
Tarihi: 01 Nisan 2026 -Çarşamba
Cambaza Bakmaktan Yorulmadık mı?
"Makus Talih" Neden Dönmüyor?
Bundan tam bir asır önce, 1919’un o puslu atmosferinde bir aslan kükredi. Yanında inançlı bir ordu, zihninde ise tek bir rota vardı: İlim, fen ve medeniyet. 57 yıllık ömrünü bir milletin "insanca" yaşaması uğruna feda ederken, ne halkına yalan söyledi ne de kirli oyunlara tenezzül etti. O, bir toplumun zihnini özgürleştirmek için yola çıkmıştı; bugünün "toplum mühendisleri" ise o zihinleri nasıl esir alacağının hesabını yapıyor.
Peki, ne oldu bize? Neden her sabah sanatla, felsefeyle ya da bilimsel bir atılımla değil de, kasten kurgulanmış bir kaosla uyanıyoruz?
Algı Yönetimi: Bir Ulusal Sirk Sahnesi
Sanki devasa bir sirkte yaşıyoruz. Her gün yeni bir "cambaz" çıkarılıyor meydana. Biz cambaza bakarken; cebimizdeki para eriyor, adalet mekanizması gıcırdıyor, ülkenin demografik yapısı tanımadığımız gölgelerle doluyor. Toplumun algısı öylesine işlevsiz hale getirildi ki, artık büyük resmi görmeyi bıraktık, bize sunulan piksellerle kavga ediyoruz.
Ekonomi mi? Boş verin.
Adalet mi? Başka bahara.
Milli Güvenlik mi? Sırası değil.
Bakın, gündemimizde ne var: Bir belediye başkanının otel odasındaki skandalı... İsviçre’de ya da Finlandiya’da bu türden magazinel bir "yemle" koca bir halkı kandıramaz, asıl sorunları halı altına süpüremezsiniz. Ama bizde, toplumun sinir uçlarıyla oynamak bir sanat haline getirildi.
Zeka Testi Olarak "Gündem"
Bir ülkenin gündemi, o toplumun zekasına biçilen değerdir. Eğer biz, her gün patlak veren ve bir gün sonra unutulan yapay krizlerle savruluyorsak, oyun kurucular bizi "duygularıyla yönetilen bir kitle" olarak kodlamış demektir. Akıl devre dışı bırakıldığında, yerini sloganlar ve suni düşmanlıklar alır.
Sormamız gereken asıl soru şudur:
Biz ne zaman "duygusal tepki veren bir yığın" olmaktan çıkıp, "sorgulayan bir toplum" olacağız? Ne zaman kaosun değil, üretimin ve düşüncenin parçası olmayı talep edeceğiz?
Makus Talih ve Büyük Uyanış
O aslanın bize bıraktığı miras, sadece bir toprak parçası değil, bir akıl yürütme biçimiydi. Şimdilerde ise ülke, her gün yeni bir planın, yeni bir projenin laboratuvarı gibi çalkalanıyor; tabiri caizse "ayrana döndürülüyoruz".
Bu makus talih, biz önümüze konulan her habere inanmayı bıraktığımızda; "Cambaza bak!" diyenlerin elini tuttuğumuzda değişecek. Zihnimizin ele geçirildiğini fark ettiğimiz an, o aslanın 1919’da yaktığı meşale yeniden aydınlatacak yolumuzu.
Aksi takdirde, biz uşakların skandallarını konuşurken, efendiler soframızdaki son ekmeği de almaya devam edecek.
Uyanmak için daha kaç cambazın ipte yürümesini bekleyeceğiz?
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
