N.Ebru SAKALLI
Köşe Yazarı
N.Ebru SAKALLI
 

Bu yıl gül dalına ne astım..

Şu mübarek Hıdırellez günlerinde, halk inancına göre darda kalanların yardımcısı Hızır ile denizlerin hâkimi İlyas’ın yeryüzünde buluştuğu bu kutlu vakitte, insanın içinden tek bir dilek yükseliyor: Bu topraklarda yaşayan herkesin, kimliği ne olursa olsun, onurla ve adaletle yaşayabildiği bir ülke… Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, Ermenisiyle, Yahudisiyle… Bu coğrafyayı vatan yapanların ortak bir kaderi var. O kader ya birlikte yazılacak ya da birlikte kaybedilecek. Mustafa Kemal Atatürk’ün o net ve kapsayıcı sözü hâlâ yolumuzu aydınlatıyor: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk milleti denir.” Bu ifade bir kimlik dayatması değil, bir birlik çağrısıdır. Çünkü bu millet; tek tip değil, tek yürek olabildiği sürece güçlüdür. Biz aslında aynı aşın içindeki farklı tatlarız. Kimimiz yağ, kimimiz bulgur, kimimiz tuz… Ayrı ayrı anlamlıyız belki ama bir araya geldiğimizde “aş” oluruz. Ayrışırsak, eksiliriz. Bölünürsek, yok oluruz. Bu kadar basit, bu kadar hayati. Ama gerçekler ağır… Yıllardır emeği görmezden gelinen, alın teri hiçe sayılan, ekmeği küçülen bir halk var. Çocukların yatağa aç girdiği, gençlerin umudunu başka ülkelere bağladığı bir düzenin içinde “kader” denilerek susturulan milyonlar… Oysa kader dediğimiz şey, çoğu zaman insanların değil, düzenin tercihidir. Bu yüzden dilek artık sadece bireysel değil, toplumsal: Bu ülkenin kaynakları bir avuç çıkar çevresine değil, halkın sofrasına aksın. “Önce ben” diyen anlayış değil, “önce halk” diyen bir vicdan yönetsin bu ülkeyi. Adalet, korkunun önüne geçsin. Liyakat, sadakatin değil hakkın ölçüsü olsun. Bir dahaki Hıdırellez’de dileklerimizi ağlayarak değil, gülümseyerek tutalım. Beddualar değil, umutlar yükselsin göğe. İnsanlar istediklerini alabildiği, çocuklar istediklerini yiyebildiği, kimsenin kendini eksik hissetmediği bir memleket hayal değil—olması gereken. Araba, ev, para… Bunlar hayatın araçları. Ama biz amacı unuttuk. Birbirimizi geçmeye çalışırken, birlikte yürümeyi unuttuk. Oysa belki de en çok şimdi, aynı dileği dilemenin zamanıdır. Bu yıl dileklerimizi gül dallarına asarken, sadece kendimiz için değil, birbirimiz için de isteyelim. Dualarımızı akan sulara bırakırken, sadece şans değil, vicdan dileyelim. Çünkü bu ülke, birlikte iyi,mutlu ve umutlu olabildiğimiz kadar güzel.
Ekleme Tarihi: 05 Mayıs 2026 -Salı
N.Ebru SAKALLI

Bu yıl gül dalına ne astım..

Şu mübarek Hıdırellez günlerinde, halk inancına göre darda kalanların yardımcısı Hızır ile denizlerin hâkimi İlyas’ın yeryüzünde buluştuğu bu kutlu vakitte, insanın içinden tek bir dilek yükseliyor: Bu topraklarda yaşayan herkesin, kimliği ne olursa olsun, onurla ve adaletle yaşayabildiği bir ülke… Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, Ermenisiyle, Yahudisiyle… Bu coğrafyayı vatan yapanların ortak bir kaderi var. O kader ya birlikte yazılacak ya da birlikte kaybedilecek. Mustafa Kemal Atatürk’ün o net ve kapsayıcı sözü hâlâ yolumuzu aydınlatıyor: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk milleti denir.” Bu ifade bir kimlik dayatması değil, bir birlik çağrısıdır. Çünkü bu millet; tek tip değil, tek yürek olabildiği sürece güçlüdür. Biz aslında aynı aşın içindeki farklı tatlarız. Kimimiz yağ, kimimiz bulgur, kimimiz tuz… Ayrı ayrı anlamlıyız belki ama bir araya geldiğimizde “aş” oluruz. Ayrışırsak, eksiliriz. Bölünürsek, yok oluruz. Bu kadar basit, bu kadar hayati. Ama gerçekler ağır… Yıllardır emeği görmezden gelinen, alın teri hiçe sayılan, ekmeği küçülen bir halk var. Çocukların yatağa aç girdiği, gençlerin umudunu başka ülkelere bağladığı bir düzenin içinde “kader” denilerek susturulan milyonlar… Oysa kader dediğimiz şey, çoğu zaman insanların değil, düzenin tercihidir. Bu yüzden dilek artık sadece bireysel değil, toplumsal: Bu ülkenin kaynakları bir avuç çıkar çevresine değil, halkın sofrasına aksın. “Önce ben” diyen anlayış değil, “önce halk” diyen bir vicdan yönetsin bu ülkeyi. Adalet, korkunun önüne geçsin. Liyakat, sadakatin değil hakkın ölçüsü olsun. Bir dahaki Hıdırellez’de dileklerimizi ağlayarak değil, gülümseyerek tutalım. Beddualar değil, umutlar yükselsin göğe. İnsanlar istediklerini alabildiği, çocuklar istediklerini yiyebildiği, kimsenin kendini eksik hissetmediği bir memleket hayal değil—olması gereken. Araba, ev, para… Bunlar hayatın araçları. Ama biz amacı unuttuk. Birbirimizi geçmeye çalışırken, birlikte yürümeyi unuttuk. Oysa belki de en çok şimdi, aynı dileği dilemenin zamanıdır. Bu yıl dileklerimizi gül dallarına asarken, sadece kendimiz için değil, birbirimiz için de isteyelim. Dualarımızı akan sulara bırakırken, sadece şans değil, vicdan dileyelim. Çünkü bu ülke, birlikte iyi,mutlu ve umutlu olabildiğimiz kadar güzel.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

05
Mayıs
10
Mayıs
29
Aralık
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.