Çanakkale Haber

Murat CEVAHİR
Köşe Yazarı
Murat CEVAHİR
 

Yeşeren Zehir: Osmanlıcılık

Türkçülerin arasında itilafa neden olan konulardan birisi de Osmanlı Devleti'dir. 600 yılı aşkın yaşam süren bu devlet asli ve kurucu unsuru Türkmenler olmak suretiyle Asya'dan Anadolu'ya göç eden Oğuz Türkleri tarafından inşa edildi. Ancak değişen zaman ve Osmanoğullarının belirlediği Türk düşmanlığı üzerine kurulu olan izlence neticesinde devletin kimliği ilk halinden bütünüyle soyutlanarak 360 derece döndürülmüş, Türkler kendi devletlerinde adeta dış kapının mandalı muamelesine tâbi tutulmuştur. Bir kaç ulu hükümdarın izlediği takdire şayan yönetim anlayışından sonra başa geçen padişahların ekserisi ya kişisel tutkularının peşine düşerek ya da artan yabancı hayranlığı hastalığına kapılıp ülke içi siyasette milli varlığı tesis eden dayanakları bozguna uğratmıştır. Türklüğün horlanarak öksüz bırakıldığı o soysuz asırların izi, mazinin buğulu sayfalarında ve Türk milletinin tahteşşuurundadır. Bizler biliyoruz ki geçmişte Türk’ün aleyhine olan birçok kötülüğün baş aktörü, kanını ve zihnini bulandırarak Türk töresinden uzaklaşan Osmanlı Devleti’dir. Türk kanına susamış Kürt İdris-i Bitlisileri, Pomak Kuyucu Muratları icad eden Osmanlı’nın Türklüğe açtığı onulmaz yaraları fark edebilmek için uzaylı olmaya gerek yoktur. Umumi tarih bilgisi buna kafi gelir. Peki alelade insanlar olmamıza rağmen bizlerin bile bildiği bu gerçeklikleri Türkçülüğün babası sayılan, aynı zamanda iyi bir tarihçi ve Türkolog olan Nihal Atsız Ata görmemiş midir? Türk ırkçılığı ile övünen  Atsız neden  Osmanlı’nın Türklüğe olan onlarca ihanetinden söz etmemiştir? Bu soruları cevaplamadan evvel öncelikle şu soruyu sormak istiyorum: Atsız'ı kaynak göstererek Osmanlıcılık oyunu oynayan kişiler acaba Atsız'ın baktığı gözler ile mi dünyayı görmekteler? Bir yandan Türk ırkçılığı ülküsüne fikri önderlik yapıp diğer yandan Türk hariç her milletin yüzünü güldüren, ki zaten kendileri de başka soya mensup dişilerden dünyaya gelmiş olan, soyu kırık Osmanlı'ya iyi gözle bakmak Atsız’ın mizacına uygun mudur? Şunu belirteyim, Osmanlıcılık ülküleri gereğince işlerine geldiği gibi Atsız’ı kullanan kişilerin Türkçülüklerinin önüne geçen Osmanlı sevdalarının derin sebeplerini bilemiyorum. Fakat, kan ırkçısı olan Atsız'ın türlü milletlerin gen havuzu haline gelen Osmanlı hanedanını ululayışının nedenleri farklıydı. Her şeyden evvel Atsız Türk tarihini bir bütün olarak algılıyor, kurulan devletleri ayrı ayrı telakki etmek yerine çeşitli sülalelerin egemenliği olarak görüyordu. Ve aynı bakış içerisinde gelmiş geçmiş bütün sülalelere derin saygı ve sevgi ile doluydu. Atsız’ın maneviyat kavramının büyük bir parçasını oluşturan maziye dair kötü bir söz söylemişliği zaten yoktur.  Diğer bir yandan Atsız öyle sadık ve mütevazi bir insandı ki dün padişahla yönetilen ülke bir anda el değiştirip Cumhuriyete rejimine dönüştüğünde herkes yeni sistemi benimseyip maziyi karalarken o hiçbir şey için olmasa bile ''ahde vefa'' anlayışıyla geçmişi yerden yere vurmaktan uzak durdu. Bununla beraber yükselen Komünizmin yaratmış olduğu mazi düşmanlığı da Atsız'ın Osmanlı'ya olağandan daha çok sahip çıkmasına neden oluyordu. Maziyi inkar eden ve alaya alan Komünistlere karşı geçmişin direklerini ayakta tutabilecek birisi lazımdı. Milletin bilinçaltındaki maneviyatı diriltecek olan mefhumların kökeninin geçmişte bulunduğunu bilmek Osmanlı'nın Atsız tarafından koruma kalkanı içine alınmasını gerekli kılmıştı. Ne var ki, Atsız Osmanlı'yı ulularken bile Türkçü geçinen mezhep kölelerinin yaptığı gibi farklı inanıştan gelen Türkleri alçaltma yoluna baş vurmadı. Çaldıran'da Yavuz ile çarpışan Safevi ordusu saflarında Osmanlı ordusunda yer alan Türk sayısından daha çok Türk bulunduğunu açıkça belirtti. Yeri geldi Fatih'in, Yavuz'un ayıplarını ortaya döktü. Edimlerini ve söylemlerini Türklük halkası dışına taşırmadan yürüttü. Hal böyle iken ve bunlara ek olarak Atsız ''Türkçü, Türklüğün mukaddesatını yıkanları affetmez.’’ sözüyle bizleri uyarmışken asırlarca Türklüğe ket vurmuş bir hanedanı göğe çıkarmanın tevili nedir? Gayri milli odaklara uşaklık etmekten başka bir işlevi olmayan Osmanlıcılığın yeniden palazlandırılarak milli yapımızın altına dinamit misali yerleştirilmeye çabalandığı günümüz koşullarında milli olan Cumhuriyetimiz varken Ümmetçi olan Osmanlı’ya methiyeler düzmek Türklük düşmanlarının ekmeğine yağ sürmek değil midir? Hepsi bir kenara, milletimizin ulu Başbuğu Atatürk, bizzat yaşayıp tanık olduğu olaylar sonucunda Osmanlı’nın ihanetini ve Türk düşmanlığını ifşa ederek Türk milletini uyanışa geçirmemiş midir? Osmanlı’nın bozuk ruh halini tahlil edebilmek ve onu Türklük karşısında hak ettiği yere oturtabilmek için Nutuk’u okumak yeterli değil midir? Yoksa sizler etnik kökene ve onun akabinde işlenen amele bakmaksızın mührü eline alıp Süleyman olana derin bağlılık ve itaat düsturuyla boyun eğme eğiliminde mi bulunuyorsunuz? Eğer öyleyse şu naçizane sualime cevap bekliyorum: Türk ulusunun egemenliğine 600 yıl pranga vurmaktan başka bir marifeti bulunmayan ve Türk kanından çok Slav, Acem kanı taşıyan Osmanlı hanedanını papağan gibi ağzınızdan düşürmeyen sizler, olası bir talihsizlik çağında hürriyetimize el koyup üzerimizdeki hakimiyetlerini ilan eden işgalci güçlere de aynı sempatiyi gösterir miydiniz?   TANRI TÜRK'Ü TÜRK GİBİ GÖRÜNEN ÜMMETÇİ DEVŞİRMELERDEN KORUSUN
Ekleme Tarihi: 17 Ağustos 2017 - Perşembe
Murat CEVAHİR

Yeşeren Zehir: Osmanlıcılık

Türkçülerin arasında itilafa neden olan konulardan birisi de Osmanlı Devleti'dir. 600 yılı aşkın yaşam süren bu devlet asli ve kurucu unsuru Türkmenler olmak suretiyle Asya'dan Anadolu'ya göç eden Oğuz Türkleri tarafından inşa edildi. Ancak değişen zaman ve Osmanoğullarının belirlediği Türk düşmanlığı üzerine kurulu olan izlence neticesinde devletin kimliği ilk halinden bütünüyle soyutlanarak 360 derece döndürülmüş, Türkler kendi devletlerinde adeta dış kapının mandalı muamelesine tâbi tutulmuştur.

Bir kaç ulu hükümdarın izlediği takdire şayan yönetim anlayışından sonra başa geçen padişahların ekserisi ya kişisel tutkularının peşine düşerek ya da artan yabancı hayranlığı hastalığına kapılıp ülke içi siyasette milli varlığı tesis eden dayanakları bozguna uğratmıştır. Türklüğün horlanarak öksüz bırakıldığı o soysuz asırların izi, mazinin buğulu sayfalarında ve Türk milletinin tahteşşuurundadır.

Bizler biliyoruz ki geçmişte Türk’ün aleyhine olan birçok kötülüğün baş aktörü, kanını ve zihnini bulandırarak Türk töresinden uzaklaşan Osmanlı Devleti’dir. Türk kanına susamış Kürt İdris-i Bitlisileri, Pomak Kuyucu Muratları icad eden Osmanlı’nın Türklüğe açtığı onulmaz yaraları fark edebilmek için uzaylı olmaya gerek yoktur. Umumi tarih bilgisi buna kafi gelir.

Peki alelade insanlar olmamıza rağmen bizlerin bile bildiği bu gerçeklikleri Türkçülüğün babası sayılan, aynı zamanda iyi bir tarihçi ve Türkolog olan Nihal Atsız Ata görmemiş midir?

Türk ırkçılığı ile övünen  Atsız neden  Osmanlı’nın Türklüğe olan onlarca ihanetinden söz etmemiştir?

Bu soruları cevaplamadan evvel öncelikle şu soruyu sormak istiyorum:

Atsız'ı kaynak göstererek Osmanlıcılık oyunu oynayan kişiler acaba Atsız'ın baktığı gözler ile mi dünyayı görmekteler?

Bir yandan Türk ırkçılığı ülküsüne fikri önderlik yapıp diğer yandan Türk hariç her milletin yüzünü güldüren, ki zaten kendileri de başka soya mensup dişilerden dünyaya gelmiş olan, soyu kırık Osmanlı'ya iyi gözle bakmak Atsız’ın mizacına uygun mudur?

Şunu belirteyim, Osmanlıcılık ülküleri gereğince işlerine geldiği gibi Atsız’ı kullanan kişilerin Türkçülüklerinin önüne geçen Osmanlı sevdalarının derin sebeplerini bilemiyorum. Fakat, kan ırkçısı olan Atsız'ın türlü milletlerin gen havuzu haline gelen Osmanlı hanedanını ululayışının nedenleri farklıydı.

Her şeyden evvel Atsız Türk tarihini bir bütün olarak algılıyor, kurulan devletleri ayrı ayrı telakki etmek yerine çeşitli sülalelerin egemenliği olarak görüyordu. Ve aynı bakış içerisinde gelmiş geçmiş bütün sülalelere derin saygı ve sevgi ile doluydu. Atsız’ın maneviyat kavramının büyük bir parçasını oluşturan maziye dair kötü bir söz söylemişliği zaten yoktur. 

Diğer bir yandan Atsız öyle sadık ve mütevazi bir insandı ki dün padişahla yönetilen ülke bir anda el değiştirip Cumhuriyete rejimine dönüştüğünde herkes yeni sistemi benimseyip maziyi karalarken o hiçbir şey için olmasa bile ''ahde vefa'' anlayışıyla geçmişi yerden yere vurmaktan uzak durdu. Bununla beraber yükselen Komünizmin yaratmış olduğu mazi düşmanlığı da Atsız'ın Osmanlı'ya olağandan daha çok sahip çıkmasına neden oluyordu. Maziyi inkar eden ve alaya alan Komünistlere karşı geçmişin direklerini ayakta tutabilecek birisi lazımdı. Milletin bilinçaltındaki maneviyatı diriltecek olan mefhumların kökeninin geçmişte bulunduğunu bilmek Osmanlı'nın Atsız tarafından koruma kalkanı içine alınmasını gerekli kılmıştı.

Ne var ki, Atsız Osmanlı'yı ulularken bile Türkçü geçinen mezhep kölelerinin yaptığı gibi farklı inanıştan gelen Türkleri alçaltma yoluna baş vurmadı. Çaldıran'da Yavuz ile çarpışan Safevi ordusu saflarında Osmanlı ordusunda yer alan Türk sayısından daha çok Türk bulunduğunu açıkça belirtti. Yeri geldi Fatih'in, Yavuz'un ayıplarını ortaya döktü. Edimlerini ve söylemlerini Türklük halkası dışına taşırmadan yürüttü.

Hal böyle iken ve bunlara ek olarak Atsız ''Türkçü, Türklüğün mukaddesatını yıkanları affetmez.’’ sözüyle bizleri uyarmışken asırlarca Türklüğe ket vurmuş bir hanedanı göğe çıkarmanın tevili nedir?

Gayri milli odaklara uşaklık etmekten başka bir işlevi olmayan Osmanlıcılığın yeniden palazlandırılarak milli yapımızın altına dinamit misali yerleştirilmeye çabalandığı günümüz koşullarında milli olan Cumhuriyetimiz varken Ümmetçi olan Osmanlı’ya methiyeler düzmek Türklük düşmanlarının ekmeğine yağ sürmek değil midir?

Hepsi bir kenara, milletimizin ulu Başbuğu Atatürk, bizzat yaşayıp tanık olduğu olaylar sonucunda Osmanlı’nın ihanetini ve Türk düşmanlığını ifşa ederek Türk milletini uyanışa geçirmemiş midir?

Osmanlı’nın bozuk ruh halini tahlil edebilmek ve onu Türklük karşısında hak ettiği yere oturtabilmek için Nutuk’u okumak yeterli değil midir?

Yoksa sizler etnik kökene ve onun akabinde işlenen amele bakmaksızın mührü eline alıp Süleyman olana derin bağlılık ve itaat düsturuyla boyun eğme eğiliminde mi bulunuyorsunuz?

Eğer öyleyse şu naçizane sualime cevap bekliyorum:

Türk ulusunun egemenliğine 600 yıl pranga vurmaktan başka bir marifeti bulunmayan ve Türk kanından çok Slav, Acem kanı taşıyan Osmanlı hanedanını papağan gibi ağzınızdan düşürmeyen sizler, olası bir talihsizlik çağında hürriyetimize el koyup üzerimizdeki hakimiyetlerini ilan eden işgalci güçlere de aynı sempatiyi gösterir miydiniz?

 
TANRI TÜRK'Ü TÜRK GİBİ GÖRÜNEN ÜMMETÇİ DEVŞİRMELERDEN KORUSUN
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

04
Kasım
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.