Çanakkale Haber

Murat CEVAHİR
Köşe Yazarı
Murat CEVAHİR
 

TÜRK IRKÇILIĞI

Biliyorsunuz, “biz Türkler”, acayip bir millet haline dönüştük. Nerede düşmanımız var ise elini sıkıyor, tebrik ediyoruz. Türklük düşmanı bir kuruluş kurulduğunda, kırmızı kurdelemizi kapıp başarı dilemeye gidiyoruz. Biz asırlardır bundan kaybettik, bundan kaybediyoruz. Türkiye’de “ırkçılık” kelimesini kullanmak insanların dudaklarını bükmesine sebep oluyor. Doğru dürüst milliyetçilik yapmamasına rağmen milliyetçi adı altındaki kesimler samimiyetsiz görülüyor. Yaşamını askerlere, postallara, mermilere, silahlara borçlu olan akil(!) insanlarımız, anti-militar söylemlerde bulunuyorlar, askere ve askeri politikalara karşı çıkıyorlar. Türkiye’de Türk milletini savunan, halka mâl olmuş bir şahıs olmadığı gibi, sözde “mazlum” olan başka topluluklar da yavru köpekmişçesine herkesin dilinde dolaşıyor. Biz şuurlu milliyetçiler olarak Türk milletine sahip çıkma gayesi güdüyoruz. Bu amacımıza da “Türkçülük” adı veriyoruz. Türkçülük, arı bir şekilde Türk milliyetçiliğidir.  Biz Türk milliyetçilerinin bu amacı savunma sebebi başka milletlere, topluluklara veya kültürlerine duyduğumuz nefret değildir. Biz Türk milliyetçileri; Türk milletine, Türk mâzisine, Türk atalarına, Türk diline, Türk kültürüne, Türk topraklarına ve Türk bayrağına olan saygımızdan ötürü, bu değerlerimize saygısızlıkta bulunan şahıslara karşı meşru müdafaa hakkımızı kullanıyoruz. Bizim bu şahıslara karşı kullandığımız müdafaa hakkımız, bazı kesimlerce kanun dışı olarak tanımlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesine göre; herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Biz Türk milliyetçilerine karşı sunulan, bizlere aykırı olduğu söylenen yasa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesidir. Bu yasaya göre ırkçılık yapmak yasal değildir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesine göre herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Bu yasaya göre, Türkçülerin, manevî değerlerine sahip çıkması yasaldır. Türk ırkçılığı maneviyat ve samimiyet esaslıdır. Yine aynı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 25. maddesine göre ise herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Devamında “her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz” denmektedir. Buna göre Türk milliyetçiliği yapmak bir Türk’ün en doğal hakkıdır. Türk milliyetçiliği, Türk milletini diğerleri yanında ayrı görmek, Türk milletini diğer milletler nazarında korumak ve gözetmek ihtiyacından doğmuştur. Bu maddeye göre Türkçülerin, Türkçülük yaptıkları için kınanması veya Türkçülüğün suç olarak gösterilmesi yasal değildir. Bu haklara karşı yapılan hamleler, “meşru müdafaa” hakkı ile geri püskürtülebilirler. Türk milliyetçilerini kınayan veya hor gören şahıslar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 25. maddesini ihlal ederek suç işlemektedirler. Anayasanın 17. ve 25. maddelerini göz önünde bulunduracak olursak; Türk ırkçılığı yapmak, Türk milletini üstün görmek yasak değildir. Tarih, bizlere bunun bir örneğini Irkçılık-Turancılık Davası’nda göstermiştir. Irkçılık-Turancılık Davası sanıkları olan Türkçüler, ırkçı ve Turancı oldukları için gördükleri cezaların, çektikleri eziyetlerin ardından 10 yıla kadar uzanan bir süreçten sonra;  davaları, Askerî Yargıtay’a taşınmış, Yüksek Mahkeme 1. İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi’nin “usul ve esas yönünden” kararını bozması ve tutuklu sanıkların hemen salıverilmesi kararı üzerine 26 Ekim 1945 günü, yıldırım telgrafı ile İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığına bildirilerek tutukluların hemen salıverilmesi sağlanmıştır. Burada Türkçülerin serbest kalması, “Türk Irkçılığı”nın yasalarca da meşru kılındığının kanıtıdır. Sonuç olarak; Türk ırkçılığı, manevi değerlere olan saygı ve düşünce özgürlüğü hakkı maddelerince yasaldır. Türk ırkçılığı yapmak yasal olduğu gibi, her Türk’ün hakkı ve de görevidir. Türk ırkçılığı, 26 Ekim 1945 tarihinde Türk hukukunu ve yasalarını çiğnemek suçundan beraat etmiştir. Türklüğünüzü doya doya yaşatabilir, Türklüğünüze son nefesinize kadar sahip çıkabilir, Türkçülüğünüzü yaşamınızın sonuna kadar haykırabilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre bu en doğal hakkınızdır. #HAYIR'lı günler...
Ekleme Tarihi: 15 Mart 2017 - Çarşamba
Murat CEVAHİR

TÜRK IRKÇILIĞI

Biliyorsunuz, “biz Türkler”, acayip bir millet haline dönüştük. Nerede düşmanımız var ise elini sıkıyor, tebrik ediyoruz. Türklük düşmanı bir kuruluş kurulduğunda, kırmızı kurdelemizi kapıp başarı dilemeye gidiyoruz. Biz asırlardır bundan kaybettik, bundan kaybediyoruz.

Türkiye’de “ırkçılık” kelimesini kullanmak insanların dudaklarını bükmesine sebep oluyor. Doğru dürüst milliyetçilik yapmamasına rağmen milliyetçi adı altındaki kesimler samimiyetsiz görülüyor. Yaşamını askerlere, postallara, mermilere, silahlara borçlu olan akil(!) insanlarımız, anti-militar söylemlerde bulunuyorlar, askere ve askeri politikalara karşı çıkıyorlar.

Türkiye’de Türk milletini savunan, halka mâl olmuş bir şahıs olmadığı gibi, sözde “mazlum” olan başka topluluklar da yavru köpekmişçesine herkesin dilinde dolaşıyor.

Biz şuurlu milliyetçiler olarak Türk milletine sahip çıkma gayesi güdüyoruz. Bu amacımıza da “Türkçülük” adı veriyoruz. Türkçülük, arı bir şekilde Türk milliyetçiliğidir.  Biz Türk milliyetçilerinin bu amacı savunma sebebi başka milletlere, topluluklara veya kültürlerine duyduğumuz nefret değildir.

Biz Türk milliyetçileri; Türk milletine, Türk mâzisine, Türk atalarına, Türk diline, Türk kültürüne, Türk topraklarına ve Türk bayrağına olan saygımızdan ötürü, bu değerlerimize saygısızlıkta bulunan şahıslara karşı meşru müdafaa hakkımızı kullanıyoruz. Bizim bu şahıslara karşı kullandığımız müdafaa hakkımız, bazı kesimlerce kanun dışı olarak tanımlanıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesine göre; herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Biz Türk milliyetçilerine karşı sunulan, bizlere aykırı olduğu söylenen yasa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesidir. Bu yasaya göre ırkçılık yapmak yasal değildir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesine göre herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Bu yasaya göre, Türkçülerin, manevî değerlerine sahip çıkması yasaldır. Türk ırkçılığı maneviyat ve samimiyet esaslıdır.

Yine aynı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 25. maddesine göre ise herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Devamında “her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz” denmektedir. Buna göre Türk milliyetçiliği yapmak bir Türk’ün en doğal hakkıdır. Türk milliyetçiliği, Türk milletini diğerleri yanında ayrı görmek, Türk milletini diğer milletler nazarında korumak ve gözetmek ihtiyacından doğmuştur. Bu maddeye göre Türkçülerin, Türkçülük yaptıkları için kınanması veya Türkçülüğün suç olarak gösterilmesi yasal değildir. Bu haklara karşı yapılan hamleler, “meşru müdafaa” hakkı ile geri püskürtülebilirler. Türk milliyetçilerini kınayan veya hor gören şahıslar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 25. maddesini ihlal ederek suç işlemektedirler.

Anayasanın 17. ve 25. maddelerini göz önünde bulunduracak olursak; Türk ırkçılığı yapmak, Türk milletini üstün görmek yasak değildir. Tarih, bizlere bunun bir örneğini Irkçılık-Turancılık Davası’nda göstermiştir.

Irkçılık-Turancılık Davası sanıkları olan Türkçüler, ırkçı ve Turancı oldukları için gördükleri cezaların, çektikleri eziyetlerin ardından 10 yıla kadar uzanan bir süreçten sonra;  davaları, Askerî Yargıtay’a taşınmış, Yüksek Mahkeme 1. İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi’nin “usul ve esas yönünden” kararını bozması ve tutuklu sanıkların hemen salıverilmesi kararı üzerine 26 Ekim 1945 günü, yıldırım telgrafı ile İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığına bildirilerek tutukluların hemen salıverilmesi sağlanmıştır. Burada Türkçülerin serbest kalması, “Türk Irkçılığı”nın yasalarca da meşru kılındığının kanıtıdır.

Sonuç olarak; Türk ırkçılığı, manevi değerlere olan saygı ve düşünce özgürlüğü hakkı maddelerince yasaldır. Türk ırkçılığı yapmak yasal olduğu gibi, her Türk’ün hakkı ve de görevidir.

Türk ırkçılığı, 26 Ekim 1945 tarihinde Türk hukukunu ve yasalarını çiğnemek suçundan beraat etmiştir.

Türklüğünüzü doya doya yaşatabilir, Türklüğünüze son nefesinize kadar sahip çıkabilir, Türkçülüğünüzü yaşamınızın sonuna kadar haykırabilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre bu en doğal hakkınızdır.

#HAYIR'lı günler...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

04
Kasım
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.