UZ; Kurşun diploma sormuyor, mayın patlamadan önce mezuniyet belgesi aramıyor,

Dünya 09.08.2026 - 20:31, Güncelleme: 09.08.2026 - 20:39 664 kez okundu.
 

UZ; Kurşun diploma sormuyor, mayın patlamadan önce mezuniyet belgesi aramıyor,

İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada şehit yakınları ve gazilerin haklarına yönelik yasa teklifini sert sözlerle eleştirdi.

TBMM KATİP ÜYESİ VE ÇANAKKALE MİLLETVEKİLİ SAYIN RIDVAN UZ’UN GAZİLERLE İLGİLİ TBMM GENEL KURUL KONUŞMASI İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Gazi Meclisimizi ve yüce Türk milletini en derin saygılarımla selamlıyorum. Teklif, 4 farklı kanunda değişiklik yapan, yürürlük ve yürütme hükümleriyle birlikte 9 maddeden oluşan bir düzenleme. Bunu öncelikle söyleyelim: Biz hiçbir hak artışına karşı değiliz, gazimize verilecek her bir imkânın, şehit ailesine tanınacak her bir hakkın yanındayız. Teklif, 3 Ağustosta Başkanlığa sunulmuş, iki gün sonra Millî Savunma Komisyonuna. Konu; şehitlik, gazilik, vazife malullüğü, sosyal güvenlik, kamu maliyesi. Tüm bunlar uzman olmayan, tali komisyonların değerlendirme yapmasına elverişli bir takvim bile işletilmeden ve çok kısa süre zarfında uzman görüşü de alınmayan, şehit aileleri ve gazilerin bile Komisyona alınmadığı bir uygulamadan geçerek getirildi. İki yıldır çalışıldığı söyleniyor. Peki, o zaman iki yıl çalıştığımız etki analizi nerede diye biz de sorma hakkına sahipiz. Kaç kişinin düzenlemeden yararlanacağında bir açıklık yok. Sağlık kurullarının kapasitesi neden ortaya konulmuyor? Bütçe etkisi neden madde madde hesaplanmamış? Hangi gazi derneğinin hangi önerisi kabul edilmiş, bir veri yok. İki yıllık çalışma buysa iki yıl boyunca çalışmadığınız ya da çalıştığınız metni neden milletin önüne koymadınız? Teklifin muhatabı kim? Şehit yakınları ve gaziler ne yaptı? Bu insanlar bayrağa renk verenler kervanına katılanlardır, bu insanlar toprağı kanlarıyla sulayanlardır. Ne yaptı bu insanlar? Ülke bölünmesin, vatan emperyalistlerin uydusu olmasın, Türk'ün ve Kürt'ün kanını teröristler akıtmasın diye mermiye göğüs, bombaya omuz, mayına bacak veren insanlardır. Gaziler, vazife malulleri, terörle mücadele gazileri, 15 Temmuz gazileri, şehit aileleri ve ilgili dernekler ayrı ayrı dinlenmesi gerekirken kapının dışında bırakılmışlardır. Eksik kolları, bacakları, uzuvları olan gazileri, kalbi yanık şehit ailelerini adına "Gazi Meclis" dediğimiz Türkiye Büyük Millet Meclisine sokmamaya kalktınız. Daha acısı nedir, biliyor musunuz? "Bizden randevu almadılar." dediniz. Şehit aileleri ve gaziler için bir randevu mekanizması oluşturmamak Gazi Meclisin büyük bir ayıbıdır diye özellikle belirtiyorum. Gaziyi Komisyon kapısında bekleten bir düzenleme daha ilk anlamda bir vicdan sınavını kaybetmiş demektir. İnsanlar sevdiklerini kapıda bekletmez; insan olan, gazimizi bırakın kapıda bekletmeyi, omzunda taşır. Anayasa’nın 61'inci maddesi devlete açık bir görev vermektedir: "Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malûl ve gazileri koruyacak, onlara toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlayacaktır." Bu, doğrudan anayasal sorumluluktur yani gazimize verilen hak sadaka değildir. Türk milleti, şehit ailesini kapıda bekletmez, karşısında önünü ilikler, yüreğinin acısını birlikte paylaşır. Bu memleketin iyi ve cesur evlatları olarak bunları size bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Şimdi, bir önemli bilgi de şu: Bu orduevlerini, askerî yazlık ve kışlık kampları, spor ve yüzme tesislerini, gazinolar ve vardiya yemekhaneleri ile özel, yerel ve kış eğitim merkezlerini er gazilerine yasak, er gazilerine buraları yasaklamışsınız. "Peki, buralara kimler giriyor?" diye bir soralım dedik, aldığımız cevap şu: "Tanınmış kişi giriş kartı var." "Bunlar nereden temin ediliyor?" diye o kapıda bekleyen askere ya da oradan sorumlu komutana sorduğumuzda da çok net bir şey söylüyorlar, diyorlar ki: "Bir iktidar partisi vekili, bir il başkanı, bir ilçe başkanı, bir belde başkanı eğer buraya bir referans oluyorsa biz onları alıyoruz." Ya, bu orduevlerine milletvekilleri giremezken AK PARTİ belde başkanının referansıyla, tanınmış kişi kartıyla gazilerin giremediği yere siz bu insanları alıyorsunuz. Bu düzenlemede bu da maalesef yok. Teklif, yıllardır biriken, yirmi beş yıllık iktidarınız döneminde bir kez bile gündeme almadığınız, alamadığınız sorunları görmeyi engelliyor. Şehit aileleri ve gaziler, yirmi beş yılda bir kez bile dertlerini dertlendiremediğiniz ve anlamlandıramadığımız bir durumu yaşıyorlar. Peki, yirmi beş yıllık döneminizde bir kez bile aklınıza gelmeyen şehit ve gaziler varken yirmi beş yıllık iktidar döneminizde vatan hainleri, bebek katilleri, korucu katilleri, Türk'ün ve Kürt'ün katilleri PKK'lı teröristler için kaç kez aklınıza gelip bir düzenleme yapmışsınız, söyleyeyim: 2009-2014-2026 bugün itibarıyla. Peki, tam 3 kez teröriste af, gündeminizde olmuş iken şimdi, tam PKK'ya af düzenlemesini getirmeden önce şehit ve gazilerimiz nasıl aklınıza geldi? Bu bir havuç mudur, nedir? Bu millet bunu da merak ediyor. Bu sus payıyla vicdan rahatlatmayı pek anlamış değiliz. Bir de en temel sorun, statüsü. Bir çözüm yok, aylık farklılığının kaldırılmasına dair bir düzenleme yok. Peki, ne var? Aynı kahpe kurşunu yemiş askere farklı aylık bağlanmasına devam var. Biz İYİ Parti olarak ne diyoruz; 5434-2330-3715 ve 5510 sayılı Kanunlarla bağlanan aylıkları en yüksek emsal tutar üzerinden eşitleyin diyoruz. Çok mu zor? Komisyonda görüşülürken teklife bağlantılı zararların kapsamı da net değil diyoruz. Sonradan ortaya çıkan fiziksel ve psikolojik hastalıklar için koruma yok diyoruz ve ispat yükünü hak sahibine bırakmışsınız diyoruz. Yani gazilik statüsü aylığının tanımı da yok. Burada bizim teklifimizde görev ve hizmet nedeniyle tedavi gerektiren fiziksel ya da psikolojik zarara uğrayanların kalıcı engellilik oranı aranmadan gazi sayılmasını biz öngörüyoruz. Burada eğitim yok, barınma yok, istihdam yok, ulaşım yok, araç edinimi yok, bomboş bir yasa. Biz İYİ Parti olarak ne diyoruz: TOKİ konutu sağlayın, kira desteği sağlayın, kamu istihdamı hakkını genişletin, ÖTV istisnası tanıyın. Şehit evladı bizim evladımız ve her türlü ister devlet ister vakıf ister özel öğrenim kurumlarında ücretsiz yararlansın diyoruz. Maddelere geçtiğimizde 1'inci maddede anne babaya tek asgari ücret veriyorsunuz. Olmaz. Anne babaya ayrı birer asgari ücret vermek çok mu zor? Anne ve baba evlat acısını ikiye bölüp mü yaşıyorlar ki siz bir maaşı ikiye bölüp bu insanlara reva görüyorsunuz? 2'nci maddede, bakınız, muhtaç gazi ve malullere asgari ücreti 2 katından 2,5 katına çıkarıyorsunuz. Vay be lütfa bak. Yahu bunun fizik tedavisi var, rehabilitasyon süreci var, yardımcı cihazı var, sosyal güvenliği var, bunları sağlamanız lazım. İnsan onuruna uygun bir yaşam en çok hak edenimiz şehit ailelerimiz ve gazilerimizdir. 3'üncü maddede terörle mücadele kapsamında vazife malulü olan erbaş ve erlerin, güvenlik korucularının, öğrencilerin ve sivillerin aylıklarında iyileştirme getiriyor ancak eğitim düzeyi ve derece esaslı hesaplamayı koruyor. Dört yıllık yükseköğrenim mezunuyla diğerleri farklı başlangıç dericilerine tabi tutuluyor. Yalnız, kurşun diploma sormuyor, mayın patlamadan önce mezuniyet belgesi aramıyor, şarapnel askerin omzundaki rütbeyi okuyup ona göre saplanmıyor, terörist tetiğe basarken karşısındaki Mehmetçik'in derece ve kademesini hesaplamıyor. Şehidin astı, üstü olmaz; gazinin birincisi, ikincisi olmaz. Vatan için verilen canın emsali en yüksek emsaldir. Aynı olayda yaralanan, aynı operasyona katılan, aynı kurşuna hedef olan insanlar arasında statü farkı devam ediyor. Yapmanız gereken tek şey, en yüksek emsal aylıkla Anayasa’nın eşitlik ilkesine ve sosyal devlete uygun hareket etmeniz olmalıdır. 4'üncü maddede terörle mücadelede yaralanan bazı kişilerin aylık dışındaki sosyal hakları bakımından 1005 sayılı Kanun kapsamındaki haklardan yararlanması öngörülüyor. Biz hakların verilmesine karşı değiliz; aksine, gazilerimiz 1005 sayılı Kanun'da bulunan hakların tamamından, hatta daha geniş haklardan yararlanmalıdır. İtirazımız bu hakların yanlış bir hukuki zemin üzerinden tanımlanmasıdır. 1005 sayılı Kanun tarihsel olarak Kore savaşı ve Kıbrıs Barış Harekâtı gibi devletler veya düzenli silahlı güçler arasındaki askerî harekâtlara katılanlarla ilişkili özel bir statü düzenlemesi. PKK ise Türkiye Cumhuriyeti'nin karşısında savaşan meşru bir devlet değildir, uluslararası hukuk kişisi değildir, savaşın taraflı değildir. PKK Türkiye Cumhuriyeti'ni, milletimizin birliğini, vatandaşlarımızın hayatını hedef alan eli kanlı bir terör örgütüdür. Teklifimiz, kalıcı engellilik oranı aranmaksızın fiziksel veya psikolojik zarara uğrayanların gazi sayılması, eğitim, sağlık, ulaşımdan yararlanmasıdır. 2330 sayılı Kanun'un... Şehitlerimiz ve gazilerimiz için tek, kapsamlı, açık ve müstakil bir kanun çıkarılması elzemdir. 5'inci maddede teklifin ne kadar dar, geçici ve ayrımcı hazırlandığının bir belgesini görüyoruz. Mermi, şarapnel, patlayıcı, plastik ve termal etki ya da yakın muharebe saldırıları sonucunda yaralanan fakat malul sayılmayan bazı personele aylık bağlanması öngörülüyor. Yıllardır bedeninde mermi veya şarapnel taşıdığı hâlde gazi sayılmayan kahramanlarımızın hakkının teslim edilmesi şarttır. Ancak düzenleme yalnızca kanunun yürürlüğe girmesinden önce meydana gelen olaylara uygulanıyor. Kanun yürürlüğe girdikten -aynı şekilde- bir gün sonra yaralanan bir kişi bu haktan yararlanamıyor. Üstelik, başvuru için yalnızca bir yıl süre veriliyor. Böyle bir hukuk olmaz. Kanunun yürürlüğe girmesinden bir gün önce yaralanan hak sahibi olacak, bir gün sonra yaralanırsa olamayacak. Aynı mayın, aynı yara, aynı fedakârlık fakat takvim yaprağı farklı sonuçlar doğuruyor. Parti olarak, olay görev sırasında meydana gelmişse illiyet bağının bulunduğu kabul edilmeli ve aksini ispat yükü idareye bırakılmalıdır diyoruz. Savaşın yarası yalnızca gözle görülen yara değildir, bazı gazilerimiz bedenlerinde şarapnel taşır, bazıları zihinlerindeki hiç bitmeyen bir çatışmanın sesini taşır, bazısı kolunu kaybeder, bazısı geceleri uyuyabilme yetisini kaybeder, bazısının yarası röntgende görülür, bazısının yarısı yalnızca ailesi tarafından bilinir. Devlet "Yaranı göremiyorum, o hâlde yok sayıyorum." diyemez. 6'ncı maddede 55 yaş sınırını getirmişsiniz. Neden 55 yaş? Hangi bilimsel rapor bunu size söylüyor? Travma 55 yaşında emir dinleyip duruyor mu? Görev kaynaklı hastalıklar takvime bakarak ortaya çıkmazlar. Tıbbi illiyet kurulabildiği sürece yeniden muayene hakkının yaş sınırı olmamalıdır. 7'nci maddede... 15 Temmuz gazisi de güneydoğu gazisi de aynı duyguyla bayrağının, devletinin ve milletinin yanında yer almıştır. Şehidi ve gaziyi ayırmaktan vazgeçin. 15 Temmuz gazisi ayrı cetvelde, terörle mücadele gazisi ayrı cetvelde, vazife malulü başka mevzuatta, er başka statüde, subay başka hesapta; bu nasıl bütünlük, bu nasıl eşitlik? Bu nasıl bir devlet aklı? Bir taraftan "Ayrım yapmıyoruz." diyeceksiniz, diğer taraftan da kanun metninde farklı gösterge ve hak rejimleri kuracaksınız. Sözünüz başka, cetveliniz başka olamaz. Teklifte yalnızca para eksik değildir, hayat eksiktir. Sonuç: Biz teklifte şehit yakınlarının ve gazilerin temel taleplerinin karşılanmadığını görüyoruz ve diyoruz ki: Şehit ailesinin hakkını başka bir siyasi sürecin vicdan örtüsü yapmayın. Gazinin yarasını teröristle ilgili hazırladığınız düzenlemelere toplumsal meşruiyet üretmek için lütfen kullanmayın. Bir elinizle terör örgütü mensupları için hukuk hazırlarken diğer elinizle gazinin omzuna teselli eli koymayın. Gazilerimiz ve şehit yakınlarımızın hakkı herhangi bir sürecin pazarlık unsuru, toplumsal maliyet düşürme aracı veya sus payı değildir. Muhalefet şerhimizde açıkça ifade ettiğimiz gibi, onların talepleri bütüncül, eşitlikçi ve kalıcı bir yasal güvenceye mutlaka kavuşturulmalıdır. İktidarın siyasi iradesi terör örgütü mensuplarıyla ilgili bir düzenleme söz konusu olduğunda son derece hızlı çalışıyor; komisyonlar toplanıyor, metinler yazılıp hazırlanıyor, takvimler sıkıştırılıyor ama konu şehit ailesine, hakkının aramasına geçince aradan yıllar geçiyor, konu gazinin emsal aylığı olduğunda bir anda bütçe hatırlanıyor, konu protez olduğunda bir anda kaynak aranıyor, konu psikolojik tedavi olduğunda kapsam daraltılıyor, konu ÖTV olduğunda mali disiplin akla geliyor, konu istihdam olduğunda özel sektörün yükü hemen hesaplanıyor. Dağdaki teröristi topluma kazandırmak için gösterdiğiniz telaşın kaçta birini vatan için dağa çıkan gazilerimize göstermişsiniz? Terör örgütü mensuplarının geleceğini konuşurken kullandığınız toplumsal bütünleşme kavramını yıllardır hakkını alamayan gazilerimiz için neden kullanmıyorsunuz? Gazi devlete yük değildir, şehit ailesi bütçe açığı değildir, onlar bu devletin alacaklısıdırlar, siz ise yıllardır borcunu erteleyen iktidarsınız. Gazinin bir tırnağı sizin bütün lütuf söylemlerimizden çok daha değerlidir. Şehit annesinin bir damla gözyaşı bütün propaganda bütçelerinizden çok daha ağırdır çünkü devletin itibarı sarayların yüksekliğiyle değil, şehit annesinin kapısına nasıl gittiğiyle ölçülür. Devletin gücü konvoyların uzunluğuyla değil, gazisinin proteze kaç günde ulaştığıyla ölçülür. Devletin adaleti meydanlardaki nutuklarda değil, aynı siperde yaralanan 2 insana eşit hak verip vermediğiyle ölçülüdür. Şehitlik ve gazilik üzerinden siyaset yapmayı bırakmalıyız. Şehidin ve gazinin hakkını teslim etmelisiniz. Törenlerde ön sıraya oturup komisyonlarda kapıda bırakmamalısınız. Madalyayı göğsüne takıp hakkını dosyaların arasına sıkıştırmamalısınız. "Başımızın tacısınız." deyip geçim sıkıntısına mahkûm etmemelisiniz. "Vatan size minnettardır." deyip ispat yükünü omuzlarına yüklememelisiniz. Gaziyi seçimden seçime hatırlanan fotoğraf karesinden lütfen artık çıkarın. Şehit ailesini protokolün dekoru olmaktan kurtarın. PKK terör örgütü elebaşı bebek katilinden, dağdaki sünnetsiz teröristten, bu dinsiz imansız alçak PKK denilen yapıdan memleketi koruduğunuz, gövdenizi siper ettiğiniz için tüm şehitlere rahmet diliyor, ailelerine minnetle bir kez daha yâd ediyorum. Gazilerimize de iyi ki varsınız diyor, gazi Meclisi ve büyük necip Türk milletini saygıyla selamlıyorum.    
İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada şehit yakınları ve gazilerin haklarına yönelik yasa teklifini sert sözlerle eleştirdi.

TBMM KATİP ÜYESİ VE ÇANAKKALE MİLLETVEKİLİ SAYIN RIDVAN UZ’UN GAZİLERLE İLGİLİ TBMM GENEL KURUL KONUŞMASI

İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Gazi Meclisimizi ve yüce Türk milletini en derin saygılarımla selamlıyorum.

Teklif, 4 farklı kanunda değişiklik yapan, yürürlük ve yürütme hükümleriyle birlikte 9 maddeden oluşan bir düzenleme. Bunu öncelikle söyleyelim: Biz hiçbir hak artışına karşı değiliz, gazimize verilecek her bir imkânın, şehit ailesine tanınacak her bir hakkın yanındayız. Teklif, 3 Ağustosta Başkanlığa sunulmuş, iki gün sonra Millî Savunma Komisyonuna. Konu; şehitlik, gazilik, vazife malullüğü, sosyal güvenlik, kamu maliyesi. Tüm bunlar uzman olmayan, tali komisyonların değerlendirme yapmasına elverişli bir takvim bile işletilmeden ve çok kısa süre zarfında uzman görüşü de alınmayan, şehit aileleri ve gazilerin bile Komisyona alınmadığı bir uygulamadan geçerek getirildi. İki yıldır çalışıldığı söyleniyor. Peki, o zaman iki yıl çalıştığımız etki analizi nerede diye biz de sorma hakkına sahipiz. Kaç kişinin düzenlemeden yararlanacağında bir açıklık yok. Sağlık kurullarının kapasitesi neden ortaya konulmuyor? Bütçe etkisi neden madde madde hesaplanmamış? Hangi gazi derneğinin hangi önerisi kabul edilmiş, bir veri yok. İki yıllık çalışma buysa iki yıl boyunca çalışmadığınız ya da çalıştığınız metni neden milletin önüne koymadınız?

Teklifin muhatabı kim? Şehit yakınları ve gaziler ne yaptı? Bu insanlar bayrağa renk verenler kervanına katılanlardır, bu insanlar toprağı kanlarıyla sulayanlardır. Ne yaptı bu insanlar? Ülke bölünmesin, vatan emperyalistlerin uydusu olmasın, Türk'ün ve Kürt'ün kanını teröristler akıtmasın diye mermiye göğüs, bombaya omuz, mayına bacak veren insanlardır. Gaziler, vazife malulleri, terörle mücadele gazileri, 15 Temm uz gazileri, şehit aileleri ve ilgili dernekler ayrı ayrı dinlenmesi gerekirken kapının dışında bırakılmışlardır. Eksik kolları, bacakları, uzuvları olan gazileri, kalbi yanık şehit ailelerini adına "Gazi Meclis" dediğimiz Türkiye Büyük Millet Meclisine sokmamaya kalktınız. Daha acısı nedir, biliyor musunuz? "Bizden randevu almadılar." dediniz. Şehit aileleri ve gaziler için bir randevu mekanizması oluşturmamak Gazi Meclisin büyük bir ayıbıdır diye özellikle belirtiyorum.

Gaziyi Komisyon kapısında bekleten bir düzenleme daha ilk anlamda bir vicdan sınavını kaybetmiş demektir. İnsanlar sevdiklerini kapıda bekletmez; insan olan, gazimizi bırakın kapıda bekletmeyi, omzunda taşır.

Anayasa’nın 61'inci maddesi devlete açık bir görev vermektedir: "Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malûl ve gazileri koruyacak, onlara toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlayacaktır." Bu, doğrudan anayasal sorumluluktur yani gazimize verilen hak sadaka değildir. Türk milleti, şehit ailesini kapıda bekletmez, karşısında önünü ilikler, yüreğinin acısını birlikte paylaşır. Bu memleketin iyi ve cesur evlatları olarak bunları size bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Şimdi, bir önemli bilgi de şu: Bu orduevlerini, askerî yazlık ve kışlık kampları, spor ve yüzme tesislerini, gazinolar ve vardiya yemekhaneleri ile özel, yerel ve kış eğitim merkezlerini er gazilerine yasak, er gazilerine buraları yasaklamışsınız. "Peki, buralara kimler giriyor?" diye bir soralım dedik, aldığımız cevap şu: "Tanınmış kişi giriş kartı var." "Bunlar nereden temin ediliyor?" diye o kapıda bekleyen askere ya da oradan sorumlu komutana sorduğumuzda da çok net bir şey söylüyorlar, diyorlar ki: "Bir iktidar partisi vekili, bir il başkanı, bir ilçe başkanı, bir belde başkanı eğer buraya bir referans oluyorsa biz onları alıyoruz." Ya, bu orduevlerine milletvekilleri giremezken AK PARTİ belde başkanının referansıyla, tanınmış kişi kartıyla gazilerin giremediği yere siz bu insanları alıyorsunuz. Bu düzenlemede bu da maalesef yok. Teklif, yıllardır biriken, yirmi beş yıllık iktidarınız döneminde bir kez bile gündeme almadığınız, alamadığınız sorunları görmeyi engelliyor. Şehit aileleri ve gaziler, yirmi beş yılda bir kez bile dertlerini dertlendiremediğiniz ve anlamlandıramadığımız bir durumu yaşıyorlar. Peki, yirmi beş yıllık döneminizde bir kez bile aklınıza gelmeyen şehit ve gaziler varken yirmi beş yıllık iktidar döneminizde vatan hainleri, bebek katilleri, korucu katilleri, Türk'ün ve Kürt'ün katilleri PKK'lı teröristler için kaç kez aklınıza gelip bir düzenleme yapmışsınız, söyleyeyim: 2009-2014-2026 bugün itibarıyla. Peki, tam 3 kez teröriste af, gündeminizde olmuş iken şimdi, tam PKK'ya af düzenlemesini getirmeden önce şehit ve gazilerimiz nasıl aklınıza geldi? Bu bir havuç mudur, nedir? Bu millet bunu da merak ediyor. Bu sus payıyla vicdan rahatlatmayı pek anlamış değiliz.

Bir de en temel sorun, statüsü. Bir çözüm yok, aylık farklılığının kaldırılmasına dair bir düzenleme yok. Peki, ne var? Aynı kahpe kurşunu yemiş askere farklı aylık bağlanmasına devam var. Biz İYİ Parti olarak ne diyoruz; 5434-2330-3715 ve 5510 sayılı Kanunlarla bağlanan aylıkları en yüksek emsal tutar üzerinden eşitleyin diyoruz. Çok mu zor? Komisyonda görüşülürken teklife bağlantılı zararların kapsamı da net değil diyoruz. Sonradan ortaya çıkan fiziksel ve psikolojik hastalıklar için koruma yok diyor uz ve ispat yükünü hak sahibine bırakmışsınız diyoruz. Yani gazilik statüsü aylığının tanımı da yok. Burada bizim teklifimizde görev ve hizmet nedeniyle tedavi gerektiren fiziksel ya da psikolojik zarara uğrayanların kalıcı engellilik oranı aranmadan gazi sayılmasını biz öngörüyoruz. Burada eğitim yok, barınma yok, istihdam yok, ulaşım yok, araç edinimi yok, bomboş bir yasa. Biz İYİ Parti olarak ne diyoruz: TOKİ konutu sağlayın, kira desteği sağlayın, kamu istihdamı hakkını genişletin, ÖTV istisnası tanıyın. Şehit evladı bizim evladımız ve her türlü ister devlet ister vakıf ister özel öğrenim kurumlarında ücretsiz yararlansın diyoruz.

Maddelere geçtiğimizde 1'inci maddede anne babaya tek asgari ücret veriyorsunuz. Olmaz. Anne babaya ayrı birer asgari ücret vermek çok mu zor? Anne ve baba evlat acısını ikiye bölüp mü yaşıyorlar ki siz bir maaşı ikiye bölüp bu insanlara reva görüyorsunuz?

2'nci maddede, bakınız, muhtaç gazi ve malullere asgari ücreti 2 katından 2,5 katına çıkarıyorsunuz. Vay be lütfa bak. Yahu bunun fizik tedavisi var, rehabilitasyon süreci var, yardımcı cihazı var, sosyal güvenliği var, bunları sağlamanız lazım. İnsan onuruna uygun bir yaşam en çok hak edenimiz şehit ailelerimiz ve gazilerimizdir.

3'üncü maddede terörle mücadele kapsamında vazife malulü olan erbaş ve erlerin, güvenlik korucularının, öğrencilerin ve sivillerin aylıklarında iyileştirme getiriyor ancak eğitim düzeyi ve derece esaslı hesaplamayı koruyor. Dört yıllık yükseköğrenim mezunuyla diğerleri farklı başlangıç dericilerine tabi tutuluyor. Yalnız, kurşun diploma sormuyor, mayın patlamadan önce mezuniyet belgesi aramıyor, şarapnel askerin omzundaki rütbeyi okuyup ona göre saplanmıyor, terörist tetiğe basarken karşısındaki Mehmetçik'in derece ve kademesini hesaplamıyor. Şehidin astı, üstü olmaz; gazinin birincisi, ikincisi olmaz. Vatan için verilen canın emsali en yüksek emsaldir. Aynı olayda yaralanan, aynı operasyona katılan, aynı kurşuna hedef olan insanlar arasında statü farkı devam ediyor. Yapmanız gereken tek şey, en yüksek emsal aylıkla Anayasa’nın eşitlik ilkesine ve sosyal devlete uygun hareket etmeniz olmalıdır.

4'üncü maddede terörle mücadelede yaralanan bazı kişilerin aylık dışındaki sosyal hakları bakımından 1005 sayılı Kanun kapsamındaki haklardan yararlanması öngörülüyor. Biz hakların verilmesine karşı değiliz; aksine, gazilerimiz 1005 sayılı Kanun'da bulunan hakların tamamından, hatta daha geniş haklardan yararlanmalıdır. İtirazımız bu hakların yanlış bir hukuki zemin üzerinden tanımlanmasıdır. 1005 sayılı Kanun tarihsel olarak Kore savaşı ve Kıbrıs Barış Harekâtı gibi devletler veya düzenli silahlı güçler arasındaki askerî harekâtlara katılanlarla ilişkili özel bir statü düzenlemesi. PKK ise Türkiye Cumhuriyeti'nin karşısında savaşan meşru bir devlet değildir, uluslararası hukuk kişisi değildir, savaşın taraflı değildir. PKK Türkiye Cumhuriyeti'ni, milletimizin birliğini, vatandaşlarımızın hayatını hedef alan eli kanlı bir terör örgütüdür. Teklifimiz, kalıcı engellilik oranı aranmaksızın fiziksel veya psikolojik zarara uğrayanların gazi sayılması, eğitim, sağlık, ulaşımdan yararlanmasıdır. 2330 sayılı Kanun'un... Şehitlerimiz ve gazilerimiz için tek, kapsamlı, açık ve müstakil bir kanun çıkarılması elzemdir.

5'inci maddede teklifin ne kadar dar, geçici ve ayrımcı hazırlandığının bir belgesini görüyoruz. Mermi, şarapnel, patlayıcı, plastik ve termal etki ya da yakın muharebe saldırıları sonucunda yaralanan fakat malul sayılmayan bazı personele aylık bağlanması öngörülüyor. Yıllardır bedeninde mermi veya şarapnel taşıdığı hâlde gazi sayılmayan kahramanlarımızın hakkının teslim edilmesi şarttır. Ancak düzenleme yalnızca kanunun yürürlüğe girmesinden önce meydana gelen olaylara uygulanıyor. Kanun yürürlüğe girdikten -aynı şekilde- bir gün sonra yaralanan bir kişi bu haktan yararlanamıyor. Üstelik, başvuru için yalnızca bir yıl süre veriliyor. Böyle bir hukuk olmaz. Kanunun yürürlüğe girmesinden bir gün önce yaralanan hak sahibi olacak, bir gün sonra yaralanırsa olamayacak. Aynı mayın, aynı yara, aynı fedakârlık fakat takvim yaprağı farklı sonuçlar doğuruyor. Parti olarak, olay görev sırasında meydana gelmişse illiyet bağının bulunduğu kabul edilmeli ve aksini ispat yükü idareye bırakılmalıdır diyoruz. Savaşın yarası yalnızca gözle görülen yara değildir, bazı gazilerimiz bedenlerinde şarapnel taşır, bazıları zihinlerindeki hiç bitmeyen bir çatışmanın sesini taşır, bazısı kolunu kaybeder, bazısı geceleri uyuyabilme yetisini kaybeder, bazısının yarası röntgende görülür, bazısının yarısı yalnızca ailesi tarafından bilinir. Devlet "Yaranı göremiyorum, o hâlde yok sayıyorum." diyemez.

6'ncı maddede 55 yaş sınırını getirmişsiniz. Neden 55 yaş? Hangi bilimsel rapor bunu size söylüyor? Travma 55 yaşında emir dinleyip duruyor mu? Görev kaynaklı hastalıklar takvime bakarak ortaya çıkmazlar. Tıbbi illiyet kurulabildiği sürece yeniden muayene hakkının yaş sınırı olmamalıdır.

7'nci maddede... 15 Temm uz gazisi de güneydoğu gazisi de aynı duyguyla bayrağının, devletinin ve milletinin yanında yer almıştır. Şehidi ve gaziyi ayırmaktan vazgeçin. 15 Temm uz gazisi ayrı cetvelde, terörle mücadele gazisi ayrı cetvelde, vazife malulü başka mevzuatta, er başka statüde, subay başka hesapta; bu nasıl bütünlük, bu nasıl eşitlik? Bu nasıl bir devlet aklı? Bir taraftan "Ayrım yapmıyoruz." diyeceksiniz, diğer taraftan da kanun metninde farklı gösterge ve hak rejimleri kuracaksınız. Sözünüz başka, cetveliniz başka olamaz. Teklifte yalnızca para eksik değildir, hayat eksiktir.

Sonuç: Biz teklifte şehit yakınlarının ve gazilerin temel taleplerinin karşılanmadığını görüyor uz ve diyor uz ki: Şehit ailesinin hakkını başka bir siyasi sürecin vicdan örtüsü yapmayın. Gazinin yarasını teröristle ilgili hazırladığınız düzenlemelere toplumsal meşruiyet üretmek için lütfen kullanmayın. Bir elinizle terör örgütü mensupları için hukuk hazırlarken diğer elinizle gazinin omzuna teselli eli koymayın. Gazilerimiz ve şehit yakınlarımızın hakkı herhangi bir sürecin pazarlık unsuru, toplumsal maliyet düşürme aracı veya sus payı değildir.

Muhalefet şerhimizde açıkça ifade ettiğimiz gibi, onların talepleri bütüncül, eşitlikçi ve kalıcı bir yasal güvenceye mutlaka kavuşturulmalıdır. İktidarın siyasi iradesi terör örgütü mensuplarıyla ilgili bir düzenleme söz konusu olduğunda son derece hızlı çalışıyor; komisyonlar toplanıyor, metinler yazılıp hazırlanıyor, takvimler sıkıştırılıyor ama konu şehit ailesine, hakkının aramasına geçince aradan yıllar geçiyor, konu gazinin emsal aylığı olduğunda bir anda bütçe hatırlanıyor, konu protez olduğunda bir anda kaynak aranıyor, konu psikolojik tedavi olduğunda kapsam daraltılıyor, konu ÖTV olduğunda mali disiplin akla geliyor, konu istihdam olduğunda özel sektörün yükü hemen hesaplanıyor.

Dağdaki teröristi topluma kazandırmak için gösterdiğiniz telaşın kaçta birini vatan için dağa çıkan gazilerimize göstermişsiniz? Terör örgütü mensuplarının geleceğini konuşurken kullandığınız toplumsal bütünleşme kavramını yıllardır hakkını alamayan gazilerimiz için neden kullanmıyorsunuz? Gazi devlete yük değildir, şehit ailesi bütçe açığı değildir, onlar bu devletin alacaklısıdırlar, siz ise yıllardır borcunu erteleyen iktidarsınız.

Gazinin bir tırnağı sizin bütün lütuf söylemlerimizden çok daha değerlidir. Şehit annesinin bir damla gözyaşı bütün propaganda bütçelerinizden çok daha ağırdır çünkü devletin itibarı sarayların yüksekliğiyle değil, şehit annesinin kapısına nasıl gittiğiyle ölçülür. Devletin gücü konvoyların uzunluğuyla değil, gazisinin proteze kaç günde ulaştığıyla ölçülür. Devletin adaleti meydanlardaki nutuklarda değil, aynı siperde yaralanan 2 insana eşit hak verip vermediğiyle ölçülüdür. Şehitlik ve gazilik üzerinden siyaset yapmayı bırakmalıyız. Şehidin ve gazinin hakkını teslim etmelisiniz. Törenlerde ön sıraya oturup komisyonlarda kapıda bırakmamalısınız.

Madalyayı göğsüne takıp hakkını dosyaların arasına sıkıştırmamalısınız. "Başımızın tacısınız." deyip geçim sıkıntısına mahkûm etmemelisiniz. "Vatan size minnettardır." deyip ispat yükünü omuzlarına yüklememelisiniz. Gaziyi seçimden seçime hatırlanan fotoğraf karesinden lütfen artık çıkarın. Şehit ailesini protokolün dekoru olmaktan kurtarın. PKK terör örgütü elebaşı bebek katilinden, dağdaki sünnetsiz teröristten, bu dinsiz imansız alçak PKK denilen yapıdan memleketi koruduğunuz, gövdenizi siper ettiğiniz için tüm şehitlere rahmet diliyor, ailelerine minnetle bir kez daha yâd ediyorum.

Gazilerimize de iyi ki varsınız diyor, gazi Meclisi ve büyük necip Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.