Rıdvan Uz’dan Komisyonda Sert Çıkış: “Bu Bir İhanet Yasasıdır”

Dünya 08.08.2026 - 17:53, Güncelleme: 08.08.2026 - 18:04 320 kez okundu.
 

Rıdvan Uz’dan Komisyonda Sert Çıkış: “Bu Bir İhanet Yasasıdır”

İYİ Partili Rıdvan Uz, komisyondaki konuşmasında düzenlemeye sert tepki göstererek, “Bu bir ihanet yasasıdır” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Çanakkale Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Kâtip Üyesi Rıdvan Uz, komisyonda yaptığı konuşmada gündemdeki düzenlemeye sert tepki gösterdi. Şehit aileleri ve gazilerin komisyonda bulunmamasını eleştiren Uz, düzenlemeyi “ihanet yasası” olarak nitelendirerek geri çekilmesi çağrısında bulundu. Konuşmasına İYİ Parti ailesine ve Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’na teşekkür ederek başlayan Rıdvan Uz, İYİ Parti’nin “tarihin doğru tarafında” yer aldığını söyledi. Uz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: Rıdvan Uz: “Teşekkür ediyorum. Öncelikle teşekkürün en büyüğünü İYİ Parti aileme ve Sayın Genel Başkanım Müsavat Dervişoğlu Beyefendiye yapıyorum. Çünkü bir kez daha İYİ Parti ailesi olarak, İYİ Parti milletvekilleri ve İYİ Parti yöneticileri olarak tarihin doğru tarafında yer aldığımızdan dolayı hassaten teşekkür ediyorum. Tabii ben bir hukukçu değilim. Hukuki açıdan her iki hukukçumuz, Sayın Uğur Poyraz Beyefendi ve Hakan Şerefoğlu Beyefendi hukuki düzenlemeler hakkındaki düşüncelerini burada çok güzel ifade ettiler. Ve bir hukuk kararetiyle karşı karşıya olduğumuzu aziz ve necip milletimize anlattılar. Fakat buradan öncelikle Türk milletine bir şey söylemek istiyorum. Yeise kapılmasınlar. Çünkü sabahtan beri telefonlarımız susmuyor, mesajlarınız devamlı burada geliyor. Ve konuşmacıların tamamının 367 imza ile burada bir bütünlük sağladıkları yönündeki ifadelerini hayretle karşıladıklarını ifade ediyorlar, ben dahil aynı hayretle karşılıyorum. Çünkü görmedikleri bir yasaya imza atıp onu cansiperane burada savunmaları da akıllara ziyan bir durum olarak gördüğümü de ifade etmek isterim. Tabii hele hele Türk milliyetçiliğini küresel adında ad altında yol yürüyüp, bu bağlamda uzun zamandan beri özellikle seçim dönemlerinde şehit mezarlarına gidip terör örgütünü şikayet eden, son damlalarına kadar bunun sonuçlarını PKK terör örgütü ve onun bebek katili terörist başından soracağını söyleyenlerin burada çok farklı ifadeler kullanmasına da şaşırmış olduğumuzu ifade edelim. Baktığımızda bunun bir ‘ihanet yasası’ olduğunu biz net olarak görüyoruz, milletimiz de görüyor. Bunun millete meydan okuma olduğunu da görüyor. Şehidi, gaziyi, bayrağı, toprağı yok sayma adına hazırlanmış bir teklif olduğunu da görüyor. Ve diyor ki: Bu iktidar, bu AK Parti bizi yine yanıltmadı. Bizim açımızdan söylüyorum; çünkü milletimizden oy isterken ‘Ya bunlara oy verirseniz su sayaçlarını PKK'lılar okuyacak’ dediniz ya! Ya şimdi onları bırakıyorsunuz. Hakikaten bir su sayacı okutacaksınız ama bize attığınız bu iftirayı şimdi yaşıyor olmanızın ibretlik durumunu da ince görmezden gelmemeniz gerektiğini söylüyorum. Özellikle kendi ilim Çanakkale'nin Yenice ilçesinde de İYİ Partililer belediyeyi alırsa akşamına Öcalan bayraklarıyla çıkıp meydanlarda kutlama yapacak dediğinizi de hiç unutmuyorum. Ve bugün o Öcalan bayrağını sallayanların kim olduğunu da yüce Türk milleti de bugün itibarıyla şu komisyonda net olarak görmüştür, bunu da söylemekte beis duymuyorum. Ama kimse merak etmesin, artık dediğimiz gibi İYİ Parti var! Ama 2002 yılını kimse unutmasın. 2002 yılında tek başına iktidara geldi AK Parti. Gelme sebeplerinden en büyüğü neydi? Bölücübaşının Türkiye'ye teslim edilmesi, bu tesliminden sonra bunun idamını onaylamayıp meclise imza karşılığında meclise indirilmemesi üzerine 3 siyasi parti vardı o zaman hatırlayın. DSP (Demokratik Sol Parti) tarihten silindi, Anavatan Partisi tarihten silindi, o zaman %18 gibi bir oy alan Milliyetçi Hareket Partisi de %8'de kalmak suretiyle baraj altı kaldı ve milletimiz bir uyarı ve büyük bir ikaz vermişti. O gün o bölücübaşının idamını engelleyenler, bugün onun ve örgütünün affı için mücadele eden kişilerle aynı kişiler ve aynı mevkide olanlardır! Aynı süreçte hatırlayın, ‘Düzova'da siyaset yapsınlar’ diyen Doğru Yol'un o zamanki Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın akıbetini ve Doğru Yol'un bugün gelinen noktayı kimse nazar-ı dikkatinden kaçırmasın! Şimdi bilinen Türk tarihinde bu topraklarda her daim ve her zaman Türkler yaşamışlar ama her döneminde de mücadele ettikleri kah Yunanlılar, kah Ermeniler, kah Haçlı Seferleri sayesinde burada bir mücadele vermişler. Onun dışında da her türlü Cumhuriyetin kurulması döneminde de her türlü yasa dışı faaliyet gösteren ve millete ve devletine ve askerine silah çekenlere karşı da dimdik ve onurlu bir şekilde mücadele vermişlerdi. Bu mücadele bu topraklarda hiç bitmemiştir. Bu topraklarda bu mücadele ne zaman yoktu? Hatırlayın en güçlü olduğumuz dönemlerdeydi. O dönem her birinizin ve bizlerin de gıpta ile bahsettiği Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişahın huzuruna getirilen yabancılar kapıda saatlerce bekletildikten sonra içeri alınırlardı. İşte devletin gücünü ve kudretini gösterme adına yapılan iş de buydu. Güçlüydük çünkü, kudretliydik. O dönemlerden bugünlere geldiğimizde dakikalarca kapıda bekletilen bizler olduk. Putin'in ayağında bu ülkenin Cumhurbaşkanı dakikalarca bekletildi! Demek ki bu topraklarda iki önemli şık var: Bir tanesi ya güçlü olacaksınız, terörü ve şehidi bitireceksiniz ya da teslim olacaksınız! İşte bugün gelinen nokta hangisidir diye hem sizlere hem de büyük Türk milletine sormak istiyorum. Şimdi burada bu toplantıya başlarken ısrarla bir talepte bulunduk. Dedik ki: ‘Burada bir şehit ailesi yok! Burada bir gazi yok! Burada sabah yüzlerce öğretmen, şehit öğretmen kardeşleri ve arkadaşları için eylem yaptılar, bir tanesi yok!’ Ve daha doğrusu burada Türk milletinin asli unsuru olan millet yok! Milletin olmadığı bir noktada burada sanki bir film platosundaki gibi herkesin aynı cümleleri kurmuş olması ve çoğunluk olması doğru ve haklı bir pozisyona sizleri sokmaz! Çoğunluk her zaman doğru anlamına gelmez, hukuki ve adil olduğu anlamına da taşımaz. Şöyle ifade etmek isterim: Bakın köyün birine bir imam hatip atanıyor. Köyde yağmur yağmıyor, 7 defa yağmur duasına çıkıyor. Ama bir türlü yağmur yağmıyor. Yan köylere yağmur yağıyor, her tarafa yağmur yağıyor, oraya yağmur yağmıyor. Diyor ki imam efendi: ‘Ya arkadaşlar, içinizde bu köyde olup da hanesinden buraya gelmeyen var mı?’ ‘Yok’ diyorlar, herkes burada. ‘Yalnız bir şehit anası var’ diyorlar. Kimsesi yok, bir şehit evinde bir şehit anası var diyorlar. Diyor ki: ‘Muhtarı alıp gidelim bir derdini soralım, bir şey var bu işte.’ O eve gidiyorlar, diyorlar ki: ‘Teyzem senin bir derdin var mı?’ ‘Ya derdim var da ben çözüyorum’ diyor. ‘Nedir senin derdin?’ diyorlar. ‘Ne olacak’ diyor, ‘Çatım akıyor. Yağmur yağdığında içeriye su basıyor. Ben de her namazda Allah'a dua ediyorum ne olur yağmur yağdırma diye.’ Bir şehit anasının duası alayınızın, bütün köyün ve alayınızın duasından daha makbuldür arkadaşlar! Önce o şehit anasının evinin çatısını yapacaksınız! Önce o şehit anasının kalbini ve gönlünü tamir edeceksiniz, sonra bu af meselesini, bu PKK'ya, bölücübaşına affı buraya getireceksiniz! Şimdi bu kürsülerden, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden ‘Şu Karayılan'ı bin parçaya bölmezsek gelin yüzümüze tükürün’ diyenlerin bugün onlara af peşinde koşmasını bu Türk milleti size mutlaka soracaktır! Bunu da açıkça söyleyelim. Hele ayakkabı numaraları çok meşhur oldu ya, ‘86 kişi kalmış’ ayakkabı numaralarına kadar bilenler için toplu bir af düzenlemesinin getirilmesi de kabul edilebilir bir şey değil. Geçen gün de Ömer Çelik'in bir açıklaması var. ‘Sürece karşı olanlar’ diyor, ‘çok dikkatli konuşmalı.’ Sürece karşı olan biziz! Bizi tehdit ediyor! ‘Çok dikkatli konuşun’ diyor. Ya arkadaş, sen bebek katiline, konuşmalarından, İmralı tutanaklarından dolayı gelip de bir cümle niye kurmuyorsun da bu milletin milletvekillerine, bir partisine ‘dikkatli konuşun’ diye ikazda ve tehditte bulunuyorsun? Peki İmralı notlarından, tutanaklarından okuduğumuzda ne görüyoruz? Bölücübaşı diyor ki: ‘On binlerce PKK'lı var. Bu sorunu çözmezseniz savaş kapıda! Ölümlü savaş mı istiyorsunuz? Diyeceğim, Gazze'den daha fena sonuçlar yaşar bu Türk milleti, Gazze'ye çeviririz’ diyor! Başka? ‘Komisyon buraya gelmezse, yani benim ayağıma getirmezseniz bu komisyonu’ diyor, ‘ona göre adım atar; savaşsa savaş, beklenen cehennemi Türk milletine yaşatırız’ diyor! Sen kalkıp PKK liderine, teröristbaşına, bebek katiline bunu diyemezken bize bunları söylemeni de esefle kınıyoruz. Ezcümle; bu necip büyük millet ne yaptığının farkında, ne yaptığınızın da farkında! Sizleri son kez uyarmak ve ikaz etmek görevini buradaki tüm arkadaşlarımızla kullanıyoruz. Gelin, bu içinde Türk'ün, Kürt'ün, yetimin, gazinin, şehidin, milletin olmadığı; sadece terör ve teröriste af getiren bu yasayı geri çekin diyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.”
İYİ Partili Rıdvan Uz, komisyondaki konuşmasında düzenlemeye sert tepki göstererek, “Bu bir ihanet yasasıdır” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Çanakkale Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Kâtip Üyesi Rıdvan Uz, komisyonda yaptığı konuşmada gündemdeki düzenlemeye sert tepki gösterdi. Şehit aileleri ve gazilerin komisyonda bulunmamasını eleştiren Uz, düzenlemeyi “ihanet yasası” olarak nitelendirerek geri çekilmesi çağrısında bulundu.

Konuşmasına İYİ Parti ailesine ve Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’na teşekkür ederek başlayan Rıdvan Uz, İYİ Parti’nin “tarihin doğru tarafında” yer aldığını söyledi.

Uz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

Rıdvan Uz:

“Teşekkür ediyorum. Öncelikle teşekkürün en büyüğünü İYİ Parti aileme ve Sayın Genel Başkanım Müsavat Dervişoğlu Beyefendiye yapıyorum. Çünkü bir kez daha İYİ Parti ailesi olarak, İYİ Parti milletvekilleri ve İYİ Parti yöneticileri olarak tarihin doğru tarafında yer aldığımızdan dolayı hassaten teşekkür ediyorum.

Tabii ben bir hukukçu değilim. Hukuki açıdan her iki hukukçumuz, Sayın Uğur Poyraz Beyefendi ve Hakan Şerefoğlu Beyefendi hukuki düzenlemeler hakkındaki düşüncelerini burada çok güzel ifade ettiler. Ve bir hukuk kararetiyle karşı karşıya olduğumuzu aziz ve necip milletimize anlattılar.

Fakat buradan öncelikle Türk milletine bir şey söylemek istiyorum. Yeise kapılmasınlar. Çünkü sabahtan beri telefonlarımız susmuyor, mesajlarınız devamlı burada geliyor. Ve konuşmacıların tamamının 367 imza ile burada bir bütünlük sağladıkları yönündeki ifadelerini hayretle karşıladıklarını ifade ediyorlar, ben dahil aynı hayretle karşılıyorum. Çünkü görmedikleri bir yasaya imza atıp onu cansiperane burada savunmaları da akıllara ziyan bir durum olarak gördüğümü de ifade etmek isterim.

Tabii hele hele Türk milliyetçiliğini küresel adında ad altında yol yürüyüp, bu bağlamda uzun zamandan beri özellikle seçim dönemlerinde şehit mezarlarına gidip terör örgütünü şikayet eden, son damlalarına kadar bunun sonuçlarını PKK terör örgütü ve onun bebek katili terörist başından soracağını söyleyenlerin burada çok farklı ifadeler kullanmasına da şaşırmış olduğumuzu ifade edelim.

Baktığımızda bunun bir ‘ihanet yasası’ olduğunu biz net olarak görüyoruz, milletimiz de görüyor. Bunun millete meydan okuma olduğunu da görüyor. Şehidi, gaziyi, bayrağı, toprağı yok sayma adına hazırlanmış bir teklif olduğunu da görüyor. Ve diyor ki: Bu iktidar, bu AK Parti bizi yine yanıltmadı. Bizim açımızdan söylüyorum; çünkü milletimizden oy isterken ‘Ya bunlara oy verirseniz su sayaçlarını PKK'lılar okuyacak’ dediniz ya! Ya şimdi onları bırakıyorsunuz. Hakikaten bir su sayacı okutacaksınız ama bize attığınız bu iftirayı şimdi yaşıyor olmanızın ibretlik durumunu da ince görmezden gelmemeniz gerektiğini söylüyorum.

Özellikle kendi ilim Çanakkale'nin Yenice ilçesinde de İYİ Partililer belediyeyi alırsa akşamına Öcalan bayraklarıyla çıkıp meydanlarda kutlama yapacak dediğinizi de hiç unutmuyorum. Ve bugün o Öcalan bayrağını sallayanların kim olduğunu da yüce Türk milleti de bugün itibarıyla şu komisyonda net olarak görmüştür, bunu da söylemekte beis duymuyorum.

Ama kimse merak etmesin, artık dediğimiz gibi İYİ Parti var! Ama 2002 yılını kimse unutmasın. 2002 yılında tek başına iktidara geldi AK Parti. Gelme sebeplerinden en büyüğü neydi? Bölücübaşının Türkiye'ye teslim edilmesi, bu tesliminden sonra bunun idamını onaylamayıp meclise imza karşılığında meclise indirilmemesi üzerine 3 siyasi parti vardı o zaman hatırlayın. DSP (Demokratik Sol Parti) tarihten silindi, Anavatan Partisi tarihten silindi, o zaman %18 gibi bir oy alan Milliyetçi Hareket Partisi de %8'de kalmak suretiyle baraj altı kaldı ve milletimiz bir uyarı ve büyük bir ikaz vermişti.

O gün o bölücübaşının idamını engelleyenler, bugün onun ve örgütünün affı için mücadele eden kişilerle aynı kişiler ve aynı mevkide olanlardır! Aynı süreçte hatırlayın, ‘Düzova'da siyaset yapsınlar’ diyen Doğru Yol'un o zamanki Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın akıbetini ve Doğru Yol'un bugün gelinen noktayı kimse nazar-ı dikkatinden kaçırmasın!

Şimdi bilinen Türk tarihinde bu topraklarda her daim ve her zaman Türkler yaşamışlar ama her döneminde de mücadele ettikleri kah Yunanlılar, kah Ermeniler, kah Haçlı Seferleri sayesinde burada bir mücadele vermişler. Onun dışında da her türlü Cumhuriyetin kurulması döneminde de her türlü yasa dışı faaliyet gösteren ve millete ve devletine ve askerine silah çekenlere karşı da dimdik ve onurlu bir şekilde mücadele vermişlerdi. Bu mücadele bu topraklarda hiç bitmemiştir.

Bu topraklarda bu mücadele ne zaman yoktu? Hatırlayın en güçlü olduğumuz dönemlerdeydi. O dönem her birinizin ve bizlerin de gıpta ile bahsettiği Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişahın huzuruna getirilen yabancılar kapıda saatlerce bekletildikten sonra içeri alınırlardı. İşte devletin gücünü ve kudretini gösterme adına yapılan iş de buydu. Güçlüydük çünkü, kudretliydik. O dönemlerden bugünlere geldiğimizde dakikalarca kapıda bekletilen bizler olduk. Putin'in ayağında bu ülkenin Cumhurbaşkanı dakikalarca bekletildi!

Demek ki bu topraklarda iki önemli şık var: Bir tanesi ya güçlü olacaksınız, terörü ve şehidi bitireceksiniz ya da teslim olacaksınız! İşte bugün gelinen nokta hangisidir diye hem sizlere hem de büyük Türk milletine sormak istiyorum.

Şimdi burada bu toplantıya başlarken ısrarla bir talepte bulunduk. Dedik ki: ‘Burada bir şehit ailesi yok! Burada bir gazi yok! Burada sabah yüzlerce öğretmen, şehit öğretmen kardeşleri ve arkadaşları için eylem yaptılar, bir tanesi yok!’ Ve daha doğrusu burada Türk milletinin asli unsuru olan millet yok! Milletin olmadığı bir noktada burada sanki bir film platosundaki gibi herkesin aynı cümleleri kurmuş olması ve çoğunluk olması doğru ve haklı bir pozisyona sizleri sokmaz! Çoğunluk her zaman doğru anlamına gelmez, hukuki ve adil olduğu anlamına da taşımaz.

Şöyle ifade etmek isterim: Bakın köyün birine bir imam hatip atanıyor. Köyde yağmur yağmıyor, 7 defa yağmur duasına çıkıyor. Ama bir türlü yağmur yağmıyor. Yan köylere yağmur yağıyor, her tarafa yağmur yağıyor, oraya yağmur yağmıyor. Diyor ki imam efendi: ‘Ya arkadaşlar, içinizde bu köyde olup da hanesinden buraya gelmeyen var mı?’ ‘Yok’ diyorlar, herkes burada. ‘Yalnız bir şehit anası var’ diyorlar. Kimsesi yok, bir şehit evinde bir şehit anası var diyorlar. Diyor ki: ‘Muhtarı alıp gidelim bir derdini soralım, bir şey var bu işte.’ O eve gidiyorlar, diyorlar ki: ‘Teyzem senin bir derdin var mı?’ ‘Ya derdim var da ben çözüyorum’ diyor. ‘Nedir senin derdin?’ diyorlar. ‘Ne olacak’ diyor, ‘Çatım akıyor. Yağmur yağdığında içeriye su basıyor. Ben de her namazda Allah'a dua ediyorum ne olur yağmur yağdırma diye.’ Bir şehit anasının duası alayınızın, bütün köyün ve alayınızın duasından daha makbuldür arkadaşlar! Önce o şehit anasının evinin çatısını yapacaksınız! Önce o şehit anasının kalbini ve gönlünü tamir edeceksiniz, sonra bu af meselesini, bu PKK'ya, bölücübaşına affı buraya getireceksiniz!

Şimdi bu kürsülerden, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden ‘Şu Karayılan'ı bin parçaya bölmezsek gelin yüzümüze tükürün’ diyenlerin bugün onlara af peşinde koşmasını bu Türk milleti size mutlaka soracaktır! Bunu da açıkça söyleyelim. Hele ayakkabı numaraları çok meşhur oldu ya, ‘86 kişi kalmış’ ayakkabı numaralarına kadar bilenler için toplu bir af düzenlemesinin getirilmesi de kabul edilebilir bir şey değil.

Geçen gün de Ömer Çelik'in bir açıklaması var. ‘Sürece karşı olanlar’ diyor, ‘çok dikkatli konuşmalı.’ Sürece karşı olan biziz! Bizi tehdit ediyor! ‘Çok dikkatli konuşun’ diyor. Ya arkadaş, sen bebek katiline, konuşmalarından, İmralı tutanaklarından dolayı gelip de bir cümle niye kurmuyorsun da bu milletin milletvekillerine, bir partisine ‘dikkatli konuşun’ diye ikazda ve tehditte bulunuyorsun?

Peki İmralı notlarından, tutanaklarından okuduğumuzda ne görüyoruz? Bölücübaşı diyor ki: ‘On binlerce PKK'lı var. Bu sorunu çözmezseniz savaş kapıda! Ölümlü savaş mı istiyorsunuz? Diyeceğim, Gazze'den daha fena sonuçlar yaşar bu Türk milleti, Gazze'ye çeviririz’ diyor! Başka? ‘Komisyon buraya gelmezse, yani benim ayağıma getirmezseniz bu komisyonu’ diyor, ‘ona göre adım atar; savaşsa savaş, beklenen cehennemi Türk milletine yaşatırız’ diyor! Sen kalkıp PKK liderine, teröristbaşına, bebek katiline bunu diyemezken bize bunları söylemeni de esefle kınıyoruz.

Ezcümle; bu necip büyük millet ne yaptığının farkında, ne yaptığınızın da farkında! Sizleri son kez uyarmak ve ikaz etmek görevini buradaki tüm arkadaşlarımızla kullanıyoruz. Gelin, bu içinde Türk'ün, Kürt'ün, yetimin, gazinin, şehidin, milletin olmadığı; sadece terör ve teröriste af getiren bu yasayı geri çekin diyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

Habere ifade bırak !
Habere Ek Video
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.