Kuraklıkla Mücadelede Kritik Sorun: Çanakkale’de Açık Sulama Kanalları

Dünya 16.01.2026 - 13:29, Güncelleme: 16.01.2026 - 13:29 682 kez okundu.
 

Kuraklıkla Mücadelede Kritik Sorun: Çanakkale’de Açık Sulama Kanalları

Çanakkale’de tarımı tehdit eden kuraklıkla mücadelede, DSİ sorumluluğundaki açık sulama kanalları ciddi su kaybına yol açıyor.

Çanakkale’de artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar, tarımsal üretimi her geçen yıl daha fazla baskı altına alırken, sahada uzun süredir bilinen yapısal bir sorun yeniden gündeme geliyor: Sulama kanallarının büyük bölümünün hâlâ üstü açık olması. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitimlerde ortaya konan bilimsel veriler, kuraklığın etkilerini azaltmaya yönelik bireysel önlemlerin tek başına yeterli olmayacağını açıkça ortaya koyuyor. Uzmanlara göre, Çanakkale’de tarımsal sulamada kullanılan açık kanal sistemi, suyun kaynağından tarlaya ulaşana kadar ciddi kayıplara neden oluyor. Özellikle yaz aylarında artan hava sıcaklıklarıyla birlikte buharlaşma yoluyla büyük miktarda su kaybediliyor. Bunun yanı sıra açık kanallarda yaşanan sızıntılar, bakım zorlukları ve yabancı otlanma da suyun etkin kullanımını engelliyor. Sonuç olarak, zaten sınırlı olan su kaynakları daha üretime ulaşmadan azalıyor. Bu noktada sorumluluğun açık şekilde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne (DSİ) ait olduğu vurgulanıyor. Sulama kanalları, ana iletim hatları ve sulama altyapısının planlanması, işletilmesi ve modernizasyonu DSİ’nin yetki alanında bulunuyor. Uzmanlar, kuraklıkla mücadelenin yalnızca çiftçiye yönelik eğitimlerle yürütülemeyeceğini, ana sulama altyapısının çağın koşullarına uygun hale getirilmesinin zorunlu olduğunu belirtiyor. Eğitimlerde dile getirilen en önemli çelişkilerden biri de, üreticilere modern sulama yöntemleri önerilirken, ana su iletim sistemlerinin hâlâ açık kanal yapısına dayanması oldu. “Damla sulama anlatıyoruz ancak su, tarlaya ulaşmadan kanalda buharlaşıyor” değerlendirmesi, mevcut durumun özetini ortaya koyuyor. Bu tablo, kuraklık riskinin yalnızca iklim koşullarından değil, altyapı eksikliklerinden de kaynaklandığını gösteriyor. Uzmanlar, DSİ’nin sorumluluğundaki sulama şebekelerinde kapalı sistemlere geçişin hızlandırılması gerektiğini vurguluyor. Kapalı borulu sistemlerin, su kaybını ciddi oranda azalttığı, iletim süresini kısalttığı ve tarımsal verimliliği doğrudan artırdığı ifade ediliyor. Aksi halde, iklim değişikliğinin etkileriyle birleşen mevcut altyapı, önümüzdeki yıllarda çok daha büyük üretim kayıplarına yol açabilir. Çanakkale’de kuraklık artık geçici bir sorun değil, kalıcı bir risk olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle, çözümün merkezinde DSİ’nin planlama, yatırım ve modernizasyon adımlarının yer alması gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre, açık sulama kanalları sorunu çözülmeden, tarımsal üretimde sürdürülebilirlikten söz etmek mümkün değil.    
Çanakkale’de tarımı tehdit eden kuraklıkla mücadelede, DSİ sorumluluğundaki açık sulama kanalları ciddi su kaybına yol açıyor.

Çanakkale’de artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar, tarımsal üretimi her geçen yıl daha fazla baskı altına alırken, sahada uzun süredir bilinen yapısal bir sorun yeniden gündeme geliyor: Sulama kanallarının büyük bölümünün hâlâ üstü açık olması. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitimlerde ortaya konan bilimsel veriler, kuraklığın etkilerini azaltmaya yönelik bireysel önlemlerin tek başına yeterli olmayacağını açıkça ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre, Çanakkale’de tarımsal sulamada kullanılan açık kanal sistemi, suyun kaynağından tarlaya ulaşana kadar ciddi kayıplara neden oluyor. Özellikle yaz aylarında artan hava sıcaklıklarıyla birlikte buharlaşma yoluyla büyük miktarda su kaybediliyor. Bunun yanı sıra açık kanallarda yaşanan sızıntılar, bakım zorlukları ve yabancı otlanma da suyun etkin kullanımını engelliyor. Sonuç olarak, zaten sınırlı olan su kaynakları daha üretime ulaşmadan azalıyor.

Bu noktada sorumluluğun açık şekilde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne (DSİ) ait olduğu vurgulanıyor. Sulama kanalları, ana iletim hatları ve sulama altyapısının planlanması, işletilmesi ve modernizasyonu DSİ’nin yetki alanında bulunuyor. Uzmanlar, kuraklıkla mücadelenin yalnızca çiftçiye yönelik eğitimlerle yürütülemeyeceğini, ana sulama altyapısının çağın koşullarına uygun hale getirilmesinin zorunlu olduğunu belirtiyor.

Eğitimlerde dile getirilen en önemli çelişkilerden biri de, üreticilere modern sulama yöntemleri önerilirken, ana su iletim sistemlerinin hâlâ açık kanal yapısına dayanması oldu. “Damla sulama anlatıyoruz ancak su, tarlaya ulaşmadan kanalda buharlaşıyor” değerlendirmesi, mevcut durumun özetini ortaya koyuyor. Bu tablo, kuraklık riskinin yalnızca iklim koşullarından değil, altyapı eksikliklerinden de kaynaklandığını gösteriyor.

Uzmanlar, DSİ’nin sorumluluğundaki sulama şebekelerinde kapalı sistemlere geçişin hızlandırılması gerektiğini vurguluyor. Kapalı borulu sistemlerin, su kaybını ciddi oranda azalttığı, iletim süresini kısalttığı ve tarımsal verimliliği doğrudan artırdığı ifade ediliyor. Aksi halde, iklim değişikliğinin etkileriyle birleşen mevcut altyapı, önümüzdeki yıllarda çok daha büyük üretim kayıplarına yol açabilir.

Çanakkale’de kuraklık artık geçici bir sorun değil, kalıcı bir risk olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle, çözümün merkezinde DSİ’nin planlama, yatırım ve modernizasyon adımlarının yer alması gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre, açık sulama kanalları sorunu çözülmeden, tarımsal üretimde sürdürülebilirlikten söz etmek mümkün değil.

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.