Akran Zorbalığı Okulda Başlamıyor: Davranışın Kökü Evde

Dünya 20.01.2026 - 14:38, Güncelleme: 20.01.2026 - 16:36 10051 kez okundu.
 

Akran Zorbalığı Okulda Başlamıyor: Davranışın Kökü Evde

Dr. Yasemin Yüzbaşıoğlu, akran zorbalığının okulda değil, çoğu zaman evde öğrenilen iletişim diliyle şekillendiğini söyledi.

KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü akademisyeni ve Karatay Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Yüzbaşıoğlu, akran zorbalığına ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, sorunun yalnızca okul ortamıyla sınırlı olmadığını vurguladı. Yüzbaşıoğlu’na göre çocukların akran ilişkilerinde sergilediği davranışların temelinde, büyük ölçüde evde öğrendikleri iletişim biçimleri yatıyor. Akran zorbalığının eğitim ortamlarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri olduğuna dikkat çeken Yüzbaşıoğlu, çocukların kendilerine söylenen sözlerden çok, günlük yaşamda gözlemledikleri davranışları model aldığını belirtti. Ev içinde sorunların bağırarak çözüldüğü, öfkenin bastırıldığı ya da bireylerin etiketlendiği bir iletişim dilinin, fark edilmeden çocukların okul ortamına taşındığını ifade etti. Bu durumun, çocukların akranlarıyla kurduğu ilişkilerde saldırganlık ya da dışlayıcı tutumlar olarak ortaya çıkabildiğini söyledi. Araştırmalara da değinen Yüzbaşıoğlu, sert, tutarsız veya aşırı kontrolcü ebeveynlik tutumlarıyla büyüyen çocukların akran ilişkilerinde daha fazla zorbalık davranışı sergileyebildiğini aktardı. “Evde sınırların korku, tehdit ya da utandırma yoluyla çizilmesi, çocuğa sağlıklı sınırlar yerine güç ilişkisini öğretir” diyen Yüzbaşıoğlu, bu durumun çocuğun okulda gücü zayıf gördüğü akranlar üzerinde denemesine yol açabildiğini belirtti. Zorbalığın yalnızca fiziksel şiddet olarak algılanmasının büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayan Yüzbaşıoğlu, dışlama, alay etme, lakap takma ve bilinçli yok sayma gibi davranışların da zorbalık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bazı çocukların evde bastırılan öfkesini okulda açığa vurduğunu, bazılarının ise evde öğrendiği üstünlük algısını akran ilişkilerine taşıdığını ifade etti. Ebeveynlerin sıklıkla “Benim çocuğum zorbalık yapmaz” yaklaşımıyla savunmaya geçtiğini belirten Yüzbaşıoğlu, sürekli kıyaslama, başarıyı insan değerinin önüne koyma ve çocuğu başkalarının yanında küçümseme gibi tutumların farkında olmadan zorbalığı besleyebileceğine dikkat çekti. Duygu düzenleme becerilerinin evde öğrenildiğini vurgulayan Yüzbaşıoğlu, bastırılan duyguların okulda saldırgan davranışlara dönüşebileceğini ifade etti. Akran zorbalığıyla mücadelede en etkili yöntemin yetişkin davranışları olduğunu belirten Yüzbaşıoğlu, “Okul çoğu zaman bu öğrenmenin sahnesidir; asıl senaryo evde yazılır” diyerek ailelere önemli sorumluluklar düştüğünü dile getirdi.  
Dr. Yasemin Yüzbaşıoğlu, akran zorbalığının okulda değil, çoğu zaman evde öğrenilen iletişim diliyle şekillendiğini söyledi.

KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü akademisyeni ve Karatay Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Yüzbaşıoğlu, akran zorbalığına ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, sorunun yalnızca okul ortamıyla sınırlı olmadığını vurguladı. Yüzbaşıoğlu’na göre çocukların akran ilişkilerinde sergilediği davranışların temelinde, büyük ölçüde evde öğrendikleri iletişim biçimleri yatıyor.

Akran zorbalığının eğitim ortamlarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri olduğuna dikkat çeken Yüzbaşıoğlu, çocukların kendilerine söylenen sözlerden çok, günlük yaşamda gözlemledikleri davranışları model aldığını belirtti. Ev içinde sorunların bağırarak çözüldüğü, öfkenin bastırıldığı ya da bireylerin etiketlendiği bir iletişim dilinin, fark edilmeden çocukların okul ortamına taşındığını ifade etti. Bu durumun, çocukların akranlarıyla kurduğu ilişkilerde saldırganlık ya da dışlayıcı tutumlar olarak ortaya çıkabildiğini söyledi.

Araştırmalara da değinen Yüzbaşıoğlu, sert, tutarsız veya aşırı kontrolcü ebeveynlik tutumlarıyla büyüyen çocukların akran ilişkilerinde daha fazla zorbalık davranışı sergileyebildiğini aktardı. “Evde sınırların korku, tehdit ya da utandırma yoluyla çizilmesi, çocuğa sağlıklı sınırlar yerine güç ilişkisini öğretir” diyen Yüzbaşıoğlu, bu durumun çocuğun okulda gücü zayıf gördüğü akranlar üzerinde denemesine yol açabildiğini belirtti.

Zorbalığın yalnızca fiziksel şiddet olarak algılanmasının büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayan Yüzbaşıoğlu, dışlama, alay etme, lakap takma ve bilinçli yok sayma gibi davranışların da zorbalık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bazı çocukların evde bastırılan öfkesini okulda açığa vurduğunu, bazılarının ise evde öğrendiği üstünlük algısını akran ilişkilerine taşıdığını ifade etti.

Ebeveynlerin sıklıkla “Benim çocuğum zorbalık yapmaz” yaklaşımıyla savunmaya geçtiğini belirten Yüzbaşıoğlu, sürekli kıyaslama, başarıyı insan değerinin önüne koyma ve çocuğu başkalarının yanında küçümseme gibi tutumların farkında olmadan zorbalığı besleyebileceğine dikkat çekti. Duygu düzenleme becerilerinin evde öğrenildiğini vurgulayan Yüzbaşıoğlu, bastırılan duyguların okulda saldırgan davranışlara dönüşebileceğini ifade etti.

Akran zorbalığıyla mücadelede en etkili yöntemin yetişkin davranışları olduğunu belirten Yüzbaşıoğlu, “Okul çoğu zaman bu öğrenmenin sahnesidir; asıl senaryo evde yazılır” diyerek ailelere önemli sorumluluklar düştüğünü dile getirdi.


 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.