Ailede Kanser Varsa Sizde de Olacak mı? İşte O Büyük Yanılgı
Ailede Kanser Varsa Sizde de Olacak mı? İşte O Büyük Yanılgı
Ailesinde birden fazla kanser vakası bulunan kişilerde endişe artıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, tüm kanserlerin yalnızca yüzde 5-10’unun kalıtsal olduğunu belirterek, aile öyküsünde dikkat edilmesi gereken kritik işaretleri anlattı.
Ailesinde birden fazla kanser vakası bulunan kişilerde endişe artıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, tüm kanserlerin yalnızca yüzde 5-10’unun kalıtsal olduğunu belirterek, aile öyküsünde dikkat edilmesi gereken kritik işaretleri anlattı.
“Ailemizde çok fazla kanser hastası var, bende de kanser çıkacak diye korkuyorum.” Ailesinde kanser öyküsü bulunan pek çok kişinin yaşadığı bu kaygı, “ailesel” ve “kalıtsal” kanser kavramlarının birbirine karıştırılmasından da kaynaklanabiliyor.
Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, ailede birden fazla kanser vakasının bulunmasının kişinin mutlaka kansere yakalanacağı anlamına gelmediğine dikkat çekti.
Kalıtsal kanserlerin tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 5-10’unu oluşturduğunu belirten Sarıyıldız, aynı aile içerisinde görülen kanserlerde genetik faktörlerin yanı sıra ortak yaşam biçimi ve çevresel etkenlerin de rol oynayabileceğini söyledi.
Kanserde En Büyük Yanılgılardan Biri: “Genetikse Kaçış Yok”
Toplumdaki yaygın inanışlardan biri kanserlerin büyük ölçüde genetik olduğu düşüncesi. Oysa Dr. Sarıyıldız’a göre tanı konulan kanserlerin yalnızca yüzde 5-10’u kalıtsal genetik değişikliklerle ilişkili.
Aile bireyleri yalnızca genlerini değil; aynı yaşam alanlarını, beslenme alışkanlıklarını ve çevresel maruziyetleri de paylaşabiliyor.
Örneğin aynı evde yaşayan kardeşlerin uzun yıllar sigara dumanına maruz kalması, benzer beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarına sahip olması ortak riskleri artırabiliyor.
Bu nedenle aynı ailede birden fazla kişide kanser görülmesi, tek başına kalıtsal bir kanser sendromunun kanıtı olarak değerlendirilmiyor.
“Ailesel” ile “Kalıtsal” Aynı Şey Değil
Ailesel kanserlerde aynı aile içerisinde birden fazla kanser vakasının ortaya çıkmasında genetik yatkınlık, ortak yaşam tarzı ve çevresel faktörler birlikte rol oynayabiliyor.
Kalıtsal kanser sendromlarında ise anne veya babadan aktarılan ve kişinin doğuştan taşıdığı belirli bir genetik değişiklik söz konusu oluyor.
Dr. Sarıyıldız, bu ayrımın önemli olduğunu belirterek kalıtsal risk saptanan kişilerde taramaların daha erken yaşta başlatılabileceğini ve daha sık yapılabileceğini ifade etti. Bazı durumlarda genetik riske göre koruyucu ilaç veya risk azaltıcı cerrahi seçeneklerin de uzmanlar tarafından değerlendirilebildiğini söyledi.
Ailenizde Bunlardan Biri Varsa Dikkat
Ailede yalnızca “kanser vardı” bilgisinin yeterli olmadığını belirten Sarıyıldız’a göre kanserin türü, tanı yaşı, hangi akrabalarda görüldüğü ve vakaların aynı soy hattında bulunup bulunmadığı risk değerlendirmesinde önem taşıyor.
Özellikle şu durumlarda aile öyküsünün ayrıntılı değerlendirilmesi öneriliyor:
Yakın akrabada 50 yaşından önce meme, kolon, rahim veya yumurtalık kanseri görülmesi
Anne ya da baba tarafında aynı soy hattında iki veya daha fazla kişide aynı ya da ilişkili kanserlerin bulunması
Aynı kişide birden fazla bağımsız kanser gelişmesi
Her iki memede veya her iki böbrekte ayrı tümörlerin ortaya çıkması
Erkekte meme kanseri görülmesi
Herhangi bir yaşta yumurtalık kanseri veya genç yaşta pankreas ya da mide kanseri
Kanserlerin art arda üç kuşakta görülmesi
Ailede BRCA1, BRCA2, Lynch sendromuyla ilişkili genler veya TP53 gibi bilinen bir genetik değişikliğin saptanmış olması
Kolonda çok sayıda polip veya nadir tümör öyküsünün bulunması
Dr. Sarıyıldız, bu özelliklerden birinin bulunmasının otomatik olarak “kanser olacaksınız” anlamına gelmediğini; ancak ayrıntılı aile öyküsü değerlendirmesi ve gerektiğinde genetik danışmanlık için önemli bir işaret olduğunu vurguladı.
BRCA Taşımak Bile Yüzde 100 Kanser Demek Değil
Kalıtsal kanser sendromlarının en bilinenleri arasında meme ve yumurtalık kanserleriyle ilişkili BRCA1 ve BRCA2 gen değişiklikleri ile kolon ve rahim kanserleriyle ilişkili Lynch sendromu bulunuyor.
Ancak belirli bir gen değişikliğini taşımak bile kişinin mutlaka kanser olacağı anlamına gelmiyor.
Dr. Sarıyıldız, aynı gen değişikliğini taşıyan iki kardeşten birinin hastalanırken diğerinin yaşamı boyunca kanser geliştirmeyebileceğini belirterek genetik yatkınlığın “kaçınılmaz kader” olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti.
“Nasıl Olsa Genetik” Deyip Yaşam Tarzını İhmal Etmeyin
Ailesinde kanser bulunan kişilerdeki tehlikeli yaklaşımlardan biri de “Nasıl olsa genetik” düşüncesiyle değiştirilebilir risk faktörlerini önemsememek.
Sigara, alkol, hareketsizlik, fazla kilo ve sağlıksız beslenme gibi etkenler kanser riskini etkileyebiliyor. Bu nedenle genetik yatkınlık bulunsa bile sağlıklı yaşam alışkanlıkları önemini koruyor.
Ailesinde Kanser Olanlara 4 Önemli Adım
Dr. Sarıyıldız, ailesinde kanser öyküsü bulunanların risklerini daha doğru değerlendirebilmesi için dört temel noktaya dikkat çekiyor: Üç kuşağı kapsayacak şekilde ailede görülen kanserlerin türünü ve tanı yaşlarını kaydetmek, bu bilgileri hekimle paylaşarak kişiye uygun tarama zamanını belirlemek, şüpheli aile öyküsü varsa genetik danışmanlık almak ve değiştirilebilir risk faktörlerini azaltmak.
Ayrıca bazı kanserlerden korunmada etkili olan HPV ve Hepatit B aşılarının da kişinin yaşına ve tıbbi durumuna göre hekimle değerlendirilmesi önem taşıyor.
Dr. Sarıyıldız, aile öyküsünün korkulacak bir kader değil, doğru değerlendirildiğinde önemli bir yol haritası olduğunu belirterek şu mesajı verdi:
“Sorulması gereken soru ‘Bende de olacak mı?’ değil, ‘Benim için doğru tarama hangisi ve ne zaman başlamalı?’ sorusudur.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

