Çanakkale Haber

NOSTALJİK YORUM; Kurban Bayramımız Kutlu Olsun!...

GÜNCEL 15.06.2024 - 17:17, Güncelleme: 15.06.2024 - 17:20 40039+ kez okundu.
 

NOSTALJİK YORUM; Kurban Bayramımız Kutlu Olsun!...

Eski Bayramlar Nereye Gitti?

Çocukluğumda bayram deyince ilk aklıma gelen şey, annemin ellerimize kına yakmasıydı. Çocukluk işte. Büyük bir heyecanla bayramın yolunu gözlerdik. Arife gün gece yatmaya yakın annem kınayı hazırlamaya başlardı. Sonra da en küçüğümüzden başlayarak ellerimizi kınalar, ellerimizi de sarıp sarmalayarak kınanın sağa sola bulaşmasını önlemeye çalışırdı. Bazı bayramlar da kınanın tutup tutmayacağını düşünmekten uyuyamazdım. Sanırdım ki; avuç içlerime yakılan kına parmaklarım oynadıkça tutmayacak. Uyanır uyanmaz koşa koşa çeşme başına gider ellerimizi yıkar ve o kına renginin gördükçe mutlu olurduk. S Bayram sabahı ilk işimiz bayram namazında camiye gitmek olurdu. Cami çıkışında sıraya girer büyüklerin ellerini öperdik. Kimi başımızı okşar kimi de 25 kuruş harçlık verirdi. Bayramlarda bayram hediyesi diye bir geleneğimiz yoktu. Ama her bayram mutlaka bizi sevindirecek bir şeyler alınırdı. Bazen bir ayakkabı bazen bir kazak, gömlek vs. Alınan bayramlıklar genelde ihtiyaca göre belirlenirdi. Çünkü tek maaş, beş çocuk gelen giden derken bir kuru maaşın ne değeri kalırdı ki? Ama hatırlıyorum; ilk okula giderken 25 kuruş harçlık adeta servet gibiydi. Bardağı beş kuruştan ay çekirdeği, tanesi on kuruştan dalından ayva vs. alırdık. Babam onca çocuğa rağmen her sene kurban keserdi. O yıllarda ne kadar paran olursa olsun aslında yoklukta eşitlik vardı. Okullarımızda zengin fakir, okumuş okumamış, makam sahibi olmuş olmamış ayırımı yapmadan herksin çocuğu aynı sınıfta okurdu. Aynı öğretmenlerden ders alırdı. Ha bir de; eskiden Kızılan okullardaki yoksul çocuklara giyecek dağıtırdı. Ya şimdi? Kaç emekli vatandaş kurban kesebiliyor ki? Kurban kesen de ırzı belasına konu koşuya halini belli etmemek adına borç harç kurban keser oldu. Vatandaşın hali bir kurban payına muhtaç iken bizim hayır kurumları ve vakıflar yurtdışı kurban bağışı için yarışa girmesi mantıklı mı? Kaç bin, kaç milyon hanenin evine et girmez oldu bilen var mı? Ay sonunu getiremeyen emeklimizin asgari ücretlimizin bayram gelmiş umurunda mı? Çocuklarını, torunlarını sevindirecek bir şeyler alabiliyor mu? Garibin evine ayda kaç kilo et giriyor et? Eskiler et girmeyen eve dert girer derlerdi. Tüm siyasi partilerin çok bilmişleri, yokluk ve yoksulluk nedir bilmeyenleri mi vatandaşın halini anlayacak da derdine derman olacak. Hepsi kuru sıkı atıyor. Gelmez ayın son çarşambasında ekonomimiz düzelecek. Kutlanacak bayram kalmadı. Bayram kutlayacak hal kalmadı. Ama yarın bayram. Sevgili okurların kurban kesemeseniz de en azından ailecek bir gölgeye çekilip çay demleyip  sizi bu hallaere düşürenlerin kulaklarını çınlatın derim. Artık bayramlar bayram olmaktan çıktı. Tatile döndü. Parası olan soluğu tatil beldelerine, oteller, pansiyonlarda alıyorken, yol parasını denkleyen “yurdum insanları” da koştura koştur köylerine kasabalarına gidiyor. Kurban kesmek yerine şayet bağış yapmayı düşünüyorsanız LÖSEV, ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ, MEHMETÇİK VAKFI, DARÜLŞAFAKA gibi hayır kurumlarına bağış yapmanızı öneririm. Herkes işin farkında. Bayram, cebine parası olan için bayram. Parası olmayan fakir de kapıları gözlesin dursun. Ne diyelim? Hepimizin kurban bayramı kutlu olsun.          
Eski Bayramlar Nereye Gitti?

Çocukluğumda bayram deyince ilk aklıma gelen şey, annemin ellerimize kına yakmasıydı.

Çocukluk işte.

Büyük bir heyecanla bayramın yolunu gözlerdik.

Arife gün gece yatmaya yakın annem kınayı hazırlamaya başlardı. Sonra da en küçüğümüzden başlayarak ellerimizi kınalar, ellerimizi de sarıp sarmalayarak kınanın sağa sola bulaşmasını önlemeye çalışırdı.

Bazı bayramlar da kınanın tutup tutmayacağını düşünmekten uyuyamazdım. Sanırdım ki; avuç içlerime yakılan kına parmaklarım oynadıkça tutmayacak.

Uyanır uyanmaz koşa koşa çeşme başına gider ellerimizi yıkar ve o kına renginin gördükçe mutlu olurduk. S

Bayram sabahı ilk işimiz bayram namazında camiye gitmek olurdu.

Cami çıkışında sıraya girer büyüklerin ellerini öperdik. Kimi başımızı okşar kimi de 25 kuruş harçlık verirdi.

Bayramlarda bayram hediyesi diye bir geleneğimiz yoktu. Ama her bayram mutlaka bizi sevindirecek bir şeyler alınırdı. Bazen bir ayakkabı bazen bir kazak, gömlek vs.

Alınan bayramlıklar genelde ihtiyaca göre belirlenirdi.

Çünkü tek maaş, beş çocuk gelen giden derken bir kuru maaşın ne değeri kalırdı ki?

Ama hatırlıyorum; ilk okula giderken 25 kuruş harçlık adeta servet gibiydi. Bardağı beş kuruştan ay çekirdeği, tanesi on kuruştan dalından ayva vs. alırdık.

Babam onca çocuğa rağmen her sene kurban keserdi.

O yıllarda ne kadar paran olursa olsun aslında yoklukta eşitlik vardı.

Okullarımızda zengin fakir, okumuş okumamış, makam sahibi olmuş olmamış ayırımı yapmadan herksin çocuğu aynı sınıfta okurdu. Aynı öğretmenlerden ders alırdı.

Ha bir de; eskiden Kızılan okullardaki yoksul çocuklara giyecek dağıtırdı.

Ya şimdi?

Kaç emekli vatandaş kurban kesebiliyor ki? Kurban kesen de ırzı belasına konu koşuya halini belli etmemek adına borç harç kurban keser oldu.

Vatandaşın hali bir kurban payına muhtaç iken bizim hayır kurumları ve vakıflar yurtdışı kurban bağışı için yarışa girmesi mantıklı mı?

Kaç bin, kaç milyon hanenin evine et girmez oldu bilen var mı?

Ay sonunu getiremeyen emeklimizin asgari ücretlimizin bayram gelmiş umurunda mı?

Çocuklarını, torunlarını sevindirecek bir şeyler alabiliyor mu?

Garibin evine ayda kaç kilo et giriyor et?

Eskiler et girmeyen eve dert girer derlerdi.

Tüm siyasi partilerin çok bilmişleri, yokluk ve yoksulluk nedir bilmeyenleri mi vatandaşın halini anlayacak da derdine derman olacak.

Hepsi kuru sıkı atıyor. Gelmez ayın son çarşambasında ekonomimiz düzelecek.

Kutlanacak bayram kalmadı.

Bayram kutlayacak hal kalmadı.

Ama yarın bayram.

Sevgili okurların kurban kesemeseniz de en azından ailecek bir gölgeye çekilip çay demleyip  sizi bu hallaere düşürenlerin kulaklarını çınlatın derim.

Artık bayramlar bayram olmaktan çıktı. Tatile döndü.

Parası olan soluğu tatil beldelerine, oteller, pansiyonlarda alıyorken, yol parasını denkleyen “yurdum insanları” da koştura koştur köylerine kasabalarına gidiyor.

Kurban kesmek yerine şayet bağış yapmayı düşünüyorsanız LÖSEV, ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ, MEHMETÇİK VAKFI, DARÜLŞAFAKA gibi hayır kurumlarına bağış yapmanızı öneririm.

Herkes işin farkında.

Bayram, cebine parası olan için bayram.

Parası olmayan fakir de kapıları gözlesin dursun.

Ne diyelim?

Hepimizin kurban bayramı kutlu olsun.

 

 

 

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.