Rahim Ağzı Kanserine Karşı 3 Hayati Adım: Uzmandan Uyarı
Rahim Ağzı Kanserine Karşı 3 Hayati Adım: Uzmandan Uyarı
Uzmanlar, rahim ağzı kanserinden korunmak için HPV aşısı, düzenli tarama ve erken tanının hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor.
Uzmanlar, rahim ağzı kanserinden korunmak için HPV aşısı, düzenli tarama ve erken tanının hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor.
Her yıl ocak ayı boyunca dünya genelinde farkındalık çalışmalarıyla gündeme gelen rahim ağzı kanseri, erken önlem alındığında büyük ölçüde önlenebilen ve tedavi edilebilen bir hastalık olarak öne çıkıyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Mustafa Behram, sağlıklı bir gelecek ve kaliteli bir yaşam için rahim ağzı kanserine karşı üç temel adımın hayati önem taşıdığını belirtti.
Doç. Dr. Behram’a göre rahim ağzı kanseri vakalarının yüzde 99’undan fazlasının nedeni, cinsel yolla bulaşan HPV (Human Papilloma Virüs) enfeksiyonu. Ancak bu tablo kader değil. Günümüzde geliştirilen HPV aşıları, kansere yol açan yüksek riskli virüs tiplerine karşı yüzde 90’ın üzerinde koruma sağlıyor. Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere pek çok uluslararası sağlık otoritesi, 9 yaşından itibaren hem kız hem de erkek çocukların aşılanmasını öneriyor. Aşılamanın yalnızca çocukluk çağıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Behram, 26 yaşına kadar, hekim önerisiyle ise 45 yaşına kadar yapılan aşıların da etkili olduğunu ifade etti. HPV aşısı, rahim ağzı kanserinin yanı sıra genital siğiller ve HPV kaynaklı diğer kanser türlerine karşı da koruma sağlıyor.
Rahim ağzı kanserine karşı ikinci kritik adım ise düzenli tarama testleri. Kanserleşme sürecinin yıllar içinde sessizce ilerlediğine dikkat çeken Behram, Pap Smear ve HPV DNA testleri sayesinde hastalığın henüz kansere dönüşmeden, hücresel bozulma evresinde tespit edilebildiğini söyledi. Bu nedenle cinsel olarak aktif her kadının 21 yaşından itibaren düzenli aralıklarla tarama testlerini yaptırmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Jinekolojik muayene sırasında yalnızca birkaç dakika süren bu testlerin ağrısız olduğunu da özellikle belirtti.
Üçüncü ve belki de en hayati unsurun erken tanı olduğuna dikkat çeken Behram, erken tanının yalnızca yaşam süresini değil, yaşam kalitesini de koruduğunu ifade etti. Erken evrede saptanan lezyonların, LEEP gibi günübirlik ve basit cerrahi işlemlerle tamamen temizlenebildiğini belirten Behram, bu sayede rahmin alınması gibi ağır sonuçların önüne geçilebildiğini söyledi. Geç evrede tanı konulan vakalarda ise daha kapsamlı ameliyatlar ve radyoterapi gibi tedavilere ihtiyaç duyulabildiğini hatırlattı.
Doç. Dr. Mustafa Behram, rahim ağzı kanserinin bilinçli toplumlarda büyük ölçüde önlenebilen bir hastalık olduğunun altını çizerek, kadınları HPV aşısı yaptırmaya, tarama testlerini aksatmamaya ve düzenli jinekolojik kontrollerini ihmal etmemeye çağırdı.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
