Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı: Önlemek Mümkün

Yaşam 15.01.2026 - 13:14, Güncelleme: 15.01.2026 - 13:14 394 kez okundu.
 

Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı: Önlemek Mümkün

Uzmanlar, rahim ağzı kanserinin HPV aşısı ve düzenli taramalarla büyük ölçüde önlenebildiğine dikkat çekiyor.

Ocak ayı, dünya genelinde Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul ediliyor. Kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanser türlerinden biri olan rahim ağzı kanseri, erken tanı ve koruyucu önlemler sayesinde önlenebilen nadir kanserler arasında yer alıyor. Uzmanlar, düzenli tarama programları ve HPV aşısı sayesinde bu kanser türüne bağlı ölümlerin gelişmiş ülkelerde ciddi oranda azaldığını vurguluyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen, dünya genelinde her yıl 500 binden fazla kadının rahim ağzı kanseri riskiyle karşı karşıya kaldığını, bu vakaların yaklaşık yarısının ise hayatını kaybettiğini belirtti. Ancak bu tabloya rağmen rahim ağzı kanserinin büyük ölçüde önlenebilir olduğunun altını çizen Görgen, erken tanının hayati önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’de de KETEM bünyesinde yürütülen Ulusal Serviks Kanseri Tarama Programı kapsamında, 30–65 yaş arası kadınlara beş yılda bir HPV taraması yapıldığını hatırlattı. Rahim ağzı kanserinin genellikle ileri evrelere kadar belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerlediğini belirten Görgen, hastalığın gelişiminin uzun yıllara yayıldığını söyledi. Bu süreçte rahim ağzındaki hücrelerin özellikle yüksek riskli HPV enfeksiyonları nedeniyle değişime uğradığını belirten Görgen, düzenli jinekolojik muayene ve Pap smear testi sayesinde bu hücresel değişikliklerin kanser gelişmeden önce tespit edilebildiğini vurguladı. Böylece lezyonların erken evrede tedavi edilerek tam başarı sağlanabildiğini dile getirdi. Pap smear ve HPV testlerinin, rahim ağzındaki yüksek riskli HPV türlerini saptamada son derece etkili olduğunu ifade eden Görgen, her HPV pozitifliğinin ya da her hücresel anormalliğin kanser anlamına gelmediğini de özellikle belirtti. Ancak bu durumların düzenli takip gerektirdiğini vurgulayan Görgen, HPV aşısının da koruyucu hekimlik açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Aşı ve tarama testleri sayesinde rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ının çok erken dönemde yakalanabildiğini ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2030 hedeflerine de değinen Görgen, serviks kanserinin ortadan kaldırılmasının mümkün olduğunu belirtti. DSÖ’nün bu kapsamda; kız çocuklarının yüzde 90’ının 15 yaşına kadar HPV aşısını tamamlaması, kadınların yüzde 70’inin düzenli tarama testlerinden geçmesi ve saptanan öncül lezyonların yüzde 90’ının tedavi edilmesini hedeflediğini aktardı. Gelişmiş ülkelerde smear testinin yaygınlaşmasıyla rahim ağzı kanserine bağlı ölümlerin yüzde 50–70 oranında azaldığını da sözlerine ekledi. Rahim ağzı kanserinin temel nedeninin cinsel yolla bulaşan HPV olduğunu belirten Görgen, tek eşliliğin korunmada önemli rol oynadığını, HPV aşısının ise virüs bulaşma riskini yaklaşık yüzde 90 oranında azalttığını ifade etti. HPV aşısının 9–15 yaş aralığında iki doz, 15 yaş sonrasında ise üç doz olarak uygulandığını hatırlatan Görgen, aşı ve tarama programlarının birlikte yürütülmesinin bu kanser türüne karşı en güçlü korunma yöntemi olduğunu vurguladı.  
Uzmanlar, rahim ağzı kanserinin HPV aşısı ve düzenli taramalarla büyük ölçüde önlenebildiğine dikkat çekiyor.

Ocak ayı, dünya genelinde Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul ediliyor. Kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanser türlerinden biri olan rahim ağzı kanseri, erken tanı ve koruyucu önlemler sayesinde önlenebilen nadir kanserler arasında yer alıyor. Uzmanlar, düzenli tarama programları ve HPV aşısı sayesinde bu kanser türüne bağlı ölümlerin gelişmiş ülkelerde ciddi oranda azaldığını vurguluyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen, dünya genelinde her yıl 500 binden fazla kadının rahim ağzı kanseri riskiyle karşı karşıya kaldığını, bu vakaların yaklaşık yarısının ise hayatını kaybettiğini belirtti. Ancak bu tabloya rağmen rahim ağzı kanserinin büyük ölçüde önlenebilir olduğunun altını çizen Görgen, erken tanının hayati önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’de de KETEM bünyesinde yürütülen Ulusal Serviks Kanseri Tarama Programı kapsamında, 30–65 yaş arası kadınlara beş yılda bir HPV taraması yapıldığını hatırlattı.

Rahim ağzı kanserinin genellikle ileri evrelere kadar belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerlediğini belirten Görgen, hastalığın gelişiminin uzun yıllara yayıldığını söyledi. Bu süreçte rahim ağzındaki hücrelerin özellikle yüksek riskli HPV enfeksiyonları nedeniyle değişime uğradığını belirten Görgen, düzenli jinekolojik muayene ve Pap smear testi sayesinde bu hücresel değişikliklerin kanser gelişmeden önce tespit edilebildiğini vurguladı. Böylece lezyonların erken evrede tedavi edilerek tam başarı sağlanabildiğini dile getirdi.

Pap smear ve HPV testlerinin, rahim ağzındaki yüksek riskli HPV türlerini saptamada son derece etkili olduğunu ifade eden Görgen, her HPV pozitifliğinin ya da her hücresel anormalliğin kanser anlamına gelmediğini de özellikle belirtti. Ancak bu durumların düzenli takip gerektirdiğini vurgulayan Görgen, HPV aşısının da koruyucu hekimlik açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Aşı ve tarama testleri sayesinde rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ının çok erken dönemde yakalanabildiğini ifade etti.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2030 hedeflerine de değinen Görgen, serviks kanserinin ortadan kaldırılmasının mümkün olduğunu belirtti. DSÖ’nün bu kapsamda; kız çocuklarının yüzde 90’ının 15 yaşına kadar HPV aşısını tamamlaması, kadınların yüzde 70’inin düzenli tarama testlerinden geçmesi ve saptanan öncül lezyonların yüzde 90’ının tedavi edilmesini hedeflediğini aktardı. Gelişmiş ülkelerde smear testinin yaygınlaşmasıyla rahim ağzı kanserine bağlı ölümlerin yüzde 50–70 oranında azaldığını da sözlerine ekledi.

Rahim ağzı kanserinin temel nedeninin cinsel yolla bulaşan HPV olduğunu belirten Görgen, tek eşliliğin korunmada önemli rol oynadığını, HPV aşısının ise virüs bulaşma riskini yaklaşık yüzde 90 oranında azalttığını ifade etti. HPV aşısının 9–15 yaş aralığında iki doz, 15 yaş sonrasında ise üç doz olarak uygulandığını hatırlatan Görgen, aşı ve tarama programlarının birlikte yürütülmesinin bu kanser türüne karşı en güçlü korunma yöntemi olduğunu vurguladı.


 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.