Makyajla Büyüyen Çocukluk: Dijital Dünyanın Sessiz Baskısı

Dünya 05.01.2026 - 15:39, Güncelleme: 05.01.2026 - 16:44 4877 kez okundu.
 

Makyajla Büyüyen Çocukluk: Dijital Dünyanın Sessiz Baskısı

Uzman Klinik Psikolog Meryem Karayaşar Ertan, küçük yaşlarda artan makyaj merakının çocuklarda görünüş kaygısını derinleştirdiğini söyledi.

Son yıllarda çocukların makyaj ve kozmetik ürünlerine yönelik ilgisinin gözle görülür biçimde arttığını belirten Uzman Klinik Psikolog Meryem Karayaşar Ertan, bu durumun gelişimsel açıdan ciddi riskler barındırdığını vurguladı. Alışveriş merkezleri, parklar ve okul çevrelerinde yapılan gözlemlerde, 7–8 yaş grubundaki çocukların dahi kozmetik ürünlerine ilgi gösterdiğine dikkat çeken Ertan, bu eğilimin masum bir heves olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Ertan’a göre bu değişimin en önemli nedenlerinden biri dijital dünya. Sosyal medya platformlarında ve video içeriklerinde çocukların sıklıkla karşılaştığı “hazırlan benimle” ve benzeri paylaşımlar, makyajı erken yaşta normalleştiriyor. Bu tür içeriklerin çocuklara, güzel görünmenin ve kabul görmenin ön koşulu olarak makyajı sunduğunu belirten Ertan, bunun da dış görünüş odaklı kaygıları beslediğini söyledi. Makyajın çocuklar açısından yalnızca eğlenceli bir oyun olarak kalmadığını dile getiren Ertan, “Bir çocuk fondöten sürdüğünde sadece yüzünü değil, aynı zamanda kendisiyle ilgili hissettiği eksiklikleri de örtmeye çalışıyor olabilir” değerlendirmesinde bulundu. Bu süreci “erken yetişkinleşme” olarak tanımlayan Ertan, kusursuz cilt, estetik kaygı ve beğenilme ihtiyacının erken yaşta içselleştirilmesinin; hayal gücü, merak duygusu ve sağlıklı benlik gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ifade etti. Ebeveynlere de önemli görevler düştüğünü vurgulayan Ertan, çocukların makyaj isteğine sınırsızca izin vermenin özgürlük anlamına gelmediğinin altını çizdi. Asıl önemli olanın rehberlik etmek ve yaşa uygun sınırlar koymak olduğunu belirten Ertan, ailelerin görünüş odaklı mesajlar yerine koşulsuz kabul ve destek sunmasının çocukların psikolojik dayanıklılığını güçlendirdiğini söyledi. Sağlıklı bir yetişkinliğin temelinin, çocukluk döneminin doğal akışı içinde yaşanmasıyla mümkün olabileceğini ifade eden Ertan, dijital içeriklerin etkisine karşı bilinçli ebeveyn tutumunun günümüzde her zamankinden daha hayati hale geldiğini sözlerine ekledi.  
Uzman Klinik Psikolog Meryem Karayaşar Ertan, küçük yaşlarda artan makyaj merakının çocuklarda görünüş kaygısını derinleştirdiğini söyledi.

Son yıllarda çocukların makyaj ve kozmetik ürünlerine yönelik ilgisinin gözle görülür biçimde arttığını belirten Uzman Klinik Psikolog Meryem Karayaşar Ertan, bu durumun gelişimsel açıdan ciddi riskler barındırdığını vurguladı. Alışveriş merkezleri, parklar ve okul çevrelerinde yapılan gözlemlerde, 7–8 yaş grubundaki çocukların dahi kozmetik ürünlerine ilgi gösterdiğine dikkat çeken Ertan, bu eğilimin masum bir heves olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Ertan’a göre bu değişimin en önemli nedenlerinden biri dijital dünya. Sosyal medya platformlarında ve video içeriklerinde çocukların sıklıkla karşılaştığı “hazırlan benimle” ve benzeri paylaşımlar, makyajı erken yaşta normalleştiriyor. Bu tür içeriklerin çocuklara, güzel görünmenin ve kabul görmenin ön koşulu olarak makyajı sunduğunu belirten Ertan, bunun da dış görünüş odaklı kaygıları beslediğini söyledi.

Makyajın çocuklar açısından yalnızca eğlenceli bir oyun olarak kalmadığını dile getiren Ertan, “Bir çocuk fondöten sürdüğünde sadece yüzünü değil, aynı zamanda kendisiyle ilgili hissettiği eksiklikleri de örtmeye çalışıyor olabilir” değerlendirmesinde bulundu. Bu süreci “erken yetişkinleşme” olarak tanımlayan Ertan, kusursuz cilt, estetik kaygı ve beğenilme ihtiyacının erken yaşta içselleştirilmesinin; hayal gücü, merak duygusu ve sağlıklı benlik gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ifade etti.

Ebeveynlere de önemli görevler düştüğünü vurgulayan Ertan, çocukların makyaj isteğine sınırsızca izin vermenin özgürlük anlamına gelmediğinin altını çizdi. Asıl önemli olanın rehberlik etmek ve yaşa uygun sınırlar koymak olduğunu belirten Ertan, ailelerin görünüş odaklı mesajlar yerine koşulsuz kabul ve destek sunmasının çocukların psikolojik dayanıklılığını güçlendirdiğini söyledi.

Sağlıklı bir yetişkinliğin temelinin, çocukluk döneminin doğal akışı içinde yaşanmasıyla mümkün olabileceğini ifade eden Ertan, dijital içeriklerin etkisine karşı bilinçli ebeveyn tutumunun günümüzde her zamankinden daha hayati hale geldiğini sözlerine ekledi.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.