Her Hastaya Aynı İlaç Devri Kapandı: Kanserde Hücresel Devrim

Yaşam 29.01.2026 - 10:42, Güncelleme: 29.01.2026 - 19:02 1140 kez okundu.
 

Her Hastaya Aynı İlaç Devri Kapandı: Kanserde Hücresel Devrim

Bağışıklık sisteminin doğal savaşçıları olan NK hücreleri, kanser tedavisinde kişiye özel ve uzun vadeli umut sunuyor.

Kanserle mücadelede son yıllarda çığır açan bir dönüşüm yaşanıyor. Geleneksel tedavi yöntemlerinin ötesine geçen bilim dünyası, kanseri yalnızca dışarıdan verilen ilaçlarla değil, vücudun kendi bağışıklık sistemini kullanarak durdurmayı hedefliyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulurken, 10 milyona yakın insan hastalık nedeniyle yaşamını yitiriyor. Türkiye’de ise yılda 240 bini aşkın yeni kanser vakası bildiriliyor. Bu çarpıcı tabloya rağmen, özellikle hücresel immünoterapiler alanındaki gelişmeler umut verici bir gelecek sunuyor. Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tolga Sütlü, bağışıklık sisteminin en güçlü savunma unsurlarından biri olan NK (Natural Killer – Doğal Öldürücü) hücrelerine dayalı tedavilerin kanser tedavisinde dengeleri değiştirdiğini belirtiyor. NK hücrelerinin, kanserleşmiş ya da anormal hücreleri önceden eğitime ihtiyaç duymadan tanıyabilen özel hücreler olduğunu vurgulayan Sütlü, bu hücrelerin özellikle erken yayılımı ve hastalığın tekrarını önlemede büyük potansiyel taşıdığını ifade ediyor. Günümüzde kemoterapi ve radyoterapi gibi geleneksel yöntemlerin yerini giderek daha fazla immünoterapiler alıyor. Bu yeni yaklaşımda amaç, doğrudan kanser hücresini hedef almak yerine bağışıklık sisteminin savunma kapasitesini güçlendirmek ve onu yönlendirmek olarak öne çıkıyor. Hücresel immünoterapiler sayesinde artık “her hastaya aynı ilaç” anlayışı yerini kişiye özel tedavi modeline bırakıyor. Bu süreçte hastanın kendi bağışıklık hücreleri alınarak özel laboratuvar ortamlarında çoğaltılıyor ve genetik olarak kanser hücrelerini daha etkili hedefleyecek şekilde yeniden programlanıyor. Ardından bu hücreler tekrar hastaya verilerek, kanser hücrelerini aktif biçimde aramaları ve yok etmeleri sağlanıyor. Bu yöntem, uzun süreli bağışıklık etkisi oluşturarak hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltabiliyor. Dr. Tolga Sütlü, hücresel immünoterapilerin özellikle lösemi, lenfoma ve multiple miyelom gibi kan kanserlerinde yüksek başarı oranları sunduğunu belirtirken; meme, akciğer ve kolon kanseri gibi solid tümörlerde de yüzlerce klinik çalışmanın sürdüğünü kaydediyor. Önümüzdeki yıllarda bu alanda daha fazla onaylı tedavinin hayata geçmesi bekleniyor. Ayrıca yapay zeka destekli analizler sayesinde, hangi hastada hangi hücresel tedavinin daha etkili olacağı daha doğru öngörülebiliyor. Uzmanlara göre kanser tedavisinin geleceği, kişiselleştirilmiş hücresel immünoterapiler üzerine inşa edilecek.    
Bağışıklık sisteminin doğal savaşçıları olan NK hücreleri, kanser tedavisinde kişiye özel ve uzun vadeli umut sunuyor.

Kanserle mücadelede son yıllarda çığır açan bir dönüşüm yaşanıyor. Geleneksel tedavi yöntemlerinin ötesine geçen bilim dünyası, kanseri yalnızca dışarıdan verilen ilaçlarla değil, vücudun kendi bağışıklık sistemini kullanarak durdurmayı hedefliyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulurken, 10 milyona yakın insan hastalık nedeniyle yaşamını yitiriyor. Türkiye’de ise yılda 240 bini aşkın yeni kanser vakası bildiriliyor. Bu çarpıcı tabloya rağmen, özellikle hücresel immünoterapiler alanındaki gelişmeler umut verici bir gelecek sunuyor.

Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tolga Sütlü, bağışıklık sisteminin en güçlü savunma unsurlarından biri olan NK (Natural Killer – Doğal Öldürücü) hücrelerine dayalı tedavilerin kanser tedavisinde dengeleri değiştirdiğini belirtiyor. NK hücrelerinin, kanserleşmiş ya da anormal hücreleri önceden eğitime ihtiyaç duymadan tanıyabilen özel hücreler olduğunu vurgulayan Sütlü, bu hücrelerin özellikle erken yayılımı ve hastalığın tekrarını önlemede büyük potansiyel taşıdığını ifade ediyor.

Günümüzde kemoterapi ve radyoterapi gibi geleneksel yöntemlerin yerini giderek daha fazla immünoterapiler alıyor. Bu yeni yaklaşımda amaç, doğrudan kanser hücresini hedef almak yerine bağışıklık sisteminin savunma kapasitesini güçlendirmek ve onu yönlendirmek olarak öne çıkıyor. Hücresel immünoterapiler sayesinde artık “her hastaya aynı ilaç” anlayışı yerini kişiye özel tedavi modeline bırakıyor.

Bu süreçte hastanın kendi bağışıklık hücreleri alınarak özel laboratuvar ortamlarında çoğaltılıyor ve genetik olarak kanser hücrelerini daha etkili hedefleyecek şekilde yeniden programlanıyor. Ardından bu hücreler tekrar hastaya verilerek, kanser hücrelerini aktif biçimde aramaları ve yok etmeleri sağlanıyor. Bu yöntem, uzun süreli bağışıklık etkisi oluşturarak hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltabiliyor.

Dr. Tolga Sütlü, hücresel immünoterapilerin özellikle lösemi, lenfoma ve multiple miyelom gibi kan kanserlerinde yüksek başarı oranları sunduğunu belirtirken; meme, akciğer ve kolon kanseri gibi solid tümörlerde de yüzlerce klinik çalışmanın sürdüğünü kaydediyor. Önümüzdeki yıllarda bu alanda daha fazla onaylı tedavinin hayata geçmesi bekleniyor.

Ayrıca yapay zeka destekli analizler sayesinde, hangi hastada hangi hücresel tedavinin daha etkili olacağı daha doğru öngörülebiliyor. Uzmanlara göre kanser tedavisinin geleceği, kişiselleştirilmiş hücresel immünoterapiler üzerine inşa edilecek.

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.