Çanakkale Haber

Temel SAĞIROĞLU
Köşe Yazarı
Temel SAĞIROĞLU
 

MASUM DEĞİLİZ HİÇBİRİMİZ

Uslanmıyoruz maalesef... Harabeye dönmüş, yıkık dökük anılarımızın enkazında şatolar inşa ediyor ve her sabah masmavi bir gökyüzü pamuk beyazı bulutlar altında yeşil, mavi okyanuslara yelkenler açıyoruz. Güneş battığında ise acımasızca yıkılan şatolarımızı bir sonraki gün umutla yeniden inşa ederek bu kısır döngüyü uslanmaz bir şekilde tekrar, tekrar yaşıyoruz. Aldatılan biz Aldanan biz Bu kaçıncı hüsran bu kaçıncı aldanış bu kaçıncı yıkılış.. 1920 yılından bu güne kadar 27 genel seçim yapıldı. Bu seçimleri ismi ve ideolojisi farklı olan partiler kazandı. Seçimler de iktidarı kaybedenler ana muhalefet partisi olarak yine kazandı Kısaca ve özetle Türkiye Büyük Meclisine milletvekili gönderebilen küçük büyük her siyasi parti kazandı Göndermeyen siyasi partiler ise hazineden aldıkları yardımlarla kazandı Bu kadar kazanan varsa birilerinin de kaybetmesi gerekir Peki, öyleyse kim kaybetti? 2. Dünya savaşından büyük yaralar alarak her şeye sıfırdan başlayan ülkelerin fersah, fersah gerisindeyiz. Almanya, Fransa, Japonya, İtalya, Polonya, Çekoslovakya, Belçika, Hollanda, Norveç, Danimarka... Onların ikinci dünya savaşından sonra 73 yılda kat ettikleri mesafeyi biz 98 yılda neden kat edemedik? Daha mı az zekiyiz Daha mı az çalışkanız Çok fazla mı duygusalız Hayallerimiz mi küçük Kendimizi mi aldatıyoruz Yoksa... Daha mı az dürüstüz Bu ülkede Hırsıza, hırsız demek yasak. Kişilik haklarına saldırı ve hakaretten yargılanıyorsunuz Bu ülkede diktatöre, diktatör demek yasak. Halkı isyana teşvik etmekten gözaltına alınıyorsunuz Bu ülkede gerçekleri dile getirmek yasak. Terör örgütlerine yardım ve yataklıktan tutuklanıyorsunuz. Bu ülkede mafya babalarına katil demek yasak Şanslı iseniz eliniz kolunuz bacağınızdan vuruluyorsunuz Bu ülkede siyasi partileri ve onların liderlerini eleştirmek yasak. Dostlarınız arkadaşlarınız tarafından linç ediliyorsunuz. Ama.... Bu ülkede yalan, hile, yolsuzluk, hırsızlık dalkavukluk, soytarılık, yobazlık, şiddet serbest. Büyük dava adamı olarak saygı görüyorsunuz Bu ülkede anayasaya aykırı davranmak serbest Reis unvanı ile devlet yönetiyor, vatansever olarak maaş bile alıyorsunuz Bu ülkede Cumhuriyetin kurucusuna hakaret küfür serbest Gözaltına alırsanız dahi çay kahve içip evinize geri dönüyorsunuz Bu ülkede şort giyen kadınlara şiddet çocuklara taciz serbest Dini bütün has vatandaş, sünnet ehli mümin insan muamelesi görüyorsunuz 24 Haziranda muhalefet liderleri tehdit edilmiş. Bu yüzden sessiz kalmışlar. İç savaş riskini göze almamış ve kendi kariyerlerini feda etmişler. Vah vah vah! Canlarım benim. Yesinler sizin fedakârlığınızı Ne kadar da düşünmüşler bizleri. Gözerim doldu Öyle ya iç savaş çıksaydı ne olurdu bizim halimiz. İlkelerimiz, Devrimlerimiz, Cumhuriyetimiz, inandığımız ve mücadele ettiğimiz bütün değerler güneş gören kardan adam gibi yavaş yavaş eriyerek yok olmalı. Sessiz ve yavaş yavaş Öyle ya, tek tek yok olmak varken böyle riski göze almak aptallıktan başka ne olabilir ki? Mecliste yağlı popolarını ceylan derişi koltuklara koyan bu fedakâr insanlar bir sonraki seçimlerin alt yapısı da hazırlanmışlar bile. Slogan belli ‘’Sizler için sessiz kaldık.’’ 50 Bin cübbe bagajlarda beklesin. YSK ellerinde jiletlerle birilerini yerden kazımayı vuslata ertelesinler. Gök kubbe yerinde dursun. Hile falan yokmuş zaten. Öyle diyor liderlerimiz. Bizler de inandık ve iman getirdik. Köyün delisi fedakâr liderlere sesleniyor… ‘’Ulan dangalaklar seçimin demokratik ve eşit şartlarda olmaması hilenin babası değil midir?’’ Bu insanları Tanrı yarattı. Ama onları var eden bizleriz. Bu kafayla değil 98 yıl 980 yıl bile geçse bir şey değişmez. Kimse alınmasın. İğneyi önce kendimize batırmalıyız. Tüm tarih boyunca 15 Türk devleti kurmakla övünüyoruz. Ama o devletleri neden yıktığımızı anlamaya çalışmıyoruz. Utanmamız gerekirken gurur duyuyoruz. Bu iğrenç alışkanlıklardan vazgeçmemiz de mümkün gözükmüyor. Tekrar soruyorum Daha mı az zekiyiz Daha mı az çalışkanız Çok fazla mı duygusalız Hayallerimiz mi küçük Kendimizi mi aldatıyoruz Yoksa... Daha mı az dürüstüz
Ekleme Tarihi: 06 Temmuz 2018 - Cuma
Temel SAĞIROĞLU

MASUM DEĞİLİZ HİÇBİRİMİZ

Uslanmıyoruz maalesef... Harabeye dönmüş, yıkık dökük anılarımızın enkazında şatolar inşa ediyor ve her sabah masmavi bir gökyüzü pamuk beyazı bulutlar altında yeşil, mavi okyanuslara yelkenler açıyoruz. Güneş battığında ise acımasızca yıkılan şatolarımızı bir sonraki gün umutla yeniden inşa ederek bu kısır döngüyü uslanmaz bir şekilde tekrar, tekrar yaşıyoruz. Aldatılan biz Aldanan biz Bu kaçıncı hüsran bu kaçıncı aldanış bu kaçıncı yıkılış..

1920 yılından bu güne kadar 27 genel seçim yapıldı.

Bu seçimleri ismi ve ideolojisi farklı olan partiler kazandı. Seçimler de iktidarı kaybedenler ana muhalefet partisi olarak yine kazandı Kısaca ve özetle Türkiye Büyük Meclisine milletvekili gönderebilen küçük büyük her siyasi parti kazandı Göndermeyen siyasi partiler ise hazineden aldıkları yardımlarla kazandı Bu kadar kazanan varsa birilerinin de kaybetmesi gerekir Peki, öyleyse kim kaybetti? 2. Dünya savaşından büyük yaralar alarak her şeye sıfırdan başlayan ülkelerin fersah, fersah gerisindeyiz. Almanya, Fransa, Japonya, İtalya, Polonya, Çekoslovakya, Belçika, Hollanda, Norveç, Danimarka... Onların ikinci dünya savaşından sonra 73 yılda kat ettikleri mesafeyi biz 98 yılda neden kat edemedik? Daha mı az zekiyiz Daha mı az çalışkanız Çok fazla mı duygusalız Hayallerimiz mi küçük Kendimizi mi aldatıyoruz Yoksa... Daha mı az dürüstüz Bu ülkede Hırsıza, hırsız demek yasak. Kişilik haklarına saldırı ve hakaretten yargılanıyorsunuz Bu ülkede diktatöre, diktatör demek yasak. Halkı isyana teşvik etmekten gözaltına alınıyorsunuz Bu ülkede gerçekleri dile getirmek yasak. Terör örgütlerine yardım ve yataklıktan tutuklanıyorsunuz. Bu ülkede mafya babalarına katil demek yasak Şanslı iseniz eliniz kolunuz bacağınızdan vuruluyorsunuz Bu ülkede siyasi partileri ve onların liderlerini eleştirmek yasak. Dostlarınız arkadaşlarınız tarafından linç ediliyorsunuz.

Ama.... Bu ülkede yalan, hile, yolsuzluk, hırsızlık dalkavukluk, soytarılık, yobazlık, şiddet serbest. Büyük dava adamı olarak saygı görüyorsunuz Bu ülkede anayasaya aykırı davranmak serbest

Reis unvanı ile devlet yönetiyor, vatansever olarak maaş bile alıyorsunuz Bu ülkede Cumhuriyetin kurucusuna hakaret küfür serbest Gözaltına alırsanız dahi çay kahve içip evinize geri dönüyorsunuz

Bu ülkede şort giyen kadınlara şiddet çocuklara taciz serbest

Dini bütün has vatandaş, sünnet ehli mümin insan muamelesi görüyorsunuz 24 Haziranda muhalefet liderleri tehdit edilmiş. Bu yüzden sessiz kalmışlar. İç savaş riskini göze almamış ve kendi kariyerlerini feda etmişler.

Vah vah vah!

Canlarım benim. Yesinler sizin fedakârlığınızı

Ne kadar da düşünmüşler bizleri. Gözerim doldu

Öyle ya iç savaş çıksaydı ne olurdu bizim halimiz. İlkelerimiz, Devrimlerimiz, Cumhuriyetimiz, inandığımız ve mücadele ettiğimiz bütün değerler güneş gören kardan adam gibi yavaş yavaş eriyerek yok olmalı. Sessiz ve yavaş yavaş

Öyle ya, tek tek yok olmak varken böyle riski göze almak aptallıktan başka ne olabilir ki?

Mecliste yağlı popolarını ceylan derişi koltuklara koyan bu fedakâr insanlar bir sonraki seçimlerin alt yapısı da hazırlanmışlar bile.

Slogan belli

‘’Sizler için sessiz kaldık.’’

50 Bin cübbe bagajlarda beklesin. YSK ellerinde jiletlerle birilerini yerden kazımayı vuslata ertelesinler. Gök kubbe yerinde dursun.

Hile falan yokmuş zaten.

Öyle diyor liderlerimiz. Bizler de inandık ve iman getirdik.

Köyün delisi fedakâr liderlere sesleniyor…

‘’Ulan dangalaklar seçimin demokratik ve eşit şartlarda olmaması hilenin babası değil midir?’’

Bu insanları Tanrı yarattı.

Ama onları var eden bizleriz.

Bu kafayla değil 98 yıl 980 yıl bile geçse bir şey değişmez.

Kimse alınmasın. İğneyi önce kendimize batırmalıyız.

Tüm tarih boyunca 15 Türk devleti kurmakla övünüyoruz. Ama o devletleri neden yıktığımızı anlamaya çalışmıyoruz. Utanmamız gerekirken gurur duyuyoruz. Bu iğrenç alışkanlıklardan vazgeçmemiz de mümkün gözükmüyor.

Tekrar soruyorum

Daha mı az zekiyiz Daha mı az çalışkanız Çok fazla mı duygusalız Hayallerimiz mi küçük Kendimizi mi aldatıyoruz Yoksa... Daha mı az dürüstüz

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

11
Mayıs
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.