Çanakkale Haber

SORU-YORUM: Partilerin Beden Dili Ne Diyor?

SİYASET 24.04.2024 - 01:51, Güncelleme: 02.05.2024 - 00:26 83144+ kez okundu.
 

SORU-YORUM: Partilerin Beden Dili Ne Diyor?

Kime sorsan Atatürkçü. Kime sorsan milliyetçi. Kime sorsan eşitlikçi ve insan hakları savunucusu. Kime sorsan en iyi Müslüman. Kime sorsan en barışçı.

Kime sorsan Atatürkçü. Kime sorsan milliyetçi. Kime sorsan eşitlikçi ve insan hakları savunucusu. Kime sorsan en iyi Müslüman. Kime sorsan en barışçı. Beden dili denilen bir bilim var. Bu bilim der ki; İletişimde sözcüklerin karşıdaki insanlara etkisi yüzde on, Ses tonlaması ve vurguların karşındaki insanlar etkisi yüzde yirmi beş. Bedenin duruşu mimik ve jestler yani bedenin hal dili ise karşındaki insana etkisi yüzde atmış beş civarında der. Yani kendi derdimizi meramımızı karşımızdaki insanlara anlatmak için uzun uzadıya dil dökmenin de bir anlamı yokmuş. İnsan çok az konuşarak, ses tonunu ve kelimelere vurgusunu doğru yaparak, beden dilini düzgün kullanarak karşındaki insanlarla daha iyi iletişim kurabilirmiş. Bu düşünceden yola çıkarak gelin mecliste olan siyasi partilerin beden dillerini inceleyelim mi? Önce AKP’den başlayalım. AKP’nin ne söz dili, ne sözlere vurgusu ne de beden dili tüm Türk toplumunu kucaklayacak seviyede olmasa da sonuçta iktidarda kalacak kadar Türk toplumunu etkileme gücüne sahip. Ancak benim nazarımda benim analizime göre AKP fazla güvenilecek bir parti değil. Çünkü AKP’nin sesi olan siyasilerin dile getirdikleri anlattıkları şeyler benim gibi Atatürkçü bir yazar için fazlaca iç açıcı ve güvenilir değil. AKP’nin siyasi ses tonlamasındaki  vurgular ne yazık ki kucaklayıcı ve toparlayıcı bir üsluptan daha çok bloke edici bir üslupta. AKP’nin beden dili ise ne yazık ki fazlaca iç açıcı değil. Eline fırsat geçtiği taktirde son yirmi yılda yaptığının da ötesine geçerek Türkiye’yi bambaşka iklimlerde idare edecek tarzda benim içinde yetiştiğim Atatürkçü iklime hiç benzemeyen, cemaat ve tarikatların kol gezdiği, devletin aşırı derecede siyasallaştırıldığı, devlet erklerinin adeta flulaştığı,  halkı ve devleti hızla fakirleştiren bir beden dili okuyorum. CHP ise; CHP’de yöneticiler ne yazık ki Atatürk’ün CHP’sini yeterinde Atatürk anlayışı ve ilkeleri ekseninde yönetemiyorlar. CHP’nin özellikle tepe yöneticileri ve yerel yöneticileri arasında ile Atatürk’ü çok ananlar olsa da Türk Milleti demekten imtina eden, Atatürk’ün altı ilkesine özellikle Atatürk Milliyetçiliğine mesafeli duran, PKK yandaşı siyasal tabana ve STÖ yapılarına daha fazla yakın duran, CHP’yi adeta Atatürk değerlerinden ve Türk Milletinden bilinçli şekilde uzak tutmaya çalışarak neoliberal sol anlayışla ABD ve AB destekli PKK çizgisindeki oluşumlarla zımnen ortaklık içinde hareket ettikleri genel bir kanaattir ve ben de o kanaate sahip olanlardanım. Ancak CHP’nin gerçek anlamdaki Atatürkçü tabanı her şeye rağmen CHP’ye sahip çıkmanın Atatürk Türkiye’sine sahip çıkmak olduğunun bilincinde olarak CHP’ye oy vermeye ve CHP’ye sahip çıkmaya devam ediyorlar. Özellikle son yıllarda yaşanan olaylar ve siyasal çalkantılara bakarak Atatürk’e inanmış apolitik ulusalcı ana gövde, kendilerini ısrarla  CHP’den uzaklaştıran ve uzak tutmaya çalışan neoliberal CHP’li yöneticilere inat CHP’ye katılım sağlayarak CHP’yi amasız ve fakatsız şekilde gerçek anlamda Atatürk’ün altı ilkesini benimsemiş , Atatürk Milliyetçiliğine sahip çıkan laik ve layık insanları her seviyede CHP yönetim kademelerine getirmeye başlayacaklarına şahit olacağız. MHP ise tam bir muallak; Rahmetli Türkeş zamanında tartışmasız laik Türk Milliyetçiliğini savunan MHP ve ülkücü kadrolar Devlet Bahçeli ile birlikte özellikle 1999 sonrasında yavaş yavaş ya tasfiye edilmiş veya MHP’den koparılmıştır. Alparslan Türkeş’in tartışmasız ülkücüleri ne yazık ki çeşitli tasniflere ayrılmaya başlatılmış özellikle 2002 sonrasında AKP ile direk veya endirekt bağlantılı şekilde hareket eden Devlet Bahçeli ve ekibince ülkücülerin Türkeşçi Milliyetçileri yani milliyetçi Ülkücüler MHP ‘de koparılmış veya uzaklaştırılmıştır. Bugün için Devlet Bahçeli gibi düşünmeyen Ümit Özdağ’ın Ülkücü Milliyetçiliği Rahmetli Alparslan Türkeş’in tarif ettiği mana da bir Türk Milliyetçiliğidir de diyebiliriz. Bugün için MHP yöneticileri her ne kadar söylemleri ile Türk Milliyetçisi görünseler de MHP’nin siyasal beden dili adeta Türklüğü savunmak ve sahiplenmek yerine AKP iktidarının ihtiyaç duyduğu seviyede Milliyetçilik yaparak AKP’nin Türk Milliyetçileri barometresi işlevini görmektedir. İYİ Partiye gelince; MHP’den ayrılan İYİ Parti Türk Milliyetçiliği adına büyük umut verse de o da kısa sürede içindeki meral Akşener yönetimindeki İYİ Parti, Ümit Özdağ ve benzeri bilinçli Türk Milliyetçilerini ya partiden soğutmuş veya uzaklaştırmıştır. Meral Akşener’in parti içinde gerçekleştirdiği ön operasyonla parti yönetiminden uzaklaştırdığı Koray Aydın, Rıdvan UZ gibi insanlar sonrasında İYİ Parti tamamen Meral Akşener’in tasarrufuna girmiş ve sanki bilinçli olarak adeta şovlar sergileyerek ve daime birilerini suçlayarak veya itham ederek İYİ Parti’de garip bir teşkilatlanma ve garip bir cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile milletvekili aday belirleme süreci yaşanmış ve ardı ardına çok değerli insanlar hızla İYİ Parti’den uzaklaşmıştır. Meral Akşener İYİ Parti’yi adeta AKP’nin yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başarılı olması için kullanmıştır. Meral Akşener’in 2023 yılından itibaren tüm seçimlere yönelik aldığı bütün kararlar adeta İYİ Parti’ye başarısızlık yaşatmak için alınmış kararlardır. İYİ partideki Başkanlık yarışında en parlak aday Mehmet Tolga Akalın olsa da Koray Aydın faktörü göz ardı edilemez. Meral Akşener’in Müsavat Dervişoğlu’nu perde gerisinden desteklediğini bilmeyen yoktur. Umudunu ve siyasal istikbalini Akşener’e endeksleyen düşük profilli siyasiler takip ettiğim kadarı ile Müsavat Dervişoğlu’nun etrafında toplanmış durumdadır. Son dakikada acaba Koray Aydın Müsavat Dervişoğlu dayanışması olur mu? İYİ Parti Tüzüğüne göre İYİ Parti Genel Başkanı şu şekilde seçiliyor. “Genel Başkan, Kurultay delege tam sayısının salt çoğunluğuyla seçilir. İlk iki turda bu sayıya ulaşılamadığı takdirde ikinci turda en çok oy alan iki aday üçüncü tura kalır. Üçüncü turda en çok oyu alan aday Genel Başkan seçilir.” İYİ Parti Türkiye için önemli olduğu uzun uzadıya yazdım. İlk turda iki aday yüksek üçüncü aday düşük alırsa düşük olan aday diğer bir aday lehine çekilebilir mi? İYİ parti tüzüğüne göre 1200 seçilmiş delege, en fazla da 180 tabi delege olabiliyor. Yani hepsi tamam olsa 1380 delege genel başkanlık seçiminde oy kullanacak. Diyelim ki ilk turda Mehmet Tolga Akalın 580 oy, Koray Aydın 480 oy, Müsavat Dervioğlu’da 320 alsa. Müsavat Dervişoğlu Koray Aydın lehine çekilir mi? Veya Koray Aydın Dervişoğlu lehine çekilir mi? Bende böyle bir olasılık varsa, anlaşan adaylar arasında da yönetim pazarlığı yapılmıştır veya yapılmak üzeredir. Akalın diğer iki adayya karşı yarışacaktır.Son soru İYİ Parti bundan sonra Islah olur mu? Bence zor gözüküyor. Zafer Partisi tamamen lider endeksli bir parti konumunda siyaset yapmaktadır. Ümit Özdağ güçlü kadrolarla ve güçlü, donanımlı ve popüler simaları partisine kazandıramazsa korkarım ki romantik Türk Milliyetçisi partisi olma özelliğini sürdürecektir. Zafer Partisi sadece kuru kuruya Türk Milliyetçiliği ve göçmen politikaları ile çok fazla mesafe alamaz ve uzun ömürlü olmaz. İYİ Parti Kongresinden sonra Zafer partisine katılımlar olabilir. DEM partisine gelince; DEM Partinin ne sesi, ne ses tonlaması ve vurgulaması ne de beden dili Türk Milletini tatmin etmemekte ve güven vermemektedir. Bu partinin ve yöneticilerinin beden dili; Türk Devletinin ve yasa uygulayıcılarının aşırı hoş görülerinden çok fazla derecede yararlanarak adeta Türk Devletine ve Türk Milletine karşı bir mücadele içinde oldukları yönünde anlam taşımaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliği ve selameti için alınan bir çok kararda bu partinin imza koymadığı, tavır aldığı, vatandaşları aşırı derecede motive ettiği ve zaman zamanda PKK’ya yardım ve yataklık eden, PKK ile kol kola giren irili ufaklı parti yöneticilerinin olduğu, Türk askerine ve polisine karşı kışkırtıcı üslupla karşılık verdiklerine basında, sosyal medyada  ve televizyon kanallarında sıklıkla karşılaşıyoruz. DEVA, GELECEK ve diğerleri Bu partiler cumhur başkanlığı yarışından istifade ile meclise girmeyi başarmış partilerdir ve bunlar her durum ve şartta AKP’nin uzantısı veya türevi partilerdir. Yüksek olasılıkla da AKP ile kol kola yürüyecekleri aşikardır. Bu partilerin Türk Milleti açısından beden dilleri ya AKP’nin veya DEM'in beden dili ile neredeyse  aynıdır.  
Kime sorsan Atatürkçü. Kime sorsan milliyetçi. Kime sorsan eşitlikçi ve insan hakları savunucusu. Kime sorsan en iyi Müslüman. Kime sorsan en barışçı.

Kime sorsan Atatürkçü.

Kime sorsan milliyetçi.

Kime sorsan eşitlikçi ve insan hakları savunucusu.

Kime sorsan en iyi Müslüman.

Kime sorsan en barışçı.

Beden dili denilen bir bilim var.

Bu bilim der ki;

İletişimde sözcüklerin karşıdaki insanlara etkisi yüzde on,

Ses tonlaması ve vurguların karşındaki insanlar etkisi yüzde yirmi beş.

Bedenin duruşu mimik ve jestler yani bedenin hal dili ise karşındaki insana etkisi yüzde atmış beş civarında der.

Yani kendi derdimizi meramımızı karşımızdaki insanlara anlatmak için uzun uzadıya dil dökmenin de bir anlamı yokmuş.

İnsan çok az konuşarak, ses tonunu ve kelimelere vurgusunu doğru yaparak, beden dilini düzgün kullanarak karşındaki insanlarla daha iyi iletişim kurabilirmiş.

Bu düşünceden yola çıkarak gelin mecliste olan siyasi partilerin beden dillerini inceleyelim mi?

Önce AKP’den başlayalım. AKP’nin ne söz dili, ne sözlere vurgusu ne de beden dili tüm Türk toplumunu kucaklayacak seviyede olmasa da sonuçta iktidarda kalacak kadar Türk toplumunu etkileme gücüne sahip. Ancak benim nazarımda benim analizime göre AKP fazla güvenilecek bir parti değil. Çünkü AKP’nin sesi olan siyasilerin dile getirdikleri anlattıkları şeyler benim gibi Atatürkçü bir yazar için fazlaca iç açıcı ve güvenilir değil. AKP’nin siyasi ses tonlamasındaki  vurgular ne yazık ki kucaklayıcı ve toparlayıcı bir üsluptan daha çok bloke edici bir üslupta. AKP’nin beden dili ise ne yazık ki fazlaca iç açıcı değil. Eline fırsat geçtiği taktirde son yirmi yılda yaptığının da ötesine geçerek Türkiye’yi bambaşka iklimlerde idare edecek tarzda benim içinde yetiştiğim Atatürkçü iklime hiç benzemeyen, cemaat ve tarikatların kol gezdiği, devletin aşırı derecede siyasallaştırıldığı, devlet erklerinin adeta flulaştığı,  halkı ve devleti hızla fakirleştiren bir beden dili okuyorum.

CHP ise;

CHP’de yöneticiler ne yazık ki Atatürk’ün CHP’sini yeterinde Atatürk anlayışı ve ilkeleri ekseninde yönetemiyorlar. CHP’nin özellikle tepe yöneticileri ve yerel yöneticileri arasında ile Atatürk’ü çok ananlar olsa da Türk Milleti demekten imtina eden, Atatürk’ün altı ilkesine özellikle Atatürk Milliyetçiliğine mesafeli duran, PKK yandaşı siyasal tabana ve STÖ yapılarına daha fazla yakın duran, CHP’yi adeta Atatürk değerlerinden ve Türk Milletinden bilinçli şekilde uzak tutmaya çalışarak neoliberal sol anlayışla ABD ve AB destekli PKK çizgisindeki oluşumlarla zımnen ortaklık içinde hareket ettikleri genel bir kanaattir ve ben de o kanaate sahip olanlardanım. Ancak CHP’nin gerçek anlamdaki Atatürkçü tabanı her şeye rağmen CHP’ye sahip çıkmanın Atatürk Türkiye’sine sahip çıkmak olduğunun bilincinde olarak CHP’ye oy vermeye ve CHP’ye sahip çıkmaya devam ediyorlar. Özellikle son yıllarda yaşanan olaylar ve siyasal çalkantılara bakarak Atatürk’e inanmış apolitik ulusalcı ana gövde, kendilerini ısrarla  CHP’den uzaklaştıran ve uzak tutmaya çalışan neoliberal CHP’li yöneticilere inat CHP’ye katılım sağlayarak CHP’yi amasız ve fakatsız şekilde gerçek anlamda Atatürk’ün altı ilkesini benimsemiş , Atatürk Milliyetçiliğine sahip çıkan laik ve layık insanları her seviyede CHP yönetim kademelerine getirmeye başlayacaklarına şahit olacağız.

MHP ise tam bir muallak;

Rahmetli Türkeş zamanında tartışmasız laik Türk Milliyetçiliğini savunan MHP ve ülkücü kadrolar Devlet Bahçeli ile birlikte özellikle 1999 sonrasında yavaş yavaş ya tasfiye edilmiş veya MHP’den koparılmıştır. Alparslan Türkeş’in tartışmasız ülkücüleri ne yazık ki çeşitli tasniflere ayrılmaya başlatılmış özellikle 2002 sonrasında AKP ile direk veya endirekt bağlantılı şekilde hareket eden Devlet Bahçeli ve ekibince ülkücülerin Türkeşçi Milliyetçileri yani milliyetçi Ülkücüler MHP ‘de koparılmış veya uzaklaştırılmıştır. Bugün için Devlet Bahçeli gibi düşünmeyen Ümit Özdağ’ın Ülkücü Milliyetçiliği Rahmetli Alparslan Türkeş’in tarif ettiği mana da bir Türk Milliyetçiliğidir de diyebiliriz. Bugün için MHP yöneticileri her ne kadar söylemleri ile Türk Milliyetçisi görünseler de MHP’nin siyasal beden dili adeta Türklüğü savunmak ve sahiplenmek yerine AKP iktidarının ihtiyaç duyduğu seviyede Milliyetçilik yaparak AKP’nin Türk Milliyetçileri barometresi işlevini görmektedir.

İYİ Partiye gelince;

MHP’den ayrılan İYİ Parti Türk Milliyetçiliği adına büyük umut verse de o da kısa sürede içindeki meral Akşener yönetimindeki İYİ Parti, Ümit Özdağ ve benzeri bilinçli Türk Milliyetçilerini ya partiden soğutmuş veya uzaklaştırmıştır. Meral Akşener’in parti içinde gerçekleştirdiği ön operasyonla parti yönetiminden uzaklaştırdığı Koray Aydın, Rıdvan UZ gibi insanlar sonrasında İYİ Parti tamamen Meral Akşener’in tasarrufuna girmiş ve sanki bilinçli olarak adeta şovlar sergileyerek ve daime birilerini suçlayarak veya itham ederek İYİ Parti’de garip bir teşkilatlanma ve garip bir cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile milletvekili aday belirleme süreci yaşanmış ve ardı ardına çok değerli insanlar hızla İYİ Parti’den uzaklaşmıştır. Meral Akşener İYİ Parti’yi adeta AKP’nin yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başarılı olması için kullanmıştır. Meral Akşener’in 2023 yılından itibaren tüm seçimlere yönelik aldığı bütün kararlar adeta İYİ Parti’ye başarısızlık yaşatmak için alınmış kararlardır. İYİ partideki Başkanlık yarışında en parlak aday Mehmet Tolga Akalın olsa da Koray Aydın faktörü göz ardı edilemez. Meral Akşener’in Müsavat Dervişoğlu’nu perde gerisinden desteklediğini bilmeyen yoktur. Umudunu ve siyasal istikbalini Akşener’e endeksleyen düşük profilli siyasiler takip ettiğim kadarı ile Müsavat Dervişoğlu’nun etrafında toplanmış durumdadır. Son dakikada acaba Koray Aydın Müsavat Dervişoğlu dayanışması olur mu? İYİ Parti Tüzüğüne göre İYİ Parti Genel Başkanı şu şekilde seçiliyor. “Genel Başkan, Kurultay delege tam sayısının salt çoğunluğuyla seçilir. İlk iki turda bu sayıya ulaşılamadığı takdirde ikinci turda en çok oy alan iki aday üçüncü tura kalır. Üçüncü turda en çok oyu alan aday Genel Başkan seçilir.” İYİ Parti Türkiye için önemli olduğu uzun uzadıya yazdım. İlk turda iki aday yüksek üçüncü aday düşük alırsa düşük olan aday diğer bir aday lehine çekilebilir mi? İYİ parti tüzüğüne göre 1200 seçilmiş delege, en fazla da 180 tabi delege olabiliyor. Yani hepsi tamam olsa 1380 delege genel başkanlık seçiminde oy kullanacak. Diyelim ki ilk turda Mehmet Tolga Akalın 580 oy, Koray Aydın 480 oy, Müsavat Dervioğlu’da 320 alsa. Müsavat Dervişoğlu Koray Aydın lehine çekilir mi? Veya Koray Aydın Dervişoğlu lehine çekilir mi? Bende böyle bir olasılık varsa, anlaşan adaylar arasında da yönetim pazarlığı yapılmıştır veya yapılmak üzeredir. Akalın diğer iki adayya karşı yarışacaktır.Son soru İYİ Parti bundan sonra Islah olur mu? Bence zor gözüküyor.

Zafer Partisi tamamen lider endeksli bir parti konumunda siyaset yapmaktadır. Ümit Özdağ güçlü kadrolarla ve güçlü, donanımlı ve popüler simaları partisine kazandıramazsa korkarım ki romantik Türk Milliyetçisi partisi olma özelliğini sürdürecektir. Zafer Partisi sadece kuru kuruya Türk Milliyetçiliği ve göçmen politikaları ile çok fazla mesafe alamaz ve uzun ömürlü olmaz. İYİ Parti Kongresinden sonra Zafer partisine katılımlar olabilir.

DEM partisine gelince;

DEM Partinin ne sesi, ne ses tonlaması ve vurgulaması ne de beden dili Türk Milletini tatmin etmemekte ve güven vermemektedir. Bu partinin ve yöneticilerinin beden dili; Türk Devletinin ve yasa uygulayıcılarının aşırı hoş görülerinden çok fazla derecede yararlanarak adeta Türk Devletine ve Türk Milletine karşı bir mücadele içinde oldukları yönünde anlam taşımaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliği ve selameti için alınan bir çok kararda bu partinin imza koymadığı, tavır aldığı, vatandaşları aşırı derecede motive ettiği ve zaman zamanda PKK’ya yardım ve yataklık eden, PKK ile kol kola giren irili ufaklı parti yöneticilerinin olduğu, Türk askerine ve polisine karşı kışkırtıcı üslupla karşılık verdiklerine basında, sosyal medyada  ve televizyon kanallarında sıklıkla karşılaşıyoruz.

DEVA, GELECEK ve diğerleri

Bu partiler cumhur başkanlığı yarışından istifade ile meclise girmeyi başarmış partilerdir ve bunlar her durum ve şartta AKP’nin uzantısı veya türevi partilerdir. Yüksek olasılıkla da AKP ile kol kola yürüyecekleri aşikardır. Bu partilerin Türk Milleti açısından beden dilleri ya AKP’nin veya DEM'in beden dili ile neredeyse  aynıdır.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.