Çanakkale Haber

HABER YORUM: AKP&MHP İktidarının Türkiye Yüzyılı Maarif Modeline Yoğun Tepkiler...

EĞİTİM 01.05.2024 - 23:36, Güncelleme: 02.05.2024 - 00:03 85070+ kez okundu.
 

HABER YORUM: AKP&MHP İktidarının Türkiye Yüzyılı Maarif Modeline Yoğun Tepkiler...

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağı

AKP iktidarının Milli Eğitim Bakanı 26 Nisan 2024 Tarihinde “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” taslağını bir hafta süre ile tartışmak üzere kamuoyuna sundu. AKP iktidarları döneminde “Milli Eğitim Müfredatı” değiştirmek moda olup da adeta çocuk oyuncağına döndürülmedi mi? Her gelen Milli Eğitim Bakanı, gelecek nesillerimizin nasıl bir kültüre, ahlaka, vatan sevgisine ve dünya görüşüne sahip olması gerektiği konusunda kalem oynatmaktan geri kalmadı. Sağ olsunlar, oynattıkları kalemler sayesinde sokaklarımızda daha az şey bilen nesillerin ortaya çıkmasına sosyal medyada yapılan sokak röportajlarında şahit olmuyor muyuz? Sosyoloji bilimi insan nesillerinin yetiştirilmesinde bize çok şey anlatır. Mesela Marina Nurciari’nin bir makalesindeki dile getirdiği kahraman liderden arabulucu lidere geçişteki anlatılarından ilham alarak bu yaklaşımı biraz geliştirerek  bizim Milli Eğitim müfredatına göndermede bulunmak istiyorum. Devletin olanaklarının kısıtlı olduğu, teknoloji hakimiyetinin olmadığı, emek yoğun işlerin görüldüğü yıllarda devlet, “KAHRAMAN VATANDAŞ” yetiştirmek üzere eğitim programları geliştirmiş ve onlarca yıl boyunca da yetiştirdiği “kahraman vatandaş” kültürlü ve eğitimli, vatanı ve milleti için mücadele eden nesillerinden azami fayda sağlamıştı. Atatürk döneminin eğitim sürecinde ve sonrasında Köy Enstitülerinin coşkulu yıllarında yetişen görgü görenek bilen, edep erkan sahibi nesiller esasında Marina Nurciari’nin kaleme aldığı makalesinden çok önce Türkiye Cumhuriyet kaliteli insanlar yetiştirmenin yolunu ve yöntemini bulmamış mıydı? O günlerin yoksulluğunda ve yoksunluğunda yetiştirilen okumuş nesillerle  son yirmi yılda yetiştirilmeye çalışan nesillerin halini mukayese etmeye kalksak her halde aklı başında her insan dehşete kapılmaz mı? Bugün için içeriği tamamen koflaşmış eğitim sistemleri yüzünden gelecek nesillerimiz ne yazık ki heba olup gitmektedir. Bunu önlemenin yolu her halde sosyoloji, psikoloji felsefe, edebiyat ve özellikle fen bilimlerinden en azından asgari düzeyde temel bilgilere sahip çocuklarımızın üniversitelere girmek için yarışıyor olması gerekmez miydi? Evet, çağımızın koşulları, iletişim ve teknolojideki gelişmeler geçmişin “kahraman vatandaşını ”,“kahraman nesillerinİ ” yetiştirmeye uygun değildir. Evet çok eskiden devletin ekonomik ve teknolojik açığını “emek yoğun” teknoloji ve hizmetlerle kapamak bir yöntemdi. Ancak o eskinin sosyolojik koşullarıyla şimdinin sosyolojik koşulları aynı değildir. Günümüzde yetişen ve yetiştirilmesi gereken nesiller, artık “ faydacı-arabulucu  nesiller” olmalıdır. “FAYDACI NESİL” demek, egosu yüksek, şahsi çıkarlarına düşkün, sosyal ve toplumsal sorumluluklardan kaçan, devlet millet vatan gibi değerleri küçümseyen neoliberal, oportünist nesil demek değildir. İfade etmek istediğimiz faydacı nesil; gerektiğinde bir kahraman vatandaş edasıyla vatanını milletini sahiplenen, savunan vatandaş olmak ve gerektiğinde de ileri teknolojiye ve çağın koşullarına ayak uydurup dünya arenasında adeta bir diplomat gibi bilgece ülkesini ve milletini temsil etmektir. Türk Milletinin “selfici, tiktokçu, instagramcı” gösteriş budalası nesillere ihtiyacı yoktur. İşte bu mantık çerçevesinde birkaç gündür AKP&MHP iktidarının Milli Eğitim Bakanının yangından mal kaçırır gibi kamuoyunda bir hafta süreyle tartışmaya, görüş ve öneriler almaya başladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağı”nı anlamaya çalışıyorum. Uzmanı olmadığımız bir konunda okuyup, inceleyip, idrak edip bir öneride bulunmak ne derece mümkün olabilir ki? Hani biz bilemeyiz, anlamayız diyelim. Ama merak edip üniversitelerimizin değerli bilim insanları akademisyenleri bu konuda ne diyor diye internette araştırma yaptığımda YouTube’da Prof. Dr. Oğuz Ergin hocanın bir saatten fazla süren analiz ve yorumunu izledim ve inanın hayretler içinde kaldım. Prof. Dr. Oğuz Ergin değerli bir bilim insanıdır. Yorum ve analizlerinden bahsetmeden önce size öncelikle Prof. Dr. Oğuz Ergin’i kısaca tanıtmak istiyorum. Oğuz Ergin Hoca, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinde Bilgisayar Mühendisliğinde bölüm başkanı ve öğretim üyesi. Türkiye’nin oldukça parlak bir bilim insanı olan sevgili hocamız Oğuz Ergin, aynı zamanda da Çanakkaleli. Başka bilimsel alanlarda olsa da özellikle yapay zekâ üzerine çalışmalarının öğreniyoruz. Çanakkale’nin son yıllarda yetiştirdiği en değerli bilim insanlarından biri olduğunu da ifade etmesem hocamız haksızlık etmiş olurum. Açıkladığım bu kısa bilgiler haricinde Prof. Dr. Oğuz Ergin’i merak eden varsa internetten araştırma  yapıp daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz. Çanakkaleli hocamız Türkiye Cumhuriyeti’nin hedeflediği aydın ve bilim insanının en güzel örneğidir. İşte bu değerli bilim insanı bile üç gün boyunca okumasına rağmen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağı anlamadığını ifade etmekte ve bu taslağın ne olup ne olmadığını yapay zekâ programını kullanarak  analiz edip yorumlamaktadır. Oğuz Ergin hoca, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağını içerikten ziyade yöntemsel bağlamında ele almakta ve ağır eleştiriler getirmektedir. Hocanın kanaati, bu taslakla eğitim siteminin vasatlıkta eşitliği sağlayacağı yönündedir. Hocamız haklı olarak sormaktadır. “Benim iki çocuğu var çocuğumun kaderiye kimse oynayamaz” serzenişinde bulunurken Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağı üzerine düşüncelerini ve itirazlarını maddeler haline sıralayarak Milli Eğitim Bakanlığına görüşlerini iletmiştir. Oğuz Ergin hocanın akademik diller Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağı üzerine düşünce ve önerileri de şu şekildedir. Bu belgede geçmiş eğitim programlarında ne sorun olduğu ve bu sorunların nasıl ölçüldüğü, sonucunda yapılan değişikliklerin neler olduğu ve hangi gerekçelere yapıldığı yazılmalıdır. Yapılan değişikliklerin hedefleri açıkça, gelecekte ölçülmesi (ve birilerinin çıkıp da yeniden “olmamış bu” deyip değiştirmesi) amacıyla yazılmalıdır. Her sınıftaki öğrencinin, hangi seçmeli ve zorunlu dersleri alacağı belirlenmemiştir. Seçmeli derslerde hangi dersler arasında seçim yapılacağı anlatılmamıştır. Her sınıftaki öğrencinin haftalık ders programının nasıl olacağı yazılmalı, haftada kaç saat hangi derse gireceği belirtilmelidir. Değişiklik gerekçeleri yukarıda belirtildiği gibi şeffaf biçimde açıklanmadığı taktirde bu raporla ilgili anlamlı geri bildirim yapılabilmesi mümkün değildir. Rapor kişilerin mert olmasını amaçladığını söyleyen bir eğitim planıdır. Bu raporu yazanlar da mertçe adlarını rapora eklemelidir. Bu rapor kapsamında görüşü olan herkesin adı raporda bulunmalı ve bu kişiler sorumluluk kabul etmelidir. Değişiklik gerekçeleri yukarıda belirtildiği gibi şeffaf biçimde açıklanmadığı taktirde bu raporla ilgili anlamlı geri bildiri yapılabilmesi mümkün değildir.     Sosyolojik açıdan düşüncelerimi yazımın başında paylaşmıştım. Ama son olarak da şunu ifade edeyim. AKP&MHP ikilisi her halde yıllardır Milli Eğitim sitemimizi millilikten ve laik eğitim düzeninden uzaklaştırırken, Milli Eğitimde İmam Hatip okullarını özellikle teşvik edip desteklerken, normal okullarda eğitimlerimin bittiğini gören yüzbinlerce aile dişinde tırnağından artırarak bin bir güçlükle çocuklarını daha çağdaş olduğunu düşündükleri “özel okullara” verme yoluna gitmektedir. Velilerin bu çaresizliğinden istifa eden kimi özel okulların sahipleri kâr amaçlı olarak öğretmenlerine düşük ücret  öderken, velileri de yüksek okul ücretlerini ödemeye zorladığı malumumuzdur. Bu taslakla ilgili edindiğim kanaatte gelince; AKP ve MHP iktidarının Milli Eğitim Bakanı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağı” ile tüm çocuklarımızın İmam Hatip kıvamında dini eğitim almasını hedeflemektedir. Milli Eğitim Müfredatına ayrıca eklenen dini derslerin sayısının zaman içinde çeşitli gerekçelerle artırılacağını ve Milli Eğitim camiasında din adamlarının daha fazla etkin kılınacağını öngörüyorum.  Yıllar yıllar evvel ne demişti Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin , kininin, kalbinin davacısı bir nesil istiyorum” dememiş miydi? Yani işin Türkçesi “Dindar ve kindar nesil yetiştirme peşinde durmak yok yola devam. Nerden nereye savruluyoruz? Yüce Atamızın “Cumhuriyet sizden ‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesiller ister” dememiş miydi? Nerde kaldı hedeflenen nesiller? Aklı başında her insanın milli eğitim bakanlığına e devlet üzerinden bu taslağa dair düşüncelerinizi yazmanızı öneriyorum. Sonra ah vah etmeye başlamak yok.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağı

AKP iktidarının Milli Eğitim Bakanı 26 Nisan 2024 Tarihinde “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” taslağını bir hafta süre ile tartışmak üzere kamuoyuna sundu.

AKP iktidarları döneminde “Milli Eğitim Müfredatı” değiştirmek moda olup da adeta çocuk oyuncağına döndürülmedi mi?

Her gelen Milli Eğitim Bakanı, gelecek nesillerimizin nasıl bir kültüre, ahlaka, vatan sevgisine ve dünya görüşüne sahip olması gerektiği konusunda kalem oynatmaktan geri kalmadı.

Sağ olsunlar, oynattıkları kalemler sayesinde sokaklarımızda daha az şey bilen nesillerin ortaya çıkmasına sosyal medyada yapılan sokak röportajlarında şahit olmuyor muyuz?

Sosyoloji bilimi insan nesillerinin yetiştirilmesinde bize çok şey anlatır. Mesela Marina Nurciari’nin bir makalesindeki dile getirdiği kahraman liderden arabulucu lidere geçişteki anlatılarından ilham alarak bu yaklaşımı biraz geliştirerek  bizim Milli Eğitim müfredatına göndermede bulunmak istiyorum.

Devletin olanaklarının kısıtlı olduğu, teknoloji hakimiyetinin olmadığı, emek yoğun işlerin görüldüğü yıllarda devlet, “KAHRAMAN VATANDAŞ” yetiştirmek üzere eğitim programları geliştirmiş ve onlarca yıl boyunca da yetiştirdiği “kahraman vatandaş” kültürlü ve eğitimli, vatanı ve milleti için mücadele eden nesillerinden azami fayda sağlamıştı.

Atatürk döneminin eğitim sürecinde ve sonrasında Köy Enstitülerinin coşkulu yıllarında yetişen görgü görenek bilen, edep erkan sahibi nesiller esasında Marina Nurciari’nin kaleme aldığı makalesinden çok önce Türkiye Cumhuriyet kaliteli insanlar yetiştirmenin yolunu ve yöntemini bulmamış mıydı?

O günlerin yoksulluğunda ve yoksunluğunda yetiştirilen okumuş nesillerle  son yirmi yılda yetiştirilmeye çalışan nesillerin halini mukayese etmeye kalksak her halde aklı başında her insan dehşete kapılmaz mı?

Bugün için içeriği tamamen koflaşmış eğitim sistemleri yüzünden gelecek nesillerimiz ne yazık ki heba olup gitmektedir.

Bunu önlemenin yolu her halde sosyoloji, psikoloji felsefe, edebiyat ve özellikle fen bilimlerinden en azından asgari düzeyde temel bilgilere sahip çocuklarımızın üniversitelere girmek için yarışıyor olması gerekmez miydi?

Evet, çağımızın koşulları, iletişim ve teknolojideki gelişmeler geçmişin “kahraman vatandaşını ”,“kahraman nesillerinİ ” yetiştirmeye uygun değildir.

Evet çok eskiden devletin ekonomik ve teknolojik açığını “emek yoğun” teknoloji ve hizmetlerle kapamak bir yöntemdi. Ancak o eskinin sosyolojik koşullarıyla şimdinin sosyolojik koşulları aynı değildir.

Günümüzde yetişen ve yetiştirilmesi gereken nesiller, artık “ faydacı-arabulucu  nesiller” olmalıdır.

“FAYDACI NESİL” demek, egosu yüksek, şahsi çıkarlarına düşkün, sosyal ve toplumsal sorumluluklardan kaçan, devlet millet vatan gibi değerleri küçümseyen neoliberal, oportünist nesil demek değildir.

İfade etmek istediğimiz faydacı nesil; gerektiğinde bir kahraman vatandaş edasıyla vatanını milletini sahiplenen, savunan vatandaş olmak ve gerektiğinde de ileri teknolojiye ve çağın koşullarına ayak uydurup dünya arenasında adeta bir diplomat gibi bilgece ülkesini ve milletini temsil etmektir.

Türk Milletinin “selfici, tiktokçu, instagramcı” gösteriş budalası nesillere ihtiyacı yoktur.

İşte bu mantık çerçevesinde birkaç gündür AKP&MHP iktidarının Milli Eğitim Bakanının yangından mal kaçırır gibi kamuoyunda bir hafta süreyle tartışmaya, görüş ve öneriler almaya başladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağı”nı anlamaya çalışıyorum. Uzmanı olmadığımız bir konunda okuyup, inceleyip, idrak edip bir öneride bulunmak ne derece mümkün olabilir ki?

Hani biz bilemeyiz, anlamayız diyelim. Ama merak edip üniversitelerimizin değerli bilim insanları akademisyenleri bu konuda ne diyor diye internette araştırma yaptığımda YouTube’da Prof. Dr. Oğuz Ergin hocanın bir saatten fazla süren analiz ve yorumunu izledim ve inanın hayretler içinde kaldım.

Prof. Dr. Oğuz Ergin değerli bir bilim insanıdır. Yorum ve analizlerinden bahsetmeden önce size öncelikle Prof. Dr. Oğuz Ergin’i kısaca tanıtmak istiyorum.

Oğuz Ergin Hoca, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinde Bilgisayar Mühendisliğinde bölüm başkanı ve öğretim üyesi.

Türkiye’nin oldukça parlak bir bilim insanı olan sevgili hocamız Oğuz Ergin, aynı zamanda da Çanakkaleli.

Başka bilimsel alanlarda olsa da özellikle yapay zekâ üzerine çalışmalarının öğreniyoruz.

Çanakkale’nin son yıllarda yetiştirdiği en değerli bilim insanlarından biri olduğunu da ifade etmesem hocamız haksızlık etmiş olurum.

Açıkladığım bu kısa bilgiler haricinde Prof. Dr. Oğuz Ergin’i merak eden varsa internetten araştırma  yapıp daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.

Çanakkaleli hocamız Türkiye Cumhuriyeti’nin hedeflediği aydın ve bilim insanının en güzel örneğidir.

İşte bu değerli bilim insanı bile üç gün boyunca okumasına rağmen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağı anlamadığını ifade etmekte ve bu taslağın ne olup ne olmadığını yapay zekâ programını kullanarak  analiz edip yorumlamaktadır.

Oğuz Ergin hoca, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağını içerikten ziyade yöntemsel bağlamında ele almakta ve ağır eleştiriler getirmektedir.

Hocanın kanaati, bu taslakla eğitim siteminin vasatlıkta eşitliği sağlayacağı yönündedir. Hocamız haklı olarak sormaktadır. “Benim iki çocuğu var çocuğumun kaderiye kimse oynayamaz” serzenişinde bulunurken Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağı üzerine düşüncelerini ve itirazlarını maddeler haline sıralayarak Milli Eğitim Bakanlığına görüşlerini iletmiştir.

Oğuz Ergin hocanın akademik diller Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağı üzerine düşünce ve önerileri de şu şekildedir.

  1. Bu belgede geçmiş eğitim programlarında ne sorun olduğu ve bu sorunların nasıl ölçüldüğü, sonucunda yapılan değişikliklerin neler olduğu ve hangi gerekçelere yapıldığı yazılmalıdır. Yapılan değişikliklerin hedefleri açıkça, gelecekte ölçülmesi (ve birilerinin çıkıp da yeniden “olmamış bu” deyip değiştirmesi) amacıyla yazılmalıdır.
  2. Her sınıftaki öğrencinin, hangi seçmeli ve zorunlu dersleri alacağı belirlenmemiştir. Seçmeli derslerde hangi dersler arasında seçim yapılacağı anlatılmamıştır.
  3. Her sınıftaki öğrencinin haftalık ders programının nasıl olacağı yazılmalı, haftada kaç saat hangi derse gireceği belirtilmelidir.
  4. Değişiklik gerekçeleri yukarıda belirtildiği gibi şeffaf biçimde açıklanmadığı taktirde bu raporla ilgili anlamlı geri bildirim yapılabilmesi mümkün değildir.
  5. Rapor kişilerin mert olmasını amaçladığını söyleyen bir eğitim planıdır. Bu raporu yazanlar da mertçe adlarını rapora eklemelidir. Bu rapor kapsamında görüşü olan herkesin adı raporda bulunmalı ve bu kişiler sorumluluk kabul etmelidir.
  6. Değişiklik gerekçeleri yukarıda belirtildiği gibi şeffaf biçimde açıklanmadığı taktirde bu raporla ilgili anlamlı geri bildiri yapılabilmesi mümkün değildir.
  7.  

 

Sosyolojik açıdan düşüncelerimi yazımın başında paylaşmıştım.

Ama son olarak da şunu ifade edeyim. AKP&MHP ikilisi her halde yıllardır Milli Eğitim sitemimizi millilikten ve laik eğitim düzeninden uzaklaştırırken, Milli Eğitimde İmam Hatip okullarını özellikle teşvik edip desteklerken, normal okullarda eğitimlerimin bittiğini gören yüzbinlerce aile dişinde tırnağından artırarak bin bir güçlükle çocuklarını daha çağdaş olduğunu düşündükleri “özel okullara” verme yoluna gitmektedir.

Velilerin bu çaresizliğinden istifa eden kimi özel okulların sahipleri kâr amaçlı olarak öğretmenlerine düşük ücret  öderken, velileri de yüksek okul ücretlerini ödemeye zorladığı malumumuzdur.

Bu taslakla ilgili edindiğim kanaatte gelince;

AKP ve MHP iktidarının Milli Eğitim Bakanı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Taslağı” ile tüm çocuklarımızın İmam Hatip kıvamında dini eğitim almasını hedeflemektedir.

Milli Eğitim Müfredatına ayrıca eklenen dini derslerin sayısının zaman içinde çeşitli gerekçelerle artırılacağını ve Milli Eğitim camiasında din adamlarının daha fazla etkin kılınacağını öngörüyorum.

 Yıllar yıllar evvel ne demişti Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin , kininin, kalbinin davacısı bir nesil istiyorum” dememiş miydi?

Yani işin Türkçesi “Dindar ve kindar nesil yetiştirme peşinde durmak yok yola devam.

Nerden nereye savruluyoruz?

Yüce Atamızın “Cumhuriyet sizden ‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesiller ister” dememiş miydi?

Nerde kaldı hedeflenen nesiller?

Aklı başında her insanın milli eğitim bakanlığına e devlet üzerinden bu taslağa dair düşüncelerinizi yazmanızı öneriyorum. Sonra ah vah etmeye başlamak yok.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.