Uzman Uyarıyor: Çocuklukta Şiddet Beyin Gelişimini ve Suç Eğilimini Etkiliyor

Yaşam 25.12.2025 - 10:37, Güncelleme: 25.12.2025 - 20:00 2933 kez okundu.
 

Uzman Uyarıyor: Çocuklukta Şiddet Beyin Gelişimini ve Suç Eğilimini Etkiliyor

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, çocuklukta maruz kalınan şiddetin beyin gelişimini bozarak ileriki yaşlarda suç ve şiddet eğilimini artırabildiğini söyledi.

Şiddetin yalnızca anlık bir davranış değil, insan beyninde ve kişilik gelişiminde uzun vadeli izler bırakan karmaşık bir olgu olduğu vurgulanıyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Sultan Tarlacı, şiddeti genetik, çevresel ve nörobiyolojik boyutlarıyla ele alarak özellikle çocukluk döneminde maruz kalınan şiddetin, beyin gelişimi ve ileriki yaşamda suç eğilimi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Şiddetin sadece fiziksel olmadığını, ruhsal şiddetin de en az fiziksel şiddet kadar yıkıcı sonuçlar doğurabildiğini belirten Prof. Dr. Tarlacı, insanın ruhsal ve bedensel yapısının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. Bedene yönelen bir şiddetin ruhsal yapıyı, ruhsal şiddetin ise zamanla fiziksel sağlığı bozabileceğini ifade eden Tarlacı, şiddete maruz kalan bireylerde ruhsal, psikolojik, fiziksel ve hatta cinsel düzeyde değişimler gözlenebildiğini vurguladı. Beynin özellikle ön bölgesinin empati, öz kontrol ve sosyal normlara uyumdan sorumlu olduğunu belirten Prof. Dr. Tarlacı, bu bölgede oluşan hasarların şiddet ve suç eğilimini artırabildiğini söyledi. Araştırmaların, beynin ön bölgesi zarar gördüğünde kişinin yaptığı davranışın sonucunu öngörmekte zorlandığını, empati yetisinin zayıfladığını ve dürtü kontrolünün bozulduğunu ortaya koyduğunu aktardı. Bu durumun da suça yatkınlığı artıran önemli bir faktör olduğunu ifade etti. Genetik faktörlerin de etkili olduğunu ancak tek başına belirleyici olmadığını vurgulayan Tarlacı, halk arasında “savaşçı gen” olarak bilinen bazı genetik özelliklerin şiddet eğilimini artırabildiğini, ancak bunun kaçınılmaz bir kader anlamına gelmediğini söyledi. Zekânın ve kişilik özelliklerinin yaklaşık yarısının genetik, diğer yarısının ise çevresel faktörlerle şekillendiğine dikkat çekti. Çocukluk döneminin beyin gelişimi açısından kritik bir süreç olduğunu belirten Prof. Dr. Tarlacı, beynin anne karnından başlayarak yaklaşık 21 yaşına kadar gelişimini sürdürdüğünü ifade etti. Bu süreçte beslenme, çevresel koşullar, sevgi, iletişim ve güvenli aile ortamının belirleyici olduğunu dile getirdi. Erken yaşta şiddete maruz kalan çocuklarda yalnızca şiddetin öğrenilmediğini, aynı zamanda beynin sağlıklı olgunlaşma sürecinin de bozulduğunu söyledi. Ailenin çocuğun ilk öğrenme alanı olduğunu vurgulayan Tarlacı, sevgiyle büyüyen, duygularını ifade edebilen ve şiddetten uzak yetiştirilen çocukların ileriki yaşamlarında daha sağlıklı bireyler haline geldiğini belirtti. Şiddetin çözüm yolu olarak modellendiği aile ortamlarında ise çocukların ilerleyen yaşlarda saldırgan davranışlara daha yatkın olabildiğini ifade etti. Prof. Dr. Tarlacı, uzun yıllar takip edilen araştırmalarda, çocukluk döneminde hayvana şiddet, akran zorbalığı ve okuldan kaçma gibi davranışların ileriki yaşlarda kriminal dosyalarla ilişkilendirildiğini belirterek, erken müdahalenin önemine dikkat çekti. “Hiçbir çocuk şiddeti talep etmez” diyen Tarlacı, çocukların davranışlarının doğru anlaşılması ve desteklenmesi gerektiğini vurguladı.    
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, çocuklukta maruz kalınan şiddetin beyin gelişimini bozarak ileriki yaşlarda suç ve şiddet eğilimini artırabildiğini söyledi.

Şiddetin yalnızca anlık bir davranış değil, insan beyninde ve kişilik gelişiminde uzun vadeli izler bırakan karmaşık bir olgu olduğu vurgulanıyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Sultan Tarlacı, şiddeti genetik, çevresel ve nörobiyolojik boyutlarıyla ele alarak özellikle çocukluk döneminde maruz kalınan şiddetin, beyin gelişimi ve ileriki yaşamda suç eğilimi üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Şiddetin sadece fiziksel olmadığını, ruhsal şiddetin de en az fiziksel şiddet kadar yıkıcı sonuçlar doğurabildiğini belirten Prof. Dr. Tarlacı, insanın ruhsal ve bedensel yapısının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. Bedene yönelen bir şiddetin ruhsal yapıyı, ruhsal şiddetin ise zamanla fiziksel sağlığı bozabileceğini ifade eden Tarlacı, şiddete maruz kalan bireylerde ruhsal, psikolojik, fiziksel ve hatta cinsel düzeyde değişimler gözlenebildiğini vurguladı.

Beynin özellikle ön bölgesinin empati, öz kontrol ve sosyal normlara uyumdan sorumlu olduğunu belirten Prof. Dr. Tarlacı, bu bölgede oluşan hasarların şiddet ve suç eğilimini artırabildiğini söyledi. Araştırmaların, beynin ön bölgesi zarar gördüğünde kişinin yaptığı davranışın sonucunu öngörmekte zorlandığını, empati yetisinin zayıfladığını ve dürtü kontrolünün bozulduğunu ortaya koyduğunu aktardı. Bu durumun da suça yatkınlığı artıran önemli bir faktör olduğunu ifade etti.

Genetik faktörlerin de etkili olduğunu ancak tek başına belirleyici olmadığını vurgulayan Tarlacı, halk arasında “savaşçı gen” olarak bilinen bazı genetik özelliklerin şiddet eğilimini artırabildiğini, ancak bunun kaçınılmaz bir kader anlamına gelmediğini söyledi. Zekânın ve kişilik özelliklerinin yaklaşık yarısının genetik, diğer yarısının ise çevresel faktörlerle şekillendiğine dikkat çekti.

Çocukluk döneminin beyin gelişimi açısından kritik bir süreç olduğunu belirten Prof. Dr. Tarlacı, beynin anne karnından başlayarak yaklaşık 21 yaşına kadar gelişimini sürdürdüğünü ifade etti. Bu süreçte beslenme, çevresel koşullar, sevgi, iletişim ve güvenli aile ortamının belirleyici olduğunu dile getirdi. Erken yaşta şiddete maruz kalan çocuklarda yalnızca şiddetin öğrenilmediğini, aynı zamanda beynin sağlıklı olgunlaşma sürecinin de bozulduğunu söyledi.

Ailenin çocuğun ilk öğrenme alanı olduğunu vurgulayan Tarlacı, sevgiyle büyüyen, duygularını ifade edebilen ve şiddetten uzak yetiştirilen çocukların ileriki yaşamlarında daha sağlıklı bireyler haline geldiğini belirtti. Şiddetin çözüm yolu olarak modellendiği aile ortamlarında ise çocukların ilerleyen yaşlarda saldırgan davranışlara daha yatkın olabildiğini ifade etti.

Prof. Dr. Tarlacı, uzun yıllar takip edilen araştırmalarda, çocukluk döneminde hayvana şiddet, akran zorbalığı ve okuldan kaçma gibi davranışların ileriki yaşlarda kriminal dosyalarla ilişkilendirildiğini belirterek, erken müdahalenin önemine dikkat çekti. “Hiçbir çocuk şiddeti talep etmez” diyen Tarlacı, çocukların davranışlarının doğru anlaşılması ve desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.