Travma Bedende de İz Bırakıyor: Tehlike Geçse de Alarm Sürebiliyor

Yaşam 22.12.2025 - 11:01, Güncelleme: 22.12.2025 - 19:32 1456 kez okundu.
 

Travma Bedende de İz Bırakıyor: Tehlike Geçse de Alarm Sürebiliyor

Uzmanlar, travma sonrası kalp çarpıntısı, nefes darlığı ve kas gerginliği gibi belirtilerin zayıflık değil, sinir sisteminin kapanmayan tehdit yanıtının sonucu olduğunu vurguluyor.

Geçmişte yaşanan travmatik deneyimler, tehdit ortadan kalksa bile bedende “tehlike hâlâ sürüyormuş” gibi fizyolojik tepkilere yol açabiliyor. Ortada belirgin bir risk yokken kalp atışlarının hızlanması, nefes darlığı, avuç içi terlemesi, omuz ve gövdede gerginlik, mide–bağırsak hassasiyeti ya da ani irkilme tepkileri görülmesi; psikolojide travma sonrası fizyolojik yeniden etkinleşme olarak tanımlanıyor. Fiziksel bir hastalık saptanmasa bile bedenin sürekli tetikte kalması, otonom sinir sisteminin tehdit kalıbını kapatamamasından kaynaklanabiliyor. Bedenin de bir hafızası var Beynin tehdit algılama merkezi olan amigdala alarm verdiğinde, sempatik sinir sistemi devreye giriyor; adrenalin ve kortizol artıyor, kas gerginliği yükseliyor ve dolaşım hızlanıyor. Bu tablo, travmanın yalnızca düşüncelerde değil, sinir sistemi devrelerinde ve bedensel duyumlarda da saklandığını gösteriyor. Literatürde bu durum somatik depolama ya da bedensel hafıza olarak adlandırılıyor. Sakinleşme neden zorlaşıyor? Bedenin sakinleşme ve güvenlik durumuna geçmesinden sorumlu olan vagus sinirinin, travma sonrası işlevinin zayıflaması (vagal tonusun düşmesi) sık görülüyor. Bu durumda tetiklenme kolaylaşırken, dinlenme hâli sürdürülemiyor ve duygu düzenleme zorlaşıyor. Dolayısıyla iyileşme yalnızca bilişsel değil; bedenin de yeniden güvenli bir ritme dönmesini içeren bütüncül bir süreç gerektiriyor. Zihinle birlikte beden de yeniden öğreniyor İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Uzm. Kln. Psikolog M. Yasin Çakıroğlu, travma sonrası terapilerde beden odaklı çalışmaların önemine dikkat çekiyor: “Zihin unutsa da beden unutmaz. Ancak beden de zamanla güvenli bir hikâyeyi öğrenebilir.” Derin nefes egzersizlerinin diyafram yoluyla vagus sinirini uyardığını, ritmik hareketlerin sinir sistemine düzen sinyali gönderdiğini belirten Çakıroğlu; bedensel farkındalığın tehdit algısını azalttığını söylüyor. Güvenli ilişki deneyimlerinin ise prefrontal korteks ile amigdala arasındaki bağlantıyı güçlendirerek alarm sisteminin yeniden düzenlenmesine katkı sunduğunu vurguluyor. Uzmanlara göre bu süreç, travmanın izlerinin tamamen silinmesi anlamına gelmese de bedenin tehdit yerine güveni referans almaya başlamasını sağlıyor. Böylece kalıcı iyileşme için hem zihinsel hem bedensel düzeyde yeni bir denge kurulabiliyor.  
Uzmanlar, travma sonrası kalp çarpıntısı, nefes darlığı ve kas gerginliği gibi belirtilerin zayıflık değil, sinir sisteminin kapanmayan tehdit yanıtının sonucu olduğunu vurguluyor.

Geçmişte yaşanan travmatik deneyimler, tehdit ortadan kalksa bile bedende “tehlike hâlâ sürüyormuş” gibi fizyolojik tepkilere yol açabiliyor. Ortada belirgin bir risk yokken kalp atışlarının hızlanması, nefes darlığı, avuç içi terlemesi, omuz ve gövdede gerginlik, mide–bağırsak hassasiyeti ya da ani irkilme tepkileri görülmesi; psikolojide travma sonrası fizyolojik yeniden etkinleşme olarak tanımlanıyor. Fiziksel bir hastalık saptanmasa bile bedenin sürekli tetikte kalması, otonom sinir sisteminin tehdit kalıbını kapatamamasından kaynaklanabiliyor.

Bedenin de bir hafızası var

Beynin tehdit algılama merkezi olan amigdala alarm verdiğinde, sempatik sinir sistemi devreye giriyor; adrenalin ve kortizol artıyor, kas gerginliği yükseliyor ve dolaşım hızlanıyor. Bu tablo, travmanın yalnızca düşüncelerde değil, sinir sistemi devrelerinde ve bedensel duyumlarda da saklandığını gösteriyor. Literatürde bu durum somatik depolama ya da bedensel hafıza olarak adlandırılıyor.

Sakinleşme neden zorlaşıyor?

Bedenin sakinleşme ve güvenlik durumuna geçmesinden sorumlu olan vagus sinirinin, travma sonrası işlevinin zayıflaması (vagal tonusun düşmesi) sık görülüyor. Bu durumda tetiklenme kolaylaşırken, dinlenme hâli sürdürülemiyor ve duygu düzenleme zorlaşıyor. Dolayısıyla iyileşme yalnızca bilişsel değil; bedenin de yeniden güvenli bir ritme dönmesini içeren bütüncül bir süreç gerektiriyor.

Zihinle birlikte beden de yeniden öğreniyor

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Uzm. Kln. Psikolog M. Yasin Çakıroğlu, travma sonrası terapilerde beden odaklı çalışmaların önemine dikkat çekiyor: “Zihin unutsa da beden unutmaz. Ancak beden de zamanla güvenli bir hikâyeyi öğrenebilir.”
Derin nefes egzersizlerinin diyafram yoluyla vagus sinirini uyardığını, ritmik hareketlerin sinir sistemine düzen sinyali gönderdiğini belirten Çakıroğlu; bedensel farkındalığın tehdit algısını azalttığını söylüyor. Güvenli ilişki deneyimlerinin ise prefrontal korteks ile amigdala arasındaki bağlantıyı güçlendirerek alarm sisteminin yeniden düzenlenmesine katkı sunduğunu vurguluyor.

Uzmanlara göre bu süreç, travmanın izlerinin tamamen silinmesi anlamına gelmese de bedenin tehdit yerine güveni referans almaya başlamasını sağlıyor. Böylece kalıcı iyileşme için hem zihinsel hem bedensel düzeyde yeni bir denge kurulabiliyor.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.