Kötü Kolesterol Sessiz Tehlike: Uzmanlar 20 Yaşından İtibaren Uyarıyor

Dünya 22.12.2025 - 12:15, Güncelleme: 22.12.2025 - 19:24 3002+ kez okundu.
 

Kötü Kolesterol Sessiz Tehlike: Uzmanlar 20 Yaşından İtibaren Uyarıyor

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya, kötü kolesterol yüksekliğinin kalp krizi ve felç riskini artırdığını belirterek, 20 yaşından itibaren düzenli kolesterol takibinin hayati olduğunu vurguladı.

Dünyada ve Türkiye’de ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer alan kalp ve damar hastalıkları, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen risk faktörleriyle gelişiyor. Bu risklerin başında ise toplumda “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL yüksekliği geliyor. Kandaki LDL kolesterolün gereğinden fazla olması, damar duvarlarında “aterosklerotik plak” adı verilen sert birikimlere yol açarak, halk arasında damar sertliği olarak bilinen ateroskleroz tablosunu oluşturuyor. Bu süreç, kalp krizi ve felç (inme) gibi hayati sonuçlara kadar ilerleyebiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Ozan Kocakaya, LDL kolesterol yüksekliğinin artık sadece ileri yaşların değil, gençlerin de önemli bir sağlık sorunu haline geldiğine dikkat çekiyor. Hareketsiz yaşam tarzı ve obezitenin 20’li yaşlara kadar inmesinin bu riski artırdığını belirten Kocakaya, “Hiçbir yakınma olmasa bile herkesin 20 yaşından itibaren düzenli kolesterol ölçümü yaptırması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor. Kalp krizi ve felç riskini artırıyor Kolesterolün vücutta iyi (HDL) ve kötü (LDL) olmak üzere iki ana türü bulunduğunu hatırlatan Dr. Kocakaya, yüksek olması istenen tek değerin HDL olduğunu belirtiyor. HDL kolesterol için ideal değerin 50–55’in üzerinde olması gerektiğini ifade eden Kocakaya, LDL kolesterolün ise damarlar için ciddi bir tehdit oluşturduğunu söylüyor. Kanda aşırı yükselen LDL; kalbi besleyen damarların tıkanmasına yol açan koroner arter hastalığına, kol ve bacak damarlarında daralmaya neden olan periferik damar hastalığına ve beyne giden damarların etkilenmesiyle karotid arter hastalığına zemin hazırlayabiliyor. Bu hastalıkların kalp krizi ve felçle sonuçlanabildiğine dikkat çeken Kocakaya, LDL kolesterolün 130 mg/dL’nin altında tutulması, 190 mg/dL’nin üzerine çıkmasına ise kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini vurguluyor. Erken tanı için düzenli takip şart Kötü kolesterolün çoğu zaman hiçbir belirti vermeden damarlarda birikebildiğini belirten Dr. Kocakaya, düzenli takip sayesinde ciddi hastalıkların önüne geçilebileceğini söylüyor. Erkeklerde 20–44 yaş arasında 5 yılda bir, 45–60 yaş arasında yılda bir ya da iki yılda bir, 65 yaş sonrasında ise her yıl kolesterol ölçümü öneriliyor. Kadınlarda ise menopoz öncesi 5 yılda bir, menopoz sonrasında ise yılda bir ölçüm tavsiye ediliyor. Ailede kalp hastalığı öyküsü, diyabet, sigara kullanımı ve obezite gibi ek risk faktörlerinin takip sıklığını artırabildiğini de sözlerine ekliyor. Beslenme ve egzersiz belirleyici Kolesterol değerlerinin tek başına yeterli olmadığını, genel sağlık durumunun da birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kocakaya, tedavide yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları, düzenli egzersiz ve gerektiğinde ilaç tedavisiyle kötü kolesterolün kontrol altına alınabildiğini ifade eden Kocakaya, “Kolesterol düşürücü ilaçlar son derece etkilidir ve kalp-damar hastalıklarının riskleriyle karşılaştırıldığında güvenlidir” diyerek düzenli takibin önemine dikkat çekiyor.  
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya, kötü kolesterol yüksekliğinin kalp krizi ve felç riskini artırdığını belirterek, 20 yaşından itibaren düzenli kolesterol takibinin hayati olduğunu vurguladı.

Dünyada ve Türkiye’de ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer alan kalp ve damar hastalıkları, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen risk faktörleriyle gelişiyor. Bu risklerin başında ise toplumda “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL yüksekliği geliyor. Kandaki LDL kolesterolün gereğinden fazla olması, damar duvarlarında “aterosklerotik plak” adı verilen sert birikimlere yol açarak, halk arasında damar sertliği olarak bilinen ateroskleroz tablosunu oluşturuyor. Bu süreç, kalp krizi ve felç (inme) gibi hayati sonuçlara kadar ilerleyebiliyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Ozan Kocakaya, LDL kolesterol yüksekliğinin artık sadece ileri yaşların değil, gençlerin de önemli bir sağlık sorunu haline geldiğine dikkat çekiyor. Hareketsiz yaşam tarzı ve obezitenin 20’li yaşlara kadar inmesinin bu riski artırdığını belirten Kocakaya, “Hiçbir yakınma olmasa bile herkesin 20 yaşından itibaren düzenli kolesterol ölçümü yaptırması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor.

Kalp krizi ve felç riskini artırıyor

Kolesterolün vücutta iyi (HDL) ve kötü (LDL) olmak üzere iki ana türü bulunduğunu hatırlatan Dr. Kocakaya, yüksek olması istenen tek değerin HDL olduğunu belirtiyor. HDL kolesterol için ideal değerin 50–55’in üzerinde olması gerektiğini ifade eden Kocakaya, LDL kolesterolün ise damarlar için ciddi bir tehdit oluşturduğunu söylüyor. Kanda aşırı yükselen LDL; kalbi besleyen damarların tıkanmasına yol açan koroner arter hastalığına, kol ve bacak damarlarında daralmaya neden olan periferik damar hastalığına ve beyne giden damarların etkilenmesiyle karotid arter hastalığına zemin hazırlayabiliyor. Bu hastalıkların kalp krizi ve felçle sonuçlanabildiğine dikkat çeken Kocakaya, LDL kolesterolün 130 mg/dL’nin altında tutulması, 190 mg/dL’nin üzerine çıkmasına ise kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Erken tanı için düzenli takip şart

Kötü kolesterolün çoğu zaman hiçbir belirti vermeden damarlarda birikebildiğini belirten Dr. Kocakaya, düzenli takip sayesinde ciddi hastalıkların önüne geçilebileceğini söylüyor. Erkeklerde 20–44 yaş arasında 5 yılda bir, 45–60 yaş arasında yılda bir ya da iki yılda bir, 65 yaş sonrasında ise her yıl kolesterol ölçümü öneriliyor. Kadınlarda ise menopoz öncesi 5 yılda bir, menopoz sonrasında ise yılda bir ölçüm tavsiye ediliyor. Ailede kalp hastalığı öyküsü, diyabet, sigara kullanımı ve obezite gibi ek risk faktörlerinin takip sıklığını artırabildiğini de sözlerine ekliyor.

Beslenme ve egzersiz belirleyici

Kolesterol değerlerinin tek başına yeterli olmadığını, genel sağlık durumunun da birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kocakaya, tedavide yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları, düzenli egzersiz ve gerektiğinde ilaç tedavisiyle kötü kolesterolün kontrol altına alınabildiğini ifade eden Kocakaya, “ Kolesterol düşürücü ilaçlar son derece etkilidir ve kalp- damar hastalıklarının riskleriyle karşılaştırıldığında güvenlidir” diyerek düzenli takibin önemine dikkat çekiyor.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.