2026’da Kanserle Mücadelede Yol Haritası: Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

Yaşam 05.01.2026 - 10:43, Güncelleme: 05.01.2026 - 16:59 4982 kez okundu.
 

2026’da Kanserle Mücadelede Yol Haritası: Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, yeni yılda kanser riskini azaltmanın yolunun erken tanı, düzenli tarama ve yaşam tarzı değişikliklerinden geçtiğini vurguladı.

Yeni bir yıla girilirken sağlık başlığı, özellikle de kanserle mücadele konusu her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı kaygı nedeniyle gündemdeki yerini koruyor. Uzmanlara göre kanserle mücadelede en kritik yaklaşım, hastalığı beklemek yerine riskleri erken dönemde yönetmekten geçiyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Mustafa Özdoğan, 2026 yılına girerken kanser hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Kanserin modern çağın bir hastalığı olmadığını belirten Özdoğan, tarihsel ve arkeolojik bulguların bu hastalığın binlerce yıldır insanlıkla birlikte var olduğunu gösterdiğini ifade etti. Günümüzde kanser sıklığındaki artışın temel nedenlerinden birinin, tıptaki gelişmeler sayesinde insan ömrünün uzaması olduğuna dikkat çeken Özdoğan, “İnsanlar artık daha uzun yaşıyor ancak uzun yaşam her zaman sağlıklı yıllar anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan, bu sürenin ne kadarının sağlıklı geçirildiğidir” dedi. Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte kanser riskinin de daha geniş bir zaman dilimine yayıldığını vurguladı. Erken tanı sayesinde meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünde tedavi başarısının ciddi biçimde arttığını belirten Özdoğan, buna rağmen tarama programlarına katılım oranlarının halen düşük seviyelerde seyrettiğine dikkat çekti. Birçok kişinin kanser olasılığıyla yüzleşmekten kaçındığını ve bu nedenle tarama testlerini ertelediğini ifade eden Özdoğan, oysa erken tanı ile hastalığın kontrol altına alınabildiğini ve tedavi sürecinin çok daha etkili yönetilebildiğini söyledi. 2026 yılında kanser tarama testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Özdoğan, kanserin çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini, erken evrede saptandığında ise tedavi şansının belirgin şekilde arttığını hatırlattı. Ailede kanser öyküsü bulunanlar, nedeni açıklanamayan şikâyetleri olanlar ya da yaş itibarıyla risk grubunda yer alan bireylerin vakit kaybetmeden tarama testleri için hekime başvurması gerektiğini ifade etti. Kadınlar için 40 yaş sonrası düzenli mamografi, 21–65 yaş arasında smear ve HPV taramaları, 50 yaş sonrası kolonoskopi veya dışkıda gizli kan testlerinin büyük önem taşıdığını belirten Özdoğan; erkekler için ise 50 yaş sonrası PSA testi, prostat muayenesi ve kolonoskopi ile uzun süre sigara kullanmış bireylerde düşük doz akciğer tomografisinin hayat kurtarıcı olabileceğini söyledi. Bunun yanı sıra herkesin yılda en az bir kez temel kan ve biyokimya testlerini yaptırmasının genel sağlık takibi açısından faydalı olduğunu vurguladı. Kanser riskinin yalnızca genetik yatkınlıkla sınırlı olmadığını ifade eden Özdoğan, hareketsizlik, dengesiz beslenme, fazla kilo ve kronik stres gibi faktörlerin tüm aileyi etkilediğini belirtti. Bu nedenle “Ben sağlıklıyım” yerine “Biz sağlıklı mıyız?” sorusunun sorulması gerektiğini dile getirdi. Akdeniz diyeti, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku ve stres yönetiminin geçici önlemler değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak benimsenmesinin kanserden korunmada önemli bir rol oynadığını sözlerine ekledi.  
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, yeni yılda kanser riskini azaltmanın yolunun erken tanı, düzenli tarama ve yaşam tarzı değişikliklerinden geçtiğini vurguladı.

Yeni bir yıla girilirken sağlık başlığı, özellikle de kanserle mücadele konusu her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı kaygı nedeniyle gündemdeki yerini koruyor. Uzmanlara göre kanserle mücadelede en kritik yaklaşım, hastalığı beklemek yerine riskleri erken dönemde yönetmekten geçiyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Mustafa Özdoğan, 2026 yılına gir erken kanser hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Kanserin modern çağın bir hastalığı olmadığını belirten Özdoğan, tarihsel ve arkeolojik bulguların bu hastalığın binlerce yıldır insanlıkla birlikte var olduğunu gösterdiğini ifade etti. Günümüzde kanser sıklığındaki artışın temel nedenlerinden birinin, tıptaki gelişmeler sayesinde insan ömrünün uzaması olduğuna dikkat çeken Özdoğan, “İnsanlar artık daha uzun yaşıyor ancak uzun yaşam her zaman sağlıklı yıllar anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan, bu sürenin ne kadarının sağlıklı geçirildiğidir” dedi. Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte kanser riskinin de daha geniş bir zaman dilimine yayıldığını vurguladı.

Erken tanı sayesinde meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünde tedavi başarısının ciddi biçimde arttığını belirten Özdoğan, buna rağmen tarama programlarına katılım oranlarının halen düşük seviyelerde seyrettiğine dikkat çekti. Birçok kişinin kanser olasılığıyla yüzleşmekten kaçındığını ve bu nedenle tarama testlerini ertelediğini ifade eden Özdoğan, oysa erken tanı ile hastalığın kontrol altına alınabildiğini ve tedavi sürecinin çok daha etkili yönetilebildiğini söyledi.

2026 yılında kanser tarama testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Özdoğan, kanserin çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini, erken evrede saptandığında ise tedavi şansının belirgin şekilde arttığını hatırlattı. Ailede kanser öyküsü bulunanlar, nedeni açıklanamayan şikâyetleri olanlar ya da yaş itibarıyla risk grubunda yer alan bireylerin vakit kaybetmeden tarama testleri için hekime başvurması gerektiğini ifade etti.

Kadınlar için 40 yaş sonrası düzenli mamografi, 21–65 yaş arasında smear ve HPV taramaları, 50 yaş sonrası kolonoskopi veya dışkıda gizli kan testlerinin büyük önem taşıdığını belirten Özdoğan; erkekler için ise 50 yaş sonrası PSA testi, prostat muayenesi ve kolonoskopi ile uzun süre sigara kullanmış bireylerde düşük doz akciğer tomografisinin hayat kurtarıcı olabileceğini söyledi. Bunun yanı sıra herkesin yılda en az bir kez temel kan ve biyokimya testlerini yaptırmasının genel sağlık takibi açısından faydalı olduğunu vurguladı.

Kanser riskinin yalnızca genetik yatkınlıkla sınırlı olmadığını ifade eden Özdoğan, hareketsizlik, dengesiz beslenme, fazla kilo ve kronik stres gibi faktörlerin tüm aileyi etkilediğini belirtti. Bu nedenle “Ben sağlıklıyım” yerine “Biz sağlıklı mıyız?” sorusunun sorulması gerektiğini dile getirdi. Akdeniz diyeti, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku ve stres yönetiminin geçici önlemler değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak benimsenmesinin kanserden korunmada önemli bir rol oynadığını sözlerine ekledi.


 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.