Çanakkale Haber

Rıfat SERDAROĞLU
Köşe Yazarı
Rıfat SERDAROĞLU
 

BUNLARDAN CACIK BİLE OLMAZ!

Hıyar hafifçe pörsümeye başlayınca, heder etmemek için yoğurda doğrayıp cacık yaparlar. Ama o hıyar çürümeye başlamışsa, bundan cacık bile olmaz, derler ve çöpe atarlar… Zerzevat takımında bu işler böyle yürür fakat siyasette böyle yürümez. Aradan kaç sene geçerse geçsin, yeni deliller ortaya çıkar veya çıkartılır ve o siyasetçiye şöyle denir; “Gel bakalım arkadaş şu, şu, şu işleri nasıl yaptın hele bi anlatıver!” İhanet sayılabilecek işler yapan ve zamanında sırtını devlete dayadığı için hesap sorulamayan o siyasetçiye; “Senden cacık bile olmaz ama iyi bir mahkûm olur” derler ve kumbaraya istirahate çekerler… Ne mi anlatmak istiyorum? 9 (Dokuz) sene önce 25 Aralık 2009 da “İkimiz Bir Fidanın Zehir Saçan Dalıyız. APO-FETÖ” başlıklı bir yazı yazmıştım. Tam dokuz sene evvel! AKP İktidarına seslendiğim yazının özü şu idi; “Yanlış yapıyorsunuz, hem de çift taraflı yanlış! Silah bırakmayan, insan öldürmekten vaz geçmeyen narko terör örgütüyle görüşemezsiniz, görüşüp Türk Devletini PKK’nın muhatabı durumuna getiremezsiniz. Birde FETÖ’ya dikkat edin, bunlar ikisi beraberdir, hedefleri Türk Devletini yıkmaktır!” Peki bu yazı üzerine ne oldu? AKP önderliğinin bastırması ve FETÖ’nün yargıdaki tetikçilerinin gayretiyle hakkımda dava açıldı. Hapse mahkûm edip, ertelediler ve FETÖ Avukatlarına maddi tazminat ödedim! Bunları AKP önderliğinin, Apo ve FETÖ’ya dokuz sene önce nasıl sıcak baktığının altını çizmek için tekrar yazıyorum. 9 sene önce, bugünün çakma milliyetçisi AKP önderliği, Türk Devletinin en önemli makamlarında oturan bürokratlarını Oslo’da, İngiltere’nin hakemliğinde PKK’nın Avrupa Baronlarının karşısına oturtuyor, o bürokratlarda PKK Baronlarına sırnaşıyordu! 19 Ekim 2009 da FETÖ’nun aracılığı ve Apo’nun emriyle 34 PKK üyesi katil Habur’a militan kıyafetleriyle, zafer kazanmış asker edasıyla geldiler. AKP önderliğinin emriyle, Türk Askerini Türk Polisini şehit eden, PKK katilleri, rahatsız olmasınlar diye, “seyyar tuvalet” gibi kurulan “seyyar mahkeme” salonundaki Türk Bayrakları ve Atatürk resimleri indirildi. Katiller serbest bırakıldı ve Türk Tarihinin en kara günlerinden biri orada yaşandı… AKP önderliği ve FETÖ o zamanlar can ciğer kuzu sarması gibi idiler! Beraberce Yüksek Yargıyı tamamen FETÖ’nun emrine verecek 2010 referandumunun planları hazırlıyorlardı. “Stratejik Derinlik” adlı kitabın yazarı Serok Davutoğlu da Türk Devletini Ortadoğu bataklığına gömecek adımları atıyordu… Soru şu olmalı; Eyy Serdaroğlu, senin gördüğünü devleti yöneten AKP önderliği ve hükümetleri görmedi mi? Bunlar kör mü yoksa ihanet içindeler mi? Bunları MİT Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü uyarmadı mı? Genelkurmay Başkanları, Milli Güvenlik Kurulunda konuşup uyarmadılar mı? İşte yazının başında, “Yeni Deliller” çıkar dediğim deliller, devletin dosyalarında duran bu ve benzeri delillerdir. Bir de o dönem görev yapan bürokratlar, kendilerini garantiye almak için onlara verilen yazılı emirlerin tasdikli birer suretlerini, sözlü emirlerin de ses ve görüntü kayıtlarını mutlaka zulalarına saklamışlardır. “Devlette hiçbir evrak kaybolmaz” sözü bu yüzden çok doğru bir sözdür… Eee bu ihaneti yapanlar zerzevat takımından olmadıklarına göre, günün birinde mutlaka hesap vereceklerdir. Merak ettiğim konu şudur; Tüm bunlar Türk Milletinin gözü önünde olduğuna göre, aziz ve necip Türk Milleti hala bu beceriksizlere oy vermeye devam edecek mi? Yoksa bizim dediğimiz gibi, yeter artık bundan böyle AKP’YE OY YOK diyecek mi? Sağlık ve başarı dileklerimle 07 Aralık 2018 Rifat Serdaroğlu
Ekleme Tarihi: 06 Aralık 2018 - Perşembe
Rıfat SERDAROĞLU

BUNLARDAN CACIK BİLE OLMAZ!

Hıyar hafifçe pörsümeye başlayınca, heder etmemek için yoğurda doğrayıp cacık yaparlar. Ama o hıyar çürümeye başlamışsa, bundan cacık bile olmaz, derler ve çöpe atarlar…

Zerzevat takımında bu işler böyle yürür fakat siyasette böyle yürümez. Aradan kaç sene geçerse geçsin, yeni deliller ortaya çıkar veya çıkartılır ve o siyasetçiye şöyle denir; “Gel bakalım arkadaş şu, şu, şu işleri nasıl yaptın hele bi anlatıver!”

İhanet sayılabilecek işler yapan ve zamanında sırtını devlete dayadığı için hesap sorulamayan o siyasetçiye; “Senden cacık bile olmaz ama iyi bir mahkûm olur” derler ve kumbaraya istirahate çekerler…

Ne mi anlatmak istiyorum? 9 (Dokuz) sene önce 25 Aralık 2009 da “İkimiz Bir Fidanın Zehir Saçan Dalıyız. APO-FETÖ” başlıklı bir yazı yazmıştım. Tam dokuz sene evvel! AKP İktidarına seslendiğim yazının özü şu idi; “Yanlış yapıyorsunuz, hem de çift taraflı yanlış! Silah bırakmayan, insan öldürmekten vaz geçmeyen narko terör örgütüyle görüşemezsiniz, görüşüp Türk Devletini PKK’nın muhatabı durumuna getiremezsiniz. Birde FETÖ’ya dikkat edin, bunlar ikisi beraberdir, hedefleri Türk Devletini yıkmaktır!”

Peki bu yazı üzerine ne oldu? AKP önderliğinin bastırması ve FETÖ’nün yargıdaki tetikçilerinin gayretiyle hakkımda dava açıldı. Hapse mahkûm edip, ertelediler ve FETÖ Avukatlarına maddi tazminat ödedim! Bunları AKP önderliğinin, Apo ve FETÖ’ya dokuz sene önce nasıl sıcak baktığının altını çizmek için tekrar yazıyorum.

9 sene önce, bugünün çakma milliyetçisi AKP önderliği, Türk Devletinin en önemli makamlarında oturan bürokratlarını Oslo’da, İngiltere’nin hakemliğinde PKK’nın Avrupa Baronlarının karşısına oturtuyor, o bürokratlarda PKK Baronlarına sırnaşıyordu!

19 Ekim 2009 da FETÖ’nun aracılığı ve Apo’nun emriyle 34 PKK üyesi katil Habur’a militan kıyafetleriyle, zafer kazanmış asker edasıyla geldiler. AKP önderliğinin emriyle, Türk Askerini Türk Polisini şehit eden, PKK katilleri, rahatsız olmasınlar diye, “seyyar tuvalet” gibi kurulan “seyyar mahkeme” salonundaki Türk Bayrakları ve Atatürk resimleri indirildi.

Katiller serbest bırakıldı ve Türk Tarihinin en kara günlerinden biri orada yaşandı…

AKP önderliği ve FETÖ o zamanlar can ciğer kuzu sarması gibi idiler! Beraberce Yüksek Yargıyı tamamen FETÖ’nun emrine verecek 2010 referandumunun planları hazırlıyorlardı.

“Stratejik Derinlik” adlı kitabın yazarı Serok Davutoğlu da Türk Devletini Ortadoğu bataklığına gömecek adımları atıyordu…

Soru şu olmalı; Eyy Serdaroğlu, senin gördüğünü devleti yöneten AKP önderliği ve hükümetleri görmedi mi? Bunlar kör mü yoksa ihanet içindeler mi? Bunları MİT Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü uyarmadı mı? Genelkurmay Başkanları, Milli Güvenlik Kurulunda konuşup uyarmadılar mı?

İşte yazının başında, “Yeni Deliller” çıkar dediğim deliller, devletin dosyalarında duran bu ve benzeri delillerdir. Bir de o dönem görev yapan bürokratlar, kendilerini garantiye almak için onlara verilen yazılı emirlerin tasdikli birer suretlerini, sözlü emirlerin de ses ve görüntü kayıtlarını mutlaka zulalarına saklamışlardır. “Devlette hiçbir evrak kaybolmaz” sözü bu yüzden çok doğru bir sözdür…

Eee bu ihaneti yapanlar zerzevat takımından olmadıklarına göre, günün birinde mutlaka hesap vereceklerdir. Merak ettiğim konu şudur; Tüm bunlar Türk Milletinin gözü önünde olduğuna göre, aziz ve necip Türk Milleti hala bu beceriksizlere oy vermeye devam edecek mi? Yoksa bizim dediğimiz gibi, yeter artık bundan böyle AKP’YE OY YOK diyecek mi?

Sağlık ve başarı dileklerimle 07 Aralık 2018 Rifat Serdaroğlu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.