Çanakkale Haber

Rıfat SERDAROĞLU
Köşe Yazarı
Rıfat SERDAROĞLU
 

HIRSIZ BİN ALİ’DEN KADDAFİ’YE

24 Kasım 2017’de “HIRSIZ BİN ALİ” diye Tunus eski diktatörünün yönetim tarzını irdeleyen bir yazı sunmuştum. Unutan lütfen bir daha okusun. O yazıda, AKP’nin tek adam yönetiminin Olağanüstü Hal ve KHK ile ülkeyi yönetmek, istediği kişinin malına-parasına el koyma şeklindeki uygulamalarının, Tunuslu Bin Ali ile yüzde yüz uyuştuğunu göreceksiniz. Aradan geçen 15 günde AKP önderliğinin, demokrasiye dönüş yapacağı yerde Kaddafi yönetimine evrildiğini üzülerek görüyoruz! Kaddafi’nin delice uygulamalarından bir örnek verelim; Kaddafi bir sabah bir kararname yayınlar. “Herkes elindeki parayı ay sonuna kadar bankalardaki kendi hesaplarına yatıracak ve bir hafta sonra geri alacak!” Bu emre uyanlar yatırırlar, çoğunluk Kaddafi’ye güvenmediği için yatırmaz. Ay sonunda Kaddafi ikinci bir kararname yayınlar. “Tedavüldeki para cinsi değiştirilmiştir. Bugünden itibaren eski paraların hiçbir geçerliliği kalmamıştır!” Bankalara para yatırmayanların tüm paraları buhar oluverir! Libya gibi kapalı ekonomilerde yapılabilen bu uygulama ile AKP önderliğinin “Bazı sinyaller alıyorum. Bazı iş adamlarımızın varlıklarını yurtdışına kaçırma gibi gayretlerinin olduğunu görüyorum. Kabineye sesleniyorum, bunlara çıkış izni vermemelisiniz. Bu adım vatana ihanettir” sözleri, yabancı sermeye için aynı değerde iticidir… 16 yıldır uygulanan ithalata dayalı, üretmeyen, istihdam yaratmayan AKP ekonomisi sebebiyle bizim yabancı paraya yani dış borca ihtiyacımız var! Yabancı sermaye bir ülkeye gelmek için öncelikli olarak iki şart arar; -Demokratik Hukuk Devleti olacaksınız. -Uluslararası ticaret kurallara uyacaksınız. AKP’nin Olağanüstü Hal ve dikta uygulamaları sayesinde Türkiye, hür dünyanın gözünde maalesef “Hukuk Devleti” olarak kabul edilmemektedir. Bunun üstüne birde; 32 Sayılı Karar ve 24 Ocak kararları ile sermayenin serbest dolaşımını kabul ettiğimiz halde, AKP önderliğinin cehaletten kaynaklanan “bu kararlardan vazgeçerim” şeklindeki söylemi eklenince ülkemize yabancı sermaye gelmez. Kazandığı paranın vergisini verdiği halde, dışarı çıkaramama korkusu taşıyan bir yabancı yatırımcı, aptal mı ki gelsin? “Çıkarırım bir KHK, istediğim kişiyi işinden aşından ettiğim gibi 32 sayılı kararı da kaldırır atarım” diyebilirsiniz. Dilin kemiği, cehaletin sonu yok ki! Tarihe bakarsanız, çökmekte olan ekonomilere sahip devletler, daha korumacı daha içe kapanık politikalara sarılır ve yabancı güçleri suçlarlar. Cahil halka, hükümetlerin kendi beceriksizlikleri yüzünden sıkıntıya düştüğünü saptırmanın en iyi yolu, milli hisleri kaşıyıp, suçu yabancılara atmaktır. Halbuki kural şudur; “Sen eşek olmayacaksın, olursan üstüne binene kızamazsın.” Bu kararları alabilirsiniz ama bakın sonra nelere sebep olursunuz? Önce bankalar zora girer. Bankalar aldıkları sendikasyon kredilerini halka satarlar. Hem banka kazanır hem de borçlanan kişi yatırım yapar. Ülke, yabancı sermaye tarafından güvensiz görülmeye başlarsa (zaten olağanüstü hali sürekli hale getirmişsiniz, bir de sermaye transferlerini kısıtlar veya engellerseniz) bankalar daha yüksek faizle kredi bulup halka da yüksek faizle satma yoluna gideceklerdir. Yüksek faizle alınan borcun ödenmesi çok zordur. (Şu an 42 milyon vatandaşımız bankalara borçlu durumdadır) Kredilerin geri dönüşü zorlaştığında, AKP’nin yönetimlerinin %50’sinden fazlasını yabancılara satılmasına izin verdiği bankalarınız sıkıntıya girer ve sistem durur. Özkaynak olmadığı için yatırımlar durur. Parayı vücuttaki kan olarak düşünürseniz, damardaki kanın durması gibi bir duruma gireriz. Sonrası daha fakirlik, daha baskıcı bir rejim… Bu arada, Reza Zarrab denen AKP Hayırseveri yüzünden 5 bankamıza gelecek 15-20 milyar dolarlık ceza ve AB’nin Türkiye’yi “Kara Para Aklayan Ülke” konumuna alma gayretleri eklenirse, üstümüze gelecek tsunami dalgasının boyutunu varın siz düşünün! Başımıza bu belaları saranlar yani AKP Hükümetleri, bastonu Bahçeli, yolsuzluğa bulaşmış siyasetçiler, görevini yapmaktan korkan zavallı bürokratlar, yalaka STK’lar, yüzsüz sendikacılar, Türk Milletini satmış medya patronlarına tek-tek hesap sormadan bu sarmaldan çıkamayız. Şimdi AKP’nin çiğnediği sakız şu; “Aman bu milli bir meseledir, bir olalım, beraber olalım!” Yok öyle! Hesabınızı bilmediniz, hırsızlık yaptınız, çakma darbeler düzenlediniz, kul hakkı yediniz, bizi tüm dünyaya rezil ettiniz. Sarımsağı kimlerle yedi iseniz, gidin ağzınızı onunla kokutun. Önce Türk Milletine hesap vereceksiniz. Sözün özü; Bu gidişin sonu çok kötü olacak, çok… Not; Yine her zaman ki gibi AKP önderliği çark etti! Bir gün önce sermaye transferi için “vatan hainliği” diyen ağız, ertesi gün ben öyle demek istememiştim, dedi! Eyy para sen nelere kadirsin! Adamı fır döndü yaparsın sen… Sağlık ve başarı dileklerimle 05 Aralık 2017 Rifat Serdaroğlu
Ekleme Tarihi: 05 Aralık 2017 - Salı
Rıfat SERDAROĞLU

HIRSIZ BİN ALİ’DEN KADDAFİ’YE

24 Kasım 2017’de “HIRSIZ BİN ALİ” diye Tunus eski diktatörünün yönetim tarzını irdeleyen bir yazı sunmuştum. Unutan lütfen bir daha okusun. O yazıda, AKP’nin tek adam yönetiminin Olağanüstü Hal ve KHK ile ülkeyi yönetmek, istediği kişinin malına-parasına el koyma şeklindeki uygulamalarının, Tunuslu Bin Ali ile yüzde yüz uyuştuğunu göreceksiniz.

Aradan geçen 15 günde AKP önderliğinin, demokrasiye dönüş yapacağı yerde Kaddafi yönetimine evrildiğini üzülerek görüyoruz! Kaddafi’nin delice uygulamalarından bir örnek verelim; Kaddafi bir sabah bir kararname yayınlar. “Herkes elindeki parayı ay sonuna kadar bankalardaki kendi hesaplarına yatıracak ve bir hafta sonra geri alacak!” Bu emre uyanlar yatırırlar, çoğunluk Kaddafi’ye güvenmediği için yatırmaz. Ay sonunda Kaddafi ikinci bir kararname yayınlar. “Tedavüldeki para cinsi değiştirilmiştir. Bugünden itibaren eski paraların hiçbir geçerliliği kalmamıştır!” Bankalara para yatırmayanların tüm paraları buhar oluverir! Libya gibi kapalı ekonomilerde yapılabilen bu uygulama ile AKP önderliğinin “Bazı sinyaller alıyorum. Bazı iş adamlarımızın varlıklarını yurtdışına kaçırma gibi gayretlerinin olduğunu görüyorum. Kabineye sesleniyorum, bunlara çıkış izni vermemelisiniz. Bu adım vatana ihanettir” sözleri, yabancı sermeye için aynı değerde iticidir…

16 yıldır uygulanan ithalata dayalı, üretmeyen, istihdam yaratmayan AKP ekonomisi sebebiyle bizim yabancı paraya yani dış borca ihtiyacımız var! Yabancı sermaye bir ülkeye gelmek için öncelikli olarak iki şart arar; -Demokratik Hukuk Devleti olacaksınız. -Uluslararası ticaret kurallara uyacaksınız.

AKP’nin Olağanüstü Hal ve dikta uygulamaları sayesinde Türkiye, hür dünyanın gözünde maalesef “Hukuk Devleti” olarak kabul edilmemektedir. Bunun üstüne birde; 32 Sayılı Karar ve 24 Ocak kararları ile sermayenin serbest dolaşımını kabul ettiğimiz halde, AKP önderliğinin cehaletten kaynaklanan “bu kararlardan vazgeçerim” şeklindeki söylemi eklenince ülkemize yabancı sermaye gelmez.

Kazandığı paranın vergisini verdiği halde, dışarı çıkaramama korkusu taşıyan bir yabancı yatırımcı, aptal mı ki gelsin?

“Çıkarırım bir KHK, istediğim kişiyi işinden aşından ettiğim gibi 32 sayılı kararı da kaldırır atarım” diyebilirsiniz. Dilin kemiği, cehaletin sonu yok ki! Tarihe bakarsanız, çökmekte olan ekonomilere sahip devletler, daha korumacı daha içe kapanık politikalara sarılır ve yabancı güçleri suçlarlar. Cahil halka, hükümetlerin kendi beceriksizlikleri yüzünden sıkıntıya düştüğünü saptırmanın en iyi yolu, milli hisleri kaşıyıp, suçu yabancılara atmaktır. Halbuki kural şudur; “Sen eşek olmayacaksın, olursan üstüne binene kızamazsın.” Bu kararları alabilirsiniz ama bakın sonra nelere sebep olursunuz?

Önce bankalar zora girer. Bankalar aldıkları sendikasyon kredilerini halka satarlar. Hem banka kazanır hem de borçlanan kişi yatırım yapar. Ülke, yabancı sermaye tarafından güvensiz görülmeye başlarsa (zaten olağanüstü hali sürekli hale getirmişsiniz, bir de sermaye transferlerini kısıtlar veya engellerseniz) bankalar daha yüksek faizle kredi bulup halka da yüksek faizle satma yoluna gideceklerdir. Yüksek faizle alınan borcun ödenmesi çok zordur. (Şu an 42 milyon vatandaşımız bankalara borçlu durumdadır) Kredilerin geri dönüşü zorlaştığında, AKP’nin yönetimlerinin %50’sinden fazlasını yabancılara satılmasına izin verdiği bankalarınız sıkıntıya girer ve sistem durur. Özkaynak olmadığı için yatırımlar durur. Parayı vücuttaki kan olarak düşünürseniz, damardaki kanın durması gibi bir duruma gireriz. Sonrası daha fakirlik, daha baskıcı bir rejim…

Bu arada, Reza Zarrab denen AKP Hayırseveri yüzünden 5 bankamıza gelecek 15-20 milyar dolarlık ceza ve AB’nin Türkiye’yi “Kara Para Aklayan Ülke” konumuna alma gayretleri eklenirse, üstümüze gelecek tsunami dalgasının boyutunu varın siz düşünün!

Başımıza bu belaları saranlar yani AKP Hükümetleri, bastonu Bahçeli, yolsuzluğa bulaşmış siyasetçiler, görevini yapmaktan korkan zavallı bürokratlar, yalaka STK’lar, yüzsüz sendikacılar, Türk Milletini satmış medya patronlarına tek-tek hesap sormadan bu sarmaldan çıkamayız.

Şimdi AKP’nin çiğnediği sakız şu; “Aman bu milli bir meseledir, bir olalım, beraber olalım!”

Yok öyle! Hesabınızı bilmediniz, hırsızlık yaptınız, çakma darbeler düzenlediniz, kul hakkı yediniz, bizi tüm dünyaya rezil ettiniz. Sarımsağı kimlerle yedi iseniz, gidin ağzınızı onunla kokutun. Önce Türk Milletine hesap vereceksiniz.

Sözün özü; Bu gidişin sonu çok kötü olacak, çok… Not; Yine her zaman ki gibi AKP önderliği çark etti! Bir gün önce sermaye transferi için “vatan hainliği” diyen ağız, ertesi gün ben öyle demek istememiştim, dedi! Eyy para sen nelere kadirsin! Adamı fır döndü yaparsın sen…

Sağlık ve başarı dileklerimle 05 Aralık 2017 Rifat Serdaroğlu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.