Çanakkale Haber

Rıfat SERDAROĞLU
Köşe Yazarı
Rıfat SERDAROĞLU
 

KÖY ENSTİTÜLERİ GERÇEĞİ (7

Köy Enstitüleri gerçeğini aktarmadan önce, bu okulların kapatılmasına ülkem adına çok üzüldüğümü, bugün dahi modernize edilmiş teknik ve elektronik olanaklardan sonuna kadar yararlanan yeni ve çağdaş Köy Enstitülerinin açılması gerekliliğine inanmış biri olduğumun bilinmesini rica ederim! Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, eğitim bu hale gelir miydi? AKP’nin arka bahçesi haline getirdiği İmam Hatiplerden bu yıl mezun olan 240 bin çocuğumuzdan 200 bini hiçbir üniversiteyi kazanamadı! Yazık değil mi bu çocuklara? Gelelim tarihçeye; -1936 yılında Atatürk’ün talimatıyla, Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan köy halkına pratik bilgi vermek amacıyla “Köy Eğitmeni Projesi” başlattı. -17 Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri Kanunu TBMM’de kabul edildi. -1943 yılında yapılan 2. Milli Eğitim Şûra’sında Köy Enstitüleri aleyhine yaygın bir kulis faaliyeti yapıldı ve Köy Enstitüleri “İptidailiğe dönüş” olarak kabul edildi! (Bkz Şura kayıtları) -1946 yılında, Köy Enstitülerinin mimarları Bakan Hasan Ali Yücel ve Genel Müdür İsmail Hakkı Tonguç görevlerinden alındı. (!) -Millî Eğitim Bakanlığına, Köy Enstitülerine karşı olan Şemsettin Sirer getirildi. -1947 yılında çıkarılan 5117 ve 5129 sayılı kanunlar ile Öğretmene toprak verilmesi güçleştirildi, öğretmenlere dağıtılan kitaplar-aletler-hayvanlar-malzemeler geri alındı. Öğretmen yeni Türk köyünün yapıcısı değil, sadece okuma yazma öğreten bir memur haline getirildi. -1947 ve 1948 yıllarında kabul edilen 5012 ve 5210 sayılı kanunlar ile, köylü vatandaşların okul yapmak yükümlülüğünden çıkarıldı. -1947-1948 ders yılında Köy Enstitülerinin beyin kadrosunu yetiştiren “Yüksek Köy Enstitüleri” kapatıldı. -29.04.1947 yılında kabul edilen bir yönetmelik ile öğrencilerin, okul yönetimine etkin olarak katılımları kaldırıldı. -09.05.1947 tarihli genelge ile, kız ve erkek öğrenciler birbirlerinden ayrıldı! -20.05.1947 tarihli genelge ile, dünya klasiklerinden yapılmış çeviriler toplattırıldı ve yaktırıldı. -1948 yılında öğretim programı değiştirildi, iş eğitimi kaldırılarak enstitüler klasik okullara dönüştürüldü. -1954 yılında gerçek işlevlerinden uzaklaştırılmış olan Köy Enstitüleri, öğretmen okullarına dönüştürülerek kapatıldı… Değerli Okurlar; Her olayı zamanının şartlarını değerlendirerek yargılamak gerekir. Aksi davranış insanı yanlışa düşürebilir. Köy Enstitülerini kuranlar, 2. Dünya Savaşı sonrası bir tercihle karşı karşıya kaldılar. Ya galipleri temsil eden ABD ile ya mağlupları temsil eden Rusya ile bir arada olacaklardı. 1945-1950’li yıllarda Türkiye yokluk içindeydi! Sermaye birikimi sıfır, yetişmiş insan gücü sıfıra yakın! Şehirlerde bile elektrik yok! Ülkeyi yönetenler tercihlerini ABD’den ve Marshall yardımlarından yana kullandılar. Ülkeyi yönetenler, nasılsa ilerde bu problemleri çözeriz diye düşündüler, herhalde! Ama emperyal devletlere elini kaptıranın, kolunu kurtardığı şimdiye dek görülmedi ki! Bu desteğin bazı şartları olması da doğaldı! Demiryolu değil, asfalt yol yapılması, Köy Enstitülerinin kapatılması, toprak reformu yasasının geri çekilmesi gibi! Cumhuriyet’in kuruluşundaki tam bağımsız bir ülke konumunda kalamadık! Köy Enstitüleri böyle bir ortamda emperyal devletler tarafından kendi yöneticilerimize boğduruldu. Dik duramadık, boyun eğdik! Ne yaparsınız ki bir tane Atatürk vardı ve o da hakkın rahmetine kavuşmuştu… Sevgili gençler; Biz yapamadık ama sizler başaracaksınız. Çünkü bizlere göre çok daha iyi beslendiniz, bizlerden çok daha fazla donanımlısınız, her biriniz dünyadaki muhataplarınızla yarışacak bilgi-lisan ve beceriye sahipsiniz. Sizler aktif siyasete katılıp, tek-tek bu güzel ülkenin problemlerini çözeceksiniz. Yeter ki aklın ve bilimin yolunu takip edin ve gönlünüzden Atatürk sevgisini asla eksik etmeyin… Not; Yakın tarihimizin önemli bazı gerçeklerini öğrenmek isteyen okurlarımızın Prof. Dr. Çetin Yetkin’in “Karşı Devrim 1945-1950” adlı kitabını okumalarını öneririm. Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Ağustos 2017 Rifat Serdaroğlu
Ekleme Tarihi: 23 Ağustos 2017 - Çarşamba
Rıfat SERDAROĞLU

KÖY ENSTİTÜLERİ GERÇEĞİ (7

Köy Enstitüleri gerçeğini aktarmadan önce, bu okulların kapatılmasına ülkem adına çok üzüldüğümü, bugün dahi modernize edilmiş teknik ve elektronik olanaklardan sonuna kadar yararlanan yeni ve çağdaş Köy Enstitülerinin açılması gerekliliğine inanmış biri olduğumun bilinmesini rica ederim! Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, eğitim bu hale gelir miydi? AKP’nin arka bahçesi haline getirdiği İmam Hatiplerden bu yıl mezun olan 240 bin çocuğumuzdan 200 bini hiçbir üniversiteyi kazanamadı! Yazık değil mi bu çocuklara?

Gelelim tarihçeye; -1936 yılında Atatürk’ün talimatıyla, Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan köy halkına pratik bilgi vermek amacıyla “Köy Eğitmeni Projesi” başlattı.

-17 Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri Kanunu TBMM’de kabul edildi.

-1943 yılında yapılan 2. Milli Eğitim Şûra’sında Köy Enstitüleri aleyhine yaygın bir kulis faaliyeti yapıldı ve Köy Enstitüleri “İptidailiğe dönüş” olarak kabul edildi! (Bkz Şura kayıtları)

-1946 yılında, Köy Enstitülerinin mimarları Bakan Hasan Ali Yücel ve Genel Müdür İsmail Hakkı Tonguç görevlerinden alındı. (!)

-Millî Eğitim Bakanlığına, Köy Enstitülerine karşı olan Şemsettin Sirer getirildi.

-1947 yılında çıkarılan 5117 ve 5129 sayılı kanunlar ile Öğretmene toprak verilmesi güçleştirildi, öğretmenlere dağıtılan kitaplar-aletler-hayvanlar-malzemeler geri alındı. Öğretmen yeni Türk köyünün yapıcısı değil, sadece okuma yazma öğreten bir memur haline getirildi.

-1947 ve 1948 yıllarında kabul edilen 5012 ve 5210 sayılı kanunlar ile, köylü vatandaşların okul yapmak yükümlülüğünden çıkarıldı.

-1947-1948 ders yılında Köy Enstitülerinin beyin kadrosunu yetiştiren “Yüksek Köy Enstitüleri” kapatıldı.

-29.04.1947 yılında kabul edilen bir yönetmelik ile öğrencilerin, okul yönetimine etkin olarak katılımları kaldırıldı.

-09.05.1947 tarihli genelge ile, kız ve erkek öğrenciler birbirlerinden ayrıldı!

-20.05.1947 tarihli genelge ile, dünya klasiklerinden yapılmış çeviriler toplattırıldı ve yaktırıldı.

-1948 yılında öğretim programı değiştirildi, iş eğitimi kaldırılarak enstitüler klasik okullara dönüştürüldü.

-1954 yılında gerçek işlevlerinden uzaklaştırılmış olan Köy Enstitüleri, öğretmen okullarına dönüştürülerek kapatıldı…

Değerli Okurlar; Her olayı zamanının şartlarını değerlendirerek yargılamak gerekir. Aksi davranış insanı yanlışa düşürebilir. Köy Enstitülerini kuranlar, 2. Dünya Savaşı sonrası bir tercihle karşı karşıya kaldılar. Ya galipleri temsil eden ABD ile ya mağlupları temsil eden Rusya ile bir arada olacaklardı. 1945-1950’li yıllarda Türkiye yokluk içindeydi! Sermaye birikimi sıfır, yetişmiş insan gücü sıfıra yakın! Şehirlerde bile elektrik yok! Ülkeyi yönetenler tercihlerini ABD’den ve Marshall yardımlarından yana kullandılar. Ülkeyi yönetenler, nasılsa ilerde bu problemleri çözeriz diye düşündüler, herhalde! Ama emperyal devletlere elini kaptıranın, kolunu kurtardığı şimdiye dek görülmedi ki! Bu desteğin bazı şartları olması da doğaldı! Demiryolu değil, asfalt yol yapılması, Köy Enstitülerinin kapatılması, toprak reformu yasasının geri çekilmesi gibi!

Cumhuriyet’in kuruluşundaki tam bağımsız bir ülke konumunda kalamadık! Köy Enstitüleri böyle bir ortamda emperyal devletler tarafından kendi yöneticilerimize boğduruldu. Dik duramadık, boyun eğdik! Ne yaparsınız ki bir tane Atatürk vardı ve o da hakkın rahmetine kavuşmuştu…

Sevgili gençler; Biz yapamadık ama sizler başaracaksınız. Çünkü bizlere göre çok daha iyi beslendiniz, bizlerden çok daha fazla donanımlısınız, her biriniz dünyadaki muhataplarınızla yarışacak bilgi-lisan ve beceriye sahipsiniz. Sizler aktif siyasete katılıp, tek-tek bu güzel ülkenin problemlerini çözeceksiniz. Yeter ki aklın ve bilimin yolunu takip edin ve gönlünüzden Atatürk sevgisini asla eksik etmeyin…

Not; Yakın tarihimizin önemli bazı gerçeklerini öğrenmek isteyen okurlarımızın

Prof. Dr. Çetin Yetkin’in “Karşı Devrim 1945-1950” adlı kitabını okumalarını öneririm.

Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Ağustos 2017 Rifat Serdaroğlu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.