Gazi KARABULUT
Köşe Yazarı
Gazi KARABULUT
 

Fatma Nur Çelik'in Katledilmesi Üzerine...

VE ÖĞRETMEN... Anlaşılmadı... Anlaşılamadı... Ya da  Bilerek değersizleştirilmeye, bile isteye itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. "Ne iş yapıyorlar ki?" dediler... "Üç ay tatili var." masalını uydurdular... "Rahat iş yav..." gibi beylik sözler söylediler. Halbuki onların, denildiği gibi bir hayatları yoktu... Dertleri de zaten rahat etmek değildi... Varlıklarını, var oldukları milletin evlatlarına adamışlardı çünkü... Öğretmen oldukları gün; yerinden fırlayacak gibi çarpan kalplerinin dev heyecanını hiç kaybetmediler... Aynı  coşkuyla memleketin dağında, taşında, ovasında, yaylasında yıllarını  verdiler... Gözleri nemlenen bir çocuğun hüznünü, gönüllerinin bam telinde hissettiler... Terkedilmiş bir yüreğin ıstıraplı ağıdına sazın titrek teli gibi seslendiler... Kendini bilmeyen pek çok hodgamın hamlığına acı acı tebessüm ettiler... Liyakatsız nice makamını taşıyamayan yetkilinin niteliksiz tutumlarına gülüp geçtiler... Umursamadılar kadir bilmezlerin halini... Şöyle dönüp bakmadılar bile sözün özünden bihaber olanlara... Koştular... Koştular... Koştular... Çünkü öğretmenler, kökü mazide olan atîydiler... Unuttular evlerini... Fark edemediler kendi çocuklarını... Duymazdan geldiler eşlerinin sitemlerini... Hep "Öğrencilerim," dediler... Önce Ülkem... Önce milletim, diye haykırdılar... Ve bir gün...  Hayata gözlerini yumarlarken; gözlerinin önünden çeşit çeşit kır çiçekleri uçtu... İlk defa gülümsedi öğretmen... Hem de ölürken...
Ekleme Tarihi: 03 Mart 2026 -Salı
Gazi KARABULUT

Fatma Nur Çelik'in Katledilmesi Üzerine...

VE ÖĞRETMEN...

Anlaşılmadı...

Anlaşılamadı...

Ya da 

Bilerek değersizleştirilmeye, bile isteye itibarsızlaştırılmaya çalışıldı.

"Ne iş yapıyorlar ki?" dediler...

"Üç ay tatili var." masalını uydurdular...

"Rahat iş yav..." gibi beylik sözler söylediler.

Halbuki onların, denildiği gibi bir hayatları yoktu...

Dertleri de zaten rahat etmek değildi...

Varlıklarını, var oldukları milletin evlatlarına adamışlardı çünkü...

Öğretmen oldukları gün; yerinden fırlayacak gibi çarpan kalplerinin dev heyecanını hiç kaybetmediler...

Aynı  coşkuyla memleketin dağında, taşında, ovasında, yaylasında yıllarını  verdiler...

Gözleri nemlenen bir çocuğun hüznünü, gönüllerinin bam telinde hissettiler...

Terkedilmiş bir yüreğin ıstıraplı ağıdına sazın titrek teli gibi seslendiler...

Kendini bilmeyen pek çok hodgamın hamlığına acı acı tebessüm ettiler...

Liyakatsız nice makamını taşıyamayan yetkilinin niteliksiz tutumlarına gülüp geçtiler...

Umursamadılar kadir bilmezlerin halini...

Şöyle dönüp bakmadılar bile sözün özünden bihaber olanlara...

Koştular... Koştular... Koştular...

Çünkü öğretmenler, kökü mazide olan atîydiler...

Unuttular evlerini...

Fark edemediler kendi çocuklarını...

Duymazdan geldiler eşlerinin sitemlerini...

Hep "Öğrencilerim," dediler...

Önce Ülkem...

Önce milletim, diye haykırdılar...

Ve bir gün...

 Hayata gözlerini yumarlarken; gözlerinin önünden çeşit çeşit kır çiçekleri uçtu...

İlk defa gülümsedi öğretmen...

Hem de ölürken...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.