bağcılar escort bağdat caddesi escort başakşehir escort bayrampaşa escort beykoz escort

Çanakkale Haber

escort Antalya Sex hikayeleri Seks hikayeleri Porno izle

Mardin evden eve nakliyat Muş evden eve nakliyat Nevşehir evden eve nakliyat Ordu evden eve nakliyat Osmaniye evden eve nakliyat Rize evden eve nakliyat Sakarya evden eve nakliyat Siirt evden eve nakliyat Sinop evden eve nakliyat Şanlıurfa evden eve nakliyat

Sevilay KARAPINAR
Köşe Yazarı
Sevilay KARAPINAR
 

ÖNCE BEN!

‘’Elbet alçalmak olmamalı payı kadınlığın Elbet melekliğin umudu olmamalı zulüm, kötülük Elbet düşkün olursa kadın, alçalır insanlık Fakat bugün hep onlara düşen yığın yığın Tasalar, üzüntüler, çileler, iğneler…’’ diye başlar İlhan Arsel ‘’Şeriat ve Kadın’’ kitabına… Kadın; Annedir, kardeştir, eştir, evlattır yani kadın bir dünyadır. Kadın ve erkek arasındaki hangisi daha değerli, hangisi daha üstün tartışması; insanlığın var oluşundan bu zamana kadar devam etmektedir. Hangisi daha üstündür polemikleri, her geçen gün daha da artmaktadır. Bilinen bir gerçek var ki kadın ve erkek fıtrat gereği farklı yaratılmıştır. Toplumda, konumlandırıldığı yerin, erkekten sonra geliyor olması nedeniyle, birçok acılar yaşıyoruz hayatta. Bir materyal gibi görülen, her türlü özgürlüğü kısıtlanan ve git gide hayattan daha da soyutlaştırılmaya çalışılıyor biz kadınlar. Dayak yedik, sömürüldük, öldürüldük, tecavüze uğradık. Bu zamana kadar birçok darbe aldık. Çoğu zaman yaşadıklarımızı itiraf bile edemedik. Çünkü; toplumdan dışlanma korkusu yaşadık. Kadın, kendini güçlü gören erkek tarafından baskılandı. Çünkü erkek, korktu toplumdaki konumunun sallanmasından. Toplumsal baskı ile sindirilen olmasak; yürekten istediğimizde, her şeyi başarabilecek güçteyiz aslında. ‘’Kadının gelişimi, bağımsızlığı, özgürlüğü kendinden gelmelidir. İlk olarak kendisini bir obje olarak değil, bir kişilik olarak ortaya koymalıdır. İkincisi; hayatını basit, fakat zengin ve derin kılarak, kendi bedeni üzerinde başkalarının iddia ettiği tüm haklara karşı koymalı, istemediği sürece çocuk yapmamalı, devletin, kocasının, ailesinin bir kulu olmaya karşı çıkmalıdır. Bu da hayatın tüm karmaşıklığını ve özünü anlamaya çalışarak, yani kendini toplumun fikirlerinden ve yargılarından özgürleştirerek olur.’’ (EMMA GOLDMAN) Korkmadan, yılmadan daima ilerlemeli, savaşmalı bu yolda. Kadın; her yaralı kadında görmeli kendi kadınlığını ve bütün olmalı tüm kadınlarla. Başkasının komutlarıyla yaşamaktansa, özgürlüğe kanat açmalı, haykırmalı gerçekliğini, bırakmamalı asla… Kendi gücünü keşfetmeli, bilmeli, eğitmeli, eğitilmeli, öğretmeli kadın. “Ben pembeye inanıyorum. Ben gülmenin en iyi kalori yakıcı olduğuna inanıyorum. Ben öpmeye ve çok öpmeye inanıyorum. Her şeyin ters gidiyor gibi göründüğü zamanlarda güçlü olmak gerektiğine inanıyorum. Ben mutlu kızların en güzel kızlar olduğuna inanıyorum. Yarının başka bir gün olduğuna inanıyorum ve mucizelere inanıyorum.” (AUDREY HEPBURN) Sevgiyle kalın…
Ekleme Tarihi: 22 Ocak 2019 - Salı

ÖNCE BEN!

‘’Elbet alçalmak olmamalı payı kadınlığın

Elbet melekliğin umudu olmamalı zulüm, kötülük

Elbet düşkün olursa kadın, alçalır insanlık

Fakat bugün hep onlara düşen yığın yığın

Tasalar, üzüntüler, çileler, iğneler…’’ diye başlar İlhan Arsel ‘’Şeriat ve Kadın’’ kitabına…

Kadın; Annedir, kardeştir, eştir, evlattır yani kadın bir dünyadır. Kadın ve erkek arasındaki hangisi daha değerli, hangisi daha üstün tartışması; insanlığın var oluşundan bu zamana kadar devam etmektedir. Hangisi daha üstündür polemikleri, her geçen gün daha da artmaktadır.

Bilinen bir gerçek var ki kadın ve erkek fıtrat gereği farklı yaratılmıştır. Toplumda, konumlandırıldığı yerin, erkekten sonra geliyor olması nedeniyle, birçok acılar yaşıyoruz hayatta. Bir materyal gibi görülen, her türlü özgürlüğü kısıtlanan ve git gide hayattan daha da soyutlaştırılmaya çalışılıyor biz kadınlar.

Dayak yedik, sömürüldük, öldürüldük, tecavüze uğradık. Bu zamana kadar birçok darbe aldık. Çoğu zaman yaşadıklarımızı itiraf bile edemedik. Çünkü; toplumdan dışlanma korkusu yaşadık.

Kadın, kendini güçlü gören erkek tarafından baskılandı. Çünkü erkek, korktu toplumdaki konumunun sallanmasından. Toplumsal baskı ile sindirilen olmasak; yürekten istediğimizde, her şeyi başarabilecek güçteyiz aslında.

‘’Kadının gelişimi, bağımsızlığı, özgürlüğü kendinden gelmelidir. İlk olarak kendisini bir obje olarak değil, bir kişilik olarak ortaya koymalıdır. İkincisi; hayatını basit, fakat zengin ve derin kılarak, kendi bedeni üzerinde başkalarının iddia ettiği tüm haklara karşı koymalı, istemediği sürece çocuk yapmamalı, devletin, kocasının, ailesinin bir kulu olmaya karşı çıkmalıdır. Bu da hayatın tüm karmaşıklığını ve özünü anlamaya çalışarak, yani kendini toplumun fikirlerinden ve yargılarından özgürleştirerek olur.’’ (EMMA GOLDMAN)

Korkmadan, yılmadan daima ilerlemeli, savaşmalı bu yolda. Kadın; her yaralı kadında görmeli kendi kadınlığını ve bütün olmalı tüm kadınlarla. Başkasının komutlarıyla yaşamaktansa, özgürlüğe kanat açmalı, haykırmalı gerçekliğini, bırakmamalı asla…

Kendi gücünü keşfetmeli, bilmeli, eğitmeli, eğitilmeli, öğretmeli kadın.

“Ben pembeye inanıyorum. Ben gülmenin en iyi kalori yakıcı olduğuna inanıyorum. Ben öpmeye ve çok öpmeye inanıyorum. Her şeyin ters gidiyor gibi göründüğü zamanlarda güçlü olmak gerektiğine inanıyorum. Ben mutlu kızların en güzel kızlar olduğuna inanıyorum. Yarının başka bir gün olduğuna inanıyorum ve mucizelere inanıyorum.” (AUDREY HEPBURN)

Sevgiyle kalın…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

06
Temmuz
04
Mart
22
Ocak
22
Aralık
25
Kasım
18
Ekim
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.