Çanakkale Haber

Rıfat SERDAROĞLU
Köşe Yazarı
Rıfat SERDAROĞLU
 

YÜZÜNÜZÜ GÖRMEKTEN BIKTIK!

Eski zamanlarda bir ülkenin iyi, dürüst, çalışkan bir kralı varmış. Tüm vaktini, halkının huzuru ve refahı için harcarmış. Kral, zaman zaman kılık değiştirip halkın nabzını yoklamayı da ihmal etmezmiş. Yıllar, yıllar böyle akıp gitmiş! Kral bir gün yine kılık değiştirip halkın arasına karışmış. Bir esnafa uğramış ve sormuş; “Kralınızdan memnun musunuz? İşleriniz nasıl?” Esnaf; “İşlerim hamdolsun iyi. Fakat Kral’ın değişmesini istiyorum” deyince, kral “neden” diye sormuş! Esnaf, “Bıktık be arkadaş! 20 senedir aynı adam. İnan bana paranın yüzünde hep aynı resmi görmekten bile bıktım. Benim gibi herkes bıktı, yetti artık be” diye söylenmiş… Türk Milleti olarak 16 senedir ilkel, cahil, çirkin, huzurumuza ve birliğimize kast eden AKP yönetimi ile yaşıyoruz. Keşke toplumun her kesimini mutlu edebilseydiler, keşke “Harun olmak için çıktıkları yolda Karun olmayı seçmeselerdi!” Ama onlar Türk Milletinin kalbinde kök salmak yerine, ceplerini doldurmayı, haram yoldan zenginleşmeyi seçtiler! Biz de bunların kendilerini bir şey sanmalarından, çağdışı saplantılarından, kadınları aşağılamalarından, beceriksizliklerinden, ihanetlerinden, cehaletlerinden bıktık, usandık. Değerli Okurlar; 16 yılda AKP tarafından yapılan tüm yolsuzlukları, ahlaksızlıkları, sayıları on binden fazla olan ve AKP tarafından serbest bırakılan kaçak kursları, buralarda istismara uğrayan çocukları, iğfal edilen beyinleri, artan kadın cinayetlerini, hukuk devletinin katledilişini, ekonomik çöküntüyü, Cumhuriyetin tüm değerlerinin peşkeş çekilmesini, devletin sırlarının işportaya düşmesini ve daha nicelerini bu günlük bir kenara bırakalım. Günü geldiğinde tek-tek hesaplarının yargı önünde sorulacağından hiç kuşkunuz olmasın… Bugün size bu takımın haysiyet-fikir namusu ve ahlâk anlayışına bakışını irdelemek istiyorum! Günlerdir Türk basınında Huber Apo’nun SP-CHP-İYİ Parti tarafından çatı adayı olarak Cumhurbaşkanı adayı olup olmaması yazılıyor, çiziliyor, anlatılıyor! İlgili ilgisiz herkes konuşuyor. Bir kişi hariç! Huber Apo! Bir tek o konuşmuyor! Ahlâklı ve dürüst biri, eğer kendisinin aday gösterilmesini istemiyorsa çıkar “Ben aday değilim, lütfen adımı kullanmayın” diye konuşur, değil mi? Huber Apo ise susuyor! Yani aday gösterilmeyi istiyor! İstemem yan cebime koyun! Fakat tek aday ben olmalıyım! Peki, sizlerden birini, fikrine-programına inanmadığınız bir parti aday göstermeye kalkarsa kabul eder misiniz? Kendimden örnek vereyim; Beni değil Cumhurbaşkanlığına (Diplomam gerçek!) Dünya İmparatorluğuna bile (HDP-MHP-AKP-SP) gibi fikirlerine taban tabana zıt olduğum partiler aday göstermek isteseler ve kafama silah dayasalar kabul etmem. Siz eder misiniz? Elbette ki etmezsiniz! Fakat, Huber APO’yu hangi parti aday gösterirse göstersin o kabul eder! Ermeni macunu gibi her kalıba uyar! B.kunda boncuk var zannedersiniz! Aralarında “Kardeşlik Hukuku” olduğunu söylediği Tayyip Erdoğan’ın bile karşısında aday olur. Bunu da açıkça ve mertçe yapmaz, yapamaz! “Ben adayım” diyemez, korkar! Basındaki ABD ve İngiliz beslemelerini kullanıp adını köpürtür. “Ben aday olmak istemedim ama beni zorla yaptılar” gibi kalleşçe ister… Değerli Okurlar; Benim AKP önderliğine çok kızdığım konulardan biri hem siyasetin hem tüm bürokrasinin hem de sivil toplum kuruluşlarındaki yönetici kalitesini düşürmeleridir. Bu konuda en az AKP kadar, omurgasız ve karaktersiz yöneticilerinde kabahati vardır. Erdoğan hakaret eder, bunlar susar, yutar! İçlerinden biri bile korkularından bugüne kadar “Sayın Başbakan, siz bize hakaret edemezsiniz, lütfen kendinize gelin” diyememiştir! AKP yöneticileri utanmadan şunu söyleyebiliyorlar; “Seçimler harp gibidir, her türlü hileyi yapmak mubahtır…” Böyle bir sapık düşünce olabilir mi? Bu düşünceye sahip biri iktidara gelse dürüst kalır mı? Siyaset, gerçekte mertlik sanatıdır. Siyaset, geçim kapısı değildir.; Siyaset, almaya değil, milletine vermeye kararlı kişilerin işidir. Seçimler, Türk Milletinden belirli bir süre için yetkinin alındığı kutsal bir iştir. Siyaset, geldiğin gibi gitmesini bilmek ve hesap verebilmek işidir. Kimse için devamlı iktidar yoktur. Elbet bir gün gidilecektir. Tıpkı ne gibi? 24 Haziran’da Bademlerin ve Çakma Milliyetçilerin tıpış-tıpış gidecekleri gibi… Sağlık ve başarı dileklerimle 26 Nisan 2018 Rifat Serdaroğlu
Ekleme Tarihi: 25 Nisan 2018 - Çarşamba
Rıfat SERDAROĞLU

YÜZÜNÜZÜ GÖRMEKTEN BIKTIK!

Eski zamanlarda bir ülkenin iyi, dürüst, çalışkan bir kralı varmış. Tüm vaktini, halkının huzuru ve refahı için harcarmış. Kral, zaman zaman kılık değiştirip halkın nabzını yoklamayı da ihmal etmezmiş. Yıllar, yıllar böyle akıp gitmiş! Kral bir gün yine kılık değiştirip halkın arasına karışmış. Bir esnafa uğramış ve sormuş; “Kralınızdan memnun musunuz? İşleriniz nasıl?” Esnaf; “İşlerim hamdolsun iyi. Fakat Kral’ın değişmesini istiyorum” deyince, kral “neden” diye sormuş! Esnaf, “Bıktık be arkadaş! 20 senedir aynı adam. İnan bana paranın yüzünde hep aynı resmi görmekten bile bıktım. Benim gibi herkes bıktı, yetti artık be” diye söylenmiş…

Türk Milleti olarak 16 senedir ilkel, cahil, çirkin, huzurumuza ve birliğimize kast eden AKP yönetimi ile yaşıyoruz. Keşke toplumun her kesimini mutlu edebilseydiler, keşke “Harun olmak için çıktıkları yolda Karun olmayı seçmeselerdi!” Ama onlar Türk Milletinin kalbinde kök salmak yerine, ceplerini doldurmayı, haram yoldan zenginleşmeyi seçtiler!

Biz de bunların kendilerini bir şey sanmalarından, çağdışı saplantılarından, kadınları aşağılamalarından, beceriksizliklerinden, ihanetlerinden, cehaletlerinden bıktık, usandık.

Değerli Okurlar; 16 yılda AKP tarafından yapılan tüm yolsuzlukları, ahlaksızlıkları, sayıları on binden fazla olan ve AKP tarafından serbest bırakılan kaçak kursları, buralarda istismara uğrayan çocukları, iğfal edilen beyinleri, artan kadın cinayetlerini, hukuk devletinin katledilişini, ekonomik çöküntüyü, Cumhuriyetin tüm değerlerinin peşkeş çekilmesini, devletin sırlarının işportaya düşmesini ve daha nicelerini bu günlük bir kenara bırakalım. Günü geldiğinde tek-tek hesaplarının yargı önünde sorulacağından hiç kuşkunuz olmasın…

Bugün size bu takımın haysiyet-fikir namusu ve ahlâk anlayışına bakışını irdelemek istiyorum! Günlerdir Türk basınında Huber Apo’nun SP-CHP-İYİ Parti tarafından çatı adayı olarak Cumhurbaşkanı adayı olup olmaması yazılıyor, çiziliyor, anlatılıyor! İlgili ilgisiz herkes konuşuyor. Bir kişi hariç! Huber Apo! Bir tek o konuşmuyor!

Ahlâklı ve dürüst biri, eğer kendisinin aday gösterilmesini istemiyorsa çıkar “Ben aday değilim, lütfen adımı kullanmayın” diye konuşur, değil mi?

Huber Apo ise susuyor! Yani aday gösterilmeyi istiyor! İstemem yan cebime koyun! Fakat tek aday ben olmalıyım! Peki, sizlerden birini, fikrine-programına inanmadığınız bir parti aday göstermeye kalkarsa kabul eder misiniz? Kendimden örnek vereyim; Beni değil Cumhurbaşkanlığına (Diplomam gerçek!) Dünya İmparatorluğuna bile (HDP-MHP-AKP-SP) gibi fikirlerine taban tabana zıt olduğum partiler aday göstermek isteseler ve kafama silah dayasalar kabul etmem. Siz eder misiniz? Elbette ki etmezsiniz!

Fakat, Huber APO’yu hangi parti aday gösterirse göstersin o kabul eder! Ermeni macunu gibi her kalıba uyar! B.kunda boncuk var zannedersiniz! Aralarında “Kardeşlik Hukuku” olduğunu söylediği Tayyip Erdoğan’ın bile karşısında aday olur. Bunu da açıkça ve mertçe yapmaz, yapamaz! “Ben adayım” diyemez, korkar! Basındaki ABD ve İngiliz beslemelerini kullanıp adını köpürtür. “Ben aday olmak istemedim ama beni zorla yaptılar” gibi kalleşçe ister…

Değerli Okurlar; Benim AKP önderliğine çok kızdığım konulardan biri hem siyasetin hem tüm bürokrasinin hem de sivil toplum kuruluşlarındaki yönetici kalitesini düşürmeleridir. Bu konuda en az AKP kadar, omurgasız ve karaktersiz yöneticilerinde kabahati vardır. Erdoğan hakaret eder, bunlar susar, yutar! İçlerinden biri bile korkularından bugüne kadar “Sayın Başbakan, siz bize hakaret edemezsiniz, lütfen kendinize gelin” diyememiştir!

AKP yöneticileri utanmadan şunu söyleyebiliyorlar; “Seçimler harp gibidir, her türlü hileyi yapmak mubahtır…” Böyle bir sapık düşünce olabilir mi? Bu düşünceye sahip biri iktidara gelse dürüst kalır mı?

Siyaset, gerçekte mertlik sanatıdır. Siyaset, geçim kapısı değildir.; Siyaset, almaya değil, milletine vermeye kararlı kişilerin işidir. Seçimler, Türk Milletinden belirli bir süre için yetkinin alındığı kutsal bir iştir. Siyaset, geldiğin gibi gitmesini bilmek ve hesap verebilmek işidir. Kimse için devamlı iktidar yoktur. Elbet bir gün gidilecektir. Tıpkı ne gibi? 24 Haziran’da Bademlerin ve Çakma Milliyetçilerin tıpış-tıpış gidecekleri gibi…

Sağlık ve başarı dileklerimle 26 Nisan 2018 Rifat Serdaroğlu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.