Çanakkale Haber

Rıfat SERDAROĞLU
Köşe Yazarı
Rıfat SERDAROĞLU
 

USANDIK YAVAN YALANLARDAN

Yalanın da yavanı olur mu? AKP sayesinde bunu da gördük, olurmuş! Hem yalan hem yavan, üstelik bozuk plak gibi tekrarlanırsa insanın bıkmaması usanmaması olası değil! Nasıl ki esprinin güzeli için zeka gerekiyorsa, yalanın da usturuplusu için zeka-akıl gerekiyor. Cahilin yaptığı espriye kendinden başka gülen olmaz. Cahilin söylediği yalan, yavan olduğu için hem kimse inanmaz, hem de insanı bayar bu yalanlar! İşte size yavan yalanlardan bir demet; -Büyüdük, büyüdük. 7,4 büyüdük, Çin’den sonra dünya ikincisiyiz! 2.000 TL maaşın var, ucu ucuna geçiniyorsun. Bankadan 20.000 TL kredi aldın. Kredi ile çoluk çocuk tatile gittin, parayı da keyifle yedin! Bankadan aldığın borçla, sen kendini büyüdün sanıyorsan, kendini aldatıyorsun. Üstelik aldığın borcu işinde veya üretimde kullanmadın. Maaş da gitti, borcun ödeme vadesi gelince anlayacaksın büyüdün mü, küçüldün mü! Madem büyüdük, borcu nasıl ödeyeceğiz? Ya yeni ve daha yüksek faizle borç alacağız, ya da boyunduruk altına gireceğiz. İşte AKP’nin Türk Milletini getirdiği felaket durum budur… -IMF’nin 23, 5 Milyar Dolar alacağını biz AKP olarak ödedik! Defalarca yazdık, doğrusunu anlattık. Israrla hala yavan yalana devam ediyorlar. Eyy AKP; Hiç lafı uzatmayalım, sizin anlayacağız dilden konuşalım! IMF’ye ödediğin 23,5 Milyar Doları sana Türk Milleti olarak trink para hemen iade edelim. Sen de, 129 Milyar Dolardan 453 Milyar Dolara zıplattığın, sırtımıza yüklediğin 324 Milyar Dolar borcu yandaş müteahhitlerinle birlikte üstlen. 75 Milyar Dolara sattığın Cumhuriyetin eserlerinin parasını da geri ver. Al köprünü de, Marmaray’ını da, Tüp geçitini de, otoyolunu da, TOKİ evlerini de! -Hırsızlığın olduğu yerde bu yatırımlar olur mu? Eyy AKP, seninle herkesin anlayacağı bir bakkal hesabı yapalım mı? Senin sayıları 10’u geçmeyen ve her devlet ihalesini alan Müteahhitlerin var ya! Hah, onların 2002 yılındaki tüm servetlerini teker-teker alt alta yazalım. Karşısına 2018 yılındaki servetlerini yazalım. (Yurtdışındaki paraları dahil) Diğer sayfaya da, bu çakalların 2002 yılından 2018yılına kadar devlete ödediği vergi miktarlarını koyalım. En sonuna da, yapmakla övündüğün bu işlerin uluslararası piyasadaki benzerlerinin kaça yapıldığını yazalım. (Nasılsa bizimkiler de onlarınkiler de dolar hesabıyla) Aradaki farkı Türk Milleti olarak görelim. Görelim de paralarımızın kimin kasasına girdiğini, devletin uçaklarıyla hangi ülkelere götürüldüğünü anlayalım. Var mısınız? Devletin denetim birimlerinden herhangi biri 15 günde bu hesabı önümüze koyar. Değerli Okurlar; Ülkenin birinde bir kral varmış! Kral’ın diploması sahte imiş! Prenslerden biri, ehliyetsiz kullandığı at arabasıyla ülkenin önemli bir kadın sanatçısını ezip öldürmüş. Anında sahte bir ehliyet çıkarıp Prensi kurtarmışlar. Ölen öldüğüyle kalmış! Diğer Prens ise eğitim için Roma İmparatorluğuna gitmiş. Orada (sahte sikkeleri) piyasaya sürmek suçundan tutuklanmak üzereyken, kaçmış. Kraliçe ise ülkenin en büyük sağlık tesislerinin sahibi imiş! Diploma sahte, ehliyet sahte, doktora sahte, servet sahte, kendileri gerçek mi? Şimdi hepimiz kendimize soruyoruz; Cennet gibi bir vatanda yaşıyoruz. Ekiyoruz, biçiyoruz, üretiyoruz, ihraç ediyoruz, çalışıyoruz ama iki yakamız bir türlü bir araya gelmiyor. Aksine borcumuz her gün çoğalıyor! Nasıl oluyor bu iş yahu? Bu borç sarmalından nasıl çıkacağız? Ben de bunu Halkın Filozofu Bergamus’a sordum. Dedi ki; “Eskiden köyün birinde, ahali namaz kılarken hırsızın biri camideki ayakkabıları çalarmış. Bir, üç, beş derken cemaat camiye gelmemeye başlamış. İmam, hırsızı tanırmış. Çağırmış ve bak delikanlı seni Camide işe alayım. Maaş vereyim, ama sende milletin ayakkabılarını çalma, yoksa camiye kimse gelmeyecek, senin yüzünden ben de para toplayamıyorum, ikimiz de batacağız demiş. Bir müddet işler iyi gitmiş. Cemaat, İmamı tebrik etmiş. Bir cuma namazından sonra bakmışlar hırsız kayıp. Evlerine gittiklerinde başta İmamın, muhtarın ve köyün zenginlerinin olmak üzere hepsinin evleri soyulmuş!” Bu hikayeyi anlattıktan sonra Bergamus lafı şöyle bağlamış; Hırsızlık, babadan oğula geçermiş, oğuldan babaya değil. Siz siz olun “canım çalıyo ama çalışıyo” demeyin. Onu ilk hırsızlığında zaptiyeye teslim edin. Yoksa ayağınızda don bile kalmaz… Sağlık ve başarı dileklerimle 21 Haziran 2018 Rifat Serdaroğlu
Ekleme Tarihi: 20 Haziran 2018 - Çarşamba
Rıfat SERDAROĞLU

USANDIK YAVAN YALANLARDAN

Yalanın da yavanı olur mu? AKP sayesinde bunu da gördük, olurmuş! Hem yalan hem yavan, üstelik bozuk plak gibi tekrarlanırsa insanın bıkmaması usanmaması olası değil! Nasıl ki esprinin güzeli için zeka gerekiyorsa, yalanın da usturuplusu için zeka-akıl gerekiyor. Cahilin yaptığı espriye kendinden başka gülen olmaz. Cahilin söylediği yalan, yavan olduğu için hem kimse inanmaz, hem de insanı bayar bu yalanlar!

İşte size yavan yalanlardan bir demet; -Büyüdük, büyüdük. 7,4 büyüdük, Çin’den sonra dünya ikincisiyiz! 2.000 TL maaşın var, ucu ucuna geçiniyorsun. Bankadan 20.000 TL kredi aldın. Kredi ile çoluk çocuk tatile gittin, parayı da keyifle yedin! Bankadan aldığın borçla, sen kendini büyüdün sanıyorsan, kendini aldatıyorsun. Üstelik aldığın borcu işinde veya üretimde kullanmadın. Maaş da gitti, borcun ödeme vadesi gelince anlayacaksın büyüdün mü, küçüldün mü!

Madem büyüdük, borcu nasıl ödeyeceğiz? Ya yeni ve daha yüksek faizle borç alacağız, ya da boyunduruk altına gireceğiz. İşte AKP’nin Türk Milletini getirdiği felaket durum budur…

-IMF’nin 23, 5 Milyar Dolar alacağını biz AKP olarak ödedik! Defalarca yazdık, doğrusunu anlattık. Israrla hala yavan yalana devam ediyorlar. Eyy AKP; Hiç lafı uzatmayalım, sizin anlayacağız dilden konuşalım! IMF’ye ödediğin 23,5 Milyar Doları sana Türk Milleti olarak trink para hemen iade edelim. Sen de, 129 Milyar Dolardan 453 Milyar Dolara zıplattığın, sırtımıza yüklediğin 324 Milyar Dolar borcu yandaş müteahhitlerinle birlikte üstlen. 75 Milyar Dolara sattığın Cumhuriyetin eserlerinin parasını da geri ver. Al köprünü de, Marmaray’ını da, Tüp geçitini de, otoyolunu da, TOKİ evlerini de!

-Hırsızlığın olduğu yerde bu yatırımlar olur mu? Eyy AKP, seninle herkesin anlayacağı bir bakkal hesabı yapalım mı? Senin sayıları 10’u geçmeyen ve her devlet ihalesini alan Müteahhitlerin var ya! Hah, onların 2002 yılındaki tüm servetlerini teker-teker alt alta yazalım. Karşısına 2018 yılındaki servetlerini yazalım. (Yurtdışındaki paraları dahil)

Diğer sayfaya da, bu çakalların 2002 yılından 2018yılına kadar devlete ödediği vergi miktarlarını koyalım. En sonuna da, yapmakla övündüğün bu işlerin uluslararası piyasadaki benzerlerinin kaça yapıldığını yazalım. (Nasılsa bizimkiler de onlarınkiler de dolar hesabıyla)

Aradaki farkı Türk Milleti olarak görelim. Görelim de paralarımızın kimin kasasına girdiğini, devletin uçaklarıyla hangi ülkelere götürüldüğünü anlayalım. Var mısınız? Devletin denetim birimlerinden herhangi biri 15 günde bu hesabı önümüze koyar.

Değerli Okurlar; Ülkenin birinde bir kral varmış! Kral’ın diploması sahte imiş! Prenslerden biri, ehliyetsiz kullandığı at arabasıyla ülkenin önemli bir kadın sanatçısını ezip öldürmüş. Anında sahte bir ehliyet çıkarıp Prensi kurtarmışlar. Ölen öldüğüyle kalmış! Diğer Prens ise eğitim için Roma İmparatorluğuna gitmiş. Orada (sahte sikkeleri) piyasaya sürmek suçundan tutuklanmak üzereyken, kaçmış. Kraliçe ise ülkenin en büyük sağlık tesislerinin sahibi imiş! Diploma sahte, ehliyet sahte, doktora sahte, servet sahte, kendileri gerçek mi?

Şimdi hepimiz kendimize soruyoruz; Cennet gibi bir vatanda yaşıyoruz. Ekiyoruz, biçiyoruz, üretiyoruz, ihraç ediyoruz, çalışıyoruz ama iki yakamız bir türlü bir araya gelmiyor. Aksine borcumuz her gün çoğalıyor! Nasıl oluyor bu iş yahu? Bu borç sarmalından nasıl çıkacağız?

Ben de bunu Halkın Filozofu Bergamus’a sordum. Dedi ki; “Eskiden köyün birinde, ahali namaz kılarken hırsızın biri camideki ayakkabıları çalarmış. Bir, üç, beş derken cemaat camiye gelmemeye başlamış. İmam, hırsızı tanırmış. Çağırmış ve bak delikanlı seni Camide işe alayım. Maaş vereyim, ama sende milletin ayakkabılarını çalma, yoksa camiye kimse gelmeyecek, senin yüzünden ben de para toplayamıyorum, ikimiz de batacağız demiş. Bir müddet işler iyi gitmiş. Cemaat, İmamı tebrik etmiş. Bir cuma namazından sonra bakmışlar hırsız kayıp. Evlerine gittiklerinde başta İmamın, muhtarın ve köyün zenginlerinin olmak üzere hepsinin evleri soyulmuş!” Bu hikayeyi anlattıktan sonra Bergamus lafı şöyle bağlamış; Hırsızlık, babadan oğula geçermiş, oğuldan babaya değil. Siz siz olun “canım

çalıyo ama çalışıyo” demeyin. Onu ilk hırsızlığında zaptiyeye teslim edin. Yoksa ayağınızda don bile kalmaz…

Sağlık ve başarı dileklerimle 21 Haziran 2018 Rifat Serdaroğlu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.