Çanakkale Haber

Rıfat SERDAROĞLU
Köşe Yazarı
Rıfat SERDAROĞLU
 

TÜRK MİLLETİNE

Bugün 30 Ağustos! Türk Milletinin emperyalist devletlere karşı verdiği bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin, Türk Milletinin ateşle sınandığı bir büyük kavgadan zaferle ve alnının akıyla çıktığı gün… Bu muhteşem günden 95 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak ne haldeyiz, açık açık konuşalım mı? Buyrun o zaman; 30. 08. 2017 de Türk Milleti olarak susa-susa, korka-korka duvara dayandık. Daha da gidecek yerimiz yok! Bunun bir adım sonrası, Lâik Cumhuriyetimizin ve çok partili siyasi hayatımızın içine konulduğu tabutun çivilerinin çakılmasıdır! Karşı Devrim uygulayıcıları, adım-adım, göstere göstere, dini kullanarak, devleti soyarak ülkeyi bu duruma getirdiler. Artık ne TBMM var ne Hukuk Devleti var ne de Vatanın Birliği! Ya ne var? Uzman Tıp Adamlarının, vücut ve ruh sağlığı hakkında ciddi kaygılarının bulunduğunu söyledikleri tek adam ve elinde kılıç olarak kullanabileceği, istediği kişinin malına-mülküne el koyabileceği, istediği kişiyi hapse atabileceği Kanun Hükmünde Kararname adlı silah var… Lâik Cumhuriyetimizin, Atatürk Devrimlerinin bekçisi olması gereken Milli Türk Ordusu kalmadı! Ya ne kaldı? Şahsiyetsiz, akılsız, giydiği üniformaya ve Türk Milletine ihanet etmeyi marifet sayan, ters L gibi duran, din devleti savunucuları tarikat şeyhlerinin elini öpen, evlerinde ziyarete giden, sabah namazına resmi üniformasıyla giden, boğazından bağlanıp yerlerde süründürüldüğü halde koltuğuna yapışanların yönettiği kuru kupkuru ruhsuz bir kalabalık… Lâik Cumhuriyetin, Hukuk Devletinin, Anayasanın savunucuları olması gereken Türk Yargısı kalmadı! Ya ne kaldı? İktidarda AKP varsa onun kavuğunu, FETÖ alçağı varsa onun kavuğunu, hangi tarikat devlette etkin ise onun kavuğunu sallayan cübbeleri düğmeli, ağızları ve vicdanları mühürlü “Çay Toplayıcıları” kaldı. İrticai silahlı bir kalkışma anında Türk Milletinin canını-ırzını-malını koruması gereken Polis ve Jandarma Teşkilatı kalmadı! Ya ne kaldı? Sayıları, Türk Polis gücünden daha fazla olan silahlı-eğitimli- İran Devrim Muhafızları gibi görev yapacak SADAT militanları ve Mafya dünyasının tetikçi elemanları! Bir de her birinde en az birer pompalı tüfek bulunan “evde zorla tutulan” palalı militanlar kaldı… Ülke ekonomisi, AKP’nin neredeyse tüm dünya ile kavga etmesi sebebiyle tıkanma noktasına geldi. Borcu borçla kapatmak için sekiz takla atan hükümet geleceğimizi de yiyip bitirdi. Cumhuriyetin tüm eserleri peşkeş çeker gibi satıldı. Yetmedi, 79 senede yapılan borcun tam beş katı 15 senede yapıldı. 42 milyon insanımız borç batağında debelenip duruyor. Huzur kalmadı! Ya ne kaldı? Her sene yeniden yandaşlara yaptırılan duble yollar, ederinden 5-6 misli fiyata mal edilen ve önümüzdeki 25-30 sene boyunca borçlarını ödeyeceğimiz köprü-geçit-otoyollar… Özü sözü bir, söylediği sözün arkasında duran, bilgili-namuslu-dürüst devlet adamı kalmadı! Ya ne kaldı? Külhanbeyi ağzıyla konuşan, elindeki devlet gücüne güvenip herkese hakaret eden, çalan-çaldıran, rejim düşmanı, merdiven altı kültürü ile yetişmiş, demokrasi ve devlet adamı ciddiyetinden uzak, tarikat ve cemaat artıkları! Daha doğrusu, Türk Milleti gibi binlerce yıllık devlet tecrübesi, milyonlarca aydını, Avrupa’nın çok ülkesinin nüfusunda daha fazla olan 14 milyon öğrencisi, iş-çalışma hayatında kendisini kanıtlamış milyonlarca kadını, ürettiği sanayi ürünlerinin %75’ini Avrupa’ya satabilen Türk Milleti, çapsızların eline kaldı! Değerli Okurlar; Bu dakikadan sonra, “Ben demiştim”, “Ama şunların da suçu var”, “Ya üzerime gelirlerse” deyip sinmenin, çekinmenin hiç alemi kalmadı! Eleştiriyi bırakıp, bu ihanet çemberini nasıl kırarız diye düşünmenin ve anayasal sınırlar içinde eyleme geçmenin zamanı çoktan gelmedi mi? En azından bugünde, bizlerin özgürlüğü için can veren şehitlerimize böyle bir borcumuz yok mu? Sizce, Türkiye şartlarında, anayasal çerçevede ve siyasetin gerçekleri ışığında neler yapılabilir? Lütfen benimle paylaşır mısınız? En azından düşüncelerimi test etmekte bana yardımcı olur musunuz? Elbette ben de, hem düşüncelerimi hem de temaslarımı sizlerle paylaşacağım. mail adreslerim; rifatserdaroglu@gmail.com ve rifatserdaroglu@superonline.com Not: yazılarımı (medyasiyaset.com) adlı siteden veya (rifatserdaroglu.com) adlı bloktan takip et butonuna basarak sürekli okuyabilirsiniz. Sağlık ve başarı dileklerimle 30 Ağustos 2017 Rifat Serdaroğlu
Ekleme Tarihi: 30 Ağustos 2017 - Çarşamba
Rıfat SERDAROĞLU

TÜRK MİLLETİNE

Bugün 30 Ağustos! Türk Milletinin emperyalist devletlere karşı verdiği bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin, Türk Milletinin ateşle sınandığı bir büyük kavgadan zaferle ve alnının akıyla çıktığı gün…

Bu muhteşem günden 95 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak ne haldeyiz, açık açık konuşalım mı? Buyrun o zaman;

30. 08. 2017 de Türk Milleti olarak susa-susa, korka-korka duvara dayandık. Daha da gidecek yerimiz yok! Bunun bir adım sonrası, Lâik Cumhuriyetimizin ve çok partili siyasi hayatımızın içine konulduğu tabutun çivilerinin çakılmasıdır! Karşı Devrim uygulayıcıları, adım-adım, göstere göstere, dini kullanarak, devleti soyarak ülkeyi bu duruma getirdiler. Artık ne TBMM var ne Hukuk Devleti var ne de Vatanın Birliği! Ya ne var? Uzman Tıp Adamlarının, vücut ve ruh sağlığı hakkında ciddi kaygılarının bulunduğunu söyledikleri tek adam ve elinde kılıç olarak kullanabileceği, istediği kişinin malına-mülküne el koyabileceği, istediği kişiyi hapse atabileceği Kanun Hükmünde Kararname adlı silah var…

Lâik Cumhuriyetimizin, Atatürk Devrimlerinin bekçisi olması gereken Milli Türk Ordusu kalmadı! Ya ne kaldı? Şahsiyetsiz, akılsız, giydiği üniformaya ve Türk Milletine ihanet etmeyi marifet sayan, ters L gibi duran, din devleti savunucuları tarikat şeyhlerinin elini öpen, evlerinde ziyarete giden, sabah namazına resmi üniformasıyla giden, boğazından bağlanıp yerlerde süründürüldüğü halde koltuğuna yapışanların yönettiği kuru kupkuru ruhsuz bir kalabalık…

Lâik Cumhuriyetin, Hukuk Devletinin, Anayasanın savunucuları olması gereken Türk Yargısı kalmadı! Ya ne kaldı? İktidarda AKP varsa onun kavuğunu, FETÖ alçağı varsa onun kavuğunu, hangi tarikat devlette etkin ise onun kavuğunu sallayan cübbeleri düğmeli, ağızları ve vicdanları mühürlü “Çay Toplayıcıları” kaldı.

İrticai silahlı bir kalkışma anında Türk Milletinin canını-ırzını-malını koruması gereken Polis ve Jandarma Teşkilatı kalmadı! Ya ne kaldı?

Sayıları, Türk Polis gücünden daha fazla olan silahlı-eğitimli- İran Devrim Muhafızları gibi görev yapacak SADAT militanları ve Mafya dünyasının tetikçi elemanları! Bir de her birinde en az birer pompalı tüfek bulunan “evde zorla tutulan” palalı militanlar kaldı…

Ülke ekonomisi, AKP’nin neredeyse tüm dünya ile kavga etmesi sebebiyle tıkanma noktasına geldi. Borcu borçla kapatmak için sekiz takla atan hükümet geleceğimizi de yiyip bitirdi. Cumhuriyetin tüm eserleri peşkeş çeker gibi satıldı. Yetmedi, 79 senede yapılan borcun tam beş katı 15 senede yapıldı. 42 milyon insanımız borç batağında debelenip duruyor. Huzur kalmadı! Ya ne kaldı? Her sene yeniden yandaşlara yaptırılan duble yollar, ederinden 5-6 misli fiyata mal edilen ve önümüzdeki 25-30 sene boyunca borçlarını ödeyeceğimiz köprü-geçit-otoyollar…

Özü sözü bir, söylediği sözün arkasında duran, bilgili-namuslu-dürüst devlet adamı kalmadı! Ya ne kaldı? Külhanbeyi ağzıyla konuşan, elindeki devlet gücüne güvenip herkese hakaret eden, çalan-çaldıran, rejim düşmanı, merdiven altı kültürü ile yetişmiş, demokrasi ve devlet adamı ciddiyetinden uzak, tarikat ve cemaat artıkları! Daha doğrusu, Türk Milleti gibi binlerce yıllık devlet tecrübesi, milyonlarca aydını, Avrupa’nın çok ülkesinin nüfusunda daha fazla olan 14 milyon öğrencisi, iş-çalışma hayatında kendisini kanıtlamış milyonlarca kadını, ürettiği sanayi ürünlerinin %75’ini Avrupa’ya satabilen Türk Milleti, çapsızların eline kaldı!

Değerli Okurlar; Bu dakikadan sonra, “Ben demiştim”, “Ama şunların da suçu var”, “Ya üzerime gelirlerse” deyip sinmenin, çekinmenin hiç alemi kalmadı! Eleştiriyi bırakıp, bu ihanet çemberini nasıl kırarız diye düşünmenin ve anayasal sınırlar içinde eyleme geçmenin zamanı çoktan gelmedi mi? En azından bugünde, bizlerin özgürlüğü için can veren şehitlerimize böyle bir borcumuz yok mu? Sizce, Türkiye şartlarında, anayasal çerçevede ve siyasetin gerçekleri ışığında neler yapılabilir?

Lütfen benimle paylaşır mısınız? En azından düşüncelerimi test etmekte bana yardımcı olur musunuz? Elbette ben de, hem düşüncelerimi hem de temaslarımı sizlerle paylaşacağım. mail adreslerim; rifatserdaroglu@gmail.com ve rifatserdaroglu@superonline.com

Not: yazılarımı (medyasiyaset.com) adlı siteden veya (rifatserdaroglu.com) adlı bloktan takip et butonuna basarak sürekli okuyabilirsiniz.

Sağlık ve başarı dileklerimle 30 Ağustos 2017 Rifat Serdaroğlu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.