Çanakkale Haber

Rıfat SERDAROĞLU
Köşe Yazarı
Rıfat SERDAROĞLU
 

HERKES HADDİNİ VE HAKKINI BİLECEK

Hiçbir millete demokrasi-özgürlükler-çağdaşlık-aydınlanma, birileri tarafından hediye edilmemiştir. O milletler bu haklar uğruna mücadele etmişler, hak etmişler, kazanmışlardır. Bugün Avrupa Demokrasisine imrenerek bakıyoruz. Onlar, demokrasilerini bu günkü düzeye getirebilmek için iki yüz yıl süren bir kanlı sınavdan geçtiler. Bu kazanımlar, demokrasi ve özgürlükler uğruna canlarını feda etmekten çekinmeyenler sayesinde elde edildi. Kolayca elde edilmediği ve ağır bedeller ödendiği için, Avrupa’da hiçbir siyasetçi çıkıp orada özgürlüklerle oynayamıyor. Örneğin, “Sosyal Medyayı kapatırım” diye antidemokratik bir söylemde bulunamıyor. Varsayalım ki söyledi! O siyasetçiyi, o demokratik toplum bir daha sokağa çıkamaz hale getirir… Bizler, Atatürk’ün önderliğinde kendi devletimizi kurmak için, emperyalist devletlere karşı savaştık, can verdik, kan akıttık, sonunda devletimizi kurduk! Ya demokrasimiz? Onu hak etmek için mücadele ettik mi? Hayır etmedik! Demokrasi, çok partili hayattır denilerek üstümüze giydirildi. Demokrasi elbisesinin bazı yerleri dar geldi patladı, bazı yerleri bol geldi üzerimizden aktı! Üstüne üstlük, bilinen 3 askeri darbe ve çok sayıdaki darbe girişimleri, güdük demokrasimizi iyice örseledi! Büyük Atatürk,  Türk Milletine Cumhuriyeti armağan etti. Fakat Cumhuriyet bir çerçevedir, üstelik çok güzel bir çerçevedir. Türk Milleti olarak bu çerçevenin içine, standartları gelişmiş demokrasilerdeki gibi  demokratik değerleri yerleştirirse, ortaya mükemmel bir demokrasi tablosu çıkar. Hele bir de o tabloyu canımız pahasına korumayı öğrenirsek, işte o zaman Türk Devleti, dünyanın hür devletleri arasındaki saygın yerini alır. Böyle itibarlı bir demokraside, uluslararası hukuka uygun “Hukuk Devleti” olacağından, ülkemize yatırımcı da gelir, turizm gelirlerimiz de artar, bereket olur, zenginlik olur. Pasaportumuz, dünyanın en değerli pasaportları arasındaki yerini alır… Demokratik rejimlerde herkes haddini de, hakkını da bilir ve ona göre davranırsa, hepimiz rahat ederiz. Seçimle gelen cahil siyasetçiler, hele art niyetli iseler ağızlarına her geleni söyleyemezler. Örneğin bir Cumhurbaşkanı, adı kanunla konmuş Güroymak İlçesine gidip “Selam Norşinliler” diyememelidir. Çünkü o makama gelmiş biri, ilçe adlarının kanunla konulduğunu, ancak kanunla değiştirilebileceğini bilmek zorundadır. O bilmiyorsa (!) ona öğretilir ve bir daha yapmaması TBMM-Siyasi Partiler ve halk tarafından ihtar edilir. Israr ederse, halk tarafından sokağa çıkamaz hale getirilir! Anayasa bir defa delinmekle bir şey olmaz, derseniz yol olur ve çürüme başlar. Hatırlayın 2013 yılında TÜSİAD Başkanı olan kişi, Cizre İlçemize ziyaretinde modaya uyup, halkı “Selam Cizira Botani” diye selamlamıştı. TÜSİAD Başkanı olan kişi, Selanik-Drama kasabasından göç etmiş bir muhacir ailenin Bursa doğumlu çocuğudur. Kendisine sordum; “Siz Bursa’ya gidince Arnavutça-Pomakça-Rumca mı konuşursunuz? Ya da Karadeniz’e gittiğinizde Lazca-Gürcüce mi konuşursunuz? TÜSİAD adının ilk harfi boşuna mı, büyükleriniz tarafından TÜRK olarak kondu? Neden Türkiye-Türkiyeli demediler? Cizre gibi şirin bir ilçemizde siz böyle konuşursanız, Cumhuriyet çerçevesinin içine “Federe İslam Devleti” veya “Kuzey Kürdistanı” yerleştirmek için çabalayan hainler ne yapmaz? Defalarca yazdık. Herkesin etnik kökeni-inancı-kültürü onun onurudur. Devlet tüm kurumlarıyla buna saygı göstermelidir. Fakat, hepimiz Türk Milleti’yiz. Türk Milleti adı altında sonsuza kadar beraberce yaşamalıyız. Eğer demokratik rejimi yaşatmak ve geliştirmek istiyorsak ona sahip çıkmalıyız! Makamı- mevkii ne olursa olsun kimse Türk Devlet yapısı ve Anayasası ile keyfine göre oynayamaz. Israr eden olursa, kafasını son hızla duvara vurmuş biri haline döner. O duvar, Türk Milletinin göğsüdür. Herkes haddini de hakkını da bilecek… Sağlık ve başarı dileklerimle 10 Temmuz 2020 Rifat Serdaroğlu  
Ekleme Tarihi: 02 Temmuz 2020 - Perşembe
Rıfat SERDAROĞLU

HERKES HADDİNİ VE HAKKINI BİLECEK

Hiçbir millete demokrasi-özgürlükler-çağdaşlık-aydınlanma, birileri tarafından hediye edilmemiştir. O milletler bu haklar uğruna mücadele etmişler, hak etmişler, kazanmışlardır.
Bugün Avrupa Demokrasisine imrenerek bakıyoruz.
Onlar, demokrasilerini bu günkü düzeye getirebilmek için iki yüz yıl süren bir kanlı sınavdan geçtiler. Bu kazanımlar, demokrasi ve özgürlükler uğruna canlarını feda etmekten çekinmeyenler sayesinde elde edildi.
Kolayca elde edilmediği ve ağır bedeller ödendiği için, Avrupa’da hiçbir siyasetçi çıkıp orada özgürlüklerle oynayamıyor.
Örneğin, “Sosyal Medyayı kapatırım” diye antidemokratik bir söylemde bulunamıyor. Varsayalım ki söyledi! O siyasetçiyi, o demokratik toplum bir daha sokağa çıkamaz hale getirir…

Bizler, Atatürk’ün önderliğinde kendi devletimizi kurmak için, emperyalist devletlere karşı savaştık, can verdik, kan akıttık, sonunda devletimizi kurduk!
Ya demokrasimiz? Onu hak etmek için mücadele ettik mi? Hayır etmedik!
Demokrasi, çok partili hayattır denilerek üstümüze giydirildi.
Demokrasi elbisesinin bazı yerleri dar geldi patladı, bazı yerleri bol geldi üzerimizden aktı! Üstüne üstlük, bilinen 3 askeri darbe ve çok sayıdaki darbe girişimleri, güdük demokrasimizi iyice örseledi!

Büyük Atatürk,  Türk Milletine Cumhuriyeti armağan etti.
Fakat Cumhuriyet bir çerçevedir, üstelik çok güzel bir çerçevedir. Türk Milleti olarak bu çerçevenin içine, standartları gelişmiş demokrasilerdeki gibi  demokratik değerleri yerleştirirse, ortaya mükemmel bir demokrasi tablosu çıkar. Hele bir de o tabloyu canımız pahasına korumayı öğrenirsek,
işte o zaman Türk Devleti, dünyanın hür devletleri arasındaki saygın yerini alır.
Böyle itibarlı bir demokraside, uluslararası hukuka uygun “Hukuk Devleti” olacağından, ülkemize yatırımcı da gelir, turizm gelirlerimiz de artar, bereket olur, zenginlik olur. Pasaportumuz, dünyanın en değerli pasaportları arasındaki yerini alır…

Demokratik rejimlerde herkes haddini de, hakkını da bilir ve ona göre davranırsa, hepimiz rahat ederiz. Seçimle gelen cahil siyasetçiler, hele art niyetli iseler ağızlarına her geleni söyleyemezler.
Örneğin bir Cumhurbaşkanı, adı kanunla konmuş Güroymak İlçesine gidip “Selam Norşinliler” diyememelidir. Çünkü o makama gelmiş biri, ilçe adlarının kanunla konulduğunu, ancak kanunla değiştirilebileceğini bilmek zorundadır.
O bilmiyorsa (!) ona öğretilir ve bir daha yapmaması TBMM-Siyasi Partiler ve halk tarafından ihtar edilir. Israr ederse, halk tarafından sokağa çıkamaz hale getirilir!

Anayasa bir defa delinmekle bir şey olmaz, derseniz yol olur ve çürüme başlar.
Hatırlayın 2013 yılında TÜSİAD Başkanı olan kişi, Cizre İlçemize ziyaretinde modaya uyup, halkı “Selam Cizira Botani” diye selamlamıştı.

TÜSİAD Başkanı olan kişi, Selanik-Drama kasabasından göç etmiş bir muhacir ailenin Bursa doğumlu çocuğudur. Kendisine sordum; “Siz Bursa’ya gidince Arnavutça-Pomakça-Rumca mı konuşursunuz?
Ya da Karadeniz’e gittiğinizde Lazca-Gürcüce mi konuşursunuz?
TÜSİAD adının ilk harfi boşuna mı, büyükleriniz tarafından TÜRK olarak kondu?
Neden Türkiye-Türkiyeli demediler?

Cizre gibi şirin bir ilçemizde siz böyle konuşursanız, Cumhuriyet çerçevesinin içine “Federe İslam Devleti” veya “Kuzey Kürdistanı” yerleştirmek için çabalayan hainler ne yapmaz?
Defalarca yazdık. Herkesin etnik kökeni-inancı-kültürü onun onurudur.
Devlet tüm kurumlarıyla buna saygı göstermelidir. Fakat, hepimiz Türk Milleti’yiz. Türk Milleti adı altında sonsuza kadar beraberce yaşamalıyız.

Eğer demokratik rejimi yaşatmak ve geliştirmek istiyorsak ona sahip çıkmalıyız!
Makamı- mevkii ne olursa olsun kimse Türk Devlet yapısı ve Anayasası ile keyfine göre oynayamaz.
Israr eden olursa, kafasını son hızla duvara vurmuş biri haline döner.
O duvar, Türk Milletinin göğsüdür. Herkes haddini de hakkını da bilecek…

Sağlık ve başarı dileklerimle 10 Temmuz 2020
Rifat Serdaroğlu

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.