Çanakkale Haber

Rıfat SERDAROĞLU
Köşe Yazarı
Rıfat SERDAROĞLU
 

ÇOK AZ KALDI

Binlerce yıllık Türk Devleti, karanlığa gömülmüş durumda! Demokrasiyi, Laik Cumhuriyeti, doğuştan kendisine verilen hak ve özgürlükleri, kadın-erkek eşitliğini, çağdaşlığı, üretip hakça paylaşmayı, kısaca “İnsan” olmanın değerini bilenler için Türkiye, tam bir yarı açık cezaevi gibi! İnsanlar nefes alamıyor, iş yapanlar önünü göremiyor, gençler hayal kurmayı, gülmeyi unutmuş fırsat buldukları anda ülkeyi terk etmeye hazır. Üniversite bitirenlerin beşte üçü işsiz. Bu durumda ne yapmak gerek? Kendimize güveneceğiz, milletimize güveneceğiz, değişimden ve gelişimden yana olmak için çok çalışacağız. Bizim olan maddi ve manevi değerlerimize sonuna kadar sahip çıkacağız. Eskilerin dediği gibi, “Enseyi karartmayacağız”, “Postu deldirmeyeceğiz” yani karanlığa yenilmeyeceğiz. Karanlığa gömüldüğümüzde, “Bu karanlık, henüz sökmemiş bir şafaktan ibaret. Karanlığın korkusuyla kıvranıyor olsam da güneş, benim de ülkemin de üzerine doğacak” diyeceğiz. Ama çok çalışacağız. Çalışmadan ne değişim olur, ne zenginlik, ne de huzur. Halil Cibran’ın “İnci” diye bir hikayesi vardır; İstiridye, komşusuna dedi ki; “İçimde büyük bir acı duyuyorum, ağır ve yuvarlak. Yüreğimi daraltıyor, nefes alamıyorum!” Öbür istiridye kurumlu bir tavır ile yanıt verdi. “Şükürler olsun göğe ve denize! İçimde bir acı hissetmiyorum. Sağlığım yerinde, kalbimden kabuğuma kadar çok iyiyim.” O sırada bir yengeç geçti oradan, konuşulanları duydu ve çok iyi olduğunu söyleyen istiridyeye şöyle dedi; “Gerçekten de sağlığın mükemmel. Ama komşunun yaşadığı acı, içindeki olağanüstü güzellikteki bir inciden kaynaklanıyor…” Nüfusumuzun bir kısmı, yazının başında söylediğimiz değerleri bilmedikleri için çok rahatlar! İçi boş istiridye gibi! Kendilerine söylenen her yalana, araştırmadan soruşturmadan inanıyorlar! Çünkü biat kültürüyle yetişmişler… Fakat insan olmanın değerini, sorumluluğunu ve haklarını bilen ve onlar için korkmadan mücadele etmekten çekinmeyen bireyler, tıpkı içinde çok değerli bir inci taşıyan istiridye gibi, tedirgin ve sıkıntılı olur. İçimizdeki incinin adı “Özgürlüktür!” Onu kaybetmekten, elinden alınmasından korkarız. Nasıl ki değerli bir incinin oluşması için en az yedi sene geçmesi gerekiyorsa, demokratik ve insani değerlerin bir kişide oluşması için çok zaman gerekir. Hür dünya insanlarının ortak malı olan bu değerler, bir defa yitirilirse, yerine koymak çok zordur. Örnek mi? İşte burnumuzun dibindeki İran! Köklü bir devlet yapısına ve güçlü bir kültüre ve aydın insan yapısına sahip İran halkı, Mollalara kanıp “Din Devleti” kuyusuna düştüğünden beri çırpınıp duruyor. Ama 42 yıldır çıkamadı. Çıkamaz da! Ya Afganistan? Daha beter! Çünkü, kafasını kaldıranın, kafasını kesiyorlar! Dünyanın en önemli petrol-doğal gaz kaynaklarına sahip İran-Afganistan halkı ise fakirlik içinde yaşamaya çalışıyor! Mollalar ve yandaşları ise refah ve zenginlik içinde saraylarda yaşıyor… Gelelim bizdeki Molla özentilerine; Yıllardır çalıyor, soyuyor, saraylarda yaşıyorlar. Türk Milletinin birliğini bozmak, demokratik bilinci yok etmek için, Ortadoğu’nun-Suriye’nin şimdi de Afganistan’ın pisliklerini içimize sokuyorlar. Ülkemiz gençlerinin haklarını, geleceklerini bu haydut takımına yediriyorlar. Rezillikleri tüm dünyaya yayıldı! Evet bunların gidişine çok az bir zaman kaldı! Geldikleri gibi gidecekler. Ülkemizin bu duruma düşmesinde etkisi olan siyasetçi-asker-bürokrat-yargı mensubu kim varsa, aleme ibret olsun diye hukuk önünde hesap verecekler! DOĞRU Parti bunun takipçisi olacaktır. Yaşadıklarımızdan ders aldık mı, işte onu başka bir yazıda konuşuruz… Sağlık ve başarı dileklerimle 24 Temmuz 2021 Rifat Serdaroğlu DOĞRU Parti Genel Başkanı
Ekleme Tarihi: 26 Temmuz 2021 - Pazartesi

ÇOK AZ KALDI

Binlerce yıllık Türk Devleti, karanlığa gömülmüş durumda!
Demokrasiyi, Laik Cumhuriyeti, doğuştan kendisine verilen hak ve özgürlükleri, kadın-erkek eşitliğini, çağdaşlığı, üretip hakça paylaşmayı, kısaca “İnsan” olmanın değerini bilenler için Türkiye, tam bir yarı açık cezaevi gibi!

İnsanlar nefes alamıyor, iş yapanlar önünü göremiyor, gençler hayal kurmayı, gülmeyi unutmuş fırsat buldukları anda ülkeyi terk etmeye hazır.
Üniversite bitirenlerin beşte üçü işsiz.

Bu durumda ne yapmak gerek?
Kendimize güveneceğiz, milletimize güveneceğiz, değişimden ve gelişimden yana olmak için çok çalışacağız. Bizim olan maddi ve manevi değerlerimize sonuna kadar sahip çıkacağız.
Eskilerin dediği gibi, “Enseyi karartmayacağız”, “Postu deldirmeyeceğiz” yani karanlığa yenilmeyeceğiz.

Karanlığa gömüldüğümüzde, “Bu karanlık, henüz sökmemiş bir şafaktan ibaret. Karanlığın korkusuyla kıvranıyor olsam da güneş, benim de ülkemin de üzerine doğacak” diyeceğiz.
Ama çok çalışacağız. Çalışmadan ne değişim olur, ne zenginlik, ne de huzur.

Halil Cibran’ın “İnci” diye bir hikayesi vardır;
İstiridye, komşusuna dedi ki; “İçimde büyük bir acı duyuyorum, ağır ve yuvarlak. Yüreğimi daraltıyor, nefes alamıyorum!”
Öbür istiridye kurumlu bir tavır ile yanıt verdi. “Şükürler olsun göğe ve denize! İçimde bir acı hissetmiyorum. Sağlığım yerinde, kalbimden kabuğuma kadar çok iyiyim.”
O sırada bir yengeç geçti oradan, konuşulanları duydu ve çok iyi olduğunu söyleyen istiridyeye şöyle dedi; “Gerçekten de sağlığın mükemmel. Ama komşunun yaşadığı acı, içindeki olağanüstü güzellikteki bir inciden kaynaklanıyor…”

Nüfusumuzun bir kısmı, yazının başında söylediğimiz değerleri bilmedikleri için çok rahatlar! İçi boş istiridye gibi! Kendilerine söylenen her yalana, araştırmadan soruşturmadan inanıyorlar! Çünkü biat kültürüyle yetişmişler…

Fakat insan olmanın değerini, sorumluluğunu ve haklarını bilen ve onlar için korkmadan mücadele etmekten çekinmeyen bireyler, tıpkı içinde çok değerli bir inci taşıyan istiridye gibi, tedirgin ve sıkıntılı olur. İçimizdeki incinin adı “Özgürlüktür!” Onu kaybetmekten, elinden alınmasından korkarız.
Nasıl ki değerli bir incinin oluşması için en az yedi sene geçmesi gerekiyorsa, demokratik ve insani değerlerin bir kişide oluşması için çok zaman gerekir.

Hür dünya insanlarının ortak malı olan bu değerler, bir defa yitirilirse, yerine koymak çok zordur. Örnek mi? İşte burnumuzun dibindeki İran!
Köklü bir devlet yapısına ve güçlü bir kültüre ve aydın insan yapısına sahip İran halkı, Mollalara kanıp “Din Devleti” kuyusuna düştüğünden beri çırpınıp duruyor. Ama 42 yıldır çıkamadı. Çıkamaz da! Ya Afganistan? Daha beter!
Çünkü, kafasını kaldıranın, kafasını kesiyorlar!
Dünyanın en önemli petrol-doğal gaz kaynaklarına sahip İran-Afganistan halkı ise fakirlik içinde yaşamaya çalışıyor! Mollalar ve yandaşları ise refah ve zenginlik içinde saraylarda yaşıyor…

Gelelim bizdeki Molla özentilerine;
Yıllardır çalıyor, soyuyor, saraylarda yaşıyorlar.
Türk Milletinin birliğini bozmak, demokratik bilinci yok etmek için, Ortadoğu’nun-Suriye’nin şimdi de Afganistan’ın pisliklerini içimize sokuyorlar. Ülkemiz gençlerinin haklarını, geleceklerini bu haydut takımına yediriyorlar. Rezillikleri tüm dünyaya yayıldı!

Evet bunların gidişine çok az bir zaman kaldı! Geldikleri gibi gidecekler. Ülkemizin bu duruma düşmesinde etkisi olan siyasetçi-asker-bürokrat-yargı mensubu kim varsa, aleme ibret olsun diye hukuk önünde hesap verecekler! DOĞRU Parti bunun takipçisi olacaktır.

Yaşadıklarımızdan ders aldık mı, işte onu başka bir yazıda konuşuruz…

Sağlık ve başarı dileklerimle 24 Temmuz 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.