Diş Beyazlatmada Doğru Bilinen Yanlışlar: Uzmanından Net Uyarılar

Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Rabia Yıldırım, diş beyazlatma uygulamalarıyla ilgili toplumda yaygın olarak kabul gören yanlış inanışlara açıklık getirdi. Diş renginden memnun olmayan bireyler için beyazlatmanın minimal invaziv bir estetik diş hekimliği uygulaması olduğunu belirten Yıldırım, işlemin mutlaka hekim kontrolünde yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Diş beyazlatmanın, klinik ortamda uygulanan ofis tipi yöntemlerle ya da kişiye özel hazırlanan plaklar aracılığıyla evde uygulanabilen yöntemlerle gerçekleştirilebildiğini ifade eden Yıldırım, bu uygulamalar sayesinde dişlerin doğal renginin birkaç ton açılabildiğini söyledi. Ancak her yöntemin aynı sonucu vermediğini ve kişisel farklılıkların önemli rol oynadığını vurguladı.

Toplumda en yaygın yanlış inanışlardan birinin, diş beyazlatmanın diş minesine zarar verdiği yönünde olduğunu belirten Yıldırım, bilimsel çalışmaların doğru konsantrasyon ve uygun sürede yapılan beyazlatma işlemlerinin diş minesinde kalıcı hasar oluşturmadığını ortaya koyduğunu aktardı. Benzer şekilde, işlem sonrası görülebilen hassasiyetin de kalıcı olmadığına dikkat çekerek, bu durumun genellikle 24 ila 72 saat içinde kendiliğinden geçtiğini ve hassasiyet giderici ürünlerle kontrol altına alınabildiğini söyledi.

Bir diğer yanlış bilginin ise beyazlatma işleminin kalıcı olduğu düşüncesi olduğunu belirten Yıldırım, çay, kahve ve sigara gibi alışkanlıkların zamanla diş renginde yeniden koyulaşmaya yol açabileceğini ifade etti. Buna rağmen düzenli ağız bakımıyla beyazlatma etkisinin 1 ila 3 yıl korunabildiğini kaydetti.

Evde uygulanan limon, karbonat gibi “doğal” yöntemlere de sert uyarılarda bulunan Yıldırım, bu tür uygulamaların diş minesine ciddi zararlar verebileceğini, hassasiyeti artırabileceğini ve dişlerin daha hızlı renklenmesine neden olabileceğini söyledi. Ayrıca beyazlatmanın dolgu ve kaplama gibi restoratif materyaller üzerinde etkili olmadığını ve her yaş grubuna uygun bir işlem olmadığını vurguladı.

Hamileler, emzirenler ve 18 yaş altındaki bireyler için beyazlatma yerine alternatif tedavilerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Yıldırım, yüksek konsantrasyonlu ajanların daha iyi sonuç vereceği düşüncesinin de yanlış olduğunu ifade ederek, güvenli sınırların hekim tarafından belirlenmesi gerektiğini dile getirdi.