Çanakkale Haber

Rıfat SERDAROĞLU
Köşe Yazarı
Rıfat SERDAROĞLU
 

HAVADA KALAN SORULAR

Havada kalan sorular yanıtları verilmemiş, boşlukta kalmış sorulardır. Bu sorular kişisel meselelerle ilgili olsa isterse sonsuza kadar yanıtsız kalsın, sadece tarafları ilgilendirir. Fakat Türk Devletini, Türk Milletini, Türk Adaletini ilgilendiriyorsa o sorular mutlaka yanıtlanmalı, doğru ve gerçek bulunmalı tarihteki yerine konmalıdır. Böyle sorulara muhatap olan siyasetçiler yanıt vermemeyi, geçiştirmeyi, unutturmayı ve inkâr etme yolunu seçiyorlarsa bilin ki o soruların altında mutlaka bir çapanoğlu vardır. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, üzerlerini örtemezler, örtemeyecekler! Her fırsatta gündeme getireceğiz, gündemden düşürmeyeceğiz, ta ki Türk Milletinin hakkını yiyenleri Türk adaletine teslim edene kadar! -Rahmi Koç, Türkiye’nin gururu olan iş adamlarımızdan biridir! Daha 2001 yılında yani tam on altı yıl evvel dönemin Genel Başkanı için; “Erdoğan’ın 1 MİLYAR DOLAR parası var” demişti. Erdoğan ise inkâr ederek; “1 Milyar doları var diye müfettişe belge veren Belediyeci şimdi Ergenekon’dan içerde yatıyor” demişti! Soru şu; Erdoğan, kendisini yolsuzlukla itham eden Rahmi Koç’u mahkemeye verdi mi, o üst düzey Belediye çalışanına ne oldu? -Alman Savcılar “Yüzyılın en büyük yardım yolsuzluğu” diye bir davaya baktılar. Deniz Feneri e.V davası! Sanıklar, kesin deliller karşısında “kendi istekleriyle suçlarını kabul ettiler. Mehmet Gürhan 5 yıl 10 ay, Mehmet Taşkan 2 yıl 9 ay, Firdevsi Ermiş ise 1 yıl 10 ay hapse mahkûm edildiler. İtiraf şu idi; “41 Milyon Avro topladık, 17 Milyon Avroyu Türkiye’ye gönderdik. Bu paranın 8 Milyon Avrosu Deniz Fenerine gitti. Gerisi de Türkiye’deki davaya bakan Savcıların (Hırsızlar İmparatoru) adını taktıkları dönemin yetkilisine verildiği şeklinde idi!” Soru şu; Dönemin Başbakanı, kendisine “Hırsızlar İmparatoru” diyen Cumhuriyet Savcılarından ve 8 Milyon Avro avanta aldı diye kendisine iftira eden Deniz Feneri e.V çalışanlarından davacı olup iftiracıları mahkûm ettirip, aklandı mı? -17/25 Aralık 2013 tarihinde, tarihimizin en büyük “Hırsızlık-Yolsuzluk-Rüşvet” rezaletini yaşadık. Bakanların zorla istifa ettirildiği, Bakanın birinin dönemin Başbakanını tv canlı yayınında suçladığı, rüşvet ve haram paraların balya-balya havada uçtuğu, ses ve görüntü kayıtlarının Brezilya dizileri gibi yayınlandığı iğrenç olayları yaşadık. Sonra, Savcılar hallaç pamuğu gibi atıldı, görev yapan polisler FETÖ’cu ilan edildi, ses ve görüntü kayıtlarının montaj-şantaj olduğu söylendi! Türkiye’nin ESCOBAR’ı, Bakanları önüne yatıran Pers Prensi dolandırıcı Reza da ABD’deki mahkemede, kime hangi tarihte kaç Milyon Dolar rüşvet verdiğini makbuzlarıyla itiraf etti! Rüşvet aldığı iddia edilenlerin hepsi dillerini yuttu! Bu arada ilginç bir olay yaşandı! Yandaş medya ve ruhlarını bile AKP’ye satmış alçak medya baronlarının Türk Milletinden sakladığı bir rapor Çanakkale’de bir mahkemenin talebi ile günyüzüne çıkıverdi! Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 29 Şubat 2014 tarih ve 98289031 numaralı raporu, Md. Uzman Dr. Timur Kaan Gündüz- Fizik Mühendisi Nurettin Ömür- Fizik Mühendisi Oğuz Asım Kara-Fizik İhtisas Daire Başkanı Prof. Dr. Bülent Üner ve Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Yalçın Büyük tarafından imzalanmış ve talepçi mahkemeye gönderilmişti! Bu kapı gibi rapora göre 17/25 olaylarında ortaya çıkan ses ve görüntü kayıtlarının hepsinin DOĞRU ve GERÇEK olduğu karara bağlanıyordu! Soru şu; Kendi atadığı Bakanları tarafından aldatılıp, kandırılarak üzerine suçlar atılan dönemin Başbakanı, bu Bakanlardan yargı önünde hesap sormayacak mı? Dönemin Başbakanı için “yaş yemedi ki karnı ağrısın” sözü geçerli değil mi? Yukarıdakiler benzeri yüzlerce sorudan, tutarı en küçük olan üç adedini seçtim. Bu sorulara açık ve net yanıtlar verilmediği sürece, sorular Türkiye semalarında dolaşıp duracaktır! Haa bazılarının aklından şu geçebilir; “Tencere tava hep aynı hava, atı alan Üsküdar’ı geçti, zaman aşımına uğradı, artık hesap sorulamaz!” Sıkıntı yok! İlk genel seçimde iktidar olacak parti, tek maddelik Anayasa değişikliği yapar ve Türk Milletinin onayına sunar! “Devleti ve kurumlarını ilgilendiren her türlü yolsuzluk-hırsızlık-rüşvet gibi suçlarda ZAMAN AŞIMI geçerli değildir…” Yazı iki atasözü ile bağlayalım mı? -Sükût ikrardan gelir! -Üzüm bağına dadanan ayıyı, bir daha gelmesin diye pekmez sıçıncaya kadar uzağa kovalayacaksın! Sağlık ve başarı dileklerimle 19 Aralık 2017 Rifat Serdaroğlu
Ekleme Tarihi: 19 Aralık 2017 - Salı
Rıfat SERDAROĞLU

HAVADA KALAN SORULAR

Havada kalan sorular yanıtları verilmemiş, boşlukta kalmış sorulardır. Bu sorular kişisel meselelerle ilgili olsa isterse sonsuza kadar yanıtsız kalsın, sadece tarafları ilgilendirir. Fakat Türk Devletini, Türk Milletini, Türk Adaletini ilgilendiriyorsa o sorular mutlaka yanıtlanmalı, doğru ve gerçek bulunmalı tarihteki yerine konmalıdır.

Böyle sorulara muhatap olan siyasetçiler yanıt vermemeyi, geçiştirmeyi, unutturmayı ve inkâr etme yolunu seçiyorlarsa bilin ki o soruların altında mutlaka bir çapanoğlu vardır. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, üzerlerini örtemezler, örtemeyecekler! Her fırsatta gündeme getireceğiz, gündemden düşürmeyeceğiz, ta ki Türk Milletinin hakkını yiyenleri Türk adaletine teslim edene kadar!

-Rahmi Koç, Türkiye’nin gururu olan iş adamlarımızdan biridir! Daha 2001 yılında yani tam on altı yıl evvel dönemin Genel Başkanı için; “Erdoğan’ın 1 MİLYAR DOLAR parası var” demişti. Erdoğan ise inkâr ederek; “1 Milyar doları var diye müfettişe belge veren Belediyeci şimdi Ergenekon’dan içerde yatıyor” demişti! Soru şu; Erdoğan, kendisini yolsuzlukla itham eden Rahmi Koç’u mahkemeye verdi mi, o üst düzey Belediye çalışanına ne oldu?

-Alman Savcılar “Yüzyılın en büyük yardım yolsuzluğu” diye bir davaya baktılar. Deniz Feneri e.V davası! Sanıklar, kesin deliller karşısında “kendi istekleriyle suçlarını kabul ettiler. Mehmet Gürhan 5 yıl 10 ay, Mehmet Taşkan 2 yıl 9 ay, Firdevsi Ermiş ise 1 yıl 10 ay hapse mahkûm edildiler. İtiraf şu idi; “41 Milyon Avro topladık, 17 Milyon Avroyu Türkiye’ye gönderdik. Bu paranın 8 Milyon Avrosu Deniz Fenerine gitti. Gerisi de Türkiye’deki davaya bakan Savcıların (Hırsızlar İmparatoru) adını taktıkları dönemin yetkilisine verildiği şeklinde idi!” Soru şu; Dönemin Başbakanı, kendisine “Hırsızlar İmparatoru” diyen Cumhuriyet Savcılarından ve 8 Milyon Avro avanta aldı diye kendisine iftira eden Deniz Feneri e.V çalışanlarından davacı olup iftiracıları mahkûm ettirip, aklandı mı?

-17/25 Aralık 2013 tarihinde, tarihimizin en büyük “Hırsızlık-Yolsuzluk-Rüşvet” rezaletini yaşadık. Bakanların zorla istifa ettirildiği, Bakanın birinin dönemin Başbakanını tv canlı yayınında suçladığı, rüşvet ve haram paraların balya-balya havada uçtuğu, ses ve görüntü kayıtlarının Brezilya dizileri gibi yayınlandığı iğrenç olayları yaşadık. Sonra, Savcılar hallaç pamuğu gibi atıldı, görev yapan polisler FETÖ’cu ilan edildi, ses ve görüntü kayıtlarının montaj-şantaj olduğu söylendi! Türkiye’nin ESCOBAR’ı, Bakanları önüne yatıran Pers Prensi dolandırıcı Reza da ABD’deki mahkemede, kime hangi tarihte kaç Milyon Dolar rüşvet verdiğini makbuzlarıyla itiraf etti! Rüşvet aldığı iddia edilenlerin hepsi dillerini yuttu!

Bu arada ilginç bir olay yaşandı! Yandaş medya ve ruhlarını bile AKP’ye satmış alçak medya baronlarının Türk Milletinden sakladığı bir rapor Çanakkale’de bir mahkemenin talebi ile günyüzüne çıkıverdi! Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 29 Şubat 2014 tarih ve 98289031 numaralı raporu, Md. Uzman Dr. Timur Kaan Gündüz- Fizik Mühendisi Nurettin Ömür- Fizik Mühendisi Oğuz Asım Kara-Fizik İhtisas Daire Başkanı Prof. Dr. Bülent Üner ve Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Yalçın Büyük tarafından imzalanmış ve talepçi mahkemeye gönderilmişti! Bu kapı gibi rapora göre 17/25 olaylarında ortaya çıkan ses ve görüntü kayıtlarının hepsinin DOĞRU ve GERÇEK olduğu karara bağlanıyordu! Soru şu; Kendi atadığı Bakanları tarafından aldatılıp, kandırılarak üzerine suçlar atılan dönemin Başbakanı, bu Bakanlardan yargı önünde hesap sormayacak mı? Dönemin Başbakanı için “yaş yemedi ki karnı ağrısın” sözü geçerli değil mi?

Yukarıdakiler benzeri yüzlerce sorudan, tutarı en küçük olan üç adedini seçtim. Bu sorulara açık ve net yanıtlar verilmediği sürece, sorular Türkiye semalarında dolaşıp duracaktır! Haa bazılarının aklından şu geçebilir; “Tencere tava hep aynı hava, atı alan Üsküdar’ı geçti, zaman aşımına uğradı, artık hesap sorulamaz!”

Sıkıntı yok! İlk genel seçimde iktidar olacak parti, tek maddelik Anayasa değişikliği yapar ve Türk Milletinin onayına sunar! “Devleti ve kurumlarını ilgilendiren her türlü yolsuzluk-hırsızlık-rüşvet gibi suçlarda ZAMAN AŞIMI geçerli değildir…”

Yazı iki atasözü ile bağlayalım mı? -Sükût ikrardan gelir! -Üzüm bağına dadanan ayıyı, bir daha gelmesin diye pekmez sıçıncaya kadar uzağa kovalayacaksın!

Sağlık ve başarı dileklerimle 19 Aralık 2017 Rifat Serdaroğlu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.