Çanakkale Haber

Sizden Gelenler
Köşe Yazarı
Sizden Gelenler
 

Ordu Hemşiresi Songül Yıldız'dan Asker Eşi Olmak

Ben asker kişi sayılan, Ordu Hemşiresi idim.Gülhane Hemşirelik mezunuyum.Bizler Askeri Hastanelerde veya tatbikatlarda kurulan Sahra Hastanelerinde görev yapardık.Güneydoğu'da tam yedi senemiz geçti. Eşim o zaman Komando Üsteğmen olduğu için çok sık göreve giderdi,yani operasyonlara.O yıllar Diyarbakır Askeri Hastanesi'nde görevli idim ve hastaneye yaya mesafesindeki Askeri Lojmanlarda oturuyorduk.Bazen mesai saatleri dışında gece gündüz fark etmeden alarm verilirdi,yani eve bir askeri araç gelir, çatışmada yaralananlar var başhekim hastaneye göreve çağırdı derlerdi Askerlik...emir demiri keser,sonuçta biz de askeri personeldik.O zamanlar kızım henüz doğmamış, ikibuçuk- üç yaşlarında oğlum var.O'nu  komşularıma bırakırdım.Genellikle bir üst katta oturan Binbaşımızın eşi Ablamız alır bakardı oğluma.Ben ameliyathane sorumlu hemşiresi idim.Hastaneye varınca hemen ameliyathaneyi hazırlar, yaralıları beklerdik. Tabii. yüreğim de güm güm atar içimden dua ederdim; "inşallah aralarında eşim yoktur"diye. Allah'a çok şükür dualarım hep kabul oldu,eşim hiçbir zaman yaralı olarak gelmedi.Yaralıları getiren helikopter görevlilerine ve sağlık personeline sorardım hep,şehidimiz de var mı? Çatışma hangi bölgede diye Ama hiçbir zaman bu sorularıma cevap alamamışımdır, çok gizli tutarlar ketum davranırlardı. Şehitler genellikle bir iki gün sonra getirilir Askeri Hastanede tören yapılırdı.İşte o iki gün hiç bitmeyecek gibi gelir, gecelerle arkadaş olurduk eşleri görevde olan diğer komşularımla . Şehitler getirilmeden önce bir inzibat arabası girerdi lojmanlara.Aracın önünde oturan rütbeli albay ise şehit olan subay, Binbaşı oturuyorsa astsubay demekti. Aracın arkasında da askeri hastanedeki görevli  Psikiyatrist doktor otururdu. Hepimiz lojman nizamiyesine toplaşır önde oturan subayın rütbesine bakardık önce.Sonra araç hangi sokağa gidiyor diye bakardık Çoğu zaman bakamaz gözlerimi kapardım içimden de "inşallah bizim sokağa gitmez" diye dua ederdim.Eğer bizim sokağa girerse yüreğim duracak gibi olur,dizlerimin bağı çözülürdü."İnşallah bizim lojmanın önünde durmaz" diye çaresizce bakar ve dua ederdim . Yüce Allah'ım benim dualarımı hep kabul etti çok şükür . Gelen subay hangi zili çalarsa daha kapı açılmadan içeriden feryatlar yükselirdi. Subay eşi olmak zordur, hem de çok zor.... Eşim çok başarılı ve komutanları tarafından çok sevilen bir subaydı Komutanları O'na "kurmaylık sınavlarına gir sen geleceğin generalisin" derlerdi Ben hiç istemezdim, emeklilik hakkı gelir gelmez emekli olmasını isterdim kendisinden Sağ olsun beni kırmadı ve kurmaylık sınavlarına altı defa girme hakkı olmasına rağmen hiç girmedi ve yine benim dileğimi yerine getirmek için üniversite sınavlarına girdi Zaten o yıl üst üste yaptığımız iki şark görevimiz bitiyordu,artık batıda bir birliğe gelecektik ben de oradaki Asker Hastanesine. İstanbul Hukuku kazandı Artık Trakya'da idik. Oradaki görev süremiz boyunca dört yılda bitirdi okulunu, gece yarılarına kadar uyumayıp derslerini çalıştı nihayette muvaffak oldu.Diplomasının noter onaylı bir suretini Kuvvet Komutanlığı'na silsile yoluyla gönderdi . Artık Askeri kimliğinin yanına Hukukçu kimliğini de eklemişti .tayinimiz Ankara'ya çıktı.Oradaki görevi çok rahattı önce Merkez Komutanlığı Adli müşaviri ve Disiplin Subayı oldu sonra Kolordu Adli Müşavir Yardımcılığı yaptı  O süreçte master ( yüksek lisans) da yaptı ve devrelerinde bir kıdem alarak onlardan önce Binbaşı oldu. Ankara'da hukukçu sıfatıyla bir kaç yerde görev yaptı.Sağ olsun beni yine kırmadı, emeklilik hakkını elde eder etmez emeklilik dilekçesini verdi.O zaman Harp Okulu Disiplin Subayı ve Okul Komutanı'nın adli müşaviri idi.Komutan Işık Koşaner Paşa idi O dönem Tümgeneraldi.Çok değerli bir komutanımızdı. Eşimi fikrinden vaz geçirmek istedi."Oğlum bu ordunun sana çok ihtiyacı var, geleceğin de açık, "dedi ama sevgili eşim bana söz vermişti Komutan'a" Komutanım ben eşime söz verdim.Asker sözünden dönemez" dedi.Komutanımız baktı ki eşim çok kararlı, ısrarcı olmadı "Hiç istemiyerek imzalayacağım emeklilik dilekçeni ,inan ki o an elim titreyecek" dedi eşime O dönem ben de Harp Okulu öğrenci reviri sorumlu hemşiresi idim.Sonuçta ikimiz de emekli olduk Komutanımızın elini öptük Yıllar sonra Işık Paşam Genelkurmay .Başkanı oldu ve askere yapılan Ergenekon ve balyoz eziyetlerini protesto ederek istifa etti. Bu günlere çok şükür....
Ekleme Tarihi: 03 Eylül 2023 - Pazar
Sizden Gelenler

Ordu Hemşiresi Songül Yıldız'dan Asker Eşi Olmak

Ben asker kişi sayılan, Ordu Hemşiresi idim.Gülhane Hemşirelik mezunuyum.Bizler Askeri Hastanelerde veya tatbikatlarda kurulan Sahra Hastanelerinde görev yapardık.Güneydoğu'da tam yedi senemiz geçti.

Eşim o zaman Komando Üsteğmen olduğu için çok sık göreve giderdi,yani operasyonlara.O yıllar Diyarbakır Askeri Hastanesi'nde görevli idim ve hastaneye yaya mesafesindeki Askeri Lojmanlarda oturuyorduk.Bazen mesai saatleri dışında gece gündüz fark etmeden alarm verilirdi,yani eve bir askeri araç gelir, çatışmada yaralananlar var başhekim hastaneye göreve çağırdı derlerdi Askerlik...emir demiri keser,sonuçta biz de askeri personeldik.O zamanlar kızım henüz doğmamış, ikibuçuk- üç yaşlarında oğlum var.O'nu  komşularıma bırakırdım.Genellikle bir üst katta oturan Binbaşımızın eşi Ablamız alır bakardı oğluma.Ben ameliyathane sorumlu hemşiresi idim.Hastaneye varınca hemen ameliyathaneyi hazırlar, yaralıları beklerdik. Tabii. yüreğim de güm güm atar içimden dua ederdim; "inşallah aralarında eşim yoktur"diye. Allah'a çok şükür dualarım hep kabul oldu,eşim hiçbir zaman yaralı olarak gelmedi.Yaralıları getiren helikopter görevlilerine ve sağlık personeline sorardım hep,şehidimiz de var mı? Çatışma hangi bölgede diye Ama hiçbir zaman bu sorularıma cevap alamamışımdır, çok gizli tutarlar ketum davranırlardı. Şehitler genellikle bir iki gün sonra getirilir Askeri Hastanede tören yapılırdı.İşte o iki gün hiç bitmeyecek gibi gelir, gecelerle arkadaş olurduk eşleri görevde olan diğer komşularımla .

Şehitler getirilmeden önce bir inzibat arabası girerdi lojmanlara.Aracın önünde oturan rütbeli albay ise şehit olan subay, Binbaşı oturuyorsa astsubay demekti. Aracın arkasında da askeri hastanedeki görevli  Psikiyatrist doktor otururdu. Hepimiz lojman nizamiyesine toplaşır önde oturan subayın rütbesine bakardık önce.Sonra araç hangi sokağa gidiyor diye bakardık Çoğu zaman bakamaz gözlerimi kapardım içimden de "inşallah bizim sokağa gitmez" diye dua ederdim.Eğer bizim sokağa girerse yüreğim duracak gibi olur,dizlerimin bağı çözülürdü."İnşallah bizim lojmanın önünde durmaz" diye çaresizce bakar ve dua ederdim . Yüce Allah'ım benim dualarımı hep kabul etti çok şükür . Gelen subay hangi zili çalarsa daha kapı açılmadan içeriden feryatlar yükselirdi. Subay eşi olmak zordur, hem de çok zor.... Eşim çok başarılı ve komutanları tarafından çok sevilen bir subaydı Komutanları O'na "kurmaylık sınavlarına gir sen geleceğin generalisin" derlerdi Ben hiç istemezdim, emeklilik hakkı gelir gelmez emekli olmasını isterdim kendisinden Sağ olsun beni kırmadı ve kurmaylık sınavlarına altı defa girme hakkı olmasına rağmen hiç girmedi ve yine benim dileğimi yerine getirmek için üniversite sınavlarına girdi Zaten o yıl üst üste yaptığımız iki şark görevimiz bitiyordu,artık batıda bir birliğe gelecektik ben de oradaki Asker Hastanesine. İstanbul Hukuku kazandı Artık Trakya'da idik. Oradaki görev süremiz boyunca dört yılda bitirdi okulunu, gece yarılarına kadar uyumayıp derslerini çalıştı nihayette muvaffak oldu.Diplomasının noter onaylı bir suretini Kuvvet Komutanlığı'na silsile yoluyla gönderdi . Artık Askeri kimliğinin yanına Hukukçu kimliğini de eklemişti .tayinimiz Ankara'ya çıktı.Oradaki görevi çok rahattı önce Merkez Komutanlığı Adli müşaviri ve Disiplin Subayı oldu sonra Kolordu Adli Müşavir Yardımcılığı yaptı  O süreçte master ( yüksek lisans) da yaptı ve devrelerinde bir kıdem alarak onlardan önce Binbaşı oldu. Ankara'da hukukçu sıfatıyla bir kaç yerde görev yaptı.Sağ olsun beni yine kırmadı, emeklilik hakkını elde eder etmez emeklilik dilekçesini verdi.O zaman Harp Okulu Disiplin Subayı ve Okul Komutanı'nın adli müşaviri idi.Komutan Işık Koşaner Paşa idi O dönem Tümgeneraldi.Çok değerli bir komutanımızdı. Eşimi fikrinden vaz geçirmek istedi."Oğlum bu ordunun sana çok ihtiyacı var, geleceğin de açık, "dedi ama sevgili eşim bana söz vermişti Komutan'a" Komutanım ben eşime söz verdim.Asker sözünden dönemez" dedi.Komutanımız baktı ki eşim çok kararlı, ısrarcı olmadı "Hiç istemiyerek imzalayacağım emeklilik dilekçeni ,inan ki o an elim titreyecek" dedi eşime O dönem ben de Harp Okulu öğrenci reviri sorumlu hemşiresi idim.Sonuçta ikimiz de emekli olduk Komutanımızın elini öptük Yıllar sonra Işık Paşam Genelkurmay .Başkanı oldu ve askere yapılan Ergenekon ve balyoz eziyetlerini protesto ederek istifa etti. Bu günlere çok şükür....

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.