İbrahim Can Ergun : Değişen Tek Şey Fakirliğin Daha da Derinleşmesi

Ekonomik göstergeler, Türkiye’de dar ve sabit gelirli kesimler için yaşam koşullarının her geçen gün daha da zorlaştığını ortaya koyuyor. OECD tarafından yayımlanan veriler, gıda enflasyonu konusunda Türkiye’nin uzun süredir olumsuz bir tabloyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. 2023 yılında OECD ülkeleri arasında en yüksek gıda enflasyonuna sahip ülke Türkiye olurken, üye ülkelerde ortalama gıda enflasyonu yüzde 6–7 seviyelerinde kaldı. Aynı dönemde Türkiye’de bu oran çok daha yüksek seviyelere çıktı.

Ekonomideki bu olumsuz tablo 2025 yılına gelindiğinde de değişmedi. Kasım 2025 verilerine göre Türkiye, yüzde 27’nin üzerindeki gıda enflasyonu ile OECD ülkeleri arasında yine açık ara ilk sırada yer aldı. Uzmanlara göre bu durum, yalnızca geçici dalgalanmalarla açıklanamayacak yapısal sorunlara işaret ediyor. Türk Lirası’ndaki değer kaybı, tarım ve sanayide artan üretim maliyetleri, enerji ve girdi fiyatlarındaki yükseliş ile iç talep üzerindeki baskı, temel gıda ürünlerine erişimi her geçen gün daha da zorlaştırıyor.

Artan gıda fiyatları, özellikle düşük gelirli ailelerin bütçesinde ciddi bir tahribata yol açıyor. Pazara çıkan ya da market raflarına bakan vatandaşlar için mesele artık sadece fiyat artışı değil, temel ihtiyaçlara ulaşabilme kaygısı haline gelmiş durumda. Birçok hanede gıda harcamaları toplam gelir içinde en büyük payı alırken, beslenme kalitesi düşüyor, bazı ürünler ise bütçelerden tamamen çıkarılıyor.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan İbrahim Can Ergun, yaşanan tablonun yalnızca istatistiklerden ibaret olmadığını vurguladı. Cumhuriyet Halk Partisi Merkez İlçe Başkanı Ergun, gıda enflasyonundaki artışın toplumun geniş kesimlerini doğrudan etkilediğini belirterek, “Bu rakamlar sofraya yansıyan gerçeğin özeti. Değişen tek şey fakirliğin daha da derinleşmesi. Ailelerin bütçesi eriyor, yaşam standartları her geçen gün biraz daha düşüyor” ifadelerini kullandı.

Ergun, mevcut ekonomik politikaların toplumun büyük bölümünü koruyamadığını savunarak, enflasyonla mücadelenin yalnızca rakamsal hedeflerle değil, vatandaşın günlük yaşamını merkeze alan sosyal ve ekonomik önlemlerle yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Gıda enflasyonunun kontrol altına alınamamasının, yoksulluğu kalıcı hale getirdiğine dikkat çeken Ergun, üretici ve tüketiciyi birlikte koruyan politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Ekonomistler ise gıda fiyatlarındaki artışın uzun vadede yalnızca gelir dağılımını bozmakla kalmayacağını, aynı zamanda sağlık, eğitim ve sosyal refah alanlarında da ciddi sonuçlar doğuracağını belirtiyor. Gıda enflasyonunda kalıcı bir iyileşme sağlanmadığı sürece, Türkiye’de yoksulluk sorununun daha da derinleşeceği öngörülüyor.