DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Murat CEVAHİR
Murat CEVAHİR
Giriş Tarihi : 07-08-2017 00:00

TÜRK TARİHİNE BAKIŞIMIZ NASIL OLMALIDIR

XV. Yüzyılda, bizde, belirli bir tarih görüşü vardı: Türk tarihinin en eski çağları olarak Oğuz Han destanından bahsolunur, sonra pek kısa bir Selçuk tarihi anlatılarak Osmanlılara geçilirdi. Böylece eski tarihçiler, Osmanlıları daha mühim ve üstün tutmakla beraber, Türk tarihini bir bütün halinde gözden geçirirlerdi.
 
Fakat bu tarih görüşü köklenmeden baltalandı. Hele, Hoca Sadeddin gibi bir müverrihin, eserine doğrudan doğruya Osmanlılarla başlamasından sonra, bizim için Türk tarihi sadece “Osmanlı tarihi” olarak kaldı. Ve daha önceki Türklerden, az veya çok, yabancı milletler gibi bahsedilmeye başlandı.
 
XIX. Yüzyılda Müşir Süleyman Paşa ile başlayan tepki, bu yanlış görüşü sarsmaya başladı. Varlık ve başlangıcımızın Osmanlılardan daha ilerde olduğu anlaşıldı. Eski Türklerden bahseden bölümler okul kitaplarına kadar girmekle beraber, Türk tarihi, sıralanmış bir bütün haline konulmadı. Çünkü çeşitli hükümdar sülâlelerinin zamanları ayrı ayrı devletlermiş gibi ele alınıyor ve Türkler bir çok yerlerde bir çok devletler kurup bunlardan hiç birisini uzun müddet yaşatamamış bir millet gibi gösteriliyordu.
 
Halbuki gerçek hiç de böyle değildir. Çünkü Türk tarihi aralıksız bir bütündür. Mesele, onu sistemleştirmekten ibarettir.
 
* * *
 
Türk tarihine bakışımız nasıl olmalıdır? Bu, pek mühim bir meseledir. Çünkü Türk tarihi; İngiliz, Alman veya Fransız milletlerinin tarihi gibi ele alınamaz. Bunun sebebi, Türk tarihinin, o milletlerin tarihi kadar basit olmayışıdır.
 
Bu gün, dünyadaki belli başlı milletlerin nasıl meydana geldiğini biliyoruz. Çünkü bu, tarihin gözleri önünde olmuştur. Halbuki Türk milleti tarih başladığı zaman teşekkül etmiş bulunuyordu.
 
Bundan başka bu milletlerin tarihi, hemen hemen, hep aynı dar bir alanda geçtiği için, onların tarihlerini sıraya koymak kolaydır. Fakat, Türk tarihi için bu, mümkün müdür? Bazen Çin’de, bazen Mısır’da, bazen Avrupa’da gördüğümüz Türklerin tarihini bir çerçeveye sığdırmak güç bir iş gibi gözükür. Bundan dolayıdır ki şimdiye kadar Türkler, kırk yerde kırk devlet kuran bir millet sayılmış ve Türk tarihini kronolojik bir düzene sokmak teşebbüsü görülmemiştir.
 
Eskiden, tarihin destanlarla karışık olduğu zamanlarda, Türklerin kafasında daha sistemli bir tarih görüşü vardı. Bu gün, bir çok bilinmeyen gerçekler meydana çıktığı için, artık, o eski görüş ile yetinmek mümkün değildir. Bunun için bir yeni tarih sistemi bulmak zorundayız. Milliyetçi olduğumuz ve büyük Türk birliğine inandığımız için de, tarihimize vereceğimiz sistem, dileklerimize uygun olmalı ve bu sistem, bize yalnız geçmişimizi en parlak şekilde göstermekle kalmamalı, aynı zamanda ilerisi için de yol çizmelidir.
 
* * *
 
Bir çok milletler için tarih, bir vatan tarihidir. Meselâ Fransızlar için vatan tarihinden başka bir tarih usulü gütmek mümkün değildir. Bundan dolayı da Fransızlar için millet, o vatan içinde oturan ve birbirine karışan insanların topluluğundan doğan varlık demektir. Çünkü Fransızlar ne Gol, ne Lâtin, ne de Germen olduklarını iddia edebilirler. Bu unsurların hepsinin aynı vatanda karışmasından doğan bir millet oldukları için, vatan tarihini esas olarak almaya mecburdurlar.
 
Araplar için tarih, bir millet tarihidir. Çünkü, vatanlarının sınırları değişik kalmakla beraber, bu millet, uzun asırlar devletini kaybetmiş, fakat millî varlığını saklamıştır.
 
İngilizler içinse tarih, bir devlet tarihidir. Çünkü, vatan dışına çıkınca kültür bakımından İngiliz kalmakla beraber İngiliz’den başka bir isim taşıyan İngilizler esas varlıklarını ana devletlerinde korumuşlardır.
 
Bununla beraber bu hükümler kesin sayılamaz. Fransızlar için vatan-devlet, İngilizler için devlet-vatan esasının varlığı da söylenebilir. Kesin olan şudur ki, tarihi kuruluşları başka olan milletler için, tarih sistemi de başka başkadır.
 
Bize Gelince: Bizim şimdiye kadar sahip olduğumuz “Tarihi Görüş”ümüz yanlıştır. Çünkü bizim için millet-devlet esasını kabul etmek millî menfaatlerimiz için daha uygun olduğu halde, biz, millet tarihi şöyle dursun, devlet ve vatan tarihini bile bir yana bırakarak, yalnız sülâle ve rejim tarihini esas olarak kabul ettik. Her sülaleyi bir devlet sayarak, şimdiye kadar, sülâler sayısınca devlet kurduğumuzu ileri sürdük. Fakat düşünmedik ki o kadar devlet kurduksa, bunların hiç birisini da yaşatamamış olduk!
 
Halbuki elimizde, her zaman bir Türk devleti vardı. Çünkü gerçekte bu kadar devlet kurmuş değil, bu kadar sülâle değiştirmiş bulunuyorduk. Tarihi hayatları uzun olan bütün milletlerde olduğu gibi bizde de bir takım hükümdar sülâleri gelmişti. Başka milletler onları hükümdar sülâleri diye saydıkları halde, biz, ayrı devletler diye kabul ettik. Bu çeşit hükümdar sülâlerinin zamanlarını ayrı devletler olarak kabul etmek elbette ki yanlıştır. İngiltere’de, Fransa’da sülâleler nasıl birbirlerinin ardından gelmişse ve Fransa’da Kapet, Burbon, Orlean, Napoléon; Almanya’da Saksonya, Frankonya, Baviyara, Habsburg; İngiltere’de Anju, Tudor, Stuard devletleri yoksa ve bunlar sadece hanedanlar ise; bunun gibi, Türkelinde de Kun, Gök Türk, Uygur, Selçuk, Osmanlı devletleri yok, sülâleri vardır. Bazen, iki veya daha çok sülâle idaresinde iki veya daha çok siyasî Türk zümresinin bulunması ve bunların birbirleriyle çarpışmaları bu kuralı bozamaz. Nasıl ki Almanya’da düne kadar aynı zamanda hakim olan bir çok sülâleler bazen birbirleriyle çarpıştıkları, hatta bunlardan bazıları Fransızlar ile birleşerek öteki Almanlara karşı yürüdükleri halde Alman devleti bir devlet sayılıyor idiyse, bizde de aynı şekilde bir devlet olmak gerekir. Eğer bütün milletler tarihlerini bizdeki gibi değerlendirselerdi, o zaman, meselâ İngiltere’de İki Gül savaşında iki devlet bulunduğunu kabul etmek lâzım gelirdi. Yine Fransa’da, kontlukların kuvvetlenip kıral nüfuzunun gücünü kaybettiği zamanlarda, birkaç devlet bulunduğunu kabul etmek gerekirdi. Hele XVIII. ve XIX. Yüzyıllar Almanya’sı, içinden çıkılmaz bir hal alır, belki de Almanya denilen varlığın inkâr edilmesi lüzumu baş gösterirdi.
 
Bizim tarihimizin, böyle aykırı bir şekilde yazılmasında hanedancılık zihniyeti büyük rol oynamıştır. Hanedanın kutsal bir varlık sayılması, onun düşmesiyle, devletin yok olduğu düşüncesini doğurmuştur. Halbuki, bu gibi hallerde değişen şey,  zamanımızın kabine değişmeleri ile kıyaslanacak kadar basittir.  Meselâ Doğu Türklerinde Gök Türk hanedanının düşüp Dokuz Oğuz hanedanının kurulması yeni bir devlet doğması gibi sayılır. Halkı, sınırları, toprağı, teşkilatı, dili, geleneği aynı olan bu iki devre arasındaki ayrılık, yalnız, yalnız, başlarındaki hanedanın ayrı oluşundandır. Onun için, Gök Türkler ile Dokuz Oğuzlara, nasıl, ayrı iki devlet diye bakabiliriz? Düşünmeli ki, Dokuz Oğuz devresi Gök Türk devresinin tekamülünden başka bir şey değildir. Ve nihayet, eğer, bizdeki hanedan değişmeleri başka milletlerdeki hanedan değişmeleriyle aynı şartlar içinde olmuyorsa, bunun sebeplerinin milletlerin ruhî farklarında aramalıdır.
 
Şu halde, hanedanları ayrı devlet saymak, hanedancılık zihniyeti ile hareket etmek değil midir?
 
Bir de günümüzün tarihinden örnek alalım: Osmanlı devleti yıkılmış, onun yerine Türkiye Cumhuriyeti gelmiştir. Bu düşünüş de yanlıştır. Çünkü, bir Osmanlı devleti yoktu ki yıkılmış olsun. Sadece Osmanlı hanedanı vardı. Yıkılan odur. Yâni devlette rejim değişmiştir. İşte o kadar…
 
Sonra şunu da unutmamak gerek ki, eğer biz, yıkılan sülâleleri devletler gibi gösterirsek, bundan, Türklerin siyasi hayatta istikrara sahip olamadıkları, devletlerini uzun zaman yaşatamadıkları sonucu da çıkar. Milletlerin ruhiyatı yüz yıllar içinde değişmediğine veya pek az değiştiğine göre, bu, Türkiye Cumhuriyetini de uzun müddet yaşatamayacağımız gibi bir düşünceye yol açabilir. Bundan kazanacak olan da, elbette, biz olamayız.
 
Milletlerin hayatında iç savaşlar ve karışıklıklar görülür. Fakat bundan, hiçbir zaman o devletin ikiye ayrıldığı mânası çıkmaz. Eğer, böyle olursa, merkeziyetçi olmayan eski Türk idare şekline göre, milletimizin, pek dağınık bir hayat yaşadığı, birleşip devlet kuramadığı gibi bir mânâ da çıkabilir.
 
Yine, bazı iç karışıklık ve ayrılıkların uzun sürdüğü de olur. Anadolu’daki beğlikler devri gibi. Bu beğliklerin hepsini birer devlet sayabilir miyiz? Bu, büyük bir yanlış olur. Çünkü gerçekte olan şey, batı Türklerinin başsız kalmalarından ibarettir. Nitekim 1806 – 1871 arasında Almanya da başsız kalmış, fakat kimse Prusya, Baviyara, Saksonya, Vurtemberg vesaireyi ayrı birer devlet saymamıştır. Tarih yine Almanya tarihi olarak sayılmış ve okunmuştur. Halbuki biz hâlâ, her sülâleyi ayrı devlet sayıyor ve Türkiye tarihi deyince, pek pek, Osmanlı hanedanı ve cumhuriyet devrini anlıyoruz.
 
O halde, bu yanlış görüşü nasıl doğrultmalıyız.
 
Türk tarihini, ancak, kendi şartlarımıza göre gereken değişiklikleri göz önünde tutarak, başka milletlerin kendi tarihlerini ele aldıkları usul gibi bir usulle değerlendirmek suretiyle bir düzene sokabiliriz.
 
Bu yolda yürüyünce, Türk tarihini ilk önce ikiye ayıracağız:
 
1. Anayurttaki Türk Tarihi,
 
2. Yabancı illerdeki Türk Tarihi.
 
Anayurttaki Türk tarihi, en eski çağlardan XI. Yüzyıla kadar yalnız Doğu Türkelinde geçer. Bu Doğu Türkeli deyimine, bugünkü Moğolistan ile Moskof Avrupa’sının doğu bölümleri de girer.
 
XI. Yüzyılda batıda, ikinci bir anayurt daha kurulmuştur: Türkiye… Bu da Anadolu, Erran, Azerbaycan, Irak ve Kuzey Suriye’den meydana gelen yurttur.
 
Doğu Türkeli ve Türkiye tarihleri, aralıksız bir bütün halinde Türklerin tarihidir. Hem de bu iki vatanın bazen birleşmeleri haliyle…
 
Yabancı illerdeki Türk tarihi ise, hâkim Türk sülâlelerinin yabancı milletlere dayanarak kurdukları devletlerin tarihidir. Bunlar sürekli olmamış, bir Türk sülâlesiyle o sülâlenin buyruğundaki bir Türk ordusunun başka milletlere hükmetmesiyle başlayarak, sonunda bu Türklerin yabancı çoğunluklar arasında dillerini ve milliyetlerini kaybetmeleri şeklinde devam etmiştir. Bu devletleri, bütün hayatları boyunca Türk devleti saymaya imkân yoktur. Meselâ bugünkü Mısır devleti, Türk askerlerine dayanan bir Türk hanedanı tarafından kurulduğu halde, bugün Mısır tamimiyle bir Arap devleti olmuştur. Bunun için Çin, Hindistan, İran, Doğu Avrupa ve Mısır’da kurulan Türk devletlerini, hanedan ve ordu Türk karakterini taşıdığı müddetçe Türk tarihi kadrosuna sokabiliriz. Hanedan ve ordu Türklüğünü kaybettikten sonra, onları Türk tarihi içinde görmeye imkan yoktur.
 
Buna göre, Doğu Türkeli ve Türkiye tarihlerinin şemalarını şöyle çizebiliriz:
 
Doğu Türkelinde:
 
  
Sakalar Çağı                   MÖ. VII Yz.  --  MÖ. III. Yz.
Kunlar Çağı                      MÖ. III Yz.  -- MS. 216
Siyenpiler Çağı                      MS. 216 -- 394
Aparlar                                        394 -- 552
Göktürkler Çağı                          552 -- 745
Dokuz Oğuz-On Uygurlar.          745 --  840
Uygurlar Çağı                              840 --  940
Karahanlılar Çağı                        940 -- 1123
Karahıtaylar Çağı                        1123  -- 1207
Sekizler Çağı                                1207 -- 1218
Çingizler Çağı                               1218 --  1370
Çingizler Çağı.                              1370 -- 1501
Özbekler Çağı                               1501 --  1920
 
Türkiye’de:
 
Selçuklar Çağı.                 1040 -- 1249
İlhanlılar Çağı                    1249 -- 1336
Büyük Beğlikler Çağı         1336  -- 1515
Osmanlılar Çağı                 1515 -- 1922
Cumhuriyet Çağı                1923 –
 
Ciddi ilim adamlarından meydana gelecek küçük bir tarihçiler grubu, bu şemayı tartışıp, eksik ve yanlış taraflarını bulup düzelttikten sonra, Türk tarihi bu esaslar üzerinde yeniden ele alınmalıdır. Bu yapılmadıkça, okullarda tarihimizi Türk çocuklarına hazmettirmek imkânsız olmaya devam edeceği gibi, milletçe geçmişimize saygısızlık göstermiş olmaktan da kurtulamayız.
 
Hüseyin Nihâl ATSIZ 
Çınaraltı Dergisi, 21 Temmuz 1941, Sayı: 1
 
TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN
NELER SÖYLENDİ?
@
Murat CEVAHİR

Murat CEVAHİR

DİĞER YAZILARI Neoconların Minyatür Osmanlısı.. TÜRKÇELEŞTİRİLMİŞ DİN DİLİ KRALIN SOYTARILARI... Türk Eğitimine Vurulan Kilit TÜRK TANRI'YI KORUSUN...!!! Türk Geni Nedir? Türk Genleri Nelerdir? Türk Haplogrupları Nelerdir? (G, I, J1, J2, L, N, O, Q, R1a, R1b) DEVŞİRME ZİHNİYETİ DEVAM EDİYOR KİMLER MİLLİYETÇİ VE VATANSEVER OLAMAZLAR... TÜRKİYELİLER! 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI ANISINA TÜRKLERİN SON BAŞBUĞU M.KEMAL ATATÜRK ... Türkiye’nin Milli Para’sı yok ANADOLUDA KAYBOLAN GAYRİTÜRKLER...!! Ben Bir TÜRKÜM !... TÜRKLER NASIL MÜSLÜMAN OLDU... ÇOK ŞÜKÜR TÜRKİYE SÖMÜRGE OLMADI,YOKSA...!!! MEVLANA'NIN TÜRK DÜŞMANLIĞI ve BİAT KÜLTÜRÜ ROTARY, LIONS ve MASONLAR Anunnaki'ler (Anunnaku) DEVE BİR GİRERSE.. Laiklik Dinsizlik midir? YALAKA KOYUN, KASABIN KESKİN BIÇAĞINI ÖVERMİŞ. BİR ÜLKE İÇERDEKİ İŞBİRLİKÇİLERLE NASIL ÇÖKERTİLİR! Yeşeren Zehir: Osmanlıcılık İSLAMCILIK VE KÜRTÇÜLÜĞE KARŞI TÜRKÇÜLÜK ACELE EDİN ve DEFOLUP GİDİN! ARAP/EMEVİ MİLLİYETÇİLERİ 79 yıllık gaflet uykusu ve sorumluları Atatürk ve Maya Medeniyetleri 15 TEMMUZ’U ANLAMAK! 15 TEMMUZ DARBESİ(!) SAÇMALIĞI 15 TEMMUZ DARBESİ(!) SAÇMALIĞI MİLLİ SİYASET BİZ YENİ BİR ÜLKE KURACAĞIZ TEMEL SORUNUMUZ TÜRKİYE’ YE VE TÜRK ULUSUNA İHANET VE MELANET GÖSTERGELERİ TÜRKLER NEDEN İSLAM’A DİRENDİLER? BİZ, TÜRK’LER KENDİMİZİ TANIYORMUYUZ ? Siyaset meydanı’ndan siyaset pazarına… Gagauzlar: Gök Oğuz’dan Hristiyan Türkler Tengricilikte Oruç Tengricilikte Oruç İbadeti Milleti koruyan zırhlar yok ediliyor MODERN ZAMAN KÖLELİĞİ GÖK TANRI,KÖK TENGRİ,TENGRİCİLİK YADA TENGRİZM BEDENİMİZDEKİ HÜCRELERİ NASIL TESLİM ALDILAR? BİZ NASIL BU KADAR TEPKİSİZ TOPLUM OLDUK? YA DA NASIL VE NEDEN GENLERİMİZLE OYNUYORLAR? Kılavuzu emperyalizm olanın başı beladan kurtulmaz Tüm dünya alfabelerinin kökeni `TÜRK´ alfabesidir.! Göktürk Alfabesi Göktürk Alfabesi SİZLER HANGİ İSLAM'A İNANIYORSUNUZ? TOPLUM PSİKOLOJİSİNİ YÖNLENDİRMEK AKP'nin TÜRKİYE'yi BÖLME PLANI... BESMELE,HAMDELE VE SALVELE İLE SIFIRLANAN TÜRKİYE VE İSLAM... ÜLKÜCÜLÜK VE TÜRKÇÜLÜK 3 MAYIS 1944 TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ Kayın Ağacının Türk Mitolojisindeki Yeri Biat Kültürü ve Günümüze Yansımaları Türk oğlu, Türk kızı Türklüğünü koru! Gök Tanrı'nın Özellikleri (Tengri) MİKROPLAR DEVLETİN TEPESİNE NASIL YERLEŞİR? Türkçülüğün Doğuşu Devlet; sen milletten aldığın bu vergiyi ne yaptın? SON YÜZYILIN EN BÜYÜK İTİRAFLARI ‘Hayır’ aklı temsil eden uygarlık, ‘Evet’ ise akılsızlığın sembolü biatçılıktır YÖRÜKLER - KÖKENİ VE TARİHÇESİ KÜRT ALEVİ YOKTUR ALEVİLER ÖZ BE ÖZ TÜRKTÜR... AKP ADINA İTİRAF: BAŞKANLIK TÜRK KAVMİNE GÖNDERİLEN PEYGAMBER... Geçmişten Günümüze MÜTAREKE BASINI ve ALİ KEMAL’ler… TÜRKÇÜLÜK VE SİYASET Başkanlığa EVET(!) TÜRKİYE'DE TÜRK OLMAK (2) TÜRKLER ASİMİLE EDİLMEK İSTENİYOR TÜRKİYE'DE TÜRK OLMAK ÜMMETÇİ – KÜRTÇÜ DAYANIŞMASI Türkiye kendisine son formatı mı atıyor? Kokuşmuş Kapitalizmin ,Kokuşmuş Medyası Eski Türklerde Tanrı İnancı Evet şovu için Türkiye’yi aşağılatanlar! TÜRK IRKÇILIĞI TÜRKİYENİN İTİBARI SIFIRLANDI... TÜRKÇÜLERİ VE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ AŞAĞILAYAN ALÇAK KRİPTO DÖNME VE NAYLON ETNİK KİMLİKLİLER. Laiklik Fransız değil Türk icadı AMAZON KADINLARI TÜRKTÜ! SÜMERLER…Tarih Türklerde başlar TIKANDI BABA!.. TÜRKİYE ‘YUMUŞAK İŞGAL’ ALTINDA AYYAŞ CIA ve Türklerin genetik şifreleri! Tengricilikte Oruç Dinlerin Ortaya Çıkışına İlişkin Bir Tez: Kleptokrasi Gök Tanrı İnancında İbadetler (Tengricilik'te İbadetler) TÜRKİYE'Yİ KİM SATIN ALIYOR? Ayvacık Depreminden Ne Anlamalıyız? EKONOMİ ÇOK ZORDA DEVLET BİR MİLLETİN GENETİK MİRASIDIR HANGİ REFARANDUM? Son Asırların Acı Gerçeği: Ümmetçi Tuzakları NOSTALJİ... TENGRİCİ TÜRKİYE Atatürk sebataistmidir ? ve Atatürk Mason mudur? NURCULUK DENEN SAYIKLAMA Anadolu Türklerinin Orta Asya Türkleri ile Genetik Benzerlikleri 'Türkler Yüzlerce Yıldır Kendinden Olmayanların Yönetiminde! Devlet Bizim,Ya İktidar?' Yecüc ve Mecüc Türklerdir TÜRK IRKI AK-BABALAR!!! Eski Türk İnancının Adlandırılması Sorunu SEMAVİ DİNLER ASLINDA TENGRİCİLİKTİR SEMAVİ DİNLERİN SÜMER MİTOLOJİSİ OLDUĞU GERÇEĞİ Bozkurt mu? Mankurt mu? Neoconların Minyatür Osmanlısı Osmanlı Türk'mü? Şamanizmden günümüze uzanan ve hala uygulanan Türk adetleri! KÜRESEL SALDIRI: ÖZELLEŞTİRME TÜRK TARİHİNİN BİLİNMEYEN GERÇEKLERİ BİLİNEN İLK TÜRK KİMDİR? ATATÜRK TÜRK TARİH TEZİNİN TASFİYESİ ve TÜRK İSLAM SENTEZCİLİĞİ ATATÜRK’ÜN HAYALİ; “BOZKURT BAŞLI GÖK BAYRAK”…
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Adana Demirspor00
  • 2Alanyaspor00
  • 3Antalyaspor00
  • 4Başakşehir FK00
  • 5Beşiktaş00
  • 6Fatih Karagümrük00
  • 7Fenerbahçe00
  • 8Galatasaray00
  • 9Gaziantep FK00
  • 10Giresunspor00
  • 11Hatayspor00
  • 12İstanbulspor00
  • 13Kasımpaşa00
  • 14Kayserispor00
  • 15Konyaspor00
  • 16MKE Ankaragücü00
  • 17Sivasspor00
  • 18Trabzonspor00
  • 19Ümraniyespor00
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA