Puna GÜLEÇÖZ
Puna GÜLEÇÖZ
Giriş Tarihi : 20-03-2016 19:02

VATAN BEYNİM SANA FEDA OLSUN

Yıl 28 Haziran 1914. Avusturya veliahdı, bir Sırp’ın düzenlediği suikast sonucu öldürülür. Bu olay neticesinde bir çok ülke birbirlerine savaş ilan eder. Bu savaşın tetikleyicisi bu suikast olmakla birlikte, savaş ilanlarının, ölecek milyonlarca kişinin ve yıkılacak imparatorlukların nedeni bu suikast değildir. Olsa olsa yalnızca bir “bahane” olabilir. 19. yüzyılda genelde içe kapalı bir ekonomik model yürüten, başını İngiltere, Almanya ve Fransa’nın çektiği Avrupa devletleri, 20. yüzyıl ile birlikte iç gelişimlerini (bilhassa ekonomik, askeri, teknolojik alanlarda) tamamlamışlardır. Üretimlerinde yaşadıkları kapasite artışını karşılayacak “hammaddeye” (doğal kaynak, insan gücü…) ve ürünlerini ihraç edecekleri pazarlara gereksinim duymuşlardır. İşte bu ülkeler hammadde sorununa kaynak bulma ve ürünlerini pazarlayıp ihracatı artırma (para kazanma ya da sömürme de diyebiliriz) gereksinimlerinin yanıtını “Savaş”ta bulmuşlardır. Biraz daha güncel tabirler kullanacak olursam, “Emperyalist devletlerin kapitalist amaçları doğrultusunda yürüttükleri kanlı paylaşım savaşı”. Bunca tarihi bilgiyi aktarmamın nedeni, 2001 yılından itibaren başlayan “örtülü 3. Dünya Savaşı”nın daha iyi anlaşılması içindi. Amerika’nın 11 Eylül tarihinde vurulması, 2001 sonrası dünya siyasi ve askeri konjonktürünün yeni bir düzlem içine girmesine neden olmuştur. Vurulan yerlerden biri olan Pentagon, askeri bir karargahtır. Vurulan yerlerden bir diğeri ise İkiz Kuleler olarak bilinen Ticaret Merkezleridir. İkiz kulelerin vurulmasının bence daha büyük bir anlamı var. Amerika ekonomik açıdan yıkılmak istenmiştir. Ya da Amerika’nın ekonomik üstünlüğü yıkılmak istenmiştir. Bu saldırının hemen ardından “Çin”e ve “İran”a komşu olan Afganistan, ABD tarafından ele geçirilmiştir. Daha sonra ise “İran”a, “Türkiye”ye ve “Suriye”ye komşu olan “Irak” ele geçirilmiştir. Birinci dünya savaşında “suikast” bahane öne sürülmüşken, bu sefer ise “demokrasi yok” ve “kitle imha silahları var” bahaneleri öne sürülmüştür. Öne sürülen nedenler değişse de biliyoruz ki esas amaç bir asırdır değişmeden varlığını korumaktadır. ABD şu an küresel bazda iki politika yürütmektedir. Birisi, büyük petrol rezervlerini, tatlı su kaynaklarını, uranyum gibi bor gibi kıymetli madenleri ve kutsal toprakları ülkesinde barındıran Suriye, İran ve Türkiye’nin ele geçirilmesi planıdır. Bu plan dahilinde ise bahane “İran’ın İsrail’e karşı tehdit oluşturabileceği, ülkede anti-demokratik uygulamaların bulunduğu ve nükleer silahların üretildiği’dir. Muhtemelen plan çerçevesinde fiilen ele geçirilmek istenecektir. Suriye ise, “küresel terör örgütlerine destekte bulunmak ve ülkesinde anti-demokratik uygulamalara yer vermek” suçlamasıyla fiilen ele geçirilmek istenmektedir. Türkiye ise acaba ele geçirilmiş midir? Büyük Ortadoğu Projesi bağlamında da düşünürsek İran, Suriye ve Kuzey Kore şer eksenini oluşturmaktadırlar (Irak ele geçirildiğine göre artık tehdit algılamasına muhatap olmayacaktır). Amerika’nın küresel bazdaki ikinci planı ise 2020’li ve 2030’lu yıllarda Abd’den bir çok alanda ileriye geçmesi düşünülen Çin’i askeri ve ekonomik alanlarda çevrelemek ve bu ilerlemeyi çeşitli yöntem ve projelerle kayıtlamaktır. Özellikle şu son yıllarda Amerikan Araştırma Enstitülerinin Çin ve Abd öngörülerinde bulunmaları, Abd’nin bu konuya ne kadar önem verdiğini bize göstermektedir. Bölgesel bazda Çin, Rusya ve Hindistan’ın işbirliğine gitmesi Abd’yi süper güçlük sıfatından mahrum bırakacaktır. Bu üç ülkenin ekonomik, askeri ve uzay varlığı gücünü topladığımız zaman Abd ve müttefiklerinin ekonomik, askeri ve uzay varlığı gücünden fazla çıkmaktadır. Önümüzdeki 15-20 sene içerisinde de bu fark artık gözle görülebilir düzeye, herkesin bildiği bir düzeye erişecektir. Bu maksatla Abd’nin yalnızca kendisine güvenmesi, ittifaklarını eski müttefiklerle sürdürmesi, imkansız hale gelmiştir. İşte kanaatimce burada devreye Büyük Ortadoğu Projesi ya da Genişletilmiş Ortadoğu Projesi girmektedir. Fas’tan Pakistan’a kadar olan hattaki ülkelere tırnak içinde demokrasi, barış ve huzuru getirmek için Abd çılgınca bir atılım gerçekleştirecektir. Gerek işgaller gerekse de rengarenk devrimler ile bu projeler tamamlanacaktır. Özetle Abd, 
1-)  Kendisine güçlü, büyük bir müttefik kazandırmak, bunun içinde Büyük İsrail’i yani Neo-İsrail’i kurmak isteyecektir. Toprakları İran, Suriye, Irak ve Türkiye’yi kapsayacak Neo-İsrail şimdiki İsrail ile kıyaslanamayacak türde, sayıda ve nitelikte büyük olacaktır. Belki de şuan ki Abd ile eş güçte bir devlet oluverecektir. 
2-) Fas – Pakistan hattında ise, kendisi için gerektiğinde müttefik safta savaşacak hükümetler, iktidarlar ve milletler oluşturmak isteyecektir. Bu ise genellikle para babalarının yaratacakları sivil toplum örgütleri, basın-yayın gibi unsurlar sayesinde ve yapılacak renkli devrimler sayesinde olacaktır. 
         Haritayı önümüze açıp baktığımız zaman göreceğiz ki Türkiye’nin, Kıbrıs’ın ve Suriye’nin jeostratejik konumları bu saydığım planlar için birincil önemdedir. Ben Irak’tan sonra sıranın Suriye’de olacağını düşünmekteyim. Belki sonra sıra İran’a da gelir ama Türkiye Abd tarafından fiilen işgal edilebilir mi, şüphelerim var. Abd hem ekonomik hem de askeri açıdan çöker. Eğer ileriki tarihlerde Türkiye’ye Abd tarafından fiili operasyon yapılacaksa şu andan itibaren Türkiye’nin kesinlikle güçlenmemesi, büyümemesi, gelişmemesi gerekmektedir. İkinci olasılığa göre, Abd Türkiye’yi fiilen işgal etmeyecektir ama kendisine şu anda olduğundan bin kat daha fazla bağlayacaktır. Şu anda olduğundan daha fazla, ülkemizi ve iktidarları “satın alacaktır”. Şu anda olduğundan fazla diyorum, çünkü şu anda da zaten kanaatimce ülke Abd’nin ve Abd uydularının güdümündedir. Türkiye’nin elini kırmanın en güzel yöntemi, terörü hortlatmak ve yeni yeni terörler yaratmaktır. Pkk terörünün beli kırılamamıştır ve kırılamamaktadır. Türkiye’nin diğer elini kırmanın yolu ise, ekonomik açıdan onu bağlamakla olur… Bakınız, Osmanlı borç alırken “halktan topladığı vergileri” kendisine dayanak göstermişti. Borçlar ödenemez, faizler ise zorlukla ödenir duruma gelince yabancı devletlerin adamları, banka patronları Duyun-u Umumiye idaresini kurdular. Bu idare devletten ayrı bir kolluk kuvveti oluşturdu. Önde yabancı alacaklı arkasında kendi kolluk gücü, devletin toplayacağı vergileri kendileri toplamaya ve devletin borcundan düşmeye başladılar. Ancak bunun sonucu Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı oldu. Günümüz Türkiye’sinde de gerek Dünya Bankası’ndan gerek IMF’den gerekse diğer kuruluşlardan borçlar “vergiler kaynak gösterilerek” alınmaktadır. Aradaki benzerliği kör gözler bile görüyor. 
Devletin gelirleri; vergilerden ve devlet kuruluşlarının gelirlerinden oluşmaktadır pardon oluşmaktaydı. Şu an Telekom, Ereğli, Tüpraş, Limanlar… gibi isimlerini her gün bir çok kişinin ardı ardına ezbere sıraladığı “yüksek kâr getiren “kuruluşların büyük yüzdeleri satılmıştır. Bunun sonucu devletin gelirler kısmını oluşturan unsurlardan geriye “vergiler” kalmıştır. Gayrı Safi Ulusal Hasılamızın %55’ini borç faizine vermekteyiz. Sizce, bu ekonomik veriler ışığında hem borç faizlerimiz hem de borçlarımız ödenebilir mi? Benim bu konuda büyük şüphelerim var. Unutmayalım ki bu stratejik kuruluşlar da yine bu hükümet zamanında “Babalar Gibi..!” satılmıştır. AB ile ilişkilerimizde artık “her söylenene evet” deme alışkanlığımızın Türkiye’nin uluslararası alanda nasıl bir prestij kaybına uğradığına burada bahsetmeme gerek yok. Uluslararası alanda sözü dinlenmeyen, yumruğunu masaya vuramayan ülkeler ise parmağın ucunda oynatılır. Diplomaside “Tilki kadar kurnaz, kurt kadar vahşi” olmak esastır. İşte bu hükümet zamanında (“bu hükümet” şu anda başımızda olduğu için “bu hükümet” deyip durmaktayım, yoksa AB ile ilişkiler çerçevesinde 2001 yılındaki uyum paketlerini çıkaranlar, idamı AB istedi diye kaldıranlar, yolsuzlukla mücadelenin sac ayağı olan 4422 sayılı yasanın içini boşaltanlar, Yüce Divan’da yargılananlar, bu hükümet değil tabi ki) AB ile ilişkiler “ver kurtul” düzlemine girmiştir. Patrikhane ile ilgili gelişmeler ve AB’nin talepleri, AB’nin demokrasi ve özgürlük anlayışı bağlamında Güneydoğu’daki insanımızın rahat rahat pkk bayrağı açabilmesi, Zanagiller grubu üyelerinin çalışmalarına izin verilmesi,bu zatların meclisimizde yemin bile edemeyecek kadar ermeniyken izin verilmesi Kıbrıs ile ilgili “ek protokolün imzalanması” ve Irak’ta Kürtlerin bir Kürt devleti kuracak olmaları, bu isteğin benzerinin ileriki dönemde sözde aydınların ve boyalı medyanın onayıyla Türkiye’de de talep edilecek olması, sözde Ermeni soykırımı ve sözde aydınların tutumu vesaire vesaire…Bin bir türlü melanet başımızdadır. Özetle, bir yanda AB, bir yanda ABD kıskacındaki ülkemizin geri dönülmesi imkânsız olumsuzlukları yaşaması Atatürkçü, Vatansever, Atatürk milliyetçisi (güncel tabirle ulusalcı), anayasal ilkeler ve hukuk çerçevesinde düşünen, Hakka inanan insanların Kuvayi Milliye adıyla çalışmaya başlamalarına ve birleşmelerine yol açmıştır. Çünkü artık günümüzde sağ sol anlayışı yoktur. Ulusal -  ulusal olmayan, milli – gayrı-milli anlayışı mevcuttur. Artık en sağından en soluna kadar bu saydığım Kuvayi Milliye ruhunu hisseden herkes bir olmaya başlamıştır. Yalnız bu seferki Kuvayi Milliye biraz farklıdır. Silahla topla tüfekle değil, bilgi vererek yazılar yazarak, konuşarak tartışarak, boyalı medyanın ve Avrupa’nın manevi ajanlarının yürüttüğü bilgi kirliliği faaliyetine karşı milletimizi her ortamda her türlü araçla “doğru bilgilendirerek, bilinçlendirerek” yürütülecektir günümüzün Kuvayi Milliye faaliyeti. Milletimize gerçekleri anlatmak ve milletimizi bilinçlendirmek, kötülükler karşısında tek vücut olabilmek yukarıda anlattığım melanetlere karşı bizim ve Vatanımızın en büyük kalkanı en büyük silahı olacaktır.
Bu Vatan, Bu Millet, Bu Ülke; Tektir, onun adı Türkiye..! ve bizler onun uğruna canını can pazarına gönüllü sunanlarız sahipsiz değildir,ne içte ne dışta tek ışığımız bilgeliğimiz olacaktır hakimiyetimiz asırlarca devam edecektir unutmayın tarihi biz başlattık…biz istemedikçe bitmeyecektir.Bilgiyle kalın…sevgiyle ve yüksel vatan şuuruyla yaşayın sevgiler.
Puna GÜLEÇÖZ

Puna GÜLEÇÖZ

DİĞER YAZILARI SÖZ UÇAR YAZI KALIR 01-08-2019 00:30 ORTADOĞU YENİDEN Mİ ŞEKİLLENİYOR? 26-12-2018 21:07 2 EKİM 2018 CEMAL KAŞIKÇI OLAYI 09-10-2018 08:43 ABD TİCARET SAVAŞI VE OLASI SONUÇLARI ANALİZİ 14-09-2018 19:37 Orta Doğu’da din üzerinden beklenilen savaş teorisi su savaşına mı evrilecek? 13-07-2018 21:26 PSİKOLOJİK KARŞI ATTACK 05-03-2018 10:56 BİLDİĞİM TEK ŞEY, HİÇ BİR ŞEY BİLMEDİĞİMDİR. 25-11-2017 01:17 GEÇMİŞİN ÇÖKEN MEDENİYETLERİNDEN ALINACAK DERSLER 12-11-2017 16:29 NÜKLEER GERÇEĞİMİZ 31-10-2017 23:58 PARADOX KİMİ ZAMAN ŞAŞIRTMA AMACI GÜDEN,AYKIRI DUYGU VE DÜŞÜNCE 23-10-2017 23:01 PSİKOLOJİK OPERASYON 12-10-2017 23:41 BUNUN SONU NEREYE VARACAK 04-10-2017 22:47 Şu mavi noktaya dikkatlice bakın. 24-09-2017 22:22 AÇLIK OYUNLARI (KUTSAL ZEYTİN’İN KATAR A CEZASI) 08-06-2017 16:18 İNSANLIĞIN SINAVIDIR ŞU YEMEN ELLERİ 15-05-2017 20:30 ALLAH’IN SINIRLARI İHLAL EDİLMİŞTİR 07-05-2017 10:26 23 Nisan 1920-∞ 22-04-2017 11:30 KURT VE ÇAKALIN HİKAYESİ .... 20-04-2017 19:19 ÜLKÜMÜZE…DAVAMIZA…BUNLARIN KAPSAMI OCAKLARIMIZA SAHİP ÇIKMA ZAMANIDIR 17-04-2017 18:17 LİBYA’YI 3’E BÖLME PLANINA GENEL BİR BAKIŞ(HER TARİH BİR MESAJ) 11-04-2017 19:08 HER TARİH BİR MESAJ (KÖRFEZ STRATEJİSİ NE İSE SURİYE STRATEJİSİ AYNIDIR) 07-04-2017 23:21 DÜŞMAN:”ÖNCE UYKU SONRA ÖLÜM” DİYOR! 31-03-2017 10:22 AKLIN TEMEL TAŞI MANTIK (BİR ARAŞTIRMAMIN KISA ÖZETİ) 29-03-2017 17:10 SON DÜNYA SAVAŞLARI ÜLKE SENERYOLARI-ANALİZLER 3 23-03-2017 09:04 SON DÜNYA SAVAŞLARI ÜLKE SENERYOLARI-ANALİZLER 2 12-03-2017 21:21 SON DÜNYA SAVAŞLARI ÜLKE SENERYOLARI-ANALİZLER 1 02-03-2017 10:38 SÜREKLİ OLARAK ŞEKİLLENDİRİLEN TARİHLER 17-02-2017 19:31 AGNOTOLOJİ (CEHALET BİLİMİ) 11-02-2017 15:29 ŞEYTANLA DANS EDEN KİRLENMEKTEN KURTULAMAZ 10-02-2017 17:41 ANLARSANIZ….!!!! 09-02-2017 21:19 EĞER ÜLKENİ KURTARACAK BİR LİDER BEKLEMEKTEYSEN BEN SİZE BİRŞEY ÖĞRETEMEMİŞİM DEMEKTİR./MUSTAFA KEMAL ATATÜRK. 27-01-2017 17:14 BARDAĞIN DOLU TARAFINA BAK 24-01-2017 21:38 KÜRESEL ANAYASA 15-01-2017 17:43 KISSADAN HİSSE... 10-01-2017 16:30 TARİH HATAYI AFFETMİYOR 9.KISIM. 04-01-2017 22:38 TARİH HATAYI AFFETMİYOR 8. KISIM 30-12-2016 13:20 TARİH HATAYI AFFETMİYOR 7.KISIM 20-12-2016 02:27 TARİH HATAYI AFFETMİYOR 6.KISIM 16-12-2016 08:18 TARİH HATAYI AFFETMİYOR 5.KISIM 14-12-2016 08:52 TARİH HATAYI AFFETMİYOR 4.KISIM 12-12-2016 08:07 TARİH HATAYI AFFETMİYOR 3.KISIM 09-12-2016 22:39 TARİH HATAYI AFFETMİYOR 2.KISIM 08-12-2016 10:26 TARİH HATAYI AFFETMİYOR…. 04-12-2016 18:19 VATAN VE İMAN İÇİN 06-08-2016 14:44 TÜRK BİR DEV HAYALİ YIKTIM GERÇEĞE YÜRÜYORUM 09-07-2016 03:15 Puna GÜLEÇÖZ- MADEM MİLLETÇİLİK, NEDEN RUHU YOK 27-06-2016 02:40 Puna GÜLEÇÖZ - KAHRAMAN IRK'IMA BİR NAME 19-06-2016 22:23 BENİM İMAN DOLU,GÖĞSÜM GİBİ SERHADDİM VAR 11-06-2016 12:44 BIR MILYON KERE BIR MILYONLUK BIR KUVVET...KISSADAN HİSSE ZAMANIMA... 01-06-2016 09:02 Puna GÜLEÇÖZ ; HÜRRİYET KASİDESİ.... 22-05-2016 23:15 BUYUK TURK BİRLİĞİ. ASLA İMKÂNSIZ DEĞİL... 16-05-2016 00:02 SİZİN HAKLARINIZ 3 MADDE VE HER YOL EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR... 08-05-2016 22:09 İHTİLALİ KİM YAPTI 02-05-2016 09:17 EN BUYUK AŞAMADIR MERKEZİ BİRLİK NE KADAR SAMİMİSİNİZ... 25-04-2016 09:35 NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!... 17-04-2016 20:41 TERÖR EYLEMLER STRATEJİSİ 10-04-2016 19:07 ZAMAN MAKİNASI VE KURTULUŞ YOLU 1.BÖLÜM 04-04-2016 00:54 ALGI STARTEJİSİ VE OYUNUN İÇİNDE OYUN KURALI 27-03-2016 21:49 VATAN BEYNİM SANA FEDA OLSUN 20-03-2016 19:02 “KEMAL PAŞA”1923 15-03-2016 15:22 TARİHİ UNUTAN GAFİLLER GÜÇ VEHMEDEBİLİR,AMA SONLARI HÜSRANDIR 08-03-2016 16:07 BALFOUR DEKLARASYONU 1917 03-03-2016 01:04 SYKES-PİCOT PLANI İYİCE İRDELENMELİDİR 28-02-2016 14:51 ALTIN VURUŞ 27-02-2016 02:58 DESİNLER Kİ BİR DE BİTLİSLİ EŞREF KOMUTAN VARDI 20-02-2016 01:27 BU BAHAR A İNDİRİM VAR 13-02-2016 03:26 BU BAHARA İNDİRİM VAR 12-02-2016 18:03 BEN KALEMİME MÜLTECİ DEĞİLİM HAKİMİM.. 12-12-2015 17:36 BENİM EGOM YOKTUR.FİKRİM VARDIR. BİLİMSEL (EZOTERİK)YOK OLUŞ 08-12-2015 05:37 MUASIR MEDENİYETLER SEVİYESİNE GEÇEBİLİRMİYİZ ARTIK...!!! 30-10-2015 21:43 (Ata'sının kızı) Puna Güleçöz HARBİ ANALİZ...(ANALİZ-İ HARBİ) 12-09-2015 18:13 Vatan Sana Canım Feda Derken Çok Nettim! 31-08-2015 12:10 (Ata'sının kızı) Puna GÜLEÇÖZ TÜRKLER BU ÇAĞDA FİNALE Mİ OYNUYOR? 18-07-2015 22:47 KELEBEK ETKİSİ... 17-04-2015 19:32 Ata ’ya Mektup 16-04-2015 00:59
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
23 Nisan 2018 Solo Türk Gösterisi
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
İYİ Parti ÇTSO ve Esnaf Odaları Ziyareti
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA