Ebru SAKALLI
Ebru SAKALLI
Giriş Tarihi : 29-10-2017 22:27

BİZE ARTIK HER ŞEY MÜBAH

Türk milleti artık tarihinde olmadığı kadar uyanık , donanımlı ve bilgili olmak zorunda .Çünkü tarihte bizi silahla yenemeyen emperyalist çeteler bu milletin en hassas noktası olan Din silahını keşfetmişler. Yıllar önceden kendi ajanlarını sözde din adamı alim, şeyh, şıh yaparak muhtelif bölgelere yerleştirilip milletin başına bela etmişler. Sağ olsun bizim milletimiz din konusunda kendi dilinde dinini öğrenip yaşamadığı için yeterince bilgi sahibi değil. Uydurulmuş hurafeleri din zannedecek kadar dininden bihaber .Din söz konusu olduğunda sorgulamadan biat etmeyi tercih eden, şeyhinin ağzından çıkanlara koşulsuz inanan cinsten. Bu şeyhlerin Şıhların evveliyatı nedir, nereden gelmişlerdir, dinimizde ruhban sınıfı var mıdır diyerek araştırmak akıllarının ucundan bile geçmiyor. Körü körüne bunların ardından gidiyor. Kutsal kitabımız Kur'an da mezhep yok, cemaat yok, Tarikat yok .Nasıl oluyor da ülkenin içi bunlarla kaynıyor. Tarikat ve cemaatlerin Siyonistler tarafından kurulduğunu ve finanse edildiğini dile getiren bir çok değerli bilim adamı araştırmacı ve yazar bulunduğu halde, bizim millet merak edip okumuyor araştırmıyor . Maazallah çarpılırım , günaha girerim ,cennete giremem, cehennemde yanarım anlayışı ne yazık ki beyinlerini ele geçirmiş , sorgulamalarına müsaade ettirmiyor. Kendine gönderilen kitabı açıp, kendi dilinde doğruları asıl kaynağından öğrenmek çok zor geliyor. Ülkemizdeki tarikat ve cemaatlerin en büyük özelliği Atatürk düşmanlığını nakış gibi müritlerin beynine işlemek. Atatürk' e düşman olmak demek; aydınlığa, bilme ,medeniyete düşman olmak demektir. Çağdaş ve medenice yaşamayı istemek, dinsiz olmayı gerektirmez. İnsanımız bunun ayırdına mazhar olduğunda ülkemiz yüzyıllardır hak ettiği huzura kavuşacak ve insan gibi yaşam koşullarına sahip olacak. Atatürk'ün milletini ulaştırmaya çalıştığı yegane ülke düzeyi de buydu ve bu uğurda insan üstü performans göstererek çok çalıştı. Halkı için öğretmen, çiftçi, mühendis ,yazar, komutan, bilim adamı dahil her şey oldu. En önemlisi hepimizin babası oldu. Tek istediği milletinin medeni ülkelerin sahip olduğu refah düzeyine erişmesiydi. 1929 yılında çıktığı yurt gezilerinden birinde halkının dertlerini dinlemiş ,koltuğuna yığılırcasına oturup Hasan Rıza Soyak'a Türkiye halkının yokluğu karşısındaki çaresizliğini şöyle dile getirmiştir.

“Bunalıyorum çocuk, büyük ıstıraplar içinde bunalıyorum. Görüyorsun ya gittiğimiz her yerde mütemadiyen dert ve şikâyet dinliyoruz. Her taraf derin bir yokluk; maddi ve manevi perişanlık içinde. Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz. Memleketin hakiki durumu bu işte. Bunda bizim bir günahımız yoktur. Uzun yıllar hatta asırlarca Dünyanın gidişinden gafil ,bir takım şuursuz idarecilerin elinde kalan bu cennet memleket, düşe düşe şu acınacak hale düşmüş.Büyük istidatlara malik olan zavallı halkımız ise kendisine mukaddes akideler şeklinde telkin edilen bir sürü batıl görüş ve inanışların tesiri altında uyumuş kalmış...Bu arada beni en çok üzen şey nedir bilir misin? Halkımızın zihninde kökleştirilmiş olan, her şeyi başta bulunanlardan beklemek itiyadı … işte bu zihniyetle; herkes büyük tevekkül ve rehavet içinde, bütün iyilikleri bir şahıstan yani şimdi benden istiyor, benden bekliyor. Fakat nihayet ben de bir insanım be birader, kutsi bir kuvvetim yoktur ki …” diyerek bir yönetici, bir insan olarak düştüğü çaresizliği en açık şekilde ortaya koymuştur.

Atatürk, Doğu ve Güneydoğu’ya yaptığı gezi ve incelemelerindeki gözlemlerini Sabiha Gökçen’e şöyle ifade eder:

“İnsan ömrü yapılacak işlerin azameti karşısında çok cüce kalıyor. Geçtiğimiz yerlerde fabrikalar görmek istiyorum, ekilmiş tarlalar, düzgün yollar, elektrikle donanmış köyler; küçük fakat tertemiz, sağlıklı, insanların yaşayabileceği evler, büyük yemyeşil ormanlar görmek istiyorum. Gürbüz çocukların yüzleri sararmamalı, dalakları şiş olmayan çocukların okuduğu okullar görmek istiyorum... Batıda ne medeniyet varsa doğuda da aynı medeniyet olmalıdır... Ben yapabildiğim kadarını yapayım, sonra ne olursa olsun demek benim kitabımda yok. Geleceği, geleceğin Türkiye’sini düşünmek görevim. Bir iş aldık üzerimize, bir harbin üstesinden geldik, şimdi ekonomik alanda savaş veriyoruz, daha da vereceğiz. Bu heyecanı yaşatmak, bu heyecanın ürünlerini görmek lazım.”

Omuzlarında bunca yükle baş edebilmek her yiğidin harcı değildir. Bir nebze dertlerini unutmak için akşamdan akşama iki kadeh rakı içerek rahatlamayı yaşadığı sıkıntıları unutmayı istemekle ayyaş da olunmaz günahkar da. Hele ki, ölümünün üzerinden 80 yıl geçmesine rağmen milyonlarca insanın her aklına düştüğünde avuçlarını göğe açıp burnunun direği sızlayarak , yüreği yanarak Tanrım seni ışıklar içinde yatırsın , cennet mekanın olsun, peygamberimize komşu ol diye ona dua ediyorsa ve daha nice 80 yıllar devam edeceği su götürmez bir gerçek ise kusura bakmayın ama esas günahkar olanlar ona hakaret edenlerdir.

Türkiye 1938 den sonra yanlış yönetilme ,yanlış antlaşmalara imza atma ve Atasının izinden ayrılmasının sonucu olarak, ne yazık ki bu karanlık günleri yaşıyor. Sağduyulu ve vicdan sahibi olanlar, Türk milletinin kimler tarafından çağdaş ,aydın , medeni olmasının istenmediğinin ve bunlara kimlerin zemin hazırladığının gayet farkındalar. Bu yüzden ATAPUTÇU damgası yemelerine rağmen aklın yolundan ayrılmıyorlar. Şimdi Atamıza olan saygımız ve sevgimizden dolayı bizi yargısız infaz edenlere sormak istiyorum. O Türk milletinin babası olduğuna göre, sizin kendinize lider edindiğiniz baba gözüyle baktığınız birine hakaret etmemize müsaade eder misiniz? Etmeyeceğinizden adım gibi eminim. Bizler onu günahlarıyla ve sevaplarıyla beraber ölümüne seviyoruz. İşte anlamadığınız bu Atatürk bizim babamız doğrusuyla yanlışıyla ona kimsenin hakaret etmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Hele ki düşmanlarımızın örgütlediği cemaat ve tarikat gerçeklerini bile bile asla .

-----------------------------------------------------------------

İndirilmiş dini bozup uydurulmuş hale gelmesine vesile olanlara, milleti dinden imandan soğutanlara, son 15 yılda Ateist patlaması yaşatanlara soruyorum. Eğer İslam adına yapılıyorsa her şey mubah mıdır?

Bakın kutsal kitabımız Kur'an da hırsızlık için ne denmiş;

Hırsızlık yapan erkek ve kadının yaptıklarına karşılık olmak üzere , Allah'tan bir Ceza olarak ellerini kesin.(Maide 38)

Ne önündeki ayette ne de ardından gelende eğer İslam adına yapılıyorsa günah değildir diye bir ayet veya açıklama yok!

Her ne amaç uğruna yapılmış olursa olsun hırsızlık haramdır. Kafanıza ve işinize göre hırsızlığı helal sayıyorsanız kendi adınıza yeni bir din anlayışı uydurup en büyük günahı işliyorsunuz. Aç olan yavrusunu doyurmak için süt veya ekmek çalan birisi, eğer kanun önünde hırsız sayılıyorsa , kimse kusura bakmasın ama sözde yeni bir anlam kazandırdığınız İslam davanız uğruna, Bey tül malı menfaatinize göre harcadığınızda ne sayılırsınız

Hem Tanrı istemez izin vermezse yaprak düşmeyeceğine iman edip, hem de sözde İslam davanız için her türlü kanunsuzluğu yapabiliyorsanız imanınızı sorgulayın. Her şeyin Tanrının ol demesiyle olacağını savunup, kendi davanız söz konusu olduğunda Tanrının ol demesini beklemeden oyunlara, kumpaslara, yalanlara, yolsuzluklara başvuruyorsanız hiç boşuna kimseyi kandırmayın, bu sizin imansızlığınızın delilidir. Millete elindekiyle sabretmeyi yetinmeyi evla gibi gösterip, iş kendinize gelince tam tersini uyguluyorsanız darılmayın ama Takiyyecisiniz

Şehitliği öve öve yere göğe sığdıramadığınız halde , utanmadan şehitlere nasıl kelle diyebiliyorsunuz.

Milletin çocuklarını zorla İmam hatipli yapmıyor musunuz? Ülkeyi açık imam hatibe çevirdiğiniz halde hiç sıkılmadan kendi çocuklarınızı kolejlerde okutmuyor musunuz?

Kendiniz Saltanat sürüp , lüksün dibini sıyırırken, milletinize hangi yüzle tasarruf tavsiye edebiliyorsunuz.

Fetö hepinizi kandırabiliyor bunda hiçbir beis olmuyor, söz konusu normal vatandaş olunca hemen hapsi boylamıyor mu?

Vatandaşın sırtına ağır vergileri yüklemeye hiç gocunmuyor, sıra kendi yandaşlarınıza gelince vergi borçlarını bir kalemde silmeye utanmıyor musunuz?

Yol köprü yaptık diye övünüyorsunuz amma, yolları köprüleri milletin parasıyla yaptığınızı unutuyor ve hatta geçmediği yolun, köprünün yatmadığı hastanenin parasını haksızca vatandaştan alıp yandaşlarınızı ihya etmiyor musunuz?

Allah aşkına soruyorum sizlere meydanlarda oy toplamak için ağzınızdan düşürmediğiniz Allah bunları yaparken hiç aklınıza gelmiyor mu? Dininizi vicdanınızla yaşayın , siyaseti aklınızla ki, bu bataktan bir an önce kurtulalım.

Eğer sizler hurafelerle bozduğunuz, dejenere ettiğiniz dinimizi dava edinip onun adına her şeyi yapmayı kendinize mubah görüyorsanız, bundan sonra Atatürkçüler olarak bizleri, çağdaş, aydınlık, medeni yarınlara taşıyacak Atamızın emaneti , Cumhuriyet ve Laikliği koruma ve kollamayı şiar ediniyor ve bu dava uğruna her şeyi yapmayı kendimize mübah görüyoruz.!

NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
23 Nisan 2018 Solo Türk Gösterisi
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
İYİ Parti ÇTSO ve Esnaf Odaları Ziyareti
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA