Advert
GÜNCEL
Giriş Tarihi : 08-03-2019 09:54   Güncelleme : 08-03-2019 10:11

Sevinç ÖZER ''KADIN SORUNU: ERKEKLERARASI EŞİTSİZLİK ''

''Dünya uygarlığı ne yapsa “kadın sorunu” konusunda bir arpa boyundan daha fazla yol katedebilmiş değil ''

Sevinç ÖZER  ''KADIN SORUNU: ERKEKLERARASI EŞİTSİZLİK ''

KADIN SORUNU: ERKEKLERARASI EŞİTSİZLİK

Kadınların karşılaştıkları sorunların en büyüğü hiç kuşkusuz kadınlara yaşam hakkı tanımayan ve onları çeşitli biçimlerde, bazen bir kurşunda, bazen bıçaklayarak – ama mutlaka açık açık gizlemeye gerek görmeden – öldüren erkekler. Her yıl bu ülkede yüzlerce kadın adeta soykırıma uğruyor.
Diğer yandan, televizyonda gerçek cinayet ve suç olaylarını konu alan Amerikan kanallarından birinde Amerika’da işlenen suçların, nedenlerinin ve suçlunun yakalanma aşamalarının verildiği polis araştırmaları öykülerinde, kadın kurbanların sayılarının diğer suç kurbanları yanında her zaman daha büyük bir çoğunluk olduğunu görüyoruz. Yani kadınlar her kültürde, her ülkede şaşmaz bir biçimde erkek saldırıları sonucu dövülüyor, tecavüze uğruyor, ağır yaralanıyor ya da öldürülüyorlar. Cinsiyet konusundaki çifte standartlar ve bunların toplumun tümü üzerinde felaket türünden etkileri herkes tarafından görülmekle birlikte ne önüne geçilebiliyor ne de azaltılabiliyor.
Dünya uygarlığı ne yapsa “kadın sorunu” konusunda bir arpa boyundan daha fazla yol katedebilmiş değil. Kadının ötekileştirilmesinin sonu bir türlü gelmiyor. Çünkü erkek, kadın vücudunu her zaman sömürgeleştirdiği bir alan olarak görüyor ve bu alanı ne kaybetmeyi ne de özgür bırakmayı göze alabiliyor. Kadın güzelliği yıllar boyunca sanatın ve sanatçının ilgi merkezi olup, bu güzelliğin ölçütleri sanat yoluyla kültürler arası standartlaştırılmış değerlerle ifade edildiği sürece kadın vücudunun sömürüsü sürecek gibi görülüyor. Güzellik yarışmaları, mankenlik, moda gibi kurumlaşmış sömürü mekanizmaları da kadını, erkeğin gözlerinden ve erkek için görünen bir nesne haline getiriyor ve kadın asla özne olamıyor.
Sömürgecilik, militarist bir geçmişten gelen her ulusun, özelde her erkeğin bilinçaltında adeta özenle koruduğu bir değer olarak kalmış durumda; çünkü erkekler aynı zamanda diğer erkeklere egemen olan sınıfların ve ülkelerin de üyeleri. Yani erkekler dünyasındaki hiyerarşi onları bir çıkarlar hiyerarşisinde de yaşamaya itiyor. Bu hiyerarşinin en üstünde ve en altında kalan erkeğe aynı şekilde ve aynı tarzda “geleceği şekillendirenin erkek olacağı” telkin edilmektedir. Bu ise ona en azından bir kadının ve çocukların sahibi olacağını düşündürür. Yani her erkeğin en az bir kadın ve çocuklarla “köle ve sahip” ilişkisi yaşayacağına inanması bilinçaltı dürtüsüdür. Kadın-köle seçiminin kriteri, güzellik ölçütleri de kadının doğurganlığını tanımlayan göğüsler, kalçalar vs.dir.
Sonuç: Kadın ve kadının doğuracağı çocuklar erkeğin istediği şekilde kullanacağı bir sömürge alanıdır. Bu alan, onları istediği gibi denetleyeceği ve yaşatacağı bir düzen sorunudur ve erkek aldığı eğitimle orantılı olarak bu düzeni kurar, başkalarını bu alana sokmaz ve bu düzeni bozanı, çoğu kez de kadını, cezalandırır. En büyük korkusu da kadının özgürleşmesi, bu düzeni bozmaya kalkmasıdır. Kısacası, erkek kafası toplumun geleceğini olmasa bile “namus” adını verdiği değerler sistemini belirler ve bu değerler sisteminin merkezine konulmasına karşın kadının buna katılmasına izin verilmez.
Kadın sorununun erkekler dünyasında eşitlik sağlanmadıkça bitmesine olanak yoktur; çünkü güç (iktidar) erkekler arasında paylaşılmaktadır. Yani erkekler dünyasındaki hiyerarşi sürdükçe erkek eliyle daha çok kanı akacak, erkeğe gücü yetmeyen erkekler kadınları cezalandırmayı sürdüreceklerdir.,
 
Prof.DR.Sevinç ÖZER
İstanbul Zaim ünv. eğitim fak. ingilizce eğit. bölümü
 
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
23 Nisan 2018 Solo Türk Gösterisi
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
İYİ Parti ÇTSO ve Esnaf Odaları Ziyareti
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA